İslam kaynakları

    1. home

    2. article

    3. Ailede Sevgi

    Ailede Sevgi

    Ailede Sevgi
    Rate this post

    Ailede Sevgi

    “Hayatta Sevginin Yeri” yazımızda insanın toplumsal hayatında sevginin ve muhabbetin yüce yerini incelemeye çalıştık. Şimdi de sevgi ve muhabbetin ailenin saadet ve yücelişindeki konumunu ele almaya çalışacağız.

    Aile ocağı üç temel esastan meydana gelmiştir:

    1- Baba

    2- Anne

    3- Çocuklar

    Aile ilişkilerinin sağlamlaşması ve esenliği toplumun düzelmesine ve ilerlemesine neden olmaktadır. Gerçek ve kalıcı reformlar, göz alıcı ve günden güne artan ilerlemeler, başka bir ifadeyle toplumsal ilişkiler ve münasebetler, ailenin içinde şekillenmektedir ve toplum kültürü, aileye hakim olan kültürün bir yansımasıdır. Ailevi ve ortak hayat, çeşitli unsurlara dayalıdır ve bu arada muhabbet ve duygular, her şeyden daha büyük öneme sahiptir.

    Baba, aile reisi olarak aile ocağının teşkili ve ayakta durması bağlamında herkesten daha çok sorumludur. Baba olan kişi, sürekli olarak ailesine hayat suyunu sunmalı, bu mukaddes ocağı sürekli olarak sıcak ve samimi duygularıyla nurlandırmalıdır ve ailenin diğer bireylerini de bu yöne sevk etmelidir.

    İnsanın eşine gösterdiği muhabbet, ailevi ilişkilerin devamı ve sağlamlığı hususunda çok büyük bir role sahiptir. Belki de bu yüzden Kur’an-ı Kerim ve samimiyeti kadın ve erkeğe vermiş, ülfet ve samimiyeti bu önemli ve hayati işi garantileme açısından kadın ve erkeğe verilmiş en iyi ve önemli armağan olarak anmıştır ve şöyle buyurmuştur: “İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır.” [i]

    İnsanın eşine gösterdiği sevgi hakikatte, çocuklarına gösterdiği sevgidir. Zira çocuk annesine duyduğu sevgi yüzünden annesinin sevildiğini ve babasından muhabbet gördüğünü görünce, hoşnutluk ve güven duygusuna kapılır ve bunun tam tersine eğer annesinin sevgi görmediğini ve babası tarafından itina gösterilmediğini hissedecek olursa, kendisinden ıstırap ve güvensizlik duygusuna kapılır.

    Babasına ve geleceğine olan güven duygusunu yitirir. Bunun yanı sıra anne sevgisi de sadece bu konuda eksikliği ve ıstırabı olmadığı taktirde evladını kuşatmaktadır. Bu önemli şey baba açısından da aynıdır. Yani baba da eşinin kendisine merhamet ve sevgi göstermesini beklemektedir. Çocukları da annelerinin babasına sevgi gösterdiğini görmelidir.

    Genel olarak sevgi hayatı tatlılaştırmakta ve nurlandırmaktadır. Sevgi hayatı bir hedefe oturtmakta ve yüce kılmaktadır. Erkek eğer eşine muhabbet gösterecek olursa, o ev ocağı salim ve enerji dolu bir ocak haline dönüşür. Kadın da tabiatı ve duygulu bir varlık olduğu sebebiyle aşk derecesinde eşine ve çocuklarına karşı muhabbet göstermektedir ve onlar hakkında hiç bir fedakârlıktan çekinmemektedir.

    Öte yandan kadının hassas ruhu da bu dostlukların karşılıksız kalmamasını gerektirmektedir. Kadın eğer, kendisinin sevgi ve muhabbet hususunda kusur etmediğini, ama bunun karşısında nankörlük gördüğünü, tertemiz duygularının istismar edildiğini hissedecek olursa şüphesiz büyük bir mutsuzluk ve yenilgiye uğrama duygusuna kapılır.

    Sevmek, kadın için bir ihtiyaçtır. Sevilme ihtiyacı kadın için bir bencillik sayılmamaktadır. Kadın bunu kendi sevgi ve duygularının bir cevabı olarak telakki etmektedir. Bu açıdan da eşi, sevgi ve dostluk gösterme yolunda bir adım atacak olursa, kadın bu yolda on adım atar. Nitekim bu yüzden İmam Sadık (a.s) , Resul-i Ekrem’den (s.a.a) naklen şöyle buyurmuştur: “Erkeğin, kendi eşine, “seni seviyorum” demesi asla kadının kalbinden çıkmaz.” [ii]

    Erkek, eğer eşine muhabbet gösterecek olursa şüphesiz hayat ocağını salim ve enerji dolu bir muhit haline dönüştürür. Hakeza İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Erkeğin eşine gösterdiği sevgi ve muhabbet peygamberlerin ahlakındandır.” [iii]

    Hakeza İmam Sadık (a.s) buyruklarında imanın artışı ile erkeğin eşine karşı sevgisinin artması arasında çok yakın bir ilişki olduğunu beyan etmektedir.  [iv]

    Erkek İslam ve vicdani değerler açısından asla eşine bir hizmetçi gözüyle bakmamalıdır. Ev işlerinden herhangi bir işi kadına zorla yüklememelidir. Aksine eşine kendi türünden bir arkadaş olarak bakmalıdır. Kadının kendisinin güvenlik vesilesi olduğunu, sevinç ve hüzünlerine ortak bulunduğunu ve hayat işlerinde kendisine yardımcı olduğunu bilmelidir.

    Eşinin çocuklarının sevgili annesi ve şefkatli terbiye edicisi olduğunu unutmamalıdır. Dolayısıyla erkek mutlaka eşine hoşgörü ve sevgi gözüyle bakmalıdır. Duygularını asla karşılıksız bırakmamalıdır. Zira kadın, uykusundan, yiyeceğinden ve vaktinden geçmekte ve canını feda etmektedir ki eşi ve çocukları, mutlu ve güvenlik içinde yaşasınlar.

    Ne yazık ki henüz farklı şekillerde eşlerine eziyet ve işkence eden kimseler vardır. Bunlar büyük bir taş kalplilikle eşlerine kötü davranmaktadırlar. Hatta küstah bir şekilde eşlerini dövmektedirler ve imam Sadık’ın (a.s) ifadesiyle hayır ve bereketlerin çoğunu kendisinde barındıran bu kadın adındaki meleğin apaçık haklarını çiğnemektedirler.” [v] Şüphesiz açıkça bilindiği üzere sevgi gösterisinde bulunmak iki boyutlu ve karşılıklı bir şeydir. Kadının de bir görevi vardır.

    Kadın eşine sevgi hususunda asla kusur etmemelidir. Kadının sevgi ve muhabbeti bir çok hususta tıpkı anne sevgisi gibi hayatı eşine tatlı ve huzurlu kılacaktır. Kadın tabiatı ve duyguları hasebiyle aşk derecesinde eşine ve çocuklarına karşı sevgi göstermek ve bu konuda hiç bir fedakarlıktan kaçınmamak istemektedir. Öte yandan kadının hassas ruhu da bu konuda hiç bir şekilde karşılıksız kalmamasını talep etmektedir.

    Çocuklara Sevgi Göstermek

    Çocukların kabiliyetlerinin gelişiminde etkili olan esaslardan biri de çocuklara sevgi göstermektir. Dolayısıyla açık bir şekilde söylenebilir ki çocuk için hiç bir şeyin tadı, sevgi kadar tatlı değildir ve hiç bir ihtiyaçları, bu kadar şiddetli ve önemli görülmemektedir. Muhabbet terbiyenin esasıdır. Muhabbet ve sevgi olmadığı takdirde bu konuda atılacak her adım, sonuçsuz kalacaktır.

    Çocuk terbiyesinde ilk adım, çocuğun anne baba ve öğretmenine karşı güven içinde olmasıdır. Bu da sadece sevgi ile gerçekleşebilir.

    İstatistik rakamlarının da gösterdiği gibi suçluların çoğunu aile ocağında insani duygulardan ve sevgiden mahrum olan kimseler teşkil etmektedir. Onların anne ve babaları ya cahillik sebebiyle, ya fazla düşkün oldukları için veya aile ihtilafları sebebiyle makul bir şekilde çocuklarıyla samimi bir sevgi ve muhabbet kurmaktan mahrum kalmış kimselerdir. Şairin ifadesiyle:

    “Varlıktan nasibi olmayan zat

    ne zaman varlık nedeni olabilir?

    Suyu olmayan bir bulut parçası

    Su verme sıfatına sahip olamaz.”

    Gerçek örnekler ve tecrübeler de göstermektedir ki anne, baba veya her ikisinin muhabbetinden mahrum olan ve bu mahrumiyeti başka bir açıdan telafi edemeyen kimseler, bu açıdan birçok sorunlara maruz kalmaktadır. Bu kimseler çocuklarına karşı sevgili bir baba, eşlerine merhametli bir eş olamazlar. Toplumun bireylerine karşı ahlaki ve davranışsal bir uyum içine giremezler. Bütün bunlardan acizdirler.

    Bu esas üzere İslami öğretilerde yetim çocuklara karşı muhabbet ve sevgi tavsiye edilmiş ve önemle vurgulanmıştır. Bu vesileyle anne ve baba sevgisinden mahrumiyet boşluğu bir yere kadar doldurulmaktadır ve çocukların gelecekte ruhsal hastalıklara maruz kalmamasına çalışılmaktadır.

    Söylenmesi gerekir ki bu kaide istisnadan uzak değildir. İnsan sürekli her türlü şartlar altında kendisini ıslah etme açısından yapıcılık ve ahlaki doğurganlık konumuna ve normal şartları değiştirme gücüne sahiptir. Lakin biz burada daha çok eğitim ile ilgili konuyu ele almak istiyoruz. Bu tür konularda istisnalara dayanmak büyük ve telafi edilmez bir yanlışlıktır.

    Bir gün Allah Resulü (s.a.a) İmam hasan ve İmam Hüseyin’i (a.s) öptüler ve öpünce orada hazır bulunan Ekra’ b. Habis adında birisi Peygamber’e şöyle dedi: “Benim on çocuğum vardır ve şimdiye kadar onlardan hiç birini öpmedim.” Peygamber şöyle buyurdu: “Eğer Allah kalbine merhameti sokmamış ise, ben niye korkayım ki? “ [vi]

    Diğer bir takım rivayetlerde Peygamber’in ona şöyle buyurduğu yer almıştır: “Başkalarına merhamet etmeyen kimseye asla merhamet edilmez.” [vii]

    İmam Sadık’dan (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Bir şahıs Allah Resulünün (s.a.a) yanına geldi ve şöyle dedi: “Ben çocuklarımdan hiç birini öpmedim.” Bu şahıs o toplantıyı terk edince Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben böyle bir kimsenin ateş ehli olduğuna inanıyorum.” [viii]

    Bu konuda rivayetler oldukça çoktur. Onların tümünü burada nakletmek, bizim konuyu özetle ele almamız felsefesine aykırıdır. Zira biz bu tür hususlarda konuları kısa tutmaya çalışmaktayız. Başka bir önemli hadis zikrederek bu husustaki konumuzu bitirmek istiyoruz.

    İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah, kadın ve çocukların haklarının çiğnenmesine gazap ettiği gibi hiç bir şey hakkında bu derece şiddetli gazap etmez.” [ix]

    ———————

    [i] Rum suresi, 21. ayet

    [ii] Vesail’uş Şia, c. 14, s. 10

    [iii] a. g. e. s. 9

    [iv] a. g. e.

    [v] a. g. e. s. 11

    [vi] Mekarim’ul Ahlak, s. 220

    [vii] Vesail’uş Şia, c. 15, s. 203

    [viii] a. g. e. s. 202

    [ix] a. g. e.