Arabistan Şiîlerinin lideri Ayetullah Şeyh Amiri’nin:

Hz. Fatıma’ya tevessülle idamdan kurtulma öyküsü

Benim idam olmam için tüm sebepler oluşmuştu. Birkaç aylık hapis hayatımdan sonra idam günüm gelip çatmıştı. Beni halk topluluğu ve binlerce Şiî’nin gözleri önünde ve bazı hükümet yetkililerinin hazır bulunduğu darağacına götürüp, ipi boğazıma geçirdiler. Hz. Fatıma Zehra’ya (s.a) tevessül ederek içimden kendi kendime şöyle demeye başladım…

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Allame Şeyh Muhammed Ali Amiri, geçtiğimiz ay Medine’de hayatını kaybetti. Kendisi Arabistan’ın büyüklerinden ve Şiaların liderlerindendi.

Allame Şeyh Amiri, Arabistanlılar arasında “Şiaların manevi önderi” olarak bilinmektedir. Kendisi 1911 yılında Medine-i Münevvere’de dünyaya geldi. 16 yaşındayken babası Şeyh Ali b. Ahmet Amiri’nin emriyle dini eğitim almak için Necef’e gitti.

Allame Naini, ve Ayetullah Seyyid Ebu’l Hasan İsfahani’nin öğrencisi

Allame Şeyh Amiri, yirmi yıllık Necef’teki eğitiminde Ayetullah Muhammed Rıza Muzaffer, Ayetullah Muhammed Hüseyin Muzaffer, Ayetullah Muhammed Cevad Muğniye, Ayetullah Seyyid Müslim Hilli, Ayetullah Muhammed Taki Al-i Sadık,

Seyyid Bakır eş- Şahsi, Şeyh Muhammed Taki Fakih, Ayetullah Şeyh Hüseyin Hilli ve aynı şekilde Şiaların büyük taklit mercileri Ayetullah uzma Naini ve Ayetullah Seyyid Ebu’l Hasan İsfahani gibi büyüklerin ders halkalarına katıldı.

Kendisi Ayetullah Seyyid Ebu’l Hasan İsfahani’nin yanında çok büyük bir makama haizdi. Öyle ki Allame Amiri’nin babası rahmetli olunca bu taklit merci Necef’teki Haydari avlusunda Şeyh Amiri’nin babası için üç gün yas meclisi tertiplemişti.

Arabistan Şialarının manevi lideri, Necef’teki eğitiminin ardından 1950 yılında Medine’ye geri döndü ve Ehl-i Beyt (a.s) mektebinin tebliği doğrultusunda çalışmalarına başladı.

Şeyh Amiri, hayattayken Ayetullah Seyyid Ebu’l Hasan İsfahani, Ayetullah Seyyid Muhsin Hekim, Ayetullah Milani, Ayetullah Seyyid Ebu’l Kasım Hoi, Ayetullah Şahrudi, Ayetullah Seyyid Abdula’la Sebzevari, Ayetullah Seyyid Muhammed Rıza Gulpeygani, Ayetullah Seyyid Ali Sistani, Ayetullah Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah, Ayetullah Seyyid Muhammed Said Hekim ve Ayetullah Şeyh Beşir Necefi gibi müçtehitlerin müracaat vekili konumundaydı.

Hac ve umre için Arabistan’a giden tüm Şialar, Medine’deki Şiaların camisinde onun arkasında cemaat namazı kılmıştır. Medine’deki 60 yıllık hayatında Medine’de azınlık konumunda olan Şialara dini ve sosyal olarak hizmet etti.

Ayetullah Şeyh Amiri’nin bahçesinde Şiaların mescidi ve kendisine ait bir ofisi yer almaktadır. Her gün bu cami dünyanın çeşitli yerlerinden gelen Şiaları ağırlamaktadır. Şialar ise genellikle akşamları oraya giderek gurbet diyarında “Eşhedu enla Aliyyen veliyullah…” nidasını dinlemektedir.

Bölge Şialarından olan Ebu Talip, bu konu hakkında şunları söylemekte: “Nehavele bölgesinin en ünlü bölümü Şiaların Hüseyniyesindir. Burası Ayetullah Şeyh Amiri tarafından alınarak etrafı örülmüş ve kendisi bölgedeki Şiaların bakım ve gözetimini üstlenmiştir.

Bölge Şialarından bir diğeri olan Abbas ise “Nehavele” bölgesinin Şialarının Şeyh Amiri’ye olan ilgisini vurgulayarak şöyle söylemekte: “Şeyh Amiri, önceki Hüseyniyeyi Mescid-i Nebi’nin yakınlarında kendi elleriyle inşa etmişti. Hedefi ise Peygamber (s.a.a) ve Cennetü’l Baki mezarlığına yakın olmasıydı. Ama orayı yol yapımı bahanesiyle yıktılar. O da oraya biraz daha uzak olan hurma bahçelerinin olduğu yere yani şimdiki yere bu hüseyniyeyi inşa etti.

Allame Amiri, Suudi Arabistan rejiminin zindanlarına 45 yıl tahammül etti

Bu Şii din adamı öteki Şialar gibi bu ülkenin radikal aşırı dinci vahhabileri tarafından rahat bırakılmadı ve 45 yıllık ömrünü vahhabi zindanlarında geçirdi. Şeyh Amiri, İran İslam İnkılabının zaferinden birkaç yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.

Arabistan Şiaları konularında detaylı bilgi sahibi olan Şirazi, bu konuda şunları söylemekte: “Şeyh Muhammed Ali Amiri, çok sıkıntı çekmiş yılmaz bir insandı. Suudi Arabistan Vahhabi devleti defalarca onu idama mahkum etmiş, ama Allah’ın inayeti ile bu hüküm icra edilememişti ve her kim bu hükmü vermiştiyse çeşitli sorunlarla karşılaşarak belalara duçar olmuştur.

Bu olayların birinde Allame Amiri, Şia hak ve hürriyetini savunan bir bildiri yayınladığından vahhabilerin ısrarıyla hapse atıldı. Suudi Arabistan mahkemesi onu idama mahkum etti. Ama Şeyh Amiri, bu idamdan canını kurtardı.

Kendisi bu olayı şöyle anlatmakta: “Benim idam olmam için tüm sebepler oluşmuştu. Birkaç aylık hapis hayatımdan sonra idam günüm gelip çatmıştı. Beni halk topluluğu ve binlerce Şii’nin gözleri önünde ve bazı hükümet yetkililerinin hazır bulunduğu dar ağacına götürüp, ipi boğazıma geçirdiler. Hz. Fatıma Zehra’ya (s.a) tevessül ederek içimden kendi kendime şöyle demeye başladım: “Ey Hz. Zehra! Ben sadece seni savunmak, haysiyet ve onurunuz için dar ağacına asılıyorum.

Bana yardım et! İpi çektiklerinde 30 saniye kadar sonra ip koptu ve ben baygın bir halde yere düştüm. O anlardan ilgili olarak bunların dışında da bir şey hatırlamıyorum zaten. Kendime geldiğimde olaydan tam 35 gün geçmişti. Medine’deki hastanelerin birinde olduğumu ve kurtulduğumu anlamıştım.

Geçtiğimiz ay karaciğerinde su birikmesi teşhisiyle hastaneye kaldırılmış ve iki haftalık hayat mücadelesinin ardından 100 yaşında İmam Hüseyin’in Erbain’i akşamı hayata gözlerini yumarak Hakk’ın rahmetine kavuştu.

ABNA.İR

 


more post like this