Ayetullah Muhsin Kıraati, Nur Tefsiri

Bakara Suresi’nin Tefsiri (10 – 25) (3)

فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَهُمُ اللّهُ مَرَضاً وَلَهُم عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ

10- “Kalplerinde hastalık vardır, Allah hastalıklarını artırmıştır. Yalan söyledikleri için onlara elem verici azap vardır. ”

Tefsir

Münafıkların sürekli artan hastalığı, “Neden onlar başarılı oldular?” diye Müslümanlara karşı duydukları hasetten ya da münafıkça sırlarının ifşa edilmesindendir. Onların hikayesi su deposuna düşen, kötü kokan bir leşe benzemektedir. İçine ne kadar su girerse pisliği o kadar yayılır ve kokusu o kadar artar. Nifak, bir leş gibidir; eğer insanın ruh ve kalbinde yer ederse Allah’tan inen her hükme karşı gerçek anlamda teslim olacağına, riyakarlığa baş vurur ve nifakı hususunda bir adım ileri gider. Bu hasta ruh tüm düşünce ve amellerine riya bulaştırır ve bu bir tür hastalığın artmasıdır.

Mesajlar ve Nükteler

1- Nifak ruhi bir hastalıktır ve münafık hastadır. Hasta ne ölü ne de sağlam olduğu gibi, münafık da ne mümindir ve ne de kafir.

2- Nifakın kansere benzer bir gelişimi vardır.  [1]

3- Yalancılık münafıkların yaygın özelliklerinden biridir.

4- “Allah hastalıklarını arttırır. ” cümlesi beddua cümlesi de olabilir. Yani, “Allah onların hastalıklarını arttırsın. ” Tıpkı, “Allah onları öldürsün” gibi.

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ قَالُواْ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ (11)

11. “Kendilerine: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” dendiği zaman, “Bizler sadece islah edicileriz” derler. ”

Mesajlar ve Nükteler

1- Münafıklar sadece kendilerini reformcu/ıslahçı olarak tanıtmaktadırlar.

2- Yersiz yere kendilerini överek halkı kandırmak ve yaptıkları kötülükleri tevil etmek istemektedirler.

3- Münafık, bin bir suratlılığını kurnazlık, halkı idare ve reformculuk olarak kabul etmektedir.

4- Nifak; fesat ve fitne sebebidir.

5- Münafık gerçi öğüt ve nasihat kabul eden birisi değildir; ama yine de onlarla konuşmak ve kötülüklerden sakındırmak gerekir. “kendilerine söylendiğinde”

أَلا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلَـكِن لاَّ يَشْعُرُونَ (12)

12- “İyi bilin ki, asıl fesat çıkaranlar kendileridir, lakin farkında değillerdir. ”

Tefsir

Kur’an ayetleri hakkında kısaca yapılacak bir araştırmada açıkça görülecektir ki nifak sıfatı, münafık şahsın ruh ve davranışlarında, kendisini dünya ve ahirette azaba düçar kılacak kötü birtakım etkiler yaratmaktadır. Kur’an onlar hakkında şu tespitlerde bulunuyor:

Onlar gerçek şuursuzluğa düçar olmaktadır.  [2]

Onlar düşünmezler ve anlamazlar.  [3]

Onlar şaşkınlık içinde bocalarlar.  [4]

Attıkları yalanlar sebebiyle [5] küfürlerinde sabitleşir [6] ve hidayeti bulamazlar.  [7]

Kalbi inançları olmadığı için dehşet ve ıstırap içinde yaşarlar [8] ve elim bir azaba düçar olurlar.  [9]

Mesajlar ve Nükteler

1- Münafıkların kibirli hayalcilikleri ve yüksekten uçuşları kırılmalıdır. “Asıl fesat çıkaranlar onlardır. ”

2- Müslümanlar münafıkların aldatıcı sloganlarına ve yalancı oyunlarına kanmamalıdır. “İyi bilin ki”

3- Hayat hak yolunda olmazsa bilinçsizliktir.

4- Münafıklar her zaman fesat çıkarırlar. “Fesat çıkaranlar”

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ آمِنُواْ كَمَا آمَنَ النَّاسُ قَالُواْ أَنُؤْمِنُ كَمَا آمَنَ السُّفَهَاء أَلا إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاء وَلَـكِن لاَّ يَعْلَمُونَ

13- “Onlara “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denilince de, “Beyinsizlerin iman ettiği gibi mi iman edelim?”derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler. ”

Mesajlar ve Nükteler

1- Münafıkların metotlarından biri Müminleri aşağılamaktır. “Beyinsizlerin iman ettiği gibi mi?”

2- Münafıklara göre iman sahibi olmak ve Allah’a teslim olmak beyinsizliktir.

3- Kur’an kültüründe ise hakka teslim olmamak beyinsizliktir. “asıl beyinsizler kendileridir”ü

4- Münafıkların mütekebbir gururları kırılmalı ve onlara aynıyla mukabelede bulunulmalıdır. “İyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir”

5- Her derdin en acısı ve kötüsü o derdi tanımamaktır. “fakat bilmezler”

6- Müslüman akıllı olmalı ve zahiri oyunlara kanmamalıdır. “İyi bilin ki onlar”

7- Allah’ın velilerinin daveti ve irşadı münafıklara etki etmemektedir. “… gibi mi iman edelim?”

8- Münafıklar kendilerin üstün görmekte ve kendilerine ayrıcalık istemektedirler. “… gibi mi iman edelim”

9- İslam toplumu için münafıkların yalancı yüzünü ifşa etmek zaruridir. “Beyinsizler kendileridir. ”

10- Müminlerin aydınlatıcı ve tebliğ metotları güçlü olmalıdır. “İyi bilin ki şüphesiz onlar, ancak onlar… ”

وَإِذَا لَقُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْاْ إِلَى شَيَاطِينِهِمْ قَالُواْ إِنَّا مَعَكْمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُونَ (14)

14- “İman edenlere rastladıkları zaman, “iman ettik” derler, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında, “Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz” derler. ”

Mesajlar ve Nükteler

1- Münafıklar ikiyüzlüdür. Müminlerle karşılaşınca iman ettiklerini söylerler, ama ele-başlarıyla ve aynı düşüncedeki insanlarla karşılaşınca kendi gerçek inançlarını ortaya vururlar. Ne şişi yakarlar, ne de kebabı.

2- Münafıkların müminlerle ilişkisi açıktır. Ama kafirlerle ve ele-başlarıyla görüşmeleri gizlidir. Doğruluk cesaretine bile sahip değillerdir.

3- Münafıkların dostları şeytan sıfatlı kimselerdir.  [10] “Şeytanlarıyla”

4- Münafıklar Müminlerden korkarlar. Bu yüzden de birbirleriyle veya kafirlerle ilişkilerini gizlice gerçekleştirirler. “Baş başa kalınca”

5- Her iman izharında bulunanlara kesin inanmamak gerekir. İslami harekete sızmaya çalışan ajanlara dikkat etmek gerekir.

6- Münafıkların iman iddiası geçicidir. Ama küfürleri sabit ve değişmezdir. (İmanları geçiciliğe delalet eden fiil cümlesi ile beyan edilmişken, küfürleri devamlılığa delalet eden isim cümlesiyle ifade edilmektedir. )

7- Kafirler ve münafıklar birbiriyle örgütsel bir ilişki içindedirler. Münafıklar kafirlerden düşünsel planda çizgi almakta, metot öğrenmektedirler. “Şeytanlarıyla baş başa kalınca”

8- Münafıklar müminlerle konuşmalarını ve ilişkilerini alay kabul etmektedirler.

9- Münafıklar ve kafirler sadece aynı düşünceyi paylaşmakla kalmayıp birbirlerine işlerinde yardımcı da olmaktadırlar. “şüphesiz ki biz sizinleyiz. ”

اللّهُ يَسْتَهْزِىءُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ

15- “Allah da onlarla alay eder ve şaşkınlık içinde bocalayıp dursunlar diye onlara taşkınlıklarında mühlet verir”

Tefsir

İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor: “Allah hile, aldatma ve istihza ehli değildir. Ama onların hile ve istihzasını cezasını vermektedir. ” [11] Nitekim Kur’an da şöyle buyuruyor: “O, sapanları taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakır. ” [12]

Münafıkların duçar kaldığı taş kalplilik, şeytanın hakimiyeti ve vesvesesi, günah arzusu, ibadete isteksizlik, kötü insanlarla birliktelik ve işbirliği, dünya meşguliyeti ve Hak’tan gafletten daha zor ve çetin bir ceza düşünülebilir mi?!

Mesajlar ve Nükteler

1- Cezalar günahlarla uyumludur. “Biz sadece alay etmekteyiz. ” ayetine karşılık, “Allah da onlarla alay eder. ” buyrulmaktadır.

2- Münafıklar iki türlü davranmaktadırlar, onlara da iki türlü davranılmaktadır. Dünyada Müslümanların hükmüne tabidirler, ama kıyamette kafirlerin cezasını göreceklerdir.

3- Allah’ın mühlet vermesinden ve fazla ihsanından dolayı gururlanmamak ve azmamak gerekir.

4- İsyan ve dik kafalılık insanın bu niteliklerinde bocalaması için kendisine adeta ortam hazırlamaktadır. “şaşkınlık içinde bocalayıp dursunlar diye onlara taşkınlıklarında mühlet verir”

5- Allah münafıklar karşısında müminlere destek vermektedir. Münafıklar hayallerince müminlerle alay etse de Allah müminleri himaye etmekte ve onları aynıyla cezalandırmaktadır.

أُوْلَـئِكَ الَّذِينَ اشْتَرُوُاْ الضَّلاَلَةَ بِالْهُدَى فَمَا رَبِحَت تِّجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُواْ مُهْتَدِينَ (16).

16- “Onlar, hidayet yerine dalaleti aldılar da alışverişleri kar getirmedi; hidayeti de bulamamışlardır. ”

Tefsir

Münafıkların kaybedecekleri bir hidayeti olmadığı halde onu dalaletle değiştirdiklerinin beyanından maksat belki de hidayetin nedenlerini ve ortamını da kaybetmiş olmalarıdır. Nitekim bir ayette şöyle buyrulmaktadır: “şüphesiz ki imanı verip küfrü alanlar” [13] Hakeza “ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimseler” [14] Hakeza “mağfiret yerine azabı alanlardır.  [15] Yani iman kabiliyeti ve mağfiret mükafatını kendi kötü amelleriyle yok etmektedirler.

“Sonunda ilahi nur duman oldu

Hakk’ı arayan fıtratı Nemrud oldu. ”

Mesajlar ve Nükteler

1- Müminin akibeti, “Rablerinden bir hidayet üzeredirler” gerçeğidir, münafıkların akibeti ise “Onlar hidayete ulaşamazlar. ” hakikatidir.

2- İnsan özgür ve seçicidir. Çünkü muamele ve ticaret yapmaktadır.

3- Dünya bir pazardır, insanlar ise tüccardır. Satılan ve muamele edilen şey ise amellerimiz ve tercihlerimizdir.  [16]

مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَاراً فَلَمَّا أَضَاءتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِي ظُلُمَاتٍ لاَّ يُبْصِرُونَ

17- “Onlar, ateş yakan kimseye benzer; ateş etraflarını aydınlatınca Allah nurlarını yok eder, onları karanlıklar içinde terk eder de (hiçbir şeyi) göremezler”

Tefsir

Bu ayet, ruh ve haletleri teşbih makamındadır. Münafıklar ateş yakıyorlar, ama Allah ışıklarını söndürüyor ve onlar için duman, kül ve karanlıklar bırakıyor.

Mesajlar ve Nükteler

1- Münafıkların programları ve planları yarıda kalmaktadır. “Allah nurlarını giderir. ”

2- Münafıkların geleceği ve akıbeti karanlıktır. “Karanlıklarda”

3- Münafıkların muhatabı Allah’tır. “Allah nurlarını giderir. ”

4- Münafıklar ıstırap ve dehşet içindedirler. Karar alma durumlarında da şaşkınlık içinde bocalamaktadırlar. “Karanlıklar içinde (hiçbir şeyi) göremezler”

5- İslam nur, küfür ise karanlıktır.

6- Münafık aydınlanmak için ateşten istifade eder ki bu ateşin de kül, duman ve yakıcılığı vardır.

7- Bir nurdan nasiplenmeyenler çeşitli karanlıklarda kalırlar. (Nur kelimesi tekildir. Ama “zulumat” kelimesi ise çoğuldur. )

8- İslam’ın nuru alemi kuşatmıştır. Ama münafıkların, gölgesinde İslam izharında bulundukları nurun sahası dardır “etraflarını” ve aydınlığı geçicidir.

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ (18)

18- “Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden (hatalarından) dönmezler. ”

Tefsir

Bunlar adeta, özürlü olmalarının gereklerini bizzat hazırlayan doğuştan özürlüler gibidirler. Onlar bilgi ve tanımanın yol ve araçlarını kaybetmişlerdir. Bu surede münafıklar hakkında, “Farkında değillerdir, bilincinde değillerdir, bilmezler, görmezler, bocalarlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, dönmezler… ” gibi tabirler kullanılmaktadır.

Ayrıca bilmek gerekir ki bakmak görmekten ayrı bir şeydir. Nitekim Kur’an şöyle buyurmaktadır: “Sana baktıklarını görürsün” [17]

Mesajlar ve Nükteler

1- Nifak insanı ilahi marifet ve gerçekleri derkten alıkoymaktadır.

2- Hak yolda ilahi nimetlerden nasiplenmeyenler o nimetlere sahip olmayanlar gibidir. “sağırdırlar, dilsizdirler”

3- Münafıklar inatçı ve bağnazdırlar. “dönmezler”

4- Kendi yüzlerine bilgi ve marifet yollarını kapamışlardır. Dil, kulak ve gözlerinden istifade edememektedirler.

5- Bilgi ve marifet imkanlarından hakkıyla istifade edememek insanlığın ölümüyle eşittir.  [18]

6- Dünyadaki bu körlük sağırlık ve dilsizliğin cezası ahiretteki körlük sağırlık ve dilsizliktir.  [19]

أَوْ كَصَيِّبٍ مِّنَ السَّمَاء فِيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصْابِعَهُمْ فِي آذَانِهِم مِّنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ واللّهُ مُحِيطٌ بِالْكافِرِينَ (19)

19- “Veya (onlar) karanlıklarda, gök gürlemeleri ve şimşek arasında gökten boşanan sağanağa tutulup, yıldırımlardan ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer. şüphesiz Allah kafirleri çepeçevre kuşatmıştır. ”

Tefsir

Allah münafıkları, sahip oldukları ruhsal haletleri hasebiyle sağanak yağmura, gece karanlığına, gök gürlemesine, yıldırımlara ve ölüm korkusuna duçar olan yağmur altındaki kimseye benzetmektedir. Bu kimsenin ne yağmurdan sığınacağı bir sığınağı, ne karanlıklardan kurtulacağı bir ışığı, ne gök gürlemesinden uzak kalacağı bir kulağı ve ne de ölüm düşüncesinden huzura kavuşacağı bir ruhu vardır.

Mesajlar ve Nükteler

1- Münafıklar problemler ve endişeler içindedirler. Bu dünyada da en büyük endişelere rezaletlere ve zilletlere düçardırlar.

2- Münafıklar binbir suratlarıyla her şeye sahip olmak isterler. Ama sonunda bütün hayırlardan mahrum kalırlar.

3- Münafıklar ölümden korkarlar, “Ölüm korkusuyla”

4- Allah onları çepeçevre kuşatmıştır. Her an istediğinde ayetler nazil buyurarak onların sırlarını ve komplolarını ifşa etmektedir.

5- Nifakın akıbeti küfürdür. ”Allah kafirleri çepeçevre kuşatmıştır. ” [20]

يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَارَهُمْ كُلَّمَا أَضَاء لَهُم مَّشَوْاْ فِيهِ وَإِذَا أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُواْ وَلَوْ شَاء اللّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَارِهِمْ إِنَّ اللَّه عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (20)

20- “Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alır; onları aydınlattıkça ışığında yürürler ve üzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. Doğrusu Allah her şeye Kadir’dir. ”

Tefsir

Münafıkların nurani delilleri ve ilahi ayetlerin nurunu görme güçleri yoktur. Gece karanlığında çöllerde yürüyen bir yolcu gibi şimşekler çakınca gözlerini kapamakta ve yürüyememektedirler. Münafıklar İslam toplumunda bazen birkaç adım ilerlese de ortaya çıkan olaylar karşısında durmakta, gerilemektedirler. Onlar batını fıtrat nurlarını söndürmüşlerdir ve dış güçlerden bir ışık beklemektedirler.

Mesajlar ve Nükteler

1- Münafıklar şaşkınlık ve hayret içindedirler. “durakalırlar”

2- Münafıkların hareketi başkalarının ışığı sayesindedir. “Onları aydınlattıkça”

3- Münafıklar yaptıkları sebebiyle her an Allah’ın gazabına uğrayabilirler. “Allah dilerse”

4- Allah’ın sünneti herkese özgürlük verme temeline dayalıdır. Aksi taktirde Allah onları kör ve sağır kılardı. “İşitme ve görmelerini giderirdi. ”

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ (21)

21- “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize ibadet ediniz; umulur ki takva sahibi olursunuz. ”

Tefsir

Kanun kitaplarında kanun maddelerinin külliyatı/tümelleri hitapsız beyan edilmektedir. Ama Kur’an insanların ruh ve duygularıyla ilgilendiğinden kanunlarını beyan ederken hitap etmektedir. Kur’an hitaplarının seyri ve gelişimi farklıdır.  [21]

Bu ve sonraki birkaç ayette de tevhit nübüvvet ve ahiret konuları ele alınmaktadır.

Mesajlar ve Nükteler

1- peygamberlerin daveti geneldir. Yani küfür, nifak ve gruplaşmayı bir yana bırakarak hepsini Allah yoluna davet etmektedir. “Ey insanlar”

2- İbadet felsefesi ve delillerinden biri de velinimete şükürdür. “Sizi yaratan Rabbinize ibadet ediniz”

3- Nimetlerin en büyüğü ve ilki yaratılış nimetidir. Bütün insanlara edilen ilk emir de kulluk ve ibadettir. “Sizi yaratan Rabbinize ibadet ediniz” [22]

4- İbadet takvanın nedenidir. Eğer bir ibadet bizde takvayı vücuda getirmezse ibadet değildir. “İbadet edin…umulur ki takva sahibi olursunuz. ”

5- Atalarınızın putperestliği ve sapıklıkları sizleri Allah’a ibadetten alıkoymamalıdır. Onlar da Allah’ın yaratıklarıdır. “ve sizden öncekileri”

6- İnsan ve evrenin yaratılış hedefi insanların tekamülüdür. Yani yaratılışın hedefi insanların nasiplenmesidir.  [23] İnsanların yaratılış hedefi de ibadettir.  [24] İbadetin hedefi ise takvadır.  [25] Takvanın hedefi de kurtuluştur.  [26]

7- İbadetlerinizle gururlanmayınız, onlara güvenmeyiniz, umulur ki muttaki olursunuz. “umulur ki takva sahibi olursunuz. ”

الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الأَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَاء بِنَاء وَأَنزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَخْرَجَ بِهِ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَّكُمْ فَلاَ تَجْعَلُواْ لِلّهِ أَندَاداً وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ (22)

22- “O, yeryüzünü size bir döşek ve göğü de bir bina kıldı. Gökten su indirip onunla size rızık olmak üzere ürünler meydana getirdi. O halde Allah’a eş koşmayın. Halbuki siz de biliyorsunuz (ki onlar ne sizi yaratmış ve ne de sizlere rızık vermektedir. )”

Tefsir

Allah bu ayette her biri diğer bir çok nimetin kaynağı olan çeşitli nimetlere işaret etmektedir. Örneğin yer yüzünün döşek kılınması, diğer bir çok nimetin özetidir. (Yeryüzünün sertliği veya yumuşaklığı güneşten uzaklığı, havanın sıcaklık derecesi nehirler, vadiler, dağlar, bitkiler ve çeşitli hareket biçimleri yeryüzünün döşek kılınmasını temin etmiştir. ) Kur’an’da yeryüzü için çeşitli tabirler kullanılmıştır. Yeryüzü hem beşiktir, hem ram ve itaatkardır ve hem de kuşatıcıdır…

Mesajlar ve Nükteler

1- İlahi nimetleri zikretmek en iyi tanrıbilim yollarından ve ibadete davet metotlarından biridir.

2- En iyi istidlal metodu el altındaki nimetler ve hissedilir şeylerden istifade etmektir.

3- Yaratılış aleminde tam bir uyum göze çarpmaktadır. Yeryüzü gökler, yağmur, bitkiler, meyveler ve insanlar arasında tam bir uyum vardır. (Uyum ve düzen delili)

4- Yaratıkların her biri belli bir hedef için yaratılmıştır. “Sizler için rızık çıkardı. ”

Yağmurun hedefi meyvelerin yetişmesidir. Meyvelerin yetişme hedefi ise insanın rızıklandırılmasıdır. (hedef delili)

5- Bütün alem insan için yaratılmıştır, ama insan Allah içindir. “Sizleri yaratan Rabb’inize ibadet edin.”

6- Yaratılış aleminde görülen uyum ve düzen tevhit göstergesidir. O halde siz de muvahhid olmalısınız. “Allah’a eşler koşmayın”

7- Allah’a tapmanın (Teizm’in) kökleri her insanın fıtrat ve vicdanındadır. “siz de biliyorsunuz”

8- Siz vicdanen biliyorsunuz ki Allah için koştuğunuz ortakların hiçbir gücü yoktur. Yaratıcı güce sahip olan birisi bu güce sahip olmayan biri gibi olabilir mi? “siz de biliyorsunuz”

9- Yağmur ve yeryüzü birer araçtır. Bitkilerin ve meyvelerin yeşermesi Allah’ın elindedir. “ürünler meydana getirdi. ”

وَإِن كُنتُمْ فِي رَيْبٍ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَى عَبْدِنَا فَأْتُواْ بِسُورَةٍ مِّن مِّثْلِهِ وَادْعُواْ شُهَدَاءكُم مِّن دُونِ اللّهِ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ (23)

23- “Kulumuza indirdiğimizden suizanla karışık şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sure getirin; eğer doğru sözlü iseniz Allah’tan başka, şahitlerinizi de (yardıma) çağırın. ”

Tefsir

Kur’an’da Allah defalarca İslam düşmanlarını savaşa çağırmıştır ki eğer bu kitabı ilahi kabul etmiyor ve beşeri bir kitap sayıyorsanız, o zaman bunca savaş veya cizye ödeme yerine İslam’ın sesini kısmak içi Kur’an’ın benzeri bir kitap getirin.

Allah peygamber ve kitabının hakkaniyetini ispat etmek için bir benzerini getirme hususunda sürekli indirim yapmıştır. Örneğin önce şöyle buyurmaktadır: “Kur’an gibi bir kitap getirin” sonra başka bir yerde şöyle buyurmaktadır: “On sure” Bir başka yerde ise şöyle buyurmaktadır: “Bir sure” Ayrıca da şöyle buyurmaktadır: “Bu iş için dünyanın dört bir yanındaki bütün güçleri, dostlarınızı ve ortaklarınızı da çağırabilirsiniz. ” Ama muhalifler el ele verdilerse de Kur’an’ın bir benzerini getiremediler.

Mesajlar ve Nükteler

1- Vahyi algılamanın şartı Allah’a kulluktur. “Kulumuza indirdik. ”

2- Kur’an delil ve hüccet kitabıdır. Şek ve vesveseye geçit vermemektedir.

3- peygamberlerin mucizesi olmalıdır ve Kur’an Hz. Muhammed (s.a.a)’in mucizesidir.

4- Ebedi din; her insanın, her zaman ve mekanda şüpheye düştüğünde bizzat deneyebileceği ebedi bir mucize sahibi olmalıdır.

5- Kur’an’ın hakkaniyeti hususunda o kadar büyük bir yakin vardır ki eğer Kur’an’ın benzeri bir tek sure dahi getirilecek olursa bütün Kur’an yerine kabul edilecektir. “Bir tek sure”

6- En iyi hüküm veren hakem, vicdanlar ve tarihtir. Biz ise sizi hakem kılıyoruz. “getirin”

7- İnsanların kalbinden, özellikle de itikadi meselelerde her türlü şek ve şüpheyi gidermek gerekir. “suizanla karışık şüphe ediyorsanız”

فَإِن لَّمْ تَفْعَلُواْ وَلَن تَفْعَلُواْ فَاتَّقُواْ النَّارَ الَّتِي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ (24)

24- “Yapamazsanız, ki yapamayacaksınız, o halde, kafirler için hazırlanan ve yakıtı insanlarla taş olan ateşten sakının. ”

Tefsir

Enbiya suresinde şöyle buyurulmaktadır: “Siz ve Allah’tan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız” [27]

Dolayısıyla ayetteki taşlardan maksat tapılan putlardır. Böylece onlar bilsinler ve gözleriyle görsünler ki o putlar hiçbir şey yapabilme gücüne sahip değillerdir ve suç dosyasındaki kanlı bıçak gibi, bu taşlar/putlar da onların suç ve günah senedidir.

Mesajlar ve Nükteler

1- Hedefe yakin ve kesin inanç da rehberliğin temellerinden biridir. “yapamayacaksınız, ”

2- Şimdi acizlik içinde kaldığınız için de hakka teslim olunuz. “Yapamayacaksınız, o halde sakının”

3- Lâkayt ve kafir insan taş gibidir.

4- Günahkar insanın batini pislikleri kıyamette tecessüm edecek ve yakıcı bir ateşe dönüşecektir.

5- Küfür ve inat Allah’ın halifesi olan layık insanı cehennem odununa/yakıtına dönüştürmektedir.

6- Kur’an gelecekten ve gaybten haber vermektedir. “ve yapamayacaksınız”

7- Cehennem şuanda mevcuttur. “Kafirler için hazırlanmış”

وَبَشِّرِ الَّذِين آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ كُلَّمَا رُزِقُواْ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقاً قَالُواْ هَـذَا الَّذِي رُزِقْنَا مِن قَبْلُ وَأُتُواْ بِهِ مُتَشَابِهاً وَلَهُمْ فِيهَا أَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (25)

25- “İman edenler ve salih işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak verildiğinde, “Bu daha önce de rızıklandığımızdandır” (ama bunlar ne kadar da güzel ve iyidir. ) derler. Kendilerine getirilen meyveler (güzellik ve iyilik açısından) hep birbirine benzer. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar. ”

Mesajlar ve Nükteler

1- (Önceki ayetteki) ihtar ve uyarıyla birlikte verilen müjdeler terbiye metodlarından biridir.

2- Kalbi iman salih amelle içice olmalıdır.

3- Bütün salih ve iyi işler etkilidir; sadece bazıları değil. “Salihat”

4- Salih ameller imandan kaynaklanmalıdır; şahsi temayüller ve toplumsal cazibelerden değil.

5- Mümin bir insanın bu dünyada helal ve harama riayet ettiği için çektiği yoksunluklar ahirette telafi edilecektir.

6- Biz bu dünyada ya nimetlere ulaşma düşüncesindeyiz veya onlardan ayrı düşme endişesindeyiz. Ama ahirette bu endişe yoktur. “Orada temelli kalacaklardır. ”

7- Nimetlerin geçmişini bilmek, mutluluk lezzetini artırmaktadır.  [28] “Önceden rızıklandığımızdandır. ”

8- Cennetteki kadınlar da tertemizdir.  [29]

Ayetullah Muhsin Kıraati

ABNA.İR

 

[1] Kur’an’da bir çok ayette ilim, hidayet ve iman gibi özelliklerin gelişim ve artış kaydettiği beyan edilmiştir: “ilmimi artır”(Taha suresi, 114), “İmanımızı artır”(Enfal suresi, 2. ayet), “doğruluklarını artırır” (Muhammed suresi, 17. ayet).

Hakeza pislik, nefret, korku, ve ziyan gibi kötü sıfat ve hastalıkların da artış kaydettiği belirtilmiştir: “Pisliklerine pislik katmıştır” (Tevbe suresi, 125. ayet), “Onların nefretini artırır. ” (Furkan suresi, 60. ayet), “Size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı” (Tevbe suresi, 47. ayet), “O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır. ” (İsra suresi, 82. ayet)

Bu ayetlere teveccüh edildiğinde her iki hayır ve şer grubuna da mühlet ve özgürlük vermenin Allah’ın sünneti olduğu anlaşılmaktadır. “Onların ve bunların her birine Rabbinin nimetinden ulaştırırız. ”(İsra suresi, 20. ayet)

[2] “Farkında değillerdir”, “Asıl akılsızlar onlardır. ” (Bakara suresi, 12-13. ayet)

[3] “Anlamazlar”, “Bilmezler” (Bakara suresi, 13. ayet ve Tevbe suresi, 87. ayet)

[4] “şaşkınlık içinde bocalarlar”, “görmezler” (Bakara suresi, 15-17. ayet)

[5] “Yalanladıkları için” (Bakara suresi, 10. ayet)

[6] “Küfrettikleri için” (En’am suresi, 170. ayet)

[7] “Onlar hidayete erişemezler” (Bakara suresi, 16. ayet)

[8] “Ölüm korkusuyla” (Bakara suresi, 19. ayet)

[9] “Onlar için elim bir azap vardır. ” (Bakara suresi, 10. ayet)

[10] Kur’an kültüründe sapıklığı ilka ve telkin edenlere şeytan denmektedir.

[11] Tefsir-u Nur’is-Sekaleyn c. 1 s. 30

[12] A’raf suresi, 186. ayet

[13] Al-i İmran suresi, 177. ayet

[14] Bakara suresi, 86. ayet

[15] Bakara suresi, 175. ayet

[16] Kur’an münafık ve kafirlerin ticareti hususunda şöyle buyurmaktadır: “Ticaretleri kar etmedi. ” , “Ne kötü ticaret yaptılar”, “Apaçık zarar ve ziyan”, “amel açısından en çok zarar edenler”

[17] A’raf suresi, 198. ayet

[18] A’raf suresi, 179. ayette şöyle buyurulmaktadır: “Onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir. ”

[19] “Biz onları kıyamet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. ”(İsra suresi, 97. ayet)

[20] İran İslam inkılâbında münafıkların akıbeti ve davranışlarına bakacak olursak bu ayetin gerçeğini görürüz. Bunlar amelleri neticesinde endişe ümitsizlik cehalet, tefrika, yenilgi, avarelik, gurbet, fakirlik, haysiyetsizlik ve kafirlere tağutlara sığınmak ve onlara ajanlık etmek gibi bir çok kötülüklere duçar kaldılar. Onlar dini şahsiyetlerden ve sloganlardan istifade ederek “Ateş yakarak” zafere erişeceklerini sanıyorlardı. Ama komplolarının etkisiz hale getirilmesi ve halkın onların gerçek yüzünü tanıması sebebiyle “Allah nurlarını giderdi. ” Onları kararsızlığa, fitneye, körlüğe ve karanlıklara duçar kıldı. Onlar alimlerden hak söz dinlemeyi ve gerçek haberleri yasaklamakla sağırlar gibidirler. Batıni bulgularını ve gerçekleri ifade edemedikleri içinde dilsizdirler. İslam’ın zaferini ve ilerlemesini görecek gözleri olmadıkları içinde kördürler inatları ve bağnazlıkları sebebiyle “dönmezler” ayetinin örnekleridirler. Ama bizim zaferimiz bir yıldırım ve halkın feryadı gibi; ifşa eden ayetler ise yıldırım ve şimşek gibi onları dehşete düşürmüştür.

[21] İnsanların geneli için “Ey insanlar!” diye buyurmaktadır. Müminler için ise “Ey iman edenler!” demektedir.

[22] Kur’an’da ilk ilahi emirdir.

[23] “Sizlere musahhar kıldı”, “Sizler için yarattı”.

[24] İnsanları ve cinleri sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.

[25] Rabb’inize ibadet edin…umulur ki takva sahibi olursunuz.

[26] Allah’a karşı takvalı olun, umulur ki kurtuluşa erersiniz.

[27] Enbiya suresi, 98. ayet

[28] Radyodan veya televizyondan tanıdığımız birinin sesini işitince daha bir aşk ve ilgiyle dinleriz veya daha önce gördüğümüz bir yerin fotoğrafını görünce büyük bir dikkatle bakarız.

[29] Cennetteki kadınlar iki çeşittir:

1- Hur’ul-Ayn ki bakire ve inci gibidirler ve o alemde yaratılmışlardır. “Yeniden yaratmışızdır”

2- Dünyadaki mü’min eşlerdir ki en güzel yüzlerle eşlerinin yanında yer alırlar. “Babalarının, eşlerinin, çocuklarının salih olanları da oraya beraber girecekler. ”(Ra’d suresi, 23. ayet)

 

 


more post like this