Sehim, Malik’e küfürler ederek kılıcıyla hamle etti ama malik maharetli bir şekilde onun hamlesini savdı, sonrada sehimin göğsüne bir kılıç darbesi indirerek onu sinesini yardı ve yere serdi. O anda Şamlılardan iki kişi malike saldırdılar ancak malik onlara da hamle fırsatı vermeden her ikisini de yere serdi ve geri döndü. Bunların katlinden sonra Muaviye, Abdullah ibni Ömeri bir gurupla birlikte ırak askerleri üzerine gönderdi. Abdullah recez okuyarak gelip kendisiyle savaşacak adam istiyordu Hz. Ali (a.s) da Muhammed bin Ebu Bekir’e izin verdi ki onunla mübareze etsin. Muhammed bir gurupla birlikte, Abdullah’ın gurubuna saldırdı. İki gurup arasındaki çatışmanın gün batımına kadar savaşması sonucu Muaviye Şer Habisi Abdullah’a ve hz. Ali (a.s) da Maliki Muhammed’e yardıma gönderdiler. Savaşta otuz altı hicri yılı zilhicce ayının sonuna kadar böyle (komutanların çatışmasıyla) geçti. Bu savaşta da Hz. Ali (a.s) çaba sarf ediyordu ki daha çok kan dökülmesin. Ama Muaviye hiçbir zaman onunla yanyana gelmek Sulh kabul etmek taraftarı değildi. Sonuçta Hicri otuz yedi yılı yetişti ve her iki taraf Muharrem ayında Savaşı durdurma kararı aldılar. O hazret buna daha meyilli idi. Zira ümidi vardı ki şayet bu müddet içerisinde bir karış imkanı olsun?!
Muaviye yi yola getirmek için çok çaba harcadı ki bu hücum sona ersin diye. Ancak Muaviye hiçbir zaman böyle bir şeye hazır olmadı Muharremin bitmesiyle Savaş ateşi yeniden alevlendi ve diğer yılın On yedi Sefer ayına kadar devam etti. Böylece tarih kitaplarının kaydettiğine göre bu savaş otuz altı hicri yılının Şevval ayında veya otuz yedi hicri yılı Sefer ayının 12 sinden 18’ine kadar zapt edilmiştir. Bu savaş Arap camiasının dahili savaşlarının enkazlılarındandır ve bu bir Hak ve Batıl veya nur ve zulmet savaşıydı.
Savaşın ilk günlerinde daha az kan dökülmesi ümidiyle Hz. Ali (a.s) teke tek savaşmayı tercih ediyordu ama Ammar-ı Yasir, Veysel Karani gibi bazı seçkin ashab ve komutanların şehit olmasından sonra savaşı şiddetlendirdi.
Muaviye Ecir namıyla meşhur bir pehlivana meydana çıkıp, O Hazretin komutanlarıyla mübareze etmesini emretti, tesadüf en karşısına çıkan Hz. Ali (a.s)ın kölesi idi. Köle şehit olunca imam gamlandı kendisi bu adamın karşısına çıktı. Ecir karşısındakinin kim olduğunu bilmiyordu gururla bir kılıç hamlesi yaptı. Hazret onun bu hamlesini reddettikten sonra onu elleriyle tutup kaldırdı ve yere öyle bir vurdu ki yere gelen kemikleri kırıldı ve o yerde can verdi. O anda hazret tek başına orduya saldırdı büyük bir miktarı kılıçtan geçirdikten sonra gezi döndü…
Sefer ayının dördünü günü idi, Ebu Eyyüb Ensari emrindeki Süvarilerle birlikte Şamlılara hamle ile görevlendirildi ve kendisi de Muaviye’nin karargahına doğru saldırdı, önüne çıkanlar yere seriliyordu öyle ki muaviye onu karargahının yakınlarında görünce kendisi de firar etti ve Şamlıların arasında gizlendi. Ebu Eyyüb büyük hamlelerden sonra Süvarilerinin yanına döndü. Muaviye kırgın ve bitkin bir halde çok mustarip oldu. Şamlıları azarladı ki niçin onun hamlelerini kırmadınız ve o bu kadar kalabalığı rağmen nasıl benim karargahıma kadar ilerleyebildi. Her biriniz ona bir taş atsaydınız, o taşların altında kalırdı. Marga ibni Mansur dedi ki: “Bezen Süvari birisi bir gruba dahil olup ilerleyebilir Şimdi ben de ıraklılara hamle edip Ali (a.s)’nın karargahına kadar ilerleyeceğim. Muaviye dedi “Bakalım ne yapacaksın?!” Marga Atına atlayıp süratle Irak ordusuna doğru hamle etti ve hedefi hızla orduya dalıp kendisini karargaha kadar yetiştirmekti. Ancak ne var ki Ebu Eyyüb henüz ordumun ön saflarındaydı. Marga saflara yetişir yetişmez henüz hamle fırsatı bulamadan Ebu Eyyübun eliyle başı bedenden ayrıldı.
Muaviye’nin bundan sonra haşım ve gazabı arttı. Şam ordusunun toplu hamlesini emretti. Ali (a.s) da karşılık vermelerini emretti. Bu ilk umumi hamle ve karşılaşma ola Hz. Ali (a.s)’ın komutanları olağanüstü başarılar gösterdiler.
Bu kan dökme ve boşu boşuna telef olunmalar Muaviye’nin havai nefsinden kaymaklanıyordu ki nasihatten ve öğütten çekiniyor ve kabule yanaşmıyordu. Şamlılardan nice yalanlarla aldatmış ve onların canlarını şeytani hedefleri uğrunda kendi malı Sayıyordu Bundan dolayı Hz. Ali (a.s) Muaviye’nin kendisiyle yüz yüze karşılaşmak kararı aldı. Kendisini Şam ordusunun karşısına attı ve Hindin oğlu nerede?!.. diye bağırdı. Cevap duymayınca tekrar Muaviye yi mübarezeye davet etti ve buyurdu ki “Ey Muaviye sen ki hilafet iddiasındasın meydana gel kılıçlarımız aramızda hakem olsun ve boşuna halkın kanı dökülmesin. Hangimiz gelip gelirse hilafet de onun olsun. Muaviye korkudan cevap vermedi. Şam ordusunda söylentiler başladı ve sabah ibni Ebrehe bağırarak dedi “Ey halk Allah’a andolsun ki bu dunumda hiç kimse hayatta kalmayacak. Niçin kendinizi ölüme atıyorsunuz çekilin kenara ta Ali bin Ebi talib ile Muaviye kendilerini denesinler.” Hz. Ali (a.s) onun bu sözünü duyunca buyurdular. “kesinlikle Şam ordusundan beni sevindirecek böylesi güzel bir şey duymamıştım.” Muaviye son safların arkasına gizlenmiş bir halde yakınındakilere Ebrehe (Sabah) kafayı yerüşdiyordu ordunun ileri gelenleri ise Ebrehe ki bizden daha bilgindir ama muaviye görünüşe göre Ali (a.s) ile karşılaşmaktan çekiniyor galiba diye söyleniyorlardı. Ali (a.s) kaç defa Muaviye yi savaşa çağırdı ama o cevap vermedi. Sonunda Urve bin Davut bağırarak dedi “Ey Ebutalibin oğlu Muaviye şimdilik savaşmaktan hoşlanmıyor bekle onun yerine ben geliyorum” naralar atarak o hazretin yanına yetişir yetişmez öyle bir kılıç darbesiyle karşılaştı ki kendisi at üzerinde iki parça olduğu gibi atın sırtı da yaralandı. Irvanin amcası oğlu onun kanını almak için saldırdı. O da ona mülhak oldu. O hazret kendi yerine döndü. Ancak Amr bin Asın o hazretle savaşı da görülmeye değer ayrı bir maceraydı. Amr o hazretten korkuvu bir yona diğer savaşlara bile cesareti yoktu. Aynı zamanda kendini de ördek yürekli olarak görmelerini istemediği için bazı hilelere baş vuruyordu. Tesadüfen Ali (a.s) tanınmayacak şekilde şahsi bir giyinişle gelip yavaş yavaş meydana girdi ve Şam ordusuna yaklaştı meydan da bir dair çizdi. Hazretin o günkü hareketi daha çok korkak bir savaşçının halini anlatıyordu. Amr ki hep böylesi bir kişi arıyordu fırsatı ganimet bildi ve kendini göstermek için meydana doğru at sürdü ta ki bir kişiyi öldürerek kendi cesaretini göstermiş olsun. Şu recezi okuyarak yaklaşıyordu.
“Ey Küfe komutanları ki sizler fitne ehlisiniz ve Osman’ın katilleri halbuki o Emin bir kimse idi.
Bu hüzün ve gam size yeter ki sizleri vuracağım halbuki Ali’yi aranızda göremiyorum.”
Hz. Ali (a.s) Amr’ı tamamen eli gelmiş olarak görğüp bir arslan gibi onun üzerine saldırdı ve şucevabı verdi: “Benim Kureyş’ın emin imamı ki, Yemenin büyükleri Necd ve Aden sakinleri benim imametimden hoşnutturlar. Belki ben Hasan ve Hüseyinin babasıyım.”
Hz. Ali (a.s) kendini tamtmakla bir likte büyük bir luzla hamle ederek onu atından alaşağı etti ve başının üzerinde kılıcını hareket ettiridi. Amr o hazreti tanıyıncakendini büyük bir çıkmayda gördü. Bütüm ümitleri suya düştü ölümü gözlerinin önünde gördü. Hiç bir ümid? Olmadığı halde kendi hiylesine ve o hazretin necipliğine sığındı yüzüstü domalıp poposunu açtı, o hazretin kılıcına karşı avret yerini siper obrak kullandı. Hz. Ali (a.s) ki büyüklük haya ve keremde benzeri yoktu. utancından ondan yüz çevirdi ve buyurdu ki “Allah Sana lanet etsin ki avret yerine sığınarak yaşamayı tercih ettin. Amr birmüddet böyle kaldıktan sonra taki o hazretin iyice uzaklaştığını görüp, titrek ve korku halinde kaçmaya başladı. Ağzından burnundan kanlar akarak kendini Muaviyenin çadırına getiştirilikten sonra rahat bir nefes aldı. Muaviye uyun müddet gütdükten sonra dedi “Ey Amr ne güzel bir hile düşündün ki senden kaşkasının aklından bile geçmezdi. Git popona teşekkür etki hayatını ona korçlusun ve Aferin o kişinin Ahlak, Kerem ve iffetine ki seni Affetti. Ama Allah andolsun ki Aliden başkası seni bırakmazdı.” Busözlerle birlikte Amr ile alayedip gülüyordu. Amr do Muaviyenin korkaklığını hatırlattı ve dedi “Ali (a.s) seni mubarezeye davet etmedimi? Niçin cevap vermedin ve utanç içinde kalmayı tercih ettin. Muaviye dedi “Ey Amr ben kabul ediyorum ki Ali gibi Şuca biri ile savaşılmaz. Ama Senin bu günkü yoptığın da çok gülüştü! Amr, muaviyenin bu alaylarına sinirlenip ona küzürler ederek onun yanından ayrıldı.
Savaşın evvellerinde Hz. Ali (a.s)ın ordusu her hamleden kaşarılı dönmelerine rağmen o her gırsatta karşı tarafa nasihatler ederek onları daha azkan dökülmesine davet ediyordu. Bu nasihatlerden ümidi kesilince de mecburen savaşa devam ediyordu. Kendi ordusuna ateşli hutbeler okuyor onları tahrik ediyor. Onlara hutbe ve vaazlarıyla iman güçlerini ve savaş kudretlerini bir kaç misline çıkarıyordu. Zira o hazretin Melekuti konuşmaları karşıdakinin halini değiştiriyordu. Ali (a.s) kendi ordusuna şöyle diyordu: “Savaştan kaçman ölüm korkusunun ecele faydası yoktur. Bir kimsenin eceli takdir olunmadıkcada ölüm onu bulmaz bu konuda Kur’ana istina ederek şuayeti tilavet buyurdular: “Deki, Eğer ölümden ve savaştan firar ederseniz bu kaçısın size bir yararı olmayacaktır. Olsa dahi çok azıdışında faydalandırılmaysınız” (Ahzab 16) ve onları sabır ve dayanıklılığa davetediyordu. Allah yolumda şehedetin ücretini anlatıyordu. “Allah kendi yolunda mukatele edenleri sever” (Saff. 4) Onlara hak ve katılı anlatıp, onları tak viye ediyordu. Onun ashabı da ona bağlılıklarını izharedip itaatlerini amelleriyle nişan veriyorlardı.
Muaviyede bu arada birtakım vaadlerle orduyu cesaretlendirmeye çalışıyor diğer yandanda Hz. Ali (a.s)ın ordusunda fitne çıkarmak yollarını düşünü yordu. Hz. Ali (a.s)ın ordusundan Muaviyenin hilelerine ilk aldanan Halit bin muammer idi. Arabın sayılı şucaat ve cesaret sahibi kişilerinden biri idiki o hazretin emriyle dokuz bin kişlik bir gurupla Şam ordusuna öyle bir saldırdıki Muaviyenin karargahına kadar sanki büyük bir cadde açmıştı hatta Muaviyenin muhafızlarından bir grubu bile katletmişti. Muaviye ordularının yenilgisini görünce hileye başvurdu sırrına vakıf olan yakınlarından birini Halid’in yanına gönderdi ve dedi bu kadar ölüp öldürmenin neyararı var, eğer bana yardım eder hilafetimi temin edersen Horasan Valiliğini sanabırakacağım. halidin kılıç tutan eli yanına düştü makam hırsı onu gevşetti. İşte bu o hazretin askerleri arasına atılan ilk nifak tohumu idi. Ondan sonra da Eş’es ibni Kays aynı vaadlere kandi. İşte bunlardı ki dahasonra Orduyu o hazrete ayaklandırdılar. Sıffın harbi her geçen gün şiddetleniyor du, belliydi ki kılıçtan başkabirşey iki ordu arasında hükümverecek değildi. Dolayısıyla Zafer ikitaraftan birine ait olana kadar savaşa devam kararı aldılar. Böylece hergüz gündeğumundan zevale kadar çarpışıyorlar inice canlar yerlere seriliyordu. Muaviyenin komutanlarından Maharik (ki Ali (a.s)ın eliyle katledildi) bunlardandı, günlerden birinde meydana gelip mubariz istemişti, dört kişi o hazretin komutanlarından onun karşısına çıkmış her biri diğerinden sonra şehadete ulaşmıştı. O mel’un onların başını kesip avret yerlerini açığa çıkardı. Hazret bu çirkin hareketten dolayı çok rahatsız oldu ve tanınmayacak bir kıyafetle onun karşısına gidip yaklaştıktan sonra kılıcuyla Muhariki iki parçactti Maharikin yardımına gelen yedi kişiyide helakete gönderdikten sonra döndü. Şam ordusunun saylı mukarizlerinden biride Busr ibni Ertat idi. Muaviyeyi Hz. Ali (a.s)ın daveti karşısında zebun görünce Meşhur olmak için yerinden kalktı zira ya ölecek yada ismini yüceltecekti. Bu niyetle şam ordusundan çıktı ve Irak ordusuna doğru hareketetti, Ancak iyice yaklaşıp gözü Hz. Ali (a.s) adüştüğü anba korku ve vahşet vücudunu kapladı, kalbi atmaya başladı. Ali (a.s) onun yanına giderek mızrak ile itip onu atından düşürdü. O kendini alüme karşı karşıya görünce Amribini As’ın yaptığını yaptı. O hazret yüzünü çevirdi ve Allah Amr’a lanet etsin ki bu çirkin bidati sizin aramızda meydana getirdi. Iraklılar bundan donra şamlılarla alayediyozlardıki, siz mertlikten dem vurmuyorlunuz ama işbaşa düşünce avret yerinizi kendinize siper, kalkan yapıyorsunuz diye o hazretinde Amribini Asın Ahlaki rezailini anlatmak için söylediği şu söz meşhurdur: “Savaşta hayız olduğunda kılıçlar kınında iken Mertlikten demvurur, neçek emruneyh ediyor, Kılıçlar çekilincede onun en büyük hilesi avret yerini halka göstermektir.
Sıffinde Hz. Ali (a.s)ın ordusundan şehadete nail olanlardan biride Ammarı Yasir idi Peygamber-i Ekrem (s.a.a)in şerefli ve büyük ashabından idi. Doksan yaşında olmasına rağmen meydana çıkıp, Peygamber ve Aline selatü selam ve Muaviyeyede lanetler oluyup şöyle dedi.
“Geçmişte sizi Kur’anın nüzulu için vuruyorduk.
Bu gün onun te’vili için sizinle savaşmadayız”

Uzun müddet savaştıktan sonra, Ebul iyad tarafından şehadete erdi. Ali (a.s) onun şehadetinden çok gamlandı ve buyurdu Ammarın ölümüne üzülmeyenin islamdan nasibi yoktur.
Ammarın Katlinden sonra şam ordusunda sarsıntılar başladı Zira duymuşlardı ki. Peygamberi Ekrem (s.a.a) Ammara buyurduki: “Sen sapık ve Zalim bir gurup katledecekler” Şamlılar dediler bundan bizim zalim ve sapık olduğumuz ortaya çıkıyor: Muaviye dedi “Onu ihraç edenden başkası öldürmedi!” Yani onun gerçekkatili o’nu evinden çıkarıp savaş meydanına sürükleyendir. Bundan kastı Hz. Ali (a.s) idi. Amr bin As yavaşca dedi “öyleyse Hamza’nın katilide müşrikler değil, Peygamberin ta kendisidir. Zira o’nu uhud meydanına çekip getiren Peygamber olmuştur.” Muaviye dedi “Şakanınyeri

***************************************

ALTINCI BÖLÜM
ÇOCUK VE ASHAB
1- O HAZRETİN ÇOCUKLARI
2- ALİ (A.S)İN ASHABI
1- Tarihçiler o hazretin çocuklarını 18’i erkek ve 18’i de kız olmak üzere toplam 36 değişik rakamlarla yazmışlardır. Şeyh Müfid ve Allame-i Tebersi o hazretin 27 çocuğu olduğunu kaydediyor. Özet olarak onlar açıklamağa çalışacağız.
1- Hasan b. Ali (a.s) o hazretin en büyük çocuğu idi. Onun hayatını öğrenmek için “Hsan Kimdir” kitabına müracaat edilebilir. Aynı yazarın kitabı.
2- Huseyin b. Ali (a.s) o hazretin ikinci evladı idi. Onun da hayatını öğrenmek isteyen “Hüseyin kimdir” kitabına müracaat edebilir. Aynı yazarın kitabı.
3- Zeyneb-i Kübra (s.a) (Akile) hicretin altıncı yılında dünya’ya geldi. Amcasının oğlu Abdullah ile evlenhmişti.
4- Zeyneb-i Suüra, lakabı Ümmü Kulsüm idi. Bu dört tanesinin annesi Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a)in kızı ve Hz. Ali’nin (a.s) ilk eşi olan Hz. Fatimet-uz-Zehra (s.a) idi. Hz. Fatime (s.a) hayatta olduğu sure içerisinde Hz. Ali (a.s) başka birisiyle evlenmedi.
5- Muhammed-i Hanefiyye lakabı Ebulkasım. Annesi Cafer bin Kays Hanefi’nin kızıdır.
6-7- Ömer ve Rukayye (ikiz) olarak dünya’ya geldiler anneleri ise Ümmü Habibin kızı Rebiâdır.
8-9-10-11- Abbaş (Hz. Ebulfal) Cafer, Osman ve Abdullah her dördüde kerbela’da en üstün şehadet mertebesine nail oldular. Anneleri Hazam b. Halid-i kelabi’nin kızı Ümmü-l-Benindir. Çocuklarının Şahadetin de şöyle demiş.
Hz. Ali (a.s) Ümmül benin-ile Kardeşi Akil’in önerisiyle evlendi. Akîl Arap neseplerini çok iyi bilen biriydi. hz. Ali (a.s) ona “Bana cesur, kahraman doğuracak birisini bul diye buyurdu” Akil ise Ümmül-benin-i Kelabi ile evlen Arap kabileleri arasında onların babalarından daha cesur kahraman biri yoktur. Hz. Ali (a.s)’ın gayesi hz. Ebulfazl idi o kendi kardeşleriyle birlikte imam Huseyin (a.s) yanında kerbelada şehadet şerbetini içtiler.
Seyyid Cafer-i Hilli dertli mısralarla Ebulfazl (a.s)ınbabasından ona miras kalan cesaret ve kahramanlığını şöyle dile getirir;
12- Yahya, annesi Umeys’in kızı Esma’dır. Yahya daha küçükken babasının şahdetinden önce vefat etmişti. Esma önce Cafer bin Abu Talip ile evliydi. Huta savaşında Cafer şehid olunca Ebu bekir Esma ile evlendi ve Muhammed ondan dünyaya geldi. Ebubekir vefat ettikten sonra Hz. Ali (a.s) Esma ile evlendi.
13-14- Ümmü-l Hasan ve Ramle anneleri Urve b. Mesud sakafi’nin kızı Ümmü Said’tir.
15-16- Muhammed Asker ve Abdullah, anneleri Mesud’u Darmiyyenin kızı Leyla’dır. Bunların her ikisi de kerbelada şehit oldular.
17-27- Nefise, Zeyneb-i Suüra, Rekeyye-i Suğra, Ümmü Hani, Ümmü Kiram, Cemane, Emame, Ümmü Seleme, Meymune, Hatice, Fatime, Bu çocuklar başka hanımlardan dünyaya gelmiştir. Ali (a.s) fakat Hz. Hasan (a.s) Hz. Hüseyin (a.s) Muhammed Hanefi, Ömer ve Hz. Ebulfazl bu beş evladından torun sahibi olmuştur.

2- HZ. ALİ(a.s)’NİN ASHABI
Hz. Ali (a.s)ın her durumda, muhabbeti ve itaati yolunda can vermekten çekinmeyen fedakar has sahabesi ve şiaları vardı ve daima o hazretin lütuf ve inayeti altında bulunmuşlardır. Bunlardan bazıları özellikle zikredilecektir.
1- MALİK EŞTER-İ NAHA-İ: Malik’in tarif ve vasıflarını bu birkaç satırda özetlemek mümkün olmadığından, biz onun hakkında Hz. Ali(a.s)ın Mısır halkına yazdığı mektuba işaret etmekle yetineceğiz. “Allah kullarından birinin size hükümet etmek üzere gönderdim o korkulu günlerde yatmıyor; vahşet ve ızdıraplı saatlerde düşman karşısından kaçmıyor ve korkmuyor; Kötülere karşı ateşten daha yakıcıdır. O, Mazheç kabilesinden Malik b. Haristir. Öyle ise O’nu dinleyin ve hakka mutabık olan emirlerini yerine getirin Zira O Allahın kılıçlarından bir kılıçtır ki, keskinliği gitmez. Vuruşu etkisiz ve faydasız değildir. Evet malik Allahın kınından çıkmış kılıcıydı. Ateş saçan bukılıçla münafıkların kölünü kayıyordu. Değerli bir makama sahipti ki Hz. Ali (a.s) o’nun hakkında şöyle buyuruyor: “Malikin bana misbeti, benim Allah rasulüne nisbetim gibidir” Eğer İmamın bu sözüne dikkat edilse, işte o zaman malik’in azamet ve yüceliği anlaşılacaktır.
İbn-i Ebil Hadid, nehcül Belağa’nın Şerhinde diyorki: “Eğer birkimse Allahın arap ve acemden (hiç kimseyi Malik’e denk yaratmamış olduğuna üstadı hz. Ali (a.s) dışında) yemin ederse, yemininde günaha gireceğini zannetmiyorum. Malikin yaşamı Şamlıları, ölümüde ıraklıları perişan etti.
Malik’in sıffin savaşında gösterdiği cengaverlik kahramanlık ve cesaret örneği övgülere siğmaz. Muaviye onu Hz. Ali (a.s)ın sağkolu olarak tanımlıyordu. Sıffin harbinden döndükten sonra Hz. Ali (a.s) o’nu (yukarıda zikredildiği üzere) Mısıra vali tayin etti. Golrum denilen yerde Nafi tarafından zehirlendi. O’nun şehadet haberi Hz. Ali (a.s) öylesine üzdü ki o eşsiz insan için çok ağladı ve buyurduki. “Allah malike rahmet etsin eğer o dağ olsaydı çok azim; eğer taş olsaydı çoksert durdu. O’nun ölümü şamlıları (muaviye taraftarlarını) aziz, Iraklıları zeliletti bundan sonra Malikin bir benzerini daha göremeyeceğim.”
2- Uveys-i Karani: Uveys çok abid ve arif birisiydi ve O’nu sekiz meşhur zahitten biri saymışlardır. Yemende devecilikle uğrasıyordu annesinin geçimi o’nun üzerineydi. Hz. Peygamber (s.a.a)i ziyaret için, annesinden Medineye gitmek için izin içtedi. Annesi git ama yarım günden fazla kalma dedi. Uveys medinye yetiştiğinde, doğruca Hz. Peygamber (s.a.a)in evine gitti. Nevarki o sırada Hz. Peygamber(s.a.a) medinede değildiler. Uveys birkaç saat sonra – Rasulullah (s.a.a)ı ziyaret edemeden yemene geri döndü. Hz. Resul (s.a.a) medineye döndüğpünde, eve girir girmez burada gördüğüm nur kimin nurudur. buyurdu. Dedilerki yemenden uveys isminde bir deveci gelmişti. Bir müddet kaldıktan sonra geri döndü Hazret şöyle buyurdu: “Bu nuru bizim eve hediye olarak bıraktı.
Mü’minlerin meclisinde peygamber-i Ekrem (s.a.a) O’nu Nefs-ur Rahman diye anar ve şöyle buyururdu ben yemen tarafından Allahın kokusunu alıyozum. Selaman Bu şahıs kimdiri dedi. Hazret “O yemenli bir kişidir ki, O’na Uveys-i Karani diyorlar, Kıyamet gününde yalnız haşrolacak. Muzar ve Rabia kabilelerinin sayısınca İnsanlara şefaatedecek sizden kim onu görse, benim selamımı o’na iletsin.”
Ulveys Sıffin harbinde Ali (a.s)ın hizmetine gelerek ve biatetti o’nun ordusuyla beraber savaşa katıldı ve o savaşta da şehit oldu.
3- Muhammed ibn-i Ebu bekr: Hz. Ali (a.s)ın has sahabilerindendi. Oö hazretin öğlu yerinde idi. O’nun hakkında “Muhammed benim oğlum idi ama Ebubekirin sülbündendir diye” buyurmuşlardır. Cemel ve sıffin savaşlarında Hz. Ali (a.s)ın ordusunda kahramanlıklar yarattı. Ali (a.s) tarafından Mısır hakimliğine tayin olundu. Buceden işaret edildiği gibi Muaviyenin emriyle ve Amr ibni As’ın hileleri sonucu Mısır halkı onakarşı ayaklandı,O’nu öldürdükten sonra cesedini ölmüş bir eşeğin karnına koyup, ateş yaktılar.
O’nun Şehadet haberi Ali (a.s) sonderece perişan etti. Zira muhammed, Ali (a.s)ın vefalı dostlarından olmasının yanısıra annesi Esma binti umeys’de o hazretin zevcesiydi. Muhammed sehit olduğunda yirmi sekiz yaşındaydı, yedi yaşında bir çocuğu vardı. Aşağida tercümesini zikredeceğimiz şiir Muhammed b. Ebu Bekir’e aittir. Ali (a.s)ın hakkaniyyeti ve babasını serzeniş için okumuştur.
– Ey baba biz doğru ve salah olanı (Ali (a.s)a uyarak) bulduk.
Babası sen olduğun kimse ziyankar ve rüsuadır.
– Mercanları tuzlu deniz suyundan çıkaran Allah.
Beni de senin sülbünden çıkardı.
– Kadir-i hum’daki ahdini unuttunmu?
Ve o meb’us olanın söyleyip şerhettiği şeyleri
– Acaba o gün Ahmed (s.a.a) yerine Seni mi vasiyyet etti?
Yoksa hayber kapılarını açanımı vasiyyetetti?
– Harınki mahşerde mazaretin ne olacak (hilafeti gasbettin)
Hakkın açığa çıkacağı gün yazıklar olsun sana
– Göklerin Rabbinden üzerine rüsvaylık ve aşağılık olsun.
Güvercinler ötmeye devam ettiği müddetçe
– Ey Fatıma evladı, benim sığınağım sizlersiniz.
Sizinle, benim mizanım ağırgelecek mahşer günü,
-Sizin dostluğunuz kalbimde halisane olduktan sonra,
Hangi itin beni nasıl ısıracağından korkum yoktur.
(Tuhfe-i Nasıri kitabından)
4- Meysem-i Tammar: Ali(a.s)ın has sahabelerinden idi ve o hazretin sevgisini kazanmış bir şahsiyetti. Ali (a.s) karşı dostluk ve muhabbeti sabit ve sadıktı. Sanuçta o hazrete olan muhabbeti nedeniyle, ubeydullah b. Ziyat tarafından idam edildi ve o lain Meysem’i çok feci bir çekilde şehid etti. Ali (a.s), önceden o’nun ibn-i Ziyad tarafından şehid edileceğini hatta Meysemin asılacağı hurmanın dalını bile o’na göstermişti Meysem arasıra o ağaca suveriyor ve O’nun dibinde namazkılıyordu. O ağaç Amr b. Harisin evine yakındı. Meysem O’na “Ben sana komşu olacağım komşuluk hakkıma riayet et” diyordu, Amr’da o’nun yakınlarda bir ev almak gayesiyle söylediğini zannediyordu. Ama b. Ziyadın emriyle Meysemin idamından sonra, Amr O’nun o sözden maksadının ne olduğunu anlamıştı.
5- Kumeyl b. Ziyad: Tabiinin büyüklerinden ve Ali (a.s)ın has ashabin dan idi ve arifler o’na “Emir-ul Mü’mininin sırrının sahibi” derler Nitekim kendisi bir şeyin hakikati’ni sorduğu gaman “Ben senin sırrının sahibi değilmiyim?” dedi. Ali(a.s)ın ona talim ettiği Kumeyl meşhurdu.r Haccac ibni Yusuf Kufe valisi olunca Kumeyli çağırttı. O Haccacın kendisini öldüreceğini bildiği için firar etti. Haccac Kumeylin kavmini ambargo uyguladı. Budurum karşısında kumeyl dediki, “Ben yaşlandım, ömrümün sonuna geldiğim bu dönemde akrabalarımın bahşişlerden mahrum kalması doğru değil dedi. Sonra Haccac’a teslim oldu. Haccac “çoktandır seni görmek istiyordum” dedi. Kumeyl: “Benim ömrümden birşey kalmadı lakin Allah dümden sonra hesabın var olduğunu vaadetmiştir ve Emir-ül müminin (a.s) benim katilimin sen olacağını haber verdi. Haccac “sen Osmanın katline ortak oldun dedi. Bu bahaneyle emir verdi, başını bedeninden ayırdılar ve Kumeyl doksan yaşında şehadete erişti.
6- Abdullah ibn-i Abbas: Ali (a.s)ın amcası oğludur ve o hazretin çok değer verdiği sahabilerindendi. İbn-i Abbas neseb, Fıkıh ve tefsir ilimlerinde nazar sahibiydi. Bu iftiharı Hz. Emir (a.s)ın yanında, onun talebeliğinden elde etmiştir. Mevki şinas, basiretli ve Ricalin seçkinlerindendi. Bundan dolayı. Sıffinde Hakemeyn olayında Ali (a.s) onu hakem seçti ama ordusu tarafından geri çevrildi.
İbn-i Abbas Ali (a.s)ın gerçek dost ve şialarından idi Hazret onun şehadetine çok üzülmüştü. Çok ağlaması nedeniyle ömrünün sonlarına doğru artek göremez olmuştu. O halde dünyaya veda etti.
7- Kanber: Ali (a.s)ın özel hadimi idi, Haccac onun yakalatıp sormuş, “Sen dinin kölesi miydin?” diye sorduğunda Kanber “Ben Allah kulcuyum diye cevap verdi ve Ali (a.s) benim velinimetimdir. Haccac “Ali’nin dininden yüzçevir” dediğinder Kanber “Sen öylese beni öyle bir dine hidayet etki, Ali (a.s)nin dininden üstün olsun.” diye cevapverdi. Haccac “madem ki O’nun dininden vazgeçmiyorsun nasıl bir ölüm arzu ediyorsan söyle seni onunla öldüreyim” dedi Kanber “seçim hakkını sana bırakıyorum, dedi. hangisekilde beni öldürsen, bende (Kıyamet günü= aynı ölümle seni öldüreceğim.” Sonuçta haccacın emriyle şehadete erdi.
Hz. İmam Sadık (a.s)dan rivayet edilir ki, Kanber, Ali (a.s)ı çok severdi. o hazret evden çıktığında kanber ole elinde klıç dışarı çıkardı. Bir gece Ali (a.s) “Kanber niçin arkamdan geli yorsun?” arzettiki, “sana bir zarar gelmesinden korkuyorum” imam (a.s) “Sen gök ehlindenmi korumayı düşünüyorsun yoksa yer ehlinden mi?” O “belki zemin ehlinden” dedi imam “Allahın izni olmadan yerehli bana zarar veremez” buyordu. Sonra Kanbergeri. döndü.
8- Ruşeyd-i Haceri: Hz. Ali (a.s) ssven muhibb ve hasashabından idi. Bir gün Ali (a.s) ona şöyle buyurdu “Ey Rüşeyd Beni ümeyyenin zinazadesi (ibn-i Ziyuad) senin ellerini, iki ayağını ve dilini kesmek istediği zaman. Sabrın nasıl olacak?” Arzettiki “Ya emirel-müminin, Sonunda bağışlanma ve cennet var mı?” İmam şöyle buyurdu “Ey Rüşeyd sen dünya ve Ahirette benimlesin”. Ve rivayet edilirki Ali (a.s) birbün ashabıyla hurmalığa gitmişti ve bir hurma ağacının altında oturdular ve ashab ağaçtan bir hayli hurma toplayarak hazretin önüne getirdiler. Rrüşeyd “Ya emirel müminin bunlar negüzel hurmaböyle” diye arzetti. Ali (a.s) şöyle buyurdu “Ey Rüşeyd seni bu ağaca asacaklar” o günden sonra Rüşeyh her gün o ağacın yanına giderek onu suluyordu. Bir gün ağacın yanına gittiğinde o’nun bir dalını kestiklerini gördü. “Benim ecelim de yaklaştı galiba “diye söylendi. O sırada ibn-i ziyadın kölesi gelip, Emir in kendisini istediğini söylemesi üzerine Rüşeyd, ibn-i ziyadın yanına gitti. O Laın “mevlan Alinin yalanlarından bana da söyle” deyince, Rüşeyd “Yemin ederimben yalan söylemem ve mevlam da yalan soylememiştir ve bana senin ellerimi, ayaklarımı ve dilimi keseceğini haber verdi. İbn-i Ziyad “Andolsun ki bizmişdi onun yalanını ortaya çıkarcağız dedi o anda emir verdi o’nun elini ve ayaklarını kestiler ama diline dokunmadılar. O’nu uzyuları kesik halde çarşısının ortasına götürdüler ve o halkın azimetlerini haber veriyordu o zaman ibni Ziyad dilinin kesilmesini de emretti ve sonra aynı hurma ağacına asarak idam ettiler.
9- Sahl b. Huneyf: Hz. Ali (a.s)ın halis dostlarından idi Sıffinde gorlu çatışmalara girdi, sıffin dönüşünde Kufede vefat etti. Sehl Rasulü ekremin zamanında da gazvelere katılmıştı. Uhutta Peygamber (s.a.a)ın etrafında etten ve kemikten siper oluşturarak o hazreti savunanlardan biriydi. Güvenilür kişilerdendi. Hz. Ali (a.s) cemel savaşi çin Basra’ya hareket ettiği zaman. O’nu medinede kendi yerine bırakmıştı.
10-11: Sa’saa ibni suhan ve Zeyd ibni Suhan: Bu iki kardeş te Ali (a.s)ın ashabından idiler. Zeyd cemel savaşında Şehit oldu. Muaviye Kufeye geldiğinde sa’saa muaviyeye gönlüm seni halife olarak görmek istemiyordu.” dedi. Muaviye şöyle dedi “Şimdi ki beni halife olarak kabul ediyorsun minbere çık ve Aliye küfret”.
Sa’saa minbere çıktı ve “Ey halk dedi Muaviye bana şöyle dedi amaben Muaviye ve onun gibi Aliye lanet oluyanlara lanet mesciddekilerde amin dediler.
12- Ammar Yasir: Ammar, omer zamanında Kufe valisi idi ve Kufede Ali (a.s)in faziletlerini onlatıyordu. Ömer bunu işitince O’nu azletti. Ammar, Medineye gelince, ömer “Azledildiğinden dolayı üzgünmüsün?” diye sordu Ammar zaten “senin tarafından mensub olmaktan dolayı memnun değildim şimdi azledildiğime nasıl üzüle bilirim! diye cevap verdi. Ammar sıffinde canla başla çarpışarak şehit oldu. O zaman yaşı doksanın üzerinde idi. Ali (a.s) onun ölümüne çok üzüldü.
Hz. Ali (a.s) Hıcr-ibni Adiy, Kays ibni sa’d, Adiy bin Hatem ve bunların emsali bir çok sahabeleri vardı hepsi de o hazretin yanında güvenilir ve itimad edilir kişilerdendiler.

YEDİNCİ BÖLÜM
HZ. ALİ (A.S)IN SÖZLERİNDEN:
1- NEHC-ÜL BELAGADAN 2- GÜRER-ÜL HİKEMDEN
3- MANZUM SÖZLERDEN
(1- NEHCÜLBELAĞA’DAN)
1- Tevhid: Allah(cc)ı vehm ve düşünceye getirmemenden ibarettir. (yani, Allah vehim ve hayali surette cisim olmaktan münezzehtir) ve Adli onu itham etmemekten ibarettir. (Yani o’nu layık olmayan amelden uzak bilmelisin).
2- Elbette her bir nimette Allaha ait bir hak vardır (karşılığında şükür ister). Öyle ise herkim o hakkı (şükrü) gerine getirse, Allah o nimeti o’na fazlalaştırır ve kim nankörlük ederse. Allah nimetini oradan esirger.
3- Düşmana galip geldiğin zaman, zafer nimetine şükür olarak o’nu affet.
4- Çaresiz ve rulme uğramış birinin imdadına yetişmek ve o’nu durumdan kurtarmak, büyük günahların keffaresi olarak hesaplanır.
5- Ey Ademeğlu! Rabbinin birbiri ardınca isana ihsan ettiği nimeti ve byana karşılık şükür yerine emirlerine masiyet, günah ve laubalilik ile cevap veriyorsan, öyle ise onun gelecek olar azap ve cezalandırmasından korkmalısın.
Zira, nimetlerin peşpeşe gelmesi, günahın daha çok olduğuna dolayısıyla azap ve işkenceninde aynı oranda büyüklüğüne işarettır.
6- Ömrün geçmesi ve yaşın ilerlemesiyle dünyadan yüz çevirip, ölüme yaklaştığın ve ölümünde geldiği anda bu görüşme çok çabuk gerçekleşecektir.
7- Zühdün en iyisi, O’nu halkın nazarından gizlemektir.
8- Enşerefli ve güçlü servet. İstek ve arzuları terketmektir.
9- Ahmak adamla dostluktan uzakdur. Çünkü o sana faydalı olmak isterken (aklının azlığı nedeniyle) garar verir; Cimri adamın dostluğundan da uzak dur. Zira ondan birşey isteyecek olsan kendini senden daha biçare gösterecek; Kötü yolun adamıyla (facirle) dostluktan çekin ki, seni bir tiç uğruna safar; yalncı ile dostluktan uzak durki o aynı serap gibidir ki uzağı yakın, yakını uzak göstererek seni aldatır.
10- Akıl sahibinin dili gönlünün ardındadır ve Ahmakın gönlü dilinin ardın oladır. (Yani, akıl sahibi önce düşünür, sonra gerekli olan söyler ama ahmak öncekonuşur sonra onun fikrine düşünür).
11) Allah yanında, senin günah ve kötü amellerinden pişmanlık diyarak üzüntülü kederli olman, seni ucb ve kendini beğenmişliğe itecek olan iyi amellerinden daha üstündür.
12- İşlerde başarılı olmak, ihtiyat ve geleceğe tedbir olmakla mümkündür. İhtiyatla iş yapmak fikir ve düşünce gücünden kaynaklanır. Görüş ve fikir sahibi olmak ise sır saklamakla elde edilir.
13- Kerim bir kimsenin açlığı zamanında yeleim (başkalarını incitmeyi adetedinen cimri aşağılık insan= in doyduğu zaman heybet ve hamlesinden korkun.
14- Her kim düşmanını turağa düşürmek ve galip gelmek için daha güçlü ise, affetmesi ve bağışlaması daha iyi olur.
15- Akıl gibi servet cahillik gibi fakirlik Edep gibi miras ve meşveret gibi destek ve yardımcı yoktur.
16- Dünya halkı uykuda seyreden bir kervan ehline benzer (ve Ömürleri tükenip onların yaşamına son verildiği zaman uyanacaklar ama buyunışın onlara bir yararı olmayacaktır).
17- Namuslu olmak, fakirin, şükretmek de zenginin ziynetidir.
18- İnsanın aklı kamileşttiği zaman sözü azalır. (çokkonuşmak aklın zaafını gösterir).
19- İnsanın her çektiği nefes, ölümedoğru atılan bir adımdır.
20- Kim Allah ile arasında olanı ıslahatse, Allah’da onunla halkın arasını ıslah eder. Ahiret işlerini Islah edenin. Dünya işlerini Allah ıslah eder. Birkimseye kendi nefsinden bir nasihat edici olsa, Allah tarafından ona bir muhafız tayin edilir.
21- Dünyanın hali yılana benzer, dışı yumuşak içi öldürücü zehirdir. cahil va aldanmış kişi ona gider, bilgin akıllı ondan uzak durur.
22- İki amel arasındaki ihtilaf ve uzaklık nekadar da çoktur. Biri bir ameldirki lezzeti gitmiş. Zararı kalmış (Şehvani lezzet gibi) ve diğer ibadet de zahmeti gitmiş, ücreti baki kalmıştır.
23- Yaratıcının azameti, senin gözünde mahlukatı küçük gösterir.
24- Allah tarafından bir melek hergün şöyle nida eder. Ölmek üzere çocuklar edinin yokluğa doğru gitmesi için toplayın ve harap olmak özere binalar yapın.
25- Birkimse döstunu üçşeyde himaye etmeyse onundostu değildir. 1- Şiddet ve zorluk anında 2- O olmadığı yerde 3- Ölümünden sonra.
26- Birkimseye dört şeyverilse, dört şeyden mahrum kalmaz: 1- Kendisine dua etmek muvaffakiyeti verilse, onu kabıl olmasından mahrum kalmaz. 2- Tevbe yolunun gösterildiği kimse, Onun kabulünden nasipsiz kalmaz. 3- İstiğfar eden Bağışlanmaktan ümidini kesmez. 4- kendisine şükretmek nasibolan. nimetin fazlalığından mahrum kalmaz.
27- Sadaka vermek yoluyla (Allahın rahmet ve kerem katından) rızkınızı kazanınız. Bir kimse verdiğinin karşılığınıbulduğuna yakin edince bahşiş etmekte eliaçık olur.
28- Sabır ve dayanıklılık musibet miktarında verilir. Bir kimse gorluk zamanında takatsizlik göstererek elini dizine vurursa mükafatı zayi olur.
29- Kişi dilinin altında gizlidir. (Sohbet etmeyinceye kadar aybı veya marifeti belli olmaz).
30- Kendi değerini bilmeyen kişi helak olmuştur.
31- Sabırlı ve tahammüllü adam zaman uzun olsa bile gaferi elden vermez.
32- Bir kimse bir grubun işlerinden razı olursa o işe bizzat ortak ve katılmış hükmündedir ve herkim batıl bir işe katılsa iki günahı vardır biri amelinin günahı diğeri o işe olan rizayeti dir.
33- Ey millet konuştuğunuzu işiten kalbinizde gizlediğiniz bilen Allahtan korkunuz. ve ölmeden önce ahiret azağınızı hazırlayın ki eğer ondan kaçsanız sizibulur, dursanız sizi alır, eğer unutsanız size hatırlatır.
34- Kim kendini iftira ve töhmet edilecek duruma getirse, onun hakkında kötüdüşünenleri kınamaza hakkı yoktur.
35- Kim kendi görüşü doğrultusunda gitse helak olmuştur. başkale ruyla meşveret eden onların aklına ortaklık etmiştir.
36- Günahı terketmek tevbe etmekten daha kolaydır.
37- Her kaba birşeyler konuldukça hacmi küçülür Ama akıl ve zihin kabı hariç kinekadar ilim doldursan hacmi o kadar genişler.
38- Ölmeden kendini hesaba çeken yarardadır ve ondan gaflet eden. Zarar etmiştir. Allahtan korkan (çekinen) emin olur nasihat alan görüş sahibi olur görüş sahibi anlar ve anlayan alim olur.
39- Zamanın değişmesiyle kişilerin cevheri belli olur.
40- Allah kullarına zulmetmek hesap günü için kötü bir azıktır.
41- Kerim olanın en şerefli işi bildiği şeye göz yumması ve gafletidir.
42- İmam Kalp ile inanmakı dil ile ikrar ve cevarih ve a’za ile ameldir.
43- Bir gurup ücret ve sevap için Allah ibadet ederler, bunların ibadetleri tacir ibadetidir. Bir gurup cehennem korkusu ile ibadet ederler, bunların ibadetide köle ibadetidir. Bir gurup da sırf Allaha ibadet ve tapınmaya layık bildiği için ona ibadet ederler işte bu hür insanların ibadetidir.
44- Mazlumun zalime hesap soracağı gün, zalimin mazluma zulmundan çok daha zordur.
45- Azda olsa Allahtan çekin ve kendinle Allah arasında çok ince de olsa bir perde karar kıl.
46- Allah’ın her bir nimet için bir hakkı vardır eğer kul şükr ederse o’nu çoğaltır ve eğer gaflet ederse o nimet zail olur.
47- Eyademoğlu gelmemiş günün (yarının) rızkını düşünüp kendini üzme zira eğer o gün ömrün olsa yaşasan, Allah o günkü rızkını gönderecek.
48- Senin hakkında hüsnüzannı olana, o’nun bildiği gibi davran.
49- Allahı, irade ve kararların iptali ve müşkülleri kolaylaştırmasıyla tanıdım.
50- Dünya hayatının aciliği ahiretti fatlılığı ve dünyanın tatlılığı ahiretin acılığıdır.
51- Ey insan oğlu kendi nefsinin vasi ve mirascısı ol! ölümünden sonra vasilerin yapmalarını istediğin şeyleri kendi (ölümünden önce) yezine getir.
52- Fakir veyoksul düştüğünüzde, sadaka vererek Allah ileticaret yapın.
53- Uzun yolculuğu hatırlayan, yol azığını da (ecel yetişımen) hazırlamalıdır.
54- Eğer Allah, halka günah ve isyanlardan uzak durmalarını emretmeseydi bile, O’nun nimetlerine şükür olsun diye emirlerinin dışına çıkmamak gerekirdi.
55- İbret ve nasihat verici şeyler nekadar çok ve ibret alanlarsa nekeder aydır.
56- İnsanlar dünyanın çocuklarıdır. Hiç kimse annesini sevmekten dolayı kınanamaz.
57- Fakir ve miskin Allahın elçisidir. Onu reddeden Allahı reddetmiştir ve O’na birşey veren Allah vermiştir.
58- Kulun Allahın elinde olana itimadi, kendi elinde olana galebe etmezse imanı sadık ve doğru değildir.
59- Gizli yezlerde günahlardan ve itaatsizlikten çekinin zira şahit olanın kendisi hükmedecek!..
60- Allahın nimetlerinden günah yolunda yararlanmaktan kaçınmanız sizin için gerekli olan en küçük iştir.
61- Halkın elinde olana itina etınemek en büyük zenginliktir.
62- Eğer insan ecelini ve gideceği yeri görse, uzunemele ve onun yalanına düşman kesilirdi.
63- Herkesin malının iki ortağı vardır. Biri varisi öteki olaylar.
64- Günahların en çirkini, sahibinin küçük saydığı günahlardır.
65- Ayıpların en büyüğü, başkaları için ayıpbildiğin şeyin sende olmasıdır.
66- Cimrilik bütün kötülük ve çirkinliklerin toplayıcısıdır. İnsan o’nun sebebiyle her kötülüğe çekilir.
67- Sonu ateş olan hayır, hayırdeğildir ve sonu cennet olan şer ve azap da şer değildir. Cennete oranla her nimet küçük ve cehenneme nisbeten her bela afiyet verahatlıktır.
68- Allahın yanında olanı talebet mek arzusuyla zenginin fakire karsı tevazu göstermesi ne güzeldir. Bundan daha iyisi Allaha tevekkülleri nedeniyle fakirlerin zenginlere itina etmemeleridir.
69- Herkim batının temizlese, Allah o’nun zahirini güzelletirir ve Herkim din ve ahiret için çalışırsa Allah onun dünya işlerini düzene koyar.
70- Aklından sona erişen fayda olarak, hidayet ve sapıklığı ayırdetmekte yeterlidir.
71- Sabır insanı örten bir perde, Akıl keskin bir kılıçtır. Öyle ise ahlakındaki ayıpları sabrınla ört ve heva-inefsini akılkılıcıyla öldür.
72- Kulun iki haslete (sıhhatli ve Zengin olmasına) itimadetmesi yakışmaz. Zira salimve aziyetteyken hasta olduğunu veya zenginken fakir düştüğünü görürsün.
73- Kıyamet günü en büyük hüsrana uğrayacak kişi haram yoldan kazandığını miras bırakan ve varisi o malı Allah yolunda infak eden kişidir. İkinci adam (varis) o mal sebebiyle cennete dahil durken, miras bırakan cehennem dahil olacaktır.
74- (Neyholunanlara amel ettiğinizde) lezzetlerin geçeceğini ve günah ve kötü sonuçlarının kalıcılığını düşünüz.
75- Herkim büyük günahları küçük saysa, Allah onu büyük musibetlere düçareder.
76- nefsiyüce olan için şehvani arzular hakir olmuştur.
77- İki aç varki doymak bilmez. Harisi ilim ve Harisi dünya.
78- Cahil daima ya ifrat ya tefrit halindedir.
79- Allah (cc) cahilden ilim oğrenmek için ahit almadı alimden de oğretmekiçin alsın.
80- Fahr ve gururunu bir kenara at, kibrini kır ve kabrinin dar ve karanlığını düşün.

GÜRER-ÜL HİKEM’DEN
1- Fitnelerin en büyüğü kendini dünyaya kaptırmaktır.
2- İlim, fani ve yokolmaz büyük bir hazinedir.
3- Din kökü ilahi taktire varan bir ağaç misalidir ki neticesi teslim verizadır.
4- Allah yolunda cihad, dinindireği ve salihlerin yoluyaşamtarzı)dır.
5- Allahın kazave kaderine razı olmak: Büyük müsibetleri kolaylaştırır.
6- Uzun emel ölümü yaklaştırır ve insanı hedefinden uzaklaştırır.
7- Akıl sahibi ihtiyacı dışında veya hak için delil getirmek dışında konuşmaz ve Ahiretini Islah dışında bir işle uğraşmaz.
8- Allahın azabından korkmak, muttakilerin huyve siyresidir (yaşam mantığıdır).
9- Mü’min daima günahlarından dolayı kederli, bundan başına gelebilecek belalardan korkulu verabbinin rahmetine ümitlidir.
10- Allah korkusuyla, O’nundergahından uzak kalmak endişesiyle oğlamak ariflerin ibadetidir.
11- Korku, hırs ve cimrilik birtakım kötü huylardır ki, Allaha karşı su-i zan onları bir yezde toplamıştır.
12- Akıl sahibi sustuğunda tefekkür eder, konuştuğunda zikreder ve bakışıyla ibretalır.
13- Mutlu kimse alubetinden korkar, sonra emin olur ve sevabı saadeti ümidederek iyilik eder.
14- Zühd, uzun emeli terketmek amelde de ihlaslı olmaktır.
15- İlim, maldan hayırlıdır. İlim senikorur, malı ise sen korursun.
16- Nefsani şehvetler karşısında sabır, iffettir, gazaba karşı sabır büyüklüktür ve günahlara karşısabır vera ve Zühddür.
17- Takvau, amelitemiz, gözleri yaşlı ve kalpleri korkulu kimselerdir.
18- Bir kimseyi denemeden ondan emin olmak; Aklın azlığındandır.
19- Sabır ikikısımdır. Belalarakarşı olanı iyi ve güzeldir. Bundan daha iyisi harama düşmemek için sabretmektir.
20- Allah korkusuyla ağlamak kalbi nurlandısır ve günaha yönelmekten alıkayar.
21- Sözü söylemeden o senin mahkumundur, söyledikten sonra sen ona mahkumsun.
22- Tevbe Kalpile pişmanlık, dilileauf dilemek ve ameli ile kötülükleri terketmekten ve günah işlememeğe niyyettenibarettir.
23- Üç şeyde dostluh ve sükunet vardır: Uyumlueş iyi huylu evlat ve uyumlu dost.
24- Adalet: Zülmettiğinde kendini hesaba çekmen fazilet ise: Güç kulduğun zaman affetmenden ibarettir.
25- Kulun dünyada Allahtan korkması ahirette bundan emin olmasını sağlar.
26- Sana kötülük yapana iyilik et ve zulmedeni affet.
27- Doğruluk ve emanete dikkat etki onlar hayırlıların yolu ve yordamıdır.
28- Emaneti sana verene teslim et ve hıyanet edene hiyanet etme.
29- Misafirin aşağılık biri de olsa o’na değer ver ve Emir de olsan baban ve oğretmenine ihtiram olsun diye önlerinde ayağa kalk.
30- Dünyaya ondan elçekmişbir zahit gibi bak, kalbini kaptırmış aşıklar gibi değil.
31- Kendini başkalarına karşı öla! kendin için sevdiğini onlar içinde sev! ve kendi kabul etmediğini onlar içinde kabul etme sana iyilikedilmesini istediğin gibi sen de iyilik et; zulme uğramak istemediğin gibi zulümde etme!
32- Kendi içinde kendine bir bekçi kararkıl ve kendi dünyandan ahirete bir şeyler hazırla.
33- Sizden öncekilerden ibret alın. Sizden sonra kiler sizi ibret edinmeden.
34- Bedenleriniz dünyadan çıkmadan önce dünya sevgisini kalbinizden çıkarın sizler başkabir dünya için yaratılmışsınız burada sadece denenmektesiniz.
35- Her zaman Allahı hatırlayın ki onu anmak kalbi aydınlatır ve zikir ibadetlerin en güzel ve üstün olanıdır.
36- Ahiret azığının toplandığı ve sırların ortaya çıktığı o gün için çalışın.
37- Sahibi sorulduğunda utanıpı inkar ettiği işleri yapmaktan kaçin.
38- Dünyayı imar ve ahireti harap eden her işten kaçın.
39- Fasık, facir ve dündüşmanlarıyla arkadaşlıktan uzakdur.
40- Dünyadan kork, çünkü o şeytanın tuzağı ve imanı fasideden şeydir.
41- Kötü amelden sakın o ismini lekeler ve günahını çoğaltır.
42- Söztaşımaktan kaçın o kalplerde kin duşetmı beslemene halk ve Allahdan uzaklaşmana neden olur.
43- Zulmetme! Zira o günahların en büyüğüdür. Zalim kıyamet günü hakettiğine mutlaka erişektir.
44- Günyaya dostolmaktan uzakdur. O kütün hata ve belaların başıdır.
45- İsteyenleri nykıya daldırar cennet gibi bir nimet ve çekinenleri de aldırışsız eden azaplı cehennem görmedim.
46- Bilinki sizin için ikişeyden korkuyorum: nefsi isteklere uymanızdan ve erişilmesi zor arzulara dalmanızdan.
47- Bilinki ümit ve arzularla dolu geçirdiğiniz bu günlerin sonunda ölüm var. Öyle ise kim bu günlerde iyi ameller yaparsa. Ölümünden sonra ameli ana faydalı olacaktır.
48- Halkın en iyisi, onlara ençok yararlı olanıdır.
49- İbadetin en üstünü batın ve fercin iffetidir.
50- Halkın engüçlüsü, kendinefine karşı güçlü olandır.
51- Halkiçinde ölümü azdüşünenlerin erşilmeyecek arzusu çok olur.
52- Halkın en ahmağı, kendini onların en akıllısı zannedendir.
53- Hikmetin en üstünü insanın kendini tanıması ve kendi makamına vakıf olmasıdır.
54- İmanı en güçlü olan, Allaha tevvekkülü en çok olandır.
53- En bedbaht insan, dinini başkasının dünyasına satandır.
56- En üstün insan alim olduğu halde cahil görünen ve kerim olduğu halde basit insan gibi ve iyi işler peşinde olduğu halde kötü iş sahibi olduğu nisbeti ona verilen insandır.
57- Zanginlerin en güçlüsü dünyamalına düşkün dınayandır.
58- Halkınen akıllısı, ayabını gören ve başkalarının ayabına gözuyumandır.
59- Halkın en şanslısı dünyayı terkeden ve Ahiret için amel edendir.
60- Nefeslerin ömrünün son ganımetleridir. Seni Allaha yaklaştıracak amellerle meşgul olmadan onları tüketme!
61- İnsanın nefsi, onun kötülük ve fahşaya emreder. Öyle ise kim onu emin bilse, nefsi ona hıyanet edecek, kim nefsine güvense, onu helak edecek ve kim nefsinden rag olursa onu en kötü yere sürükleyecektir.
62- Allah yanında mazlumun duası makbuldur. Çünkü o hakkını talep eder. Allah adaleti gereği hakkı sahibine döndürmeye daha layıktır.
63- Allah, dünyayı seven ve sevmeyen herkese insan eder ama dini sadece o’nu sevenlere verir.
64- Akıllı kimse yarınını düşünen ve nefsini bağlardan kurtarmaya çalışan kaçış ve kurtuluşyolu olmayan ogün için çalığandır.
65- Allah nezdinde halkın en üstünü aklını (ilim ve takva ile) ihya etmiş olan  Şehvetini öldüren ve uhrevi işler için nefsini zahmete sokandır.
66- Allah sevdiği kulu, kendi muhabbetiyle meşguleder.
67- Oğrenmek için sor, imtihan için sorma. Zira oğrenmeye galınan cahil alim gibidir, imtihan (başkalarını küçük düşürmek) için çalışan alim cahil gibidir.
68- Ölüm zorluğu gellip gatmadan ona hazırdun gelmeden sizkarşılayın.
69- Allah kullarına zulmetmek. Hesap günü için kötü bir azıktır.
70- Kur’an ayetleri üzerinde tedebbür edin ve ders nasihat alın çünkü o en güzel ibretlerle doludur.
71- Cimrilik ve nifaktan uzak durur, zira bu ikisi ahlak-ı rezilenin en kötülerindendir.
72- Alimden bilmediğini öğren ve bildiğini bilmeyene öğret. Bunu yaparsan bilmediğini öğrenmiş, öğrettiğindende yararlanmış olursun.
73- Takvanın seme ve meyvesi. dünya ve Ahiret saadetidir.
74- Müminin ziynet ve Süsü üçşeydir: Takva doğrusözlülük ve emaneti eda etmek.
75- Yalandan kaçının ki o imanı uzaklaştırıcıdır.
76- Vera ve hikmet ehliyle otur ve onlarla çokkonularda tartış ve bahisler etki bilmediğini öğrenmiş, bildiğini de fazlalaştırmış olursun.
77- Kulun Allaha hüsn-ü tevekkülü, Allaha yakini miktarındadır.
78- Hüsn-ü zan, amelde ihlaslı olmakla mümkündür. Allah ümitvar olun ayağınızın kaydığı noktalarda affedicidir.
79- Güzel ahlak muhabbet saçar ve dostluğu tatıkim eder.
80- Dünya dostluğu aklı fasiteder ve kalbi hikmet işitmekten sağır eder. Sonuçta acı azaba düçar eder:
81- Zafer in tadı, sabrın acısını yokeder.
82- Dünyayı terketmek suretiyle ahireti elde edin ama diniterkederek dünyayı elde etmek Neşine düşmeyin.
83- Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin, ölçülmeden önce kendinizi ölçün.
84- Halkın en üstünü hırsi kalbinden söküp atan ve Allah için nefsiyle savaşandır.
85- Günyadan kendine yetecek kadarını al, seni yoldan çıkaracak miktarından gözünü yum.
86- Allahtan kork ve rahmetine ümit bağla kikorktuğun şeyden seni emin kılsın ve ümidettiğine ulaştırsın.
87- Allahı anmak takva sahibinin saadeti ve yakin sahibinin lezzetidir.
88- İstekleri az ecele hazırlıklı, vakti ganimet sayan ve ameliyle azık hazırlayan kula Allah rahmet etsin.
89- İmanın başı, güzel ahlak batını temizlik ve doğruluktur.
70- Nefsi heva ve hevesten uzaktutmak cihad-ı Ekberdir.
91- Alimin sapıklığı, geminin kırılması misalidir hem kendisini hemde beraberin dekileri gerkeder.
92- İnsanın Ahiret yolculuğundaki azığı tak ve ve zühdtür.
93- İyilerin yöntemi, yumuşak sözlü olmak ve selamı yaymaktır.
94- Müminin saadeti ibadetinde, üzüntüsü de günahıyledir.
95- Allaha ibadet için gece uyanmak, Allahı dostlarının baharı ve kutlu insanların gül bahçesidir.
96- İmamını şek ve şüphelerden koru. Zira şek ve tereddüt tuzun balı öldürdüğü gibi imanı öldürür.
97- Sana vakar kayandıran suskunluk, seni utandıracak sözden hayırlıdır.
98- Allah korkusuyla nefsini kontrol edene gizli ve aşikara rabbine ibadet edene nemutlu.
99- Her işi (ameli ilmi sevgisi, buğzu, alış ulerişi, konuşması ve susması) Allah için temiz ve halis olana ne mutlu.
100- Allahtan çekin meyi kendine şair edinene istek ve arzuları yalan layana ve sapık yollardan uzak durana nemutlu.
101- Heva perestlik aklı yokeder.
102- Namazda Kunut ve secdeleri uzatmak insanı ateşin azabından uzaktutar.
103- Her kim geçici dünya yurdunu ebedi ahiret yurduna tercih ederse kendine zulmetmiştir.
104- Şehvet ve lezzetler zahir olduğu zaman takva sahibi belli olur.
105- Ölenleri göre göre ölümü unutana şaşarım.
106- Ey dünya sen ancak hilelerini ve kötü planların bilmeyenleri aldatabilirsin.
107- İsteklerini kısıtla ki ömrün azdır, iyilik yap çünkü onun azıdaçoktur.
108- Nice küçük lezzetler varki, insanı büyük derecelerden alıkoyar.
109- Kendi nefsini ıslahedemeyen, başkasını nasıl islah edebilir?!
110- Kişinin ömrünü kendine necat vekurtuluş bahşetmeyecek veylerle tüketmesi gaflette olduğuna delil olarak yeter.
111- İyiliği emret, kötülükten nehyet; hayra amel et ve şerre mani ol.
112- Güneş geceyle birararaya gelemeyeceği gibi Allah sevgisi ile dünya sevgisinin de bir arada (bir kalpta) olması mümkün değildir.
113- Mü’minin üç alameti var: Doğruluk, yakin, isteklerinin azvekısa olması.
114- Nefsiyle cihad etmeyene cennet kapıları hiçbir zaman açılmayacaktır.
115- Eğer gökler ve yer bir kimse için daralsa (sıkıntısı çokbuyük dursa) oda takva üzere hareket ederse Allah ona bir çıkış yolu nasibeder ve ummadığı yerden onu rızıklandırır.
116- Kim Allah’a tevekkül ederse Allah ona yeter ve O’nu ihtiyaçsızkılar.
117- Ölümü çok düşmen, dünyanın hile ve yalanlarından kurtulmuş olur.
118- Akıl sahibi ne alimlerle çok oturmak kötü ve facirlerden uzak durmak daha çok yakışır.
119- Hiö kimse dünyevi isteklerinden vageçmedikçe uhrevi isteklerine ulaşamaz.
120- Zenginlik ve rahatlığından dolayı sevinme, fakir ve sıkıntıda olduğuna da üzülme zira Altın, ateş ile denenir, mümin de zorluklara tahammülü ile.

3- (O HAZRETE NİSBETİ VERİLEN) MANZUM SÖZLERDEN DERLEMELER
(1)
Ey kendisinden gayrı sığınağım olmayan
Senin azap ve ikabından affına sığınıyorum
Ben kötün günahlarını ikrareden kul
Ve Sen hem büyük ihtiyaçsız ve bağıştayan rab
Demek beni azabın günahımdan dolayıdır
ve affedersen eğer, sen buna daha layıksın

2
Eğer birgün zora düşersen tahammülsüz olma
ki uzun zamandır kolaylık içindeydin
Ümitsiz olma ki gerçekte yes küfürdür
Ümit edilirki kısa zamanda ihtiyaçların giderilsin
Rabbine karşı su-i zandan çekin
Allah güzel alanı yapmaya daha layıktır elbet.
Zörluğum peşindeki rahatlığı gördün mü?
Allah sözü söylenenlerin endoğrusudur.

3
İnsanları dörtgrupta teşhis ettinı
Onların hali belli ve apaçıktır
Onlardan birinin dünyası dar ve sıkıntılı
Onu takibeder ahireti fahire
Onlardan biri de dünyası mahmudedir
Onun için bundan sonra yok ahiret
Bir gruphem erdi her iki feyre birden
Ve o, dünya ile ahireti toplamıştır.
Biri de onlardan gunahkardır zayieder
Ne dünya var bunlar için ne ahiret

4
Bir kişi altmış yıl ömür sürse
Onun yarısını geceler lıp götürür
Onunda yarısı gaflet ve chaletle geçer
ki bu müddet içirde dahasağını solunu bilmez
Ömrün üçte biri de istek ve arzularla
ve iş güç ve aile geçimi ile heder olur
Gerikalan ömrüde hastalık yaşlılık
ve derken güçetmek sonuçta dünyadan irtihal
Demek kişinin uzun ömür talebi cahilliktir.
Bunun bir kısmı bu misalde zikredildi.

5
Nefsini sürlü görüntülerden uzaktut
o’nu güzel olana mecburet ki hakkında güzel söz söylensin
Eğer ki bu gün rızkın araldı yarına kadar sabret
Şayet Sıkıntı anları üzerinde halkmışdır.
Gönlü zengin olan azizdir malı az olsada
Ama mal zengini gerçekte zelildir.
Teredölütlü şhsın dostluğunda fayda yoktur
çünkü rüzgar hangitarafameyletse odameyleder.
Cömert, ihtiyacın olmadığı halde sana bahşedendir
Sendeki fakirlik yükünü azaltmak niyeti olsai o cimridir
Saymak istesen, dost ne kadar çok
lakin zorluk günlerinde çok azdır onların sayısı

6
Huyu şerif ve ayiy olan insan
Güzel ve faziletli edeple süslenir
Dünya hırısı ve tamahı az olan
Eminlik elbisesini üzerine güymiştir
Eğer zaman hile yapsa sabret
Allahtan yardımdileğiyle iyi huyluluğa devam et.
Zillet ve aşağılık evinde sükunet etme
ki, zillet, aşağılık ve küçük düşmekle birliktedir.
Eğer kerem sahibi sana eta etse
O’na güzel bir dil ile teşekkür et.

7
Allahın nice gizli tütufları varki
Onun gizliliği Zekilerin fehminden de saklıdır
Nice genişlikler zorluklardan sonra gelir
Gam ve kederleri mahzun kalpten silipatar.
Eğer birgüm çareulmak zor olsa.
Vahid, ferd ve Ali olanaitimadet
Peygmber (s.a.a) tevessül etki
Ona tevessülle her zorluk kolaylaşır
Büyük bir iş karşına çıksa takatsiz olma
Allahın nice gizli lütufları onda saklıdır.

8
Kendini açtut o takvalını amelidir
Açlık miktarı uzadığında rızıkla doyurulur.
Küçük günahlardan uzakdur, mürtekib olma
Zira o küçük günahlar birgün toplanacaktır.

9
Dünyevi arzuların uzundur ama idrak edemiyorsun ki
Gecenin karanlığı anından fecrekadar yaşayacakmısın
Nice salim insanlar afetsiz öldüler
Nice hastalar yıllar yılı yaşamsürdüler
Nice gençler eminbir hadde geceyi sabahederken
Biliyor ozler ki kefenleri dikilmiş amafarkında değiller
Duğu sana mahsustur ey kerem büyüklük ve yücelik sahibi
Kime eta etsen ve kimi mahrum ulsan sen münezzeh ve paksın
Ey mabud ve halık ve boruyucu
Her zorlukta sana sığınırım
Ey Allahım benim günahlarım çoksa
Senin attın benim günahlarımdan daha büyüktür
İlahi benim fakirlik hal ve durumumu göruyorsun
Halbuki benim gizli duamı da duyuyorsun
ilahi beni azakından koru ki
Ben, aşağılık ve zelil bir halde sana ibadet colüyozum
ilahi eğer bin yıl bana azapetsen de
Senden ümidin kesilmeyecektir
İlahi benim günahlarım dağlaran daha büyük
Ama senin affın ve merhametin daha büyüktür
İlahi benim hatalarımı bağışa ve günahlarımı silki
Ben kendi günahlarını itirafeden, korkan bir kulum
İlahi eğer beni yanından kovup ümitsizetsen
Ey benim rabbim çarem nedir? Neyapmam gerek
İlahi seninle dostluk bağıkuranlar
Gazfillerin uyuduğu gecderde seninle sırdaşlık ederler
ilahi beni Ahmed (saa)in diniyle mabas etki
Senin için emirdinleyen tevbekar ve zahit bir kul olayım
İlahi ve Seyyidi bin onu büyük şefaatinden mahrum etme
Ki, onun şefaati senin yanında makbuldür
Muvahhid olarak dua edene selam günder
Onlar senin kapında, seninle sırdas ve mahzundurlar

11
Güzellik güzel elbiselerler süslenmek değil
Güzellik gerçekte ilim ve edep güzelliğidir
Yetim babası ölen değil gerçekte
Gerçek yetim, akıldan noksan olandır


more post like this