Hepi de Ehl-i Sünnet’in yanında “Hüccet” olarak kabul edilmiş kimselerdir. Fakat fazla yer ve zaman kaybetmemek için uzun açıklamaya lüzum görmeyip özet olarak isimlerini ve babalarının isimlerini harf sırasıyla yazıyorum.

1- Eban b. Tağlib el-Kufi:

“Zehebi” zikreder ve şöyle der: “Eban b. Tağlib, kuvvetli ,bir Ehl-i Beyt taraftarıdır. Fakat sadıktır. Doğruluğu bizim kötülüğü kendisinin olsun.” Ve der ki: “Ahmed b. Hanbel. “İbn-i Main” ve “Ebu Hatim”, onun güvenilir olduğunu söylerler. Bahsinin sonunda da der ki: “Müslim, Ebu Davvd, Tirmizi ve Nesai ondan ahit getirirler.”

Müslim’in Sahih’inde “Süfyan b. Uyayne” “Şube” ve “İdris el-Evdi” ona dayanarak “Hadis”ler nakletmişlerdir. Hicri 141 yılında ölmüştür. Allah rahmet eylesin.

2-İbrahim b. Yezid b. Amr b. el-Esved en-Nehai el-Kufi el-Fakih:

Dayısı Abdurrahman ve Abdurrahman’ın iki amcası “Alkale’ ve “Übey” hepsi doğru senetli hadis nakletmişlerdir. Her altı sahih sahibi de Ehl-i Beyt taraftarı olduklarını bildikleri halde onlara bir çok hadisler isnad etmişlerdir.

Yukarıdaki unvan sahibi “İbrahim b. Yezid’i ise, “İbn-i Kuteybe” Ehl-i Beyt taraftarı sayar ama “doğruluğu şüphe götürmez” der. Buhari ve Müslim’in sahihlerinde “Hemman b. el- Iaris” ve “Abdullah b. Mes’ud’un oğlu “Ebu Ubeyde’ye ve daha başka bir çok sadık hadis sahiplerine dayanarak naklettiği hadis onun nasıl mukaddes olduğunu ispatlar. 50 yılında doğup 95 veya 96 yılında “Haccac”ın ölümünden dört ay sonra vefat etmiştir.

3-Ahmed b. el-Mufaddal b. el-Kufi el-Hafri:

“Ebuzera ve Ebu Hatim” Caferilikteki yerini bildikleri halde ondan hadis nakletmişlerdir. Ahmed’in, Mizan’daki Tercümesinde: “Ahmed b. el-Mufaddal Caferilerin ileri gelenlerinden ama sadık idi” diyen “Zehebi”, ondan bahsederken adına “Ebu Davud”un ve Nesai’nin rumuzunu koyar, yani ondan şahit getirdiklerine işaret eder.

4-İsmail b. Eban el-Ezdi el-Kufi el-Verrak:

“Buhari’nin Sahih’inde Buhari’nin Şeyhi idi. “Zehebi, Mizan’ında ondan bahseder ve Buhari “Sadık” olduğuna işaret eder, hatta ondan vasıtasız nakleder. 286 yılında vefat etmiştir.

5- İsmail b. Halife el-Melai el-Kufj:

Künyesi de “Ebu İsmail “dir. “Zehebi” Mizan’ında ondan bahseder ve mutaassıp Caferi olduğunu, hatta Hz. Osman’ı kafir olarak telakki ettiğini yazar. Bununla beraber “Tirmizi” ve başkaları ona bir çok hadis isnad ederler. “İbn-i Kuteybe” de Maaritinde onu Ehl-i Beyt taraftarlarından saymıştır.

6-İsmail b. Zekeriyya el-Esedi, el-Hallakan , el-Kufi:

“Zehebi” terceme-i halini yazarak şöyle der; “İsmail b. Zekeriyya Caferidir. Fakat doğrudur. Aynı zamanda “Sahih” sahiplerinin altısının da onu “hüceet” olarak kabul ettikleri kimselerden saymıştır. 174 yılında Bağdat’ta ölmüştür. Caferi olduğu herkes tarafından bilinmiştir. Hatta Hz. Ali için: “Tur dağında Hz. Musa’ya hitap eden odur” dediği iddia edilmiştir. Aynı zaman da şöyle demekle de itham edilmiştir: “Evvel de, Ahir da, Batın da, Zahir de Ali b. Ebu Talip’tir.” Bunun kendisini sevmeyenler tarafından uydurulmuş iftira olduğu muhakkaktır. Zira ,”Zehebi” Mizan’ında bu meseleye değinmiş ve şöyle demiştir: “Hallakan” hakkında bu iddia doğru değildir, bu zındıkların iftirasıdır. .

7-İsmaiI b. Abbad b. el-Abbas et- Talikani Ebu’1 Kasım:

“Sahip b. Abbad” ismiyle tanınır. “Zehebi” Mizan’ında onu zikrederken “Ebu Davut”un ve “Tirmizi”nin yanında “Hüceet” kabul edildiğine işaret etmiş ve şöyle demiş: “Büyük bir ediptir, caferidir. Biz de diyoruz ki Caferiliği hiç şüphe götürmez. Ve tutmuş oldukları bu yolla “Al-i Büveyh” devleti yöneticilerinin yanında kendi ve babası büyük mevkiler kazanmışlardır. Hatta vezirlerin arasında “Sahip” lakabına ilk olarak kendisi layık görülmüştür. Zira  “Müeyyid’üd Devle”ye gençliğinden beri arkadaşlık yapmış ve bu lakabı ona o takmıştır.

“Müeyyid’üd Devle” vefat ettikten sonra yerine kardeşi Fahr’üd Devle” geçerse de “Sahip”i vezirlikten azletmez; bilakis ona daha çok önem verir ve salahiyetler tanır.

24 Sefer-385- Cuma günü “Rey” şehrinde 59 yaşında ettiği gün, şehir tamamen yasa kapanır; millet evinin önünde izdihamlı bir şekilde toplanır, cenazesinin merasimine “Fahr’üd Devle” vezirler ve kumandanlar dahil, binlerce insan katılır. “Fahr’üd Devle” cenazesinin teşyiinde halktan bir kişi gibi yürür ve defnedildikten sonra günlerce başsağlıklarını kabul etmeğe bizzat kendisi oturur.

Şairler ve alimler, onun hakkında nice mersiyeler ve ağıtlar yazarlar. “Salebi” onun hayatını yazarken şöyle der: “Onun ilimdeki makamını vasfetmek için, beni tatmin edecek ibare bulamıyorum. Zira söyleyebileceğim her söz, ne kadar belağatlı olursa olsun, onun faziletlerini, büyüklüğünü ve hususiyetlerini izah etmekten aciz kalır” “Sahip” bir çok kitapta yazmıştır. Ayrıca büyük bir kitaplığı vardı. Kralın biri kendisine baş vezirliği ve bütün memleket işlerinin idaresini vermeğe davet eder, kendisi ise sırf kitaplarını taşımak için bir sürü deveye ihtiyacı acağını onun için mazur görülmesini ister. Onun hakkında bu kadarlık izahat yeter, sanırım.

8-İsmail b. Abdurrahman İbn-i Ebi Kerime el-Kufi:

Meşhur müfessir olup “Sudey” ismiyle tanınır. Zehebi Mizan’ında onu şöyle tanıtır; Caferilikle itham edilir; hatta “Hüseyin b. Vakid el-Mervezi” Ebu Bekir ve Ömer’e sövdüğünü duyduğunu iddia eder. “Bununla beraber “Sevri” ve “Ebu Bekir bin Ayyash ondan naklederler. İbn-i Adiy, sadık olarak vasıflandınr. Yahya b. Said, Sediy’den bahsedildiği zaman mutlaka “iyidir, iyi değil denildiğini hiç duymadım,” der.
(Mizan el-İtidal) kitabını mütalaa ederseniz, onun hakkında özet olarak yazdığımızın tafsilatını bulursunuz. 127 yılında vefat etmiştir.

9-İsmail b. Musa eI-Fezari el-Kufi:

“Zehebi Mizanı’nda olduğu gibi “İbn-i Adiy” de şöyle der: “Kendisini Caferilikteki taassubu ile ayıplarlar.” Yine Mizan’da denildiği gibi, “Abdan” der ki: “Ona gidişimizi “Hennad” ve “İbn-i Ebi Şeybe, ayıplayarak, dediler ki: O selefe söven fasıkın yanında ne yaptınız”? Ama yine de “İbn-i Huzeyme” ve “Ebu Urube” gibi kişiler ondan naklederler. Hatta Ebu Davut ve Tirmizi sahihlerinde onu “Hüccet” olarak kabul etmişlerdir. 245 yılında vefat etmiştir. .

10-Telid b. Süleyman, el-Kufi el-A’rac:

İbn-i Main ondan şöyle bahseder: Halife Osman’a küfrederlerdi: Bir defa Osman’ın adamlarından biri duyar, onu yüksek bir yerden iter, düşüp ayakları kırılır.” Ebu Davut onun için şöyle der: “Rafizi’ dir.” Ebu Bekir ve Ömer’e küfrederdi. Bununla beraber “Ahmed” ve “İbn-i Namir” ondan nakleder ve Ehl-i Beytin taraftarı olduğunu bildikleri halde onunla tanıtlık yaparlar. Ahmed şöyle der; “Talib Caferidir ama zararsızdı”. Zehebi Mi- zanında ondan uzunca bahseder. “Tirmizi” de Sahihi’nde ondan Şahit getirmiştir.

11-Sabit b. Dinar:

Ebu Hamza es-Sümali lakabıyla tanınır. Ehl-i Beyt taraftarlığı güneş gibi açık. Mizan’da ondan şöyle bahsediyor: “Bir keresinde Osman’ın lafı edilince alaylı bir şekilde: “Osman kimdi” dediği söylenir. Süleyman onu Rafizi’lerden sayar.” Oysa “Tirmizi’nin senet adamlarından olup “Vaki” ve “Ebu Nüaym” onunla tanıtlık yapmışlardır. “Tirmizi”nin sahihinde, Enes’ten Ve Şa’bi’den nakleder. 150 yılında vefat etmiştir.

12-Suveyr b. Ebi Fahite Ebu Cehim el-Kufi:

Ümmü Hani Bint-i Ebu Talib’in kölesi; Zehebi Mizan’ında onu zikreder ve “Yunus b. Ebi İshak” Rafizi olduğundan söz ettiğini nakleder. Bununla beraber “Süfyan’ ve “Şube” ondan hadis almışlardır. “Tirmizi” de sahihinde İbn-i Ömer ve Zeyd b. Erkam’ dan naklettiği yazmıştır.

13-Cabir b. Yezid b. Hans el-Cu’fi el-Kufi:

“Zehebi” Mizan’ında terceme-i halini yapmış ve Ehl-i Beyt alimlerinden olduğu zikrettiği gibi, Süfyan’ın onun hakkında şöyle dediğini nakletmiştir: “Peygamber (s.a.a)’in ilmi kendisinden sonra Hz. Ali’ye (as) intikal ettiği gibi, ondan da Hz. Hasan (a.s)’a intikal etmiş böylece İmam’dan İmam’a intikal ederek Hz. Cafer Sadık (a.s)’a varmıştır ki, o da onun zamanında idi.

Müslim Sahih’inde “Cerrah”tan nakleder: Cahir den duydum, dedi ki: 70 bin hadis biliyorum. Hepsini İmam Bakır (a.s)’dan duydum, hepsi de Peygamber (s.a.a)’dendir.

Yine Müslim Züheyr’den nakleder, “Cabir’in böyle dediğini duydum: 50 bin hadis biliyorum, onlardan kimseye bahsetmedim.”

Yine Zehebi Mizan’ında Zaide’ye isnad ederek şöyle yazar: “Cabir Rafizi idi, küfür de ederdi.” Biz de diyoruz ki: Buna rağmen Nesai ve Ebu Davut onu hüccet kabul etmişlerdir. “Tirmizi” Süfyan’dan nakleder: Cabir el-Cüfi hadiste her zaman günahtan sakınan ve Allah’tan korkan birisi idi, onun gibi Allah’tan korkan birine rastlamadım.”

Hatta Abdülkerim der ki: Şafi’nin şöyle dediğini duydum “Süfyan es-Sevri Şubeye dedi ki: Cabir hakkında konuşursan ben de senin hakkında konuşurum. Cabir 128 yılında Allah’ın rahmetine kavuşmuştur.

14- Cerir b. Abdülhamit ed-Dabbi el-Kufi:

İbn-i Kuteybe “Maarif” kitabında onu Caferilerden sayar Zehebi ise şöyle der: “Rey şehrinin alimi ve Sadıki idi. Sahih sa- hipleri ondan nakletmiş ve doğruluğunu kabul etmişlerdir.” Bu- hari ve Müslim sahihlerinde A’meş, Mugire ve Mansur’dan naklettiği hadisleri kaydetmişlerdir. Allah’ın rahmetine “Rey” şeh- rinde 187 yılında kavuşmuştur.

15-Cafer b. Ziyad el-Ahmar el-Kufi:

Ebu Davut onun için şöyle der: “Sadık Caferidir”. Cevzecani “Yoldan sapmıştır” der, yani Caferidir. Cevzacani’nin yolundan ayrı bir yol, Ehl-i Beyt yolunu seçince “yoldan sapmış” oluyor. İbn-i Adiy ise: “Sahih bir Caferidir. diyor. Torunu, Hüseyin b. Ali b. Cafer b. Ziyad der ki: “Dedem Cafer, Horasan’da Caferilerin büyüklerindendi; Ebu Cafer el-Mensur onu, boynuna ip taktırarak getirir ve zindana attırır.” Ondan İbn-i Uyayne, Vaki, Yahya b. Bişir ve İbn-i Mehdi naklederler, hocaları sayılır. İbn-i Muin, onu onaylar, Ahmed, “Hadisi doğrudur” der. Zehebi, Mizan’ında ondan bahseder, Tirmizi ve Nesai’nin onu tanıtladıklarına işaret eder. 167 yılında ölmüştür. Allah rahmet eylesin.

16- Cafer b. Süleyman ed-Dab’i el-Basri:

İbn-i Kuteybe Maarif’inde onu Ehl-i Beyt mezhebinden saymıştır. İbn-i Sa’da da Caferiliğini doğrulamıştır. İbn-i Adiy der ki: “Caferidir, umarım hiç bir zararı yoktur, zira naklettiği hadisler sahihtir.” Ahmed zararsız olduğunu, Caferiliği açık, Hz. Ali (a.s)’dan çok bahsettiğini söyler. Akili Sehl b. Ebi Huduse’ye isnad ederek şöyle der: “Cafer b. Süleyman’a dedim ki: Ebu Bekir ve Ömer’e sövdüğünü duydum, doğru mu? Şöyle cevap verdi: Sövmek mi? Hayır, ama nefret ise, dilediğini söyleyebilirsin, Zehebi ondan bahseder ve hakkındaki bütün bu söylentileri zikreder. Müslim ise Sahihi’nde onu “Hüceet” kabul eder ve ondan bir çok hadis rivayet eder. 178 yılının Recep ayında ölmüştür. Allah rahmet eylesin.

17- Cami b. Umeyre b. Sa’lebe el-Kufi et-Teymi:

Ebu Halim onun için: “Hadisi doğrudur, değerli bir Ehl-i Beyt mezhebi taraftarıdır” der. İbn-i Hayyan ise “Rafizi’dir” der. Onun akkındaki bu gibi söylentiler Mizan’da da yazılıdır. Biz de diyoruz ki: “Alauddin b. Salih, Sadaka b. el-Musenna ve Hakim b. Cubeyr gibi kişiler ondan hadis nakletmişler ve onu hocaları kabul etmişlerdir. Tirmizi ondan nakletmiş. Zehebi’de onu tasdik etmiştir. Tabiilerdendir. İbn-i Ömer ve Aişe’den duymuştur. İbn-i Ömer’den naklettiği hadislerden biri “Resulullah (s.a.a)’ın Hz. Ali (a.s)’a: “Sen, dünya ve ahirette kardeşimsin” dediğini uydum” hadisidir.

18- el-Haris b. Haira Ebu’n-Numan el-Ezdi el-Kufi:

Hakkında, Ebu Hatim er-Razi, “Eski Ehl-i Beyt taraftarlarındandır” der. Ebu Ahmed eı-Zubeyri ise: “Tenasuha inanırdı” der. İbn-i Adiy de onu zikreder ve şöyle der: “Hadislerini, ihtiyar ve zayıf olmasına rağmen kendi yazardı, çok ateşli bir Ehl-i Beyt taraftarıydı. Nesai onu doğrular ve Abbad b. Yakup, Abdullah b. Abdülmelik el-Mes’udi yoluyla, şu hadis kendisinden naklolunur: “Zeyd b. Veheb, Ali’nin (as) şöyle dediğini duydum dedi: “Ben Abdullah’ım yani Allah’ın kuluyum ve Resulullah’ın kardeşiyim. Bunu benden başkası söylerse yalan söylemiş olur.”

19-el-Haris b. Abdullah el-Hemdani.

Hz. Ali’ye yakın olan kimselerdendi. Tabiilerin en faziletlilerinden idi. Caferiliği apaçıktı. İbn-i Kuteybe’nin saydığı Caferilerin başında gelir. Zehebi Mizanı’nda Tabilerin büyük alimlerinden olduğunu itiraf eder ve İbn-i Habban’ın şöyle dediğini, azar: “Aşırı bir Caferidir. Buna rağmen herkes onun büyük bir fakih ve farzları en iyi bilenlerden olduğunu kabul etmişti.”

Nesai taassubuyla onu Hüccet kabul etmiş ve kuvvetli muhadis saymıştır. Şa’bi onu yalanla itham ederdi ama ondan nakletmekten de geri kalmazdı. Mizan sahibi diyor ki: “Belli ki Şa’bi onu, lehçe ve hikayelerde yalanlardı ama Nebevi hadislerde asla. Mizan’da diyor ki: Zehebi şöyle yazar: “Muhammed b. Sirin şöyle der: İbn-i Mesut’tan nakleden beş ashabı vardı, dördünü görebildim ama beşincileri olan Harisi ki en fazılları da o dur ama, onu görmek bana nasip olmadı.” Diyor ki: Cenab-ı Allah, en inanılır kişilerden birini Şa’bi’ye musallat ederek kendi metodu ile cezalandırdı. İbn-i Abdülbirr “Cami-u Beyan’il-ilm, Kitabı’nda, İbrahim Nahai’nin Şa’bi için “yalancı” dediğini yazarken şöyle der: “Zannedersem Şa’bi Haris el-Hemdani’yi yalanladığı için bu cezaya çarptınldı. İbn-i Abdülbirr şöyle devam eder: “Haris hiç yalan söylememiş, ancak Hz.Ali’yi (as) aşırı bir şekilde sevdiği ve başkalarına tercih ettiği için, Şa’bi ona kin besler. Zira Şa’bi Ebu Bekir’i tercih eder ve onun ilk Müslüman  olduğunu kabul ederdi.

İbn-i Sa’d ise, “Haris’in kötü demeçleri var” der. Zira İbn-i Sa’d, Caferilere hiç insaflı davranmamıştır. Bu kötü  dediği demeçler de Haris’in Ehl-i Beyti herkesten üstün gösteren demeçleri olduğu muhakkaktır. Haris, 65 yılında ölmüştür; Allah rahmet ve rızvan eylesin.

20-Habib b. Ebi sabit el-Esedi el-Kahili el-Kufi et Tabii:

İbn-i Kuteybe, “Maarif’inde, Şehristani el-Milel ve’n Nihel’inde Caferilerden olduğunu yazarlar. Zehebi, Altı Sahih’in, onu Hüccet saydıklarına işaret eder. İbn-i Muin’de onu tevsik ettiğini yazar. İbn-i Avn ise: “Bir gözü kördü” der. Ne tuhaf, onu kötüleyecek başka bir şey bulamamış olacak ki, böyle demiş (olsun). Oysa körlük ayıp sayılmaz. Ayıp olan, böyle “Kör” bir söz söylemektir. Buhari ve Müslim Sahihlerinde Said b. Cubeyr ve Ebu Vail ve daha başkalarından naklettiği hadisler doğruluğunu ispat eder. Her iki Sahihte de Sevri ve Şü’be ondan hadis naklederler. Ayrıca yalnız Müslim Sahihinde, Süleyman el-A’maş, Husayn ve Ebu İshak eş Şibaniy ondan hadis naklederler. 119 yılında ölmüştür. Allah rahmet eylesin.

21- el-Hasan b. Hayy:

Hay’ın esas adı Salih b. Salih el-Hemdani; Ali b. Sahih’in kardeşi olup her ikisi de Ehl-i Beyt alimlerinden idi. Aynı zamanda ikiz idiler. Ali, Hasan’dan yalnız bir saat sonra doğmuş olduğu için onu ağabeyi saydığından, hiç kimse ismiyle çağırdığını duymamıştır. Zehebi, her ikisini de zikreder ve Hasan’dan bahsederken şöyle der: “Belli başlı alimlerden idi. Ancak onda Ehl-i Beyt taraftarlığı bidati vardı. Cuma namazına gitmediği olurdu. Ama Osman’a rahmet ederdi.” İbn-i Sa’d ise “Tabakat’ının altıncı cildinde şöyle der: “Doğru ve güvenilir hadisi çoktu fakat Ehl-i Beyt taraftarı  idi.” Müslim ve diğer Sünnen sahipleri onun hadislerini hüccet (tanıt) saymışlardır. Nesai onu tevsik (doğrular) eder. Ebu Naim der ki: “Sekiz yüz Muhaddisten hadis yazdım, Hasan b. Salih’ten daha efdalini görmedim” Ve der ki: “Hadiste hataya düşmeyen birine rastlamadım, Hasan b. Sa-ih’ten Yahya b. ebi Bekir ona: “Bize ölü nasıl yıkanır, izah eder misin” der. Ağlamaktan izah edemez. Vakıayı anlatıyor: “Salih oğulları Hasan ve Ali ve anneleri kendi aralarında geceyi üçe bölmüşlerdi. Her biri gecenin üçte birini ibadetle geçiriyordu. Anneleri ölünce ikiye bölüp her bölümde biri kalkıp icabet etmeğe başladılar. Ali de ölünce, Hasan bütün geceyi ibadetle geçirmeye başlar. Ebu Süleyman ed-Derani diyor ki: “Hasan b. Ali kadar Allah’tan korkan bir kimse görmedim. Bir gece, “Amma yetesaelün” suresini okuyunca baygınlık geçirdi ve bu kısa sureyi sabaha kadar ancak bitirebildi. Hicretin yüzüncü yılında doğup, 169 yılında vefat etmiştir. Nur içinde yatsın.

22- el-Hakem b. Uteybe el-Kufi:

Caferiliğini İbn-i Kuteybe, Maarif’inde tasdik etmiştir. Buhari ve Müslim onunla tanıklık yapmışlar, Sahihlerinde, Ebu Cuheyfe, İbrahim en-Nehai, Mücehit ve Said b. Cübeyr yoluyla naklettikleri hadisi görebilirsiniz. Buhari’nin sahihinde Abdülmelik b. Ebi Gunye, bilhassa ondan hadis nakletmiştir. Müslim’in Sahihi’nde ise bilhassa kendisinden, A’meş, Amr b. Kays, Malik b. Miğvel, Hamza -i Zeyyat, Mutraf ve Ebu Avane gibileri nakletmişlerdir. 155 yılında 65 yaşında iken ölmüştür.

23-Hammad b. İsa el-Cehni:

Onu, Ebu Ali; Münteh’al-Makal kitabında, el-Hasan b. Ali b. Davut da el-Muhtasar bi, ahvali Rical’ında zikrederler. Caferilerden “Feharis” ve “Maacim sahipleri de, hayatlarını yazarlar ve en inanılır kişilerden olduğunu tevsik ederler. İmam Sadık’tan (as) 70 hadis duyduğu halde, yalnız 20’sini açıklar. Kendisinin yazmış olduğu kitaplar da var. Bir gün İmam Kazım (a.s)’ın yanına gelir ve der ki:  “Kurbanın olayım, bana dua et ki bir evim, bir zevcem, bir oğlum, bir kölem olsun ve her yıl hacca gitmeye muvaffak olayım. İmam Kazım (a.s) Peygamber (s.a.a) ve Al-i’ne salavat getirdikten sonra: “Allah’ım bu Mümin kuluna, bir ev, bir zevce, bir oğul ve bir köle ihsan et. Ve 50 yılı şart koşunca, anladım ki 51 ‘inci, hac bana kısrnet olmayacak.” Ve der ki: “Şimdiye kadar 48 haccım gerçekleşti. Evim oldu şu perde arkasında da zevcem oturuyor. Oğlum da bu, bu da kölem. Bütün bunları Allah bana ihsan etti.” Bu sözleri söyledikten sonra iki yıl daha hacca gider. Üçüncüsünde Ebu’l Abbas en-Nevfeli eşliğinde hac farizasını yerine getirmeye giderse de, ihram yerine varınca, yıkanmaya gider, tam o anda vadiden sel gelir ve suya düşüp boğulmasına neden olur. Böylece 51. haccı tamamlamadan 209 yılında vefat eder. Allah rahmet ve gufran eylesin. Zehebi, ondan bahseder ve sünen sahiplerinin ondan naklettiklerine işaret eder, ama Caferi olduğu için, aleyhinde bulunmadan edemez. Darukutni ise zayıf olduğunu iddia ettiği halde, sünenlerini onunla tanıtlamaktan geri kalmayışı ne kadar tuhaf. Zaten hep böyle yaparlar ya!

24-Hamran b. A’yen:

Zuara’nın kardeşidir. İkisi de Caferilerin belli başlı şahsiyetlerinden, şeriata ve Muhammed Al-i’nin ilmine vakıf olanlardan idiler. Her zaman İmam Bakır ve İmam Sadık (a.s)’ın huzurunda bulunurlardı. Bu yüzden İmamların yanında saygınlıkları vardı. Zehebi, Hamran’ı zikreder ve sünen sahiplerinin ondan naklettiklerine işaret eder, der ki: “Ebu-Tufayl ve başkasından nakletmiştir.” Kuran’ı iyi bilirdi. İbn-i Muin, “Caferi değildi” der. Ebu Davut ise Rafizi olduğunu yazar.

25-Halit b. Muhallet el-Katvani, Ebu Haysem el-Kufi:

Buhari’nin Sahih’indeki şeyhlerinden biridir. İbn-i Sa’d Tabakat’ında ondan bahseder ve şöyle der: “Caferi’dir” 213 yılında muharrem ayında Abbasi halifesi Me’mun zamanında Kufe de vefat eder. Caferilikte aşırı idi, ama Ehl-i Sünnet ondan yazarlar.” Ebu Davut da şöyle der: “Doğrudur, fakat Caferidir.” Cevzacani ise, şöyle der.” Sövücülüğü ile mezhebini belli etmişti.” Buhari ve Müslim Sahihlerinin bazı yerlerinde onunla tanıtlık ederler. Hatta Buhari Sahihi’nin bazı yerlerinde, ondan vasıtasız hadisler yazmıştır. Kıssaca, sünen sahiplerinin hepsi mezhebini bildikleri halde onunla tanıtlık yaparlar. ‘

26-Davut b. Ebi Avf Ebu’l Haccac:

İbn-i Adiy ondan şöyle bahseder: “Bence, onunla tanıtlık yapılmaz. Bütün hadisleri Ehl-i Beyt faziletleriyle ilgili.” Şu bahaneye bakıp da şaşırmaz mısınız?.. Gerçi, Nasibi’lerin bu gibileri Davut gibi seçkin şahıslara dokunmaz; zira, her iki Süfyan’la, Ali b. Abis ve başkaları ondan nakletmişlerdir. Ebu Davut ve Nesai onunla tanıtlık yapmış, Ahmed onu doğrulamıştır.

27-Zübeyd b. Haris b. Abdülkerim el- Yami el-Kufi:

Zehebi, onu zikreder ve “İtimat ve doğruluğa şayan tabiilerdendi, Caferiliği vardı,” der. El-Cevzecani ise adetini bırakmayarak diğer Nasibi’ler gibi liyakatsiz ibareler kullanmış, şöyle demiş: “Kufe’de halkın; mezheplerini tasvip etmediği bir takım insanlar vardı ki, bunlar Kufe’nin en ileri gelen muhaddislerindendi. Mesela, Ebu İshak, Mensur, Zübeyd el-Yami, el-A’maş ve bunlara benzer başkaları. Millet onlara hadis nakletmekteki doğruluklarından dolayı tahammül ederdi.” Sözlerinin sonundaki itirafa bakın, Allah ona istemediği halde hakikati nasıl söyletiyor: “Hakikat, hem insaflı hem inatçıdır” diye boşuna dememişler. İslam’ın en ileri gelen muhhaddislerinden olan, bu mümtaz şahsiyetlerin mezhebini Nasibi’lerin tasvip etmesinin, onlara ne zararı vardır? Resulullah (s.a.a)’in tavsiye ettiği mümtaz kişiler, Mağfiret kapısı, Necat gemisi Ehl-i Beyti’nin yolundan gittikten sonra, onları tasvip etmeyenler, böyle demiş veya şöyle demiş, ne önemi var? Hem, onların kapılarında durmaması imkansız, onların sofralarında uşaklık yapmaktan başka çaresi olmayan Nasibi’nin sözüne mi aldıracaklar?.. Şair der ki: “Aşiretimin büyükleri ve sevdiklerim benden razı olduktan sonra, beni sevmeyenler ne derse desin” Bu (hüccet olmuş) zatlar, bütün sünnet erbabı tarafından tanıtlandıktan sonra, Cevecani gibilerine elbette ki aldırış etmeyecekler. Buhari ve Müslim Sahihlerinde: Ebu Va’il, Şabi, İbrahim en-Nahai ve Sa’d b. Ubeyde’den naklettiği hadislere bakın lütfen!… Yine her iki sahih de kendisinden nakletmiş olan, şu şahıslara bakın: Şu’be, es-Sevri, Muhammed b. Talha, “Zübeyr b. Muaviye, Fudayl b. Azvan, Hüseyn en-Nahai, ise sadece Müslim Sahih’inde ondan naklederler. Zübeyd, Allah’ın rahmetine 124 yılında kavuşmuştur.

28-Zeyd b. Hubab Ebu1-Hasan el-Kufi et- Temimi:

İbn-i Kuteybe, Maarif’inde, onu Ehl-i Beyt taraftarlarından saymıştır. Zehebi Mizanı’nda zikretmiş ve “Abit, inanılmaya şayan sadık” olarak vasıflandınr. Ayrıca, İbn-i Muin, Ebu Hatim ve Ahmed’in tevsik ettiğini yazmış İbn-i Adiyin: “Kufe’nin büyük alimlerindendir, sıdkından şüphe edilmez” dediğini de zikretmiştir.

Biz de diyoruz ki: Müslim, onunla tanıtlık yapmış, bir çok belirli kişilerden naklettiği hadisleri Sahihi’ne işlemiştir. Ayrıca bir çok belirli kişiler ondan nakletmişlerdir. Örneğin Muhammed b. Hatım, Ahmed b. Munzir, İbn-i Numeyr ve Züheyr b. Harb gibileri.

29-Salim b. Ebi Ca ‘d el-Eşcai el-Kufi:

Kardeşleri: Ubeyde, Ziyad, Ümran ve Müslimdir. İbn-i Sad, Tabakat’ında hepsini zikreder, Müslim’den bahsederken şöyle der: “Ebu Ca’d’in, altı erkek çocuğu vardır. İkisi Murcii, ikisi de Harici idi. Caferi olanlar: Salim ve Ubeyd idi.

İbn-i Kuteybe, Maarif’inde, Şehristani el-Milel Ve’n-Nihal’inde Salim’in Caferi olduğunu yazarlar. Zehebi, onu Mizan’ında zikrederken, Tâbi olduğunu söyler ve her iki Sahihte de hadisi olduğunu yazar. Ve şöyle der: “Abdullah b. Murre, Mensur, Abdullah b. Amr ve İbn-i Ömer’den olan hadisi Buhari’de mevcuttur” Biz de diyoruz ki: Buhari’nin Sahihinde, Ümmü İbn-i Derda’dan da hadisi var. Müslim’in Sahih’inde ise, Ma’dan ve İbn-i Ebi Talha’dan hadisi vardır. Ayrıca, her iki sahihte kendinden, A’meş, Kutabe, Amr b. Murre, Mensur ve Husayn b. Abdurrahman nakletmişlerdir. Nesai ve Ebu Davut da ondan Hz.Ali’ye (as) isnad edilen hadisi yazmışlardır. 98 yılında Süleyman b. Abdülrnelik zamanında öldüğü söylenir.

30- Salim b. Ebi Hafsa el-İcliy el-Kufi:

Şehristani, onu el-Miel ve’n Nihel kitabında Caferilerden sayar. İbn-i Adiy: Ayıplanır ama zannedersem zararsızdır” der. Zehebi ise şöyle diyor “Hüseyin b. Ali el-Cü’fi şöyle der: “Salim b. Ebi Hafsa’yı gördüm, böyle bağırıyordu: “Emrindeyim ey Na’seli katleden, emrindeyim ey Ümeyye oğullarını helak eden.” Yine Zehebi yazıyor: “Amr b. Zerr, Salim’e der ki: “Osman’ı sen mi öldürdün? Salim: Ben mi? deyince o evet, çünkü ölümüne nza gösteriyorsun. İbn-i Sad, Tabakat’ında, “Mutaasıp bir Caferi idi” der ve şöyle devam eder:

“Abbasiler devrinde Mekke’ye gider ve orada öyle bağırmaya başlar: “Emrine hazırım ey Ben-i Ümeyye’yi helak eden, emrine hazırım” Onu Daut b. Ali duyar, kimdir bu diye sorunca ona durumu ve görüşünü anlatırlar. Zehebi, Mizan’ının bir yerinde, onun tercümei haline yaparken der ki: “Ebu Bekir ve Ömer hakkında bulunanların başında gelir.” Bununla beraber, her iki Süfyan ondan nakleder, Tirmizi Sahih’inde onu tasdik ttiği gibi, İbn-i Main de tasdik eder. 137 yılında ölmüştür.

31-Sa’d b. Turayı el-iskel el-Hanzali el-Kufi:

Zehebi onu zikreder ve sünen sahiplerinin ondan hadis alıp yazdıklarına işaret eder. Fellas’tan naklettiği bir haberde ise, onun zayıf, aşırı bir Caferi olduğunu yazar. Biz de diyoruz ki: Caferilikteki aşınlığı, Tirmizi’nin ondan hadis almasına mani olmamış, Sahihi’ne naklettiğini, ayrıca İsrail, Habban ve Ebu Muliye’nin ondan hadis naklettiklerini görürsünüz.

32- Said b. Eşva:

Zehebi, Mizanı’nda zikreder ve: “Kufe’nin kadısıj doğru ve ıeşhurdur” der. Nesai ise; “Zararsızdır, Şabi’nin dostlarından- i” diyor. Ama adetini bırakmayan Cevzecani, şöyle diyor: 3ali, sapık, aşın bir Caferi idi” Biz de diyoruz ki: Buhari ve [üslim, ona tanıtlık yapmışlar, Sahihlerinde, Şabi’den nakletti- i hadis sabittir. Yine her iki Sahihtej Zekeriyya b. Ebi Zaide ve lalid el-Hazza ondan hadis naklederler.

33-Said b. Haysem el-Hilali:

İbrahim b. Abdullah b. Cüneyd der ki: “Yahya b. Muin’e, Said b. Haysem Caferi’dir, onun hakkında görüşün nedir?” di- ye sorarlar. Cevabı şu olur: “Caferi olsun, inanılır ve itimat edi- lir bir kişidir ya!… “Zehebi de onu Mizan’ında zikreder ve Ne- sai ve TinTIizi’nin ondan hadis yazdıklarına işaret eder.

34- Seleme b. el-Fadl el-Ebreş:

Rey şehrinin kadısı idi. Künyesi, Ebu Abdullah’tır. İbn-i Muin onun için şöyle der: “Seleme, Caferiliği kabul etmişti ve zararsızdır, Ebuzer’e diyor ki, asıl onların Ehl-i Beyt taraftarları hakkındaki kötü görüşlerinden dolayı onu sevmezlerdi. Zehebi, onu zikreder ve Ebu Davut ve Tirmizi’nin ona itimat ettiklerini ve hadislerini yazdıklarına işaret eder, ayrıca şöyle der: “İbadet  ve namazını bırakmazdı; 191 yılında vefat etti. Yine Zehebi İbn- i Muin’in şöyle dediğini nakleder: “Seleme’den alıp yazdık, Meğazi kitaplarında onun kitabından üstünü yoktu” Zenbah’ın şöyle dediğini nakleder: “Seleme’yi duydum, dedi ki: Ebu ishak’ın Megazisini kendisinden iki kere duydum, ondan sonra “Meğazi, usulü ile hadis kitabı yazdım.

35-Seleme b. Kuheyl b. Husayn b. Kadih el-Hadrami:

Künyesi, Ebu Yahya’dır. Cumhur alimleri onu Caferilerden sayarlar. Örneğin, İbn-i Kuteybe Maarif’inde, Şehristani Milel ve’n Nihal’inde olduğu gibi Sahih sahiplerinin altısı da onunla tanıklık yaparlar. Buhari’nin yanında; Ebu Cuheyf’le, Şa’bi ve Ata b. Ebi Ribah’tan duymuş Müslim’in yanında ise; Kureyb Zerr b. Abdullah, Zeyd b. Ka’b, Said b. Cübeyr ve daha başkalarından duymuştur. Kendisinden her iki Sahihte; Sevri, Şube, Said b. Mesruk, Ali b. Salih gibileri hadis nakletmişlerdir. 121 yılında Aşura günü ölmüştür.

36- Süleyman b. Sured el-Huzai el-Kufi:

Irak’taki Ehl-i Beyt taraftarlarının büyüğü sayılırdı. Her şeyi ona danışırlardı. Hz. Hüseyin (a.s)’i Kufe’ye çağırdıklan zaman, onurı evinde toplanmışlardı. Hz. Hüseyin’in intikamını almaya kalkan tövbekarların da reisi sayılır. Hicret’in 65. yılı Rabi’üs-Sani’ de Ehl-i Beyt taraftarlarından dört bin kişi toplanıp Ubeydullah b. Ziyad ve askerlerinin üzerine yürürler. “el-Cezire” denilen yerde karşılaşırlar. Orada şiddetli bir savaşa girişirler. Adı geçen “Süleyman” bu savaşta şehit olur. Onu, Husayn b. Numeyr’in oğlu Yezid okla vurup öldüğü zaman 93 yaşında idi. Onun başını kesip Mervan b. Hakem’e götürür, hayatını İbn- i said, İbn-i Hacer, İbn-i Abdülbirr ve bütün tarihçiler yazar ve onu fazilet ve din onurundan dolayı methederler. Sıffın Harbinde Muaviye adamlarından büyük savaşçı sayılan Havseb’i öldürmüştü. Muhaddisler ondan, vasıtalı ve vasıtasız Resulullah (s.a.a)’den naklettiği hadislerin hepsini tanıtmışlardır. Kendisinden; Ebu İshak, Adiy b. Sabit, Yahya b. Ya’mur ve Abdullah b. Yesar gibi şahıslar nakletmiştir.

37-Süleyman b. Tarhan et-Temini el-Basri:

İbn-i Kuteybe, Maarif’inde Ehl-i Beyt adamlarından sayar. Sihah sahiplerinin altısı da onunla tanıtlık yaparlar. Bilhassa Müslim ve Buhari sahihlerinde şu şahıslardan nakleder: “Enes b. Malik, Ebu Mecaz, Bekir b. Abdullah, Katade ve Ebu Osman en-Nehdi.” Yine her iki Sahihte kendisinden şu şahıslar nakletmiştir: “Oğlu Muammar, Şü’be ve Sevri, Müslim de, başkaları da ondan nakletmiştir. Süleyman b. Tarhan 143 yılında vefat etmiştir.

38- Süleyman b. Karım b. Maaz Ebu Davut ed-Dabbi el- Kufi:

Onu, İbn-i Hebban zikreder ve şöyle der: “Gali bir Rafızi’dir. Yazar diyor ki: “Buna rağmen “Ahmed b. Hanbel” onu tevsik etmiştir.” Süleyman’ın Mizan’daki tercümesinde olduğu gibi, İbn-i Adi de şöyle der: “Süleyman b. Karm’in hadisleri güzeldir. Bence o, Süleyman b. Erkam’dan daha iyidir. Hadisini, Müslim, Nesai, Tirmizi ve Ebu Davut, Sahihlerine almışlardır. Müslim’de, Ebu’l Cevab’ın Süleyman b. Karın’dan onun da A’meş’ten aldığı Rusulullah (s.a.a)’a dayanan şu hadis mevcuttur: “İnsan sevdiğiyle beraberdir.” Sünenler’de onun Sabit’ten, Enes’ten naklettiği şu hadisi de mevcut: “İlmi takip etmek, her Müslüman’a farzdır.” Yine A’meş’ten Amr b. Murra’dan, Abdullah b. Haris’ten, Zübeyr b. Akmar’dan, Abdullah b. Amr’dan şöyle bir hadisi var: “Haken b. Ebi’l As Resulullah (s.a.a)’in meclisinde oturup, söylediklerini dinler ve tek tek Kureyş’teki düşmanlarına taşırdı. Resulullah (s.a.a), ona ve “Sulb” ünden Çıkacak olan bütün zürriyetine lanet okudu.

39-Süleyman b. Mehrlm el-Kahili el-Kufi el-A’maş

Caferilerin şeyhlerinden ve müspet muhaddislerinden idi. Sünni’lerin büyük tarihçilerinden İbn-i Kuteybe ve Şehristani onu Caferilerin büyüklerinden sayarlar. Zehebi’de Mizan’ında onu zikreder ve büyük bir muhaddis olduğunu itiraf eder. A’meş’in, büyüklüğüne delalet eden bazı nükteleri de var. Onun zamanında Halifelik makamında oturmakta olan Hişam b. Abdülmelik, ona şöyle haber gönderir: “Bana, Osman’ın faziletle- rini ve Ali’nin (as) kötülüklerini yazıp gönder.” A’meş, bu haber üzerine yazılı olan kağıdı bir koyunun ağzına verir. Koyun onu çiğnedikten sonra getiren elçiye şöyle” der: “Ona cevabımın bu olduğunu söyle” deyince elçi, “Eğer ona cevap götürmezsem beni öldüreceğine yemin etti” der. Ve cevap yazması için yalvarır. Mecliste bulunanlar da rica edince şöyle yazar:

Bismillahirrahmanirrahim

Osman’ın faziletleri dünyayı doldurmuş olsa, sana hiç bir faydası olmayacağı gibi, Ali’nin kötülükleri de dünyayı doldurmuş olsa sana hiç bir zararı olmayacaktır. Kendi nefsinle ilgilen, vesselam.

İbn-i Abdülbirr “Cami-el Beyan” Kitabında ise Ali b. el-Haşrem’in şöyle dediğini yazar: Alfadıl b. Musa bana dedi ki, Ameş hastalanmıştı, Ebu Hanife ile ziyaretine gittik, Ebu Hanife ona:Ya Eba Muhammed, sana ağırlık yapmaktan çekinmeseydim, ziyaretine daha sık gelirdim” dedi. A’meş şöyle cevap verdi:Vallahi sen evindeyken bile bana ağırsın, artık yanıma diğin zaman bana ne kadar ağır geldiğini sen düşün. “Fadıl diyor ki Yanından çıktığımızda, Ebu Hanife bana: “A’meş Ramazanda oruç tutmaz” dedi. İbn-i Haşrem: “Fadıl, Ebu Hanife ‘öyle demekle neyi kastetti?” diye sorar. Fadıl: A’meş, iftarını Huzeyfe’nin hadisi ile yapardı, belki onu kastediyor” der. Biz de diyoruz ki: Allah’ın kitabında “Beyaz iplik siyah iplikten belli oluncaya kadar yeyip için; Ondan sonra da akşama kadar orunuzu tutun” diye emrettiği farzdan şaşmazdı.

Vecize sahipleri Hasan en-Nehai ‘den, Şerik b. Abdullah el- Kadi’den şöyle rivayet eder: “Kurtulmayıp öldüğü hastalığa düştüğü zaman A’meş’in ziyaretine gittim. Yanından ayrılmadan İbn-i Şebrama, İbn-i Ebi Leyla ve Ebu Hanife geldiler; zayıf düştüğünü günahlarından korktuğunu söyleyince, Ebu Hanife yanına yaklaşarak; “Ya Eba Muhammed Allah’ın azabından sakın ve nefsini düşün. Ali (as) hakkında naklettiğin hadislerden vazgeçsen senin için daha hayırlı olur” dedi. A’meş hiddetlenerek ona sen bunu bana mı söylüyorsun” diye çıkıştı. Hatta ona (Burada zikretmeye lüzum görmüyoruz) ağız bir şekilde küfretti (Ebu Hnife’nin yalan söylediğini açıkça herkesin ortasında söyledi).

A’meşin, doğru, adaletli ve her türlü günahtan sakınan biri olduğunu herkes kabul etmiş “Altı Sihah” sahipleri ona inanmış ve hadislerini hüccet olarak kabul etmişlerdir. Hicretin 61. yılında doğmuş ve 148’inde vefat etmiştir. Allah’tan ona rahmetler olsun.

40-Şerik b. Abdullah b. Sinan b. Enes en-Nehai el-Kufi el- !di:

İbn-i Kuteybe Ehl-i Beyt adamlarından olduğunu yazar. Mizan’da, Şerik’in yazılı olan hayatında şu açıklamalar var: Abdullah b. İdris: “Şerik’in Ehl-i Beyt taraftarlarından olduğuna yemin ederim” der. Ebu Davut er-Rehavi, Şerik’in şöyle dediğini duydum de: “Ali insanların en hayırlısıdır; bunu kabul etmeyen kafir sayılır.” Yazar diyor ki: Şerik, “Ali, Resulullah (s.a.a)’den sonra insanların en hayırlısıdır” demek istiyor. Zira Caferilerin mezhebine göre böyledir. Cevzecani, bunun için ona, sapık diyor. Cevzacani’nin yolundan sapıp, Ehl-i Beyt’in yoluna devam ettikten sonra sapık olsun, zararı yok” Hz. Ali (as) hakkında “Nas edilmiş şöyle bir hadisi vardır: (Mizan’da da geçer) Ebu Rabia el-Eyadi’den İbn-i Bureyde’den, babasından Peygamber (s.a.a) bu yurdu ki: “Her Nebi’nin bir vasisi ve varisi vardır; benim de vasim ve varisim Ali’dir.” Şerik Hz. Ali’nin (as) faziletlerini neşretmeye kendini vakfetmiş, içtihadı ile Emeviler bile onun faziletlerinden bahsetmeye başlamıştı. Harici, Dürret’ul Gavvas kitabında şöyle yazıyor: Şekir’in, Evevi’lerden, her zaman beraber oturduğu bir dostu vardı. Şerik, bir gün ona Hz. Ali’nin faziletlerinden bahsediyordu. Emevi şöyle Emevi’nin bu kadarcık övgüsüne kızarak: “Ali’ninn(as) lafı gelirde sadece iyi bir adamdı” demekle iktifa edilir mi” diyerek çıkışır.

İbn-i Ebi Şeybe, Ali b. Hakim’den, Ali b. Kadim’dan naklediyor: (Mizan’da da yazılı) “Attab, bir arkadaşıyla birlikte Şefik’in yanına gelir ve şöyle der: “Senin için inançsız diyorlar, doğru mu?” Şerik ona şöyle cevap verir: Ahmak herif! Ben nasıl inançsız olurum; Allah’tan isterdim ki, Ali’nin yanında olsaydım da kılıcımı onların kanından boyasaydım.

Abdullah b. el-Mübarek diyor ki: (Mizan’da da aynen yazılı) “Şerik, hadiste Süfyan’dan da bilgilidir. Aynı zamanda da Ali’nin düşmanlarına düşmandı” Abdüsselam b. Hark ona: “Bir din kardeşin hasta, ona ziyarete gider misin?” der. “Kim” diye sorar. “Malik b. Migver’ deyince O, “Ali ve Ammar’a leke sürmeye çalışan benim kardeşim değildir” der. Bir gün yanında Muaviye’nin bahsi gelir. Birisi: “Akıllıydı” deyince hiddetlene- rek der ki: “Hakk’la alayeden ve Ali ile savaşan akıllı olamaz.” Asım’dan, Zerden Abdullah b. Mesud’a dayanarak şu hadisi nakleden kendisidir: “Peygamber (s.a.a) buyurdu ki:” Muaviye’yi benim minberimin üstünde görürseniz öldürün.” Zehebi; sadık ve Hafız imamlardan birisiydi” diye vasıflandırır ve sonunda şöyle der: “Şerik, ilim deposu idi, İshak el-Ezrak ondan dokuz bin hadis nakletmiştir.” Zehebi, Ebu Tövbe el-Halebi’den naklederek şöyle de yazar; “Remle, denilen yerde bulunuyorduk” Ummetin adamı kim” dediler, bazı kişiler “İbn-i Lahia”
dedi. Bazıları da “Malik” dedi.

İsa b. Yunus’a sorduk O, “Ümmet’in adamı Şeriktir, dedi. O günlerde sağdı, henüz ölmemişti.” Şerik’ten, Müslim ve dört sünen sahibi bahseder ve onunla tanıtlık yapmışlardır. Onların nezdinde şu şahıslardan nakletmiştir: Ziyad b. Alika, Ammar ed-Dahni, Hişam b. Urve, İsa’li b. Atp, Abdülmelik b. Umeyr, Umera b. el Ka’ka ve Abdullah b. Şibrima kendisinden nakledenler ise İbn-i Ebi Şayba, ali b. Hakim, Yunus b. Muhammed, Fadıl b. Musa, Muhammed b. es-Sabah ve Ali b. Hacer. Horasan’da 95 yılında doğmuş ve 178 yılında Zilkade ayının başın- Kufe’de vefat etmiştir.

41-Şu’be b. el-Haccac:

“Vasiti” olup Basra’ya yerleşmişti. Künyesi: Ebu Bus- n’dır.

Ehl-i Sünnetin büyük yazarları onu Ehl-i Beyt taraftarlarından sayarlar. “Altı Sahih” sahibi de onunla tanıklık yaparlar. Buhari ve Müslim’de Ebu İshak, İsmail b. ebi Halid, Mensur ve Ameş’ten naklettiği hadis sabittir. Yine adı geçen her iki sahihte kendisinden şu şahıslar nakleder: Muhammed b. Cafer, Yahya b. Said el-Kattan. Osman b. Cibille ve başkaları. 83’te doğup 160’ta vefat etmiştir.

42-Sa’saa b. Suhan b. Hicir b. el-Haris:

İbn-i Kuteybe, “Maarifi’nin 206. sayfasında Caferilerin meşhur adamlarından saymıştır. İbn-i Sa’d, “Tabakat’ında altıncı cüzünün 154. sayfasında onun için “Kufe’de plancılık yapanlardan; ayrıca büyük bir hatip idi; Hz. Ali’nin (as) ashabından olup “Cemel Vakasında”, iki kardeşi Zeyd ve Seyhan’la beraber onun yanında savaşmıştı. Savaşın başlangıcında sancak Seyhan’da idi. Şehit düşünce Zeyd alır, Zeyd de şahadete kavuşunca Sa’saa alır.” Ve der ki: “Sa’saa’nın Hz. Ali’den (as) ve Abdullah Abbas’tan hadisleri vardır. Doğru ve güvenilir olmasına rağmen hadisleri azdır. İbn-i Abdülbirr “İstiyab” kitabında ondan şöyle bahseder; Resulullah (s.a.a)’in zamanında da Müslümandı, ancak yaşı küçük olduğundan onun meclisinde hiç bulunmamıştır.”

Kabilesi “Abdülkays”in reislerindendi. Fasih dili bir hatip olup,dindar ve fazilet sahibi idi. Yahya b. Muin şöyle anlatıyor:

“Ömer, şer’i bir meselede tereddüt eder. Çıkıp bir hutbe okur ve halktan bu hususta fikirlerini sorar. Sa’saa, genç yaşta olmasına rağmen kalkıp meseleyi çözer ve hakikati aydınlatır. O günden sonra da verdiği hükme göre hareket ederler.” Bu hikaye hiç garip değil; çünkü, Süban oğulları Arapların başlarından ve asil efendilerinden sayılırdı. İbn-i Kuteybe Maarif’inde diyor ki; “Süban oğulları, Zeyd, Seyhan ve Sa’saa “Abdülkays” kabilesindendirler. Zeyd’in faziletlerinden biri, hadiste anlatıldığına göre, Peygamber (s.a.a) der ki; “Hayırlı Zeyd “el Eczem” (Yani eli kesik) ve “Cundeb” (Çekirge veya ona benzeyen küçük bir kuş olarak) cennete gideceklerdir. Birincisinden eli kendisinden otuzyıl evvel cennete gidecek. İkincisi ise, öyle bir vuruş vuracak ki, Hakk’la Batılı ayıracak. “Zeyd, “Celula” vakıasında kolunu kaybeder. Ondan otuz sene sonra da” Cemel vakıasında” Hz. Ali (a.s)’in safında savaşırken Hz. Ali (a.s)’ye der ki: “Ya Emir’ul Mü’minin!… Bu savaşta benim ölümün mukadderdir. Hz. Ali: (a.s) Nereden biliyorsun? diye sorunca “Rüyamda, elimi gökten inip, beni yukarıya doğru çektiğini gördüm” der ve savaşta hakikaten şehit olur.

Kardeşi Seyhan da yanı vakada şehit olup Allah’ın rahmetine kavuşur.” Yazar diyor ki: Zeyd’in elinin kendisinden evvel cennete gideceği, Peygamber (s.a.a) tarafından daha evvel haber verildiği, bütün Müslümanlarca Peygamberlik kerametlerinden ve İslam’ın alametlerinden sayılmıştır. Ve Zeyd’in hayatını yazan her yazar bu hadisi mutlaka kitabında zikretmiştir. Bunlardan “İstiyab” “İsabe” ve başka kitaplar şahit olarak gösterile- bilir. Demek ki Zeyd, Ehl-i Beyt taraftarı olduğu halde Peygamber (s.a.a) tarafından cennete gideceği haber veriliyor. Allah’a binlerce şükür…

Si’saa’yı (İsabe) sahibi zikrederken şöyle der: “Osman ve Ali (as) hakkında rivayetleri vardır. “Siffin” savaşında Ali’yi (as) bırakmazdı. Hatip ve Fasih idi. Muaviye ile konuşmaları var?’ Ve der ki “Şabi” ondan hitabet öğrendiğini itiraf eder.” Ondan, Ebu İshak- , Minhal b. Amır, Abdullah b. Berida ve başkaları hadis naklederler. Muaviye’nin emriyle, Muğire b. Şu’be onu Kufe’den Bahreyn’e sürgün eder ve orada vefat eder. Zehebi de onu Mizan’ında zikreder ve tanınmış, inanılır derken, İbn-i Sa’d ve Nesa’inin onunla tanıtlık yaptıklarına işaret eder. Onunla tanıtlık yapmayanlar, ona değil, kendi kendilerine zarar vermiş. Ona değil, lakin bununla kendi nefislerine zulmetmişlerdir.

43- Tavus b. Keysan el-Hamdani el- Yamani:

Ehl-i Sünnet onu, şüphe götürmez Ehl-i Beyt taraftarlarından sayarlar. Şehristani ve İbn-i Kuteybe Ehl-i Beyt adamlarından olduğunu yazmayı ihmal etmemişlerdir. “Sihah” sahiplerinin altısı da onu tanık olarak kabul ederler. İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Ebu Hureyre, Aişe, Zeyd b. Sabit ve Abdullah b. Amr’dan nakletmiştir. Ayrıca kendisinden tanınmış bir kaç kişi nakleder. Mekke’de Hacda iken 108 yılında vefat eder. Ona orada büyük bir cenaze merasimi yapılır. Cenazesinde bulunan, Abdullah b. Hasan b. Ali b. Ebi Talip (a.s) tabutunu yüklemek isterken kalabalıkta sıkışmış ve sarığı başından düşmüştü.

44-Zâlim b. Amr b. Süfyan Ebu’1 Esved ed-De’liy:

Caferilikteki hali ve Hz. Ali (as) ve çocuklarına olan bağlılığı gün gibi açık. Bizim daha çok açıklamamıza lüzum yok, zira Caferilği hakkında kimse münakaşa edemez. Bununla beraber “Sahih, sahiplerinin altısı da onunla tanıtlık yaparlar. Buhari, Sahihinde Ömer b. Hattab’tan, “Müslim”de Sahih’inde Ebu Musa ve İmran b. Husayn’dan naklettiği hadisler var. Kendisinden de Yahya b. Ya’mur, Abdullah b. Bureyde ve oğlu Ebu Harb nakletmişlerdir. Allah’ın rahmetine 99 yılında 85 yaşında iken kavuşur. Nahiv ilminin kurallarını ilk olarak O vaaz etmiştir. Hz. Ali (a.s)’nin irşadı ile kendisi vaaz eder.

45-Amir b. Vaile b. Abdullah b. Amr el-Leysi el-Mekki Ebut-Tufayl:

“Uhud,” Vakasının olduğu yılda dünyaya gelmiştir. Peygamber (s.a.a) vefat ettiği zaman kendisi sekiz yaşında idi. İbn- i Kuteybe, “Maarif’inde” onu aşarı Rafizilerin başında sayar ve der ki: “Hazreti Hüseyin’in (as) intikamını almaya kalkan “Muhtar”ın bayrağını taşıyan kendisi idi.

İbn-i Abdülbirr de “İstiyab,” kitabında onun için: “Kufe’ye göç ederek ve Hz. Ali’nin (as) bütün yaptığı savaşlara iştirak eder. Hz.Ali’nin (as) ölümünden sonra tekrar Mekke’ye dönen Fazıl, akıllı, hazır cevap ve fasih idi. Aynı zamanda Hz. Aii’nin (as) taraftarlarından olduğu malumdu” der ve ardından şu hikayeyi anlatır: “Ebu’t Tufayl, bir gün Muaviye’nin meclisinde bulunur, Muaviye ona, “Dostun Ali’ye olan üzüntün nasıl?”diye sorunca şöyle cevap verir: “Musa’nın annesinin Musa’ya olan üzüntüsü gibi ama yine de bu hususta Allah’tan taksiratımı affetmesini diliyorum.” Muviye onao “Osman’ı muhasara edenlerle beraber miydin?” deyince o “Hayır, fakat muhasara edenleri görenlerle beraberdim.” Muaviye: “Ona yardım etmemenin nedeni ne idi. O: “Peki senin ona yardım etmemenin nedeni ne idi? Ki, bütün Şam halkı sana tabi ve senin emrinde iken, sen durduğun yerde onun ölüm haberini bekledin” der. Muaviye ona: “Onun intikamını almaya kalkmam ona yardım sayılmaz mı? deyince o: “Senin davranışın ancak şairin şu beytindeki mana ile bağdaşır: “Ölümümden sonra belki bana ağlayıp, benim için ağıt yakarsın ama, hayatta kaldığım müddetçe bana hiç yardımın dokunmayacağı muhakkak.

Ondan Ebuz-Zübeyr, Katade, Mensur b. Hayyan, Amr b. Dinar, Külsüm b. Habib ve Fürat el-Kazzaz gibi bir çok kişiler nakleder. Kendisi de, Muaz b. Cebel, Abdullah b. Mes’ud, Ali b. Ebi Talip, Huzeyfe b. Useyd, Huzeyfe b. Yeman, Abdullah b. Abbas ve Ömer b. Hattab’tan nakleder. Zira bütün hadis takipçileri onu iyi tanır. Ebu’t-Tufayl, 100 veya 102 yılında vefat eder. Allah rahmet eylesin.

46- Abbad b. Yakub el-Esdiy er-Revaciniy el-Kufi:

Darukutni, onu zikreder ve: “Abbad, inanılır bir Caferi” der. İbn-i Habban der ki “Abbad b. Yakup, Rafizilik propagandası yapardı.” İbn-i Huzeyme ise, ondan bir hadis naklederken:”Sözü inanılan ama, dinde sapıklıkla itham edilen Abbad, bize anlattı dıye bahseder. Abbad, Şerik’ten, Asım’dan, Zerr’den, Abdullah’tan Peygamber’in (s.a.a) şöyle dediğini nakleder. “Eğer Muaviye’yi benim minberimde görürseniz onu öldürün.” Bu hadisi “Tabari” ve başkaları da yazar.

Abbad, şöyle derdi: “Her kim namaz esnasında “Allah’ım beni Muhammed (saa) ve Ali’nin (as) düşmanlarından arındır” demezse
kıyamet günü Allah onu onlarla birlikte haşreder” yani düşmanlarla. Salih Cezera, “Abbad b. Yakup, Osman’a söverdi” diyor. Biz de diyoruz ki: Bütün bunlara rağmen, Sünnilerin imamları sayılan Buhari, Tirmizi, İbn-i Mace, İbn-i Huzeyme ve İbn-i ebi Davut onun hadislerini almışlar, hatta onu en inanılır kişilerden saymışlardır. Zehebi “Mizan”ında; “Aşırı bir Caferi bidat sahiplerinin başı olduğu halde, hadiste sadık idi. Buhari, ondan vasıtasız hadis rivayet eder” diyor. Abbad Allah’ın rahmetine 150 yılında kavuşur.

47- Abdullah b. Davut Ebu Abdurrahman el-Hemdaniy el- Kufi:

İbn-i Kuteybe, Maarif’inde onu Ehl-i Beyt taraftarlarından sayar. Buhari, Sahih’inde onunla tanıtlık yapmıştır. A’meş’ten, Hişam b. Urva’dan ve İbn-i Carih’ten nakleder. Kendisinden ise Müseddid, Amr b. Ali ve Nasr b. Ali naklederler. 212 yılında vefat etmiştir.

48- Abdullah b. Şeddad İbn-i el-Had Usame b. Amr:

Annesi, Esma bint Umeys’in kız kardeşi Selma idi. Yani hem Abdullah b. Cafer’in, hem de Muhammed b. Ebu Bekir’in teyzesinin oğlu olur. Aynı zamanda Hz. Ali’nin ashabındandı. İbn-i Sa’d onu, Kufe’ye göçen fıkıh ve ilim sahibi Tabi’lerden sayar ve “Tabakat”ının 6. cüz’ünün 86. sayfasında şöyle der; “Abdullah b. Şeddad, Haccac’a karşı çıkanlarla beraber olur ve ‘Dacil” vakasında öldürülür. Fakih, doğru, inanılır ve hadisleri çoktur. Ehl-i Beyt taraftarlığıyla tanınır.

Yazar diyor ki; “Bu vakıa 81 yılında cereyan eder. Bütün sahih sahipleri ve imamlar onun hadislerinden almışlardır. Ondan Ebu İshak, Mabed b. Halid ve Sa’d b. İbrahim her iki sahihte olduğu gibi diğer sahihlerde de naklederler. Kendisi en çok Hz. Ali (a.s) Meymune ve Aişe’den duyrnuştur.

49-Abdullah b. Ömer b. Muhammed b. Ebban b. Sahih b.Umayr el-Kureşi el-Kufi:

Lakabı, Meşkedane’dir. Müslim, Ebu Davut, Bağavi ve bu seviyedeki daha başkalarının da şeyhlerindendir. Ebu Hatim, ondan şöyle bahseder “Doğru, sadık ve Caferi olduğu söylenir.” Salih b. Muhammed b. Cüzre ise şöyle der; ” Caferilikte aşırı idi. Bununla beraber Abdullah b. Muhammed babasının şöyle dediğini zikreder: “Meşkedane, doğru inanılır, bir muhaddistir.” Zehebi, Mizan’ında onu zikrederken şöyle der: “Doğrudur, hadis sahibidir.” İbn-ı Mübarek Deravardi ve Tabakadan duymuştur. Kendisinden de Müslim Ebu Davut ve Bağavi ve başkaları duymuşlardır. 239 yılında ölmüştür. Yazar diyor ki: “Müslim’in sahihine bakarsanız, Abde b. Süleyman, Abdullah b. Mübarek, Abdurrahman b. Süleyman, Ali b. Haşim, Ebu’l-Cufi Ahvas Hüseyin b. Ali Cufi ve Muhammed b. Fudayl’dan nakletttğini görürsünüz. Müslim ondan vasıtasız nakleder.

50-Abdullah b. Lahia b. Ukbe el-Hadrami:

Mısır’ın kadısı ve alimi idi. İbn-i Kuteybe Maarifi’nde onu Caferilerden sayar. İbn-i Adiy: “Aşırı bir Caferi idi” der. Ebu Ya’la, Kamil b. Talha’dan şöyle nakleder “İbn-i Lahia dedi ki: Hayy b. Abdullah el-Meğafiri bana, ebu Abdurrahman el-Habli’den, onun da Abdullah b. Amr’dan duyduğu şu haberi nakletti: “Resulullah (s.a.a) hastalığı esnasında, bana; “kardeşimi çağırın” dedi. Ebu Bekir’i çağırdılar, gelince yüzünü ondan çevirdi ve tekrar: “Bana kardeşimi çağırın dedi.” Bu kez Osman’ı çağırdılar, ondan da yüzünü çevirdi. Sonunda Ali’yi (as) çağırdılar gelince boynuna sarıldı ve cübbesini üzerine atarak bir müddet böyle kaldı. Ali yanından çıkarken ona, Sana ne söyledi? diye sordukları zaman: O bana bin kapıyı açan, bin kapının adını öğretti diye cevap verdi”

Zehebi, Mizan’ında ondan bahseder ve Elh-i Sürtnetin ondan naklettiklerine işaret eder. İbn-i Hallikan Vafayat’ında onu zikrederken övgu ve sevgi ile anar.

Müslim’in Sahihi’nde İbn-i Vahab kendisinden, kendisi de Yezid b. ebi Habib’ten nakleder. “Kayserani” onu, Buhari ve Müslim’in adamlarından sayar. İbn-i Lahia 174 yılının Rebi’ul Ahir ayında Allah’ın rahmetine kavuşur.

51-Abdullah b. Meymun el-Kaddah el-Mekki:

İmam Cafer Sadık’ın (as) ashabındandı. Tirmizi, onu tanıt olarak gösterir. Zehebi, ondan bahseder ve Tirmizi’nin ondan hadis aldığına işaret eder. Cafer b. Muhammed ve Talha b. Amr’dan nakleder.

52-Abdurrahman b. Salih el-Ezdi Ebu Muhammed el-Kufi:

Onu, talebesi Abbas ed-Devriy zikreder ve Caferi idi” der. İbn-i Adiy ise onu zikrederken şöyle der; Caferilikle yanıp tutuşmuştu.” Salih Cezre’de onu zikreder ve: “Osman’a itiraz ederdi” der. Ebu Davut ise, şöyle diyor: “Sahabilerin ayıpları hakkında bir kitap yazdı, kötü adamdı.” Bununla beraber Abbas ed Devri ve İmam Bağavi ondan naklederler. Nesai de onun hadislerine yer verir. Zehebi de Mizan’ında (288) bahsederek Nesai’nin onu tanıtladığına işaret eder ve İbn-i Muin’in doğru, inanılır olduğunu kabullendiğini yazar. 235 yılında vefat etmiştir.

53-Abdürrezzak b. Hemmam b. Nafi el-Himyeri es-San’ani:

Ehl-i Beyt bilginlerinden idi. İbn-i Kuteybe onu Maarif’inde Ehl-i Beyt taraftarlarından saydığı gibi, İbn-i Esir de “el Kamil” kitabında 211 yılında olan hadisleri sayarken şöyle der: “Bu yılda büyük muhaddis Abdüzrrezzak b. Hemmam vefat eder. Ve der ki: Adürrezzak, Ahmed’in şeyhlerinden idi. Aynı zamanda hl-i Beyt taraftarı idi.” Müttki el-Hinde de Ehl-i Beyt taraftarlığı tasdik eder. Zehebi ise Mizan’ında ondan uzunca bahseder. Bahsinin bir kısmı şöyle: “Abdürrezak b. Hemmam, bellı baş alimlerden olup doğruluk ve fazilet timsali bir zat idi. Çok şey yazdı. Onun “Cami el-Kebir “Kitabı ilim hazinesi idi. Ahmed, İshak Yahya, ez-Zahli, er-Remadi gibileri ona gidip, ondan hadis almışlardır. Onu yalnız Abbas b. Abdülazim yalanlamıştır ama bu iddiada kendisiyle beraber olacak ikinci bir şahıs bulamamıştır. Aksine bütün hafızlar ilim adamları onunla tanıtlık yapmışlardır.” Daha sonra Zehebi, Tayalisi’den şöyle nakleder: İbn-i Muin dedi ki: Abdürrezzak’tan bazı laflar duydum, işte o zaman onun Ehl-i Beyt taraftarı olduğunu anladım ve ona senin bütün hocaların Sünni’dir, Ehl-i Beyt mezhebine nasıl girdin?” dedim. O, bir gün bize Cafer b. Süleyman ed-Dab’i geldi. Onu çok üstün faziletli ve dindar buldum; bu mezhebi ondan öğrendim” dedi. Yazar diyor ki: Abdürrezzak, Caferiliği kabul ettiğini kendi kulaklarıyla duyduğu halde, ondan çok hadis nakletmiştir. Hatta Ahmed b. Ebi Hayseme’nin dediğine göre, İbn-i Muin’e “Abdullah b. Musa, Abdürrezzak’ın hadislerini, Caferi olduğu için reddediyar” derler. İbn-i Muin, şöyle cevap verir: “Tek olan Allah’a yemin ederim ki; Abdürrezzak, bu hususta Abdullah’tan yüz kat daha üstündür ki, ben Abdullah’tan duyduğumdan defalarca daha çok, Abdürrezzak’tan duymuşumdur.” Ebu Salih Muhammed b. İsmail ed-Darari diyor ki: “San’a’da bulunuyor- duk, duyduk ki, Ahmed, b. Muin ve başkaları, Caferi olduğu için Abdürrezzak’tan hadis nakletmeyi terk etmişler. Bu habere çok üzüldük. Bir müddet sonra Mekke’ye hacca gittim, orada Yahya ile karşılaştım, ona sordum, dedi ki: “Ya Ebu Salih, Abdürrezzak İslam dinini terk etse, onun hadislerini terk edecek değiliz.”

İbn-i Adiy onu zikrediyor ve şöyle diyor: “Bazı kimselerin bazı faziletleri üzerine hadis nakleder kendisine bu hususta kimse muvafakat etmez. Bazen de başkalarına günah sayılacak ayıplar yakıştırır. Bununla beraber Caferi olduğu söylenir.” Yazar diyor ki: Bununla beraber Ahmed b. Hanbel’e sorarlar: “Adürrezzak tan daha iyi hadis nakledeni gördün mü?” “Hayır’ der. Muhalled eş-Şu’ayri diyor ki: Abdürrezzak’ın yanında bulundum, adamın biri Muaviye’den bahis açınca Abdürrezzak ona şöyle, dedi: “Lütfen, İbn-i Ebi Süfyan’ın zikri ile meclisimizi kirletme.”

Zeyd b. Mübarek anlatıyor: “Abdürrezzak’ın yanında idik, bize İbn-i Hadesan’ın hadisini okuyordu, Ömer’in Ali ve Abbas’a: “Sen, yeğeninden, bu da, karısının babasından kalan mirasını istemeye geldiniz” demesine geldiği zaman, bize dönüp Şöyle dedi: “Şu cahile bakın!!’ “Yeğeninden” ve “Babasından” diyor da, Resulullah (s.a.a)’dan demiyor.” Yazar diyor ki: Buna rağmen, bütün Sünni hadisçileri onu hüccet sayıp ondan hadis naklederler. Hatta, İbn-i Hallikan’ın yazdığına göre; “Resulullah (s.a.a)’tan sonra, ona gidildiği kadar hiç kimseye gidilmemiştir. Ondan nakleden belli başlı imamlar: Ahmed b. Hanbel, Süfyan, İbn-i Uyayne, Yahya b. Muin ve başkaları. ” Yazar diyor ki: Bütün “Sahih” ve isnatlara bakın, onun hadisleriyle dolup taştığını görürsünüz. 126 yılında doğmuş. 20 yaşında ilime atılmış ve 221 yılının Şevval ayında Hakkın rahmetine kavuşmuş, İmam Sadık’ın (as), son 22 yılına muasır olmuş, İmam “Cevad” zamanında ve ondan 9 yıl önce vefat etmiştir. Allah onu, onların zümresiyle birlikte haşretsin.

54- Abdülmelik b. A’yen:

Zurare, Hamran, Bukeyr, Abdurrahman, Melik, Musa ve Zaris’in kardeşi.
Hepsi de Caferilerin geçmiş ileri gelenlerinden olup, kendileri gibi mübarek zürriyetleri de hiç bir zaman Caferilikten sapmamıştır. Abdülmelik’i, Zehebi Mizan’ında zikrederken şöyle der: “Abdülmelik’in, “sahih hadisleri var.” İbn-i Muin ise: “O bir şey değil” diyor. İbn-i Uyayne şöyle der: “Bize Abdülmelik anlattı, gerçi o Rafizi idi.” Ebu Hatim’in de dediği şöyle: “O Caferilerin eskilerindendir ama hadisi doğrudur. Her iki Süfyan ondan nakleder.” Yazar da diyor ki: İbn-i el-Kayserani onu zikreder ve şöyle der: “Abdülmelik b. A’yen, Hamran el-Kufi’nin kardeşidir; Caferi idi. Buhari’nin yanında “Tevhid konusunda, Müslim’in yanında ise İman konusunda Ebu Vaib’den hadis nakleder. Her ikisinin yanında ondan, Süfyan b. Üyayne nakleder. ” İmam sadık” (a.s) ashabıyla birlikte Medine’de onun mezarını ziyaret etmiştir.

55- Ubeydullah b. Musa el-Absi el-Kufi:

Buhari’nin şeyhlerindendir. İbn-i Kuteybe Maarif’inde onu, hadis sahipleri arasında sayar. Yine Maarif’inin başka yerinde. Şia adamlarının bir cümlesi arasında onu da sayar. İbn-i Sad Tabakat’ının altıncı cüzünde, Caferiliğine işaret eder ve şöyle der: Caferilik üzerine hadisler rivayet ederdi. Bu sebepten bir çok kişinin yanında kıymeti azalır.” Daha sonra şöyle der: “Devamlı Kur’an okurdu.” İbn-i Esir, Kamil’inde, 213 yılındaki hadiseleri anlatırken onun bu tarihte öldüğünü kaydeder ve şöyle der:
“Ubeydullah b. Musa el-Fakih, Caferi idi. Buhari’nin Şeyhlerinden sayılırdı.”

Zehebi Mizan’ında şöyle der:

“Ubeydullah b. Musa Buhari’nin şeyhlerinden, inanılmaya şayan ama Caferi idi. Ebu Hatim ve İbn-i Muin, ona itimatlarını gizlemezler.. Ah- med b. Abdullah el-İcli, onun Kur’an ilimleri hakkında büyük bir alim olduğunu, Kur’an okurken başını kaldırmaz ve hiç gülmezdi der. Ebu Davut da sapık bir Caferi olduğunu söyler” Bununla beraber altı sahih sahibi onu hüccet kabul ederler. Buhari de, A’meş’ten, Hişam b. Urve’den ve İsmail b. Ebi Halit’ten nakleder. Müslim de ise İsrail’den, Hasan b. Salih ve Usame b. Zeyd’den nakleder. Buhari, bazı yerlerde, ondan vasıtasız nakleder. Ondan başka nakledenlerin bazıları şunlar: İshak b. İbrahim, Ebu Bekir b. Ebi Şeybe, Ahmed b. İshak ve daha birçok kişi. Zehebi’nin dediğine göre, 213 yılında vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin.

56- Osman b. Umayr Ebu Yakzan el-Kufi:

Ona İbn-i Ebi Zer’a da derler. Ebu Ahmed ez-Zubeyri diyor ki: “O Tenasühe inanırdı.” Ahmed b. Hanbel de şöyle diyor: “Ebu’l-Yakzan, İbrahim b. Abdullah b. Hasan’ın başkanı olduğu fıtneye katılmıştı.” Adiy ise şöyle diyor: “Kötü bir mezhebe sahipti, ama zayıflığına rağmen büyük alimler ona isnaden hadis nakletmişlerdir.” Yazar diyor ki: “Caferi olan her muhaddisin kıymetini düşürmek için, mutlaka ona leke sürerlerdi. Osman b. Umayr için de elbette aynı metoda başvuracaklardı. Ve bütün bu kötülemelere rağmen, A’meş, Süfyan, Şu’be, Şerik ve benzerleri ondan hadis alıp rivayet etmekten geri kalmamışlardır. Ebu Davut, Tirmizi ve benzerleri de sünenlerinde onu hüccet olarak kabul etmişlerdir. Zehebi ise, onun hakkında yazdıklarımızın hepsini zikretmiştir.

57- Adiy b. Sabit el-Kufi:

İbn-i Muin, onu zikrederken aşırı Caferi olduğunu söyler. Darukutni: “Aşırı bir Rafizi olmasına rağmen inanılır bir kişi idi” der. Mes’udi diyor ki: Caferilerin maksadını, Adiy b. Sabit kadar diliyle savunan birini göremedik.” Zehebi de onu Mizan’ında zikreder ve şöyle der: “O, Ehl-i Beyt alimi, kadısı ve mescitlerinin imamıydı. Bütün Caferiler onun gibi olsaydı şerlerinin etkisi daha az olurdu. (318)” Yine Zehebi, daha sonra, (Darukutni, Ahmed b. Hanbel, Ahmed el-İcli ve Nesai) gibi büyük alimlerin doğruluğuna inandıklarına işaret eder ve altı Sahih Sünen sahibinin de, hadislerine yer verdiğini yazar. A’meş, Mes’ar, Said, Yahya b. Said el-Ensari, Zeyd b. Ebi Enise ve Fudayl b. Gazvan, ondan naklederler.

58- Atiyya b. Sa’d b. Cenade el-Avfi el-Kufi:

Meşhur Tabiilerdendir. Zehebi, Mizan’ında, Salim el-Muradi’den, Caferi olduğunu nakleder. İbn-i Kuteybe, Maarifi’nde onu hadis sahipleri arasında zikreder ve şöyle der: “Atiyya b. Sad “Haccas” zamanındaki fakihlerden, aynı zamanda Caferi idi. Babası Sa’d b. Cenade Hz. Ali’nin (as) ashabındandı. Oğlu Atiyya doğduğu zaman, Hz. Ali’nin (as) yanına gidip: “Ya Emir’el Mu’minin bir oğlum oldu ona ne isim koymamı tavsiye edersin” diye sorar. Hz. Ali (as): “Bu, “Attiyyatüllah’tır” der. Yani, Allah’ın vergisi. Böylece adı Atiyya olur.” İbn-i Sa’ d ise şöyle yazar; “Atiyya, İbn-i Eş’as ile beraber Haccac’a karşı çıkar, İbn-i Eş’as, askeri hezimete uğrayınca, Atiyya İran’a kaçar. Haccac oranın Valisi Muhammed b. Kasım’a şöyle yazar Atiyya’yı çağır! Ali b. Ebi Talib’e lanet okursa affet, etmezse, ona dört yüz sopa attır ve saçını sakalını kestir. Vali onu çağırtıp, Haccac’ın mektubunu okutur. Ali’ye (as) sövmeyi reddedince vali ona dört yüz sopa attırıp, saçını sakalını kestirir. Bir müddet sonra Horasan’a Kuteybe isminde bir vali tayin edilir. Atiyya onun yanına gider ve orada bir müddet kaldıktan sonra Irak’ta Ömer b. Hubayra’nın tayin edildiğini duyar. Ona Irak’a dönmek için bir mektup yazıp izin ister. Ömer izin verince Kufe’ye gelir ve 121 yılında ölünceye kadar orada kalır. İtimada şayan olup kıymetli hadisleri vardır.

Evet, biz de diyoruz ki, bütün zürriyeti Al-i Muhammed (s.a.a) taraftarlarından idi. Ebu Davut ve Tirmizi onu hüccet kabul ederler, Sahih’lerinde İbn-i Abbas’tan, Ebu Sait’ten, İbn-i Ömer’den naklettiği hadisler vardır. Kendisinden, oğlu Hasan b. Afiyya, Haccac b. Artat, Mes’ar, Hasan b. Advan ve başkaları nakletmişlerdir.

59- A’la b. Salih et-Teymi el-Kufi:

Ebu Hatim, onu zikrederken şöyle der: Caferilerin eskilerindendi.” Biz diyoruz ki bununla beraber Ebu Davut ve Tirmizi onu hüccet kabul ederler. Ebu Naim, Yahya b. Bukeyr ve bunların seviyesinde daha başka şahıslar ondan naklederler. Bu A’la, şair olan A’la el-Mekki’den başkasıdır. O, iki Süfyan’ın şeyhlerindendir ve Mekke’lidir. A’la b. Salih ise Kufe’lidir. Her ikisini Zehebi, Mizanı’nda zikreder ve Caferi olduklarını yazar. Şair olan A’la’nın Hz. Ali (as) hakkında bir çok methiyeleri vardır. Şehit Hz. Hüseyin (as) hakkında da mersiyeler yazmıştır.

60- Alkame b. Kays b. Abdullah en Nehai:

Ehl-i Beyt’in en sadık dostlarındandı. Şehristani, “Milel ve’n Nihal” kitabında Caferi olduğunu yazar. Cevzacani’nin zikrettiği muhaddislerin büyüklerinden sayılır. Alkame ve kardeşi “Ubeyy” Hz. Ali’nin (as) ashabından idiler. Her ikisi de “Sıffın”da bulunmuşlardır, Ubey’e “Ubeyy’üs-Salat” (Namaz Adamı) “çok namaz kıldığı için”) derlerdi. Alkame ise,bu savaşta ayağından yaralanır ve topal kalır. Allah’ın yolunda mücahitliği hiç bir zaman bırakmaz ve ölünceye kadar Muaviye’ye düşman kalır. Muaviye halife olduktan sonra Vali Ebu Berede, ona gönderereceği bir heyete kendisini dahil ettiğini ve gidecekler arasında adının yazıldığını duyunca, razı olmaz ve adının silinmesini ister. Bütün bunları İbn-i Sad “Tabakat”ında yazar.

Alkame’nin adaleti, şerefi, Caferi olduğunu bildikleri halde, Ehl-i Sünnet’in yanında inkar edilmemiştir. Onun hadislerini bütün “Sahih” sahipleri hüccet olarak kabul etmişlerdir. İbn-i Mesut’tan: Ebu’d Derda’dan, Aişe’den ve Osman’dan hadisler nakletmiştir. Kendisinden ise yeğeni İbrahim en Nehai Abdurrahman b. Velid, İbrahim b. Yezid ve Şa’bi naklederler. Altmış iki yılında vefat etmiştir… Allah rahmet eylesin. . .

61- Ali b. Budeyme:

Zehebi, Mizan’ında Ahmed b. Hanbel’e istinaden onun doğru hadis sahibi ve Caferi büyüklerinden olduğunu yazar Ve der ki: İbn-i Mu’in onun doğruluğunu tasdik eder. Şu’be ve Muammer ondan naklederler.” Ayrıca sünen sahiplerinin ona istinaden hadisler yazdıklarına işaret eder.

62- Ali b. Ca’d Ebu’I-Hasan el-Cevheri el-Bağdadi:

Buhari’nin şeyhlerinden biridir. İbn-i Kuteybe, Maarif kitabında onun Caferilerden olduğunu yazar ve Mizan’da da olduğu gibi ondan şöyle bahseder: “Ali b. Ca’d, bir gün yeyip bir gün oruç tutardı ve altmış yıl böyle devam etti.” İbn-i Kayser’ani de ondan bahsederken şöyle der: “Buhari ondan on iki hadis nakleder.” 230 yılında öldüğü zaman 69 yaşında idi.

63- Ali b. Zeyd b. Abdullah b. Züheyr b. Melike Ebu’I Hasan el-Kureyşi el-Basri:

Onu, Ahmed el-İcli zikrederken, Caferi olduğunu söyler, Velid b. Zeri’de şöyle der: “Ali b. Zeyd, Rafizi idi.” Bununla beraber, alim, tabiinlerden, Caferi ve Abdülvaris ve benzerleri ondan hadis alıp naklederler. Basra’nın üç büyük fakih’lerinden biri sayılırdı. Bunlar: Katade, Eş’as el-Haddani ve Ali b. Zeyd; Üçü ama (kör) idi. Hasan el-Basri öldüğü zaman Ali b. Zeyd’e: “Onun yerine sen otur” derler. Ki, o devirde Basra gibi bir yerde, Caferi bir alime bu şekilde değer vermek pek nadir görülen hareketlerdendi. Onun hakkında bu yazdıklarımızın hepsini Zehebi, Mizan’ında zikreder 131 yılında Allah’ın rahmetine kavuşur.

64-Ali b. Salih:

Hasan b. Salih’in kardeşidir. Kardeşinden bahsettiğimizde ondan da biraz bahsetmiştik. O da kardeşi gibi Caferilerin alimlerindendi. Müslim, ondan hadis yazmış kendi de Selma b. Küheyl’den nakleder. Ayrıca ondan Vaki’de nakleder. Kardeşi Hasan’la yüz yılında ikiz olarak doğarlar ve Ali 151 yılında vefat eder.

65-Ali b. Gurab Ebu Yahya el-Fezari, el-Kufi:

İbn-i Habban, onun için: “Aşırı bir Ehl-i Beyt taraftarı.” Cevzacani’nin ona; “Sakıt ve sözü kabul edilmez” demesinin sebebi budur. Fakat İbn-i Muin ve Darukutni onun hadislerini doğru kabul ederler. Ebu Hatim: “Zararsız” Ebuzer’e ve Ahmed b. Hanbel “sadık”, olduğunu kaydederler. Zehebi de onu Mizan’ında zikreder ve Sünnet ehlinin ona istinaden hadis rivayet ettiklerine işaret eder. Kendisi, Hişam b. Urve ve Ubeydullah’tan nakleder. İbn-i Sa’d, Tabakat’ında İbn-i Reca’nın ondan, A’meş’in, Osman hakkındaki hadisi naklettiğini yazar. 180 yılında Kufe’de Harun Reşit zamanında vefat eder. Allah rahmet eylesin.

66-Ali b. Kadim Ebu’l Hasan el-Huzai el-Kufi:

Ahmed b. Fürat’ın şeyhlerindendi. İbn-i Sa’d, Tabakat’ında ondan bahsederken, Ehl-i Beyt’e aşırı derecede bağlı olduğunu kaydeder. Böyle olduğu için de Yahya b. Muin: “Zayıftı” der. Fakat Ebu Hatim: “Onun yeri doğruluktur”, demekten kendini alamaz. Zehebi de Mizan’ında ondan bahseder ve Ebu Davut’la Tirmizi’nin ondan hadis yazdıklarına işaret eder. Allah’ ın rahmetine 213 yılında Me’mun zamanında kavuşur.

67-Ali b. Munzir et- Taraifi:

Tirmizi, Nesa’i, İbn-i Said ve Abdurrahman b. Ebi Hatim’in şeyhlerindendir. Zehebi, onu Mizlin’ında zikreder ve sünnet erbabnın ondan nakletliklerine işaret eder. Ayrıca Nesai’nin onun için: “Hakiki bir Caferi, fakat inanılır” dediğini yazar. İbn-i Hatim de şöyle der: “Sadıktır, inanılır bir kimsedir. İbn-i Fudayl, İbn-i Uyayne ve Velid b. Muslim’den nakleder”. İbret alınacak husus da şudur ki, Nesai, onun hakiki bir Caferi olduğunu itiraf ettiği halde, kendi Sahih’inde hadislerini hüccet olarak kabul etmiştir. İbn-i Munzir 256 yılında vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin.

68-Ali b. Haşim b. el-Bureyd, Ebu’l Hasan el-Kufi:

İmam Ahmed’in şehylerinden biridir. Ebu Davut, onu zikederken şöyle der: “Dinine bağlı bir Ehl-i Beyt taraftarıdır.” İbn-i Abban ise: “Aşırı bir Caferi’dir ” der. Buhari: “Ali b. Haşim ve babası aşırı Ehl-i Beyt taraftarları idiler” der ve bu inancından dolayıdır ki onun hadislerini ihmal etmiştir. Ama diğer beş Sahih sahibi onu hüccet olarak kabul etmişlerdir. Zehebi’nin dediğine göre 181 yılında vefat etmiştir.

69-Ammar b. Zürayk el-Kufi:

Süleymani, onu Rafizi’lerden sayar. Zehebi de bu iddiayı kabul eder. Bununla beraber Müslim, Ebu Davut ve Nesai onu hüccet kabul ederler. Müslim de A’meş, Ebu İshak, Mensur ve Abdullah b. İsa’dan nakleder. Kendisinden ise, Ebu’l Cevvab, Selem Ebu’l Ahras, Ebu Ahmed ez-Zubeyri ve Yahya b. Adem naklederler.

70- Ammar b. Muaviye:

Ehl-i Beyt taraftarlarının kahramanlarından sayılır. Al-i Muhammed (as) uğruna eziyete maruz kalır. Mervan oğlu Beşir isminde biri Ehl-i Beyt taraftarlığı için onun topuklarının üstündeki damarlarını keser. Her iki Süfyan’la beraber Şu’be, Şerik ve Ebbar ondan naklederler. Doğruluğunu Ahmed, İbn-i Muin Ebu Hatim ve bütün halk kabul etmiştir. Ehl-i Beyt taraftarlığını Zehebi de tasdik eder. Müslim ve Sünen sahipleri ona istinaden hadis yazmışlardır. 133 yılında ölmüştür. Allah rahmet eylesin.

71-Amr b. Abdullah Ebu İshak es Sebi’i el-Hemdani el-Kufi:

Caferi olduğunu, İbn-i Kuteybe “Maarif’inde” Şehristani “Milel ve Nihal’inde” yazmışlardır. Nasıbilerin teferruat ve usulde mezheplerini benimsemedikleri muhaddislerin başlarındandı.Zira, bu muhaddislerin mezhebi Ehl-i Beyt’in (as) üzerinde idi. İşte bu sebepten “Cevzacani” demiştir ki, Kufe’de mezhepleri cemaat tarafından benimsenmeyen muhaddisler vardı.
Herkes onlara, sadık, yalan söylemez kişiler oldukları için tahammül ederdi.” Nasıbi’lerin hoşlarına gitmeyen hadislerinden biri de şöyle: “Resulullah (s.a.a) dedi ki: Ali, bir ağaca benzer, ağacın aslı benim, Hasan ve Hüseyin meyveleridir. Onlara tabi olanlar da yapraklarıdır.” Sahih sahiplerinin altısı da onu hüccet saymışlardır. Buhari ve Müslim’de hadislerini şu şahıslardan almıştır: Bera b. Azib, Velid b. Erkam, Harise b. Vahb, Süleyman b. Sard, Numan b. Beşir, Abdullah b. Velid el- Hatimi ve Amr b. Meymun. Kendisinden alanlar ise: Şu’be, Sevri, Züheyr ve kendi torunu olan Yusuf b. İshak. İbn-i HaIlikan’a göre, Osman’ın hilafetinin sona ermesinden üç yıl evvel doğmuş ve Hicretin 127 yılında vefat ettiği söylenir.

72-Avf b. Ebi Cemile el-Basri Ebu Sahl:

Onu, Zehebi Mizan’ında zikrederken şöyle der: Ona “Avf ‘us Sıdk” derlerdi. Caferi olduğu da söylenir. Ama onun doğruluğunu bir çok kişi tasdik etmiştir. Cafer b. Süleyman Caferi olduğunu söyler Bendar ise: Rafızı idi der.

Ondan şu şahıslar nakletmişlerdir: Ravh, Havazeh, Şu’be, Nadr b. Şumeyl ve Osman b. Haysem ve başkaları. Sahih sahiplerinin altısı da onu hüccet kabul etmişlerdir. Buhari’de şu şahıslardan naklettiği hadisler mevcut: Ebu’l Hasan el-Basri’nin çocukları Hasan ve Said, Muhammed b. Sirin ve Seyyar b. Seleme. Müslim’de ise Nadr b. Şumel’den nakleder. Allah’ın rahmetine 146 yılında kavuşmuştur.

73-Fadl b. Dekin b. Hammad b. Züheyr el-Melai el-Kufi:

Ona, “Ebu Naim”de derlerdi. Sahih’te Buhari’nin şeyhlerindendi. Bazı büyük alimler onu Caferilerden saymışlardır. Bunların arasında İbn-i Kuteybe ve Zehebi de vardır. Zehebi: “Fadıl b. Ebu Naim, hafız ve Hüccettir; Fakat Caferi idi” der ve İbn-i Cüneyd el~Hatli’nin şöyle dediğini nakleder: “İbn-i Muin’in şöyle dediğini duydum: “Bir insandan bahsedip ve Ebu Naim’in “iyidir” dediğini duyarsan, bil ki o insan Caferi’dir. Yok “O iyi değildir, Murcidir” derse, bil ki o Sünni’dir.” Zehebi bu iddiaya karşı şöyle yorum yapıyor: “Anlaşılan, Yahya b. Muin’in Merciliğe meyli vardı.” Biz de diyoruz ki: Aynı zamanda Ebu Naim’in sert bir Caferi olduğunu kabul ediyordu. Cevzacani şöyle diyor:

“Ebu Naim’in mezhebi Kufi idi” yani Caferi, kısacası Ebu Naim Fadl b. Dekin şüphe götürmez bir Caferi idi. Böyle olmakla beraber. Sahih sahiplerinin altısı da onu hüccet kabul ederler. Buhari de, Humam b. Yahya, Abdülaziz b. Ebu Seleme, A’meş Mes’ar, Sevri ve benzerlerinden nakleder. Müslim de, Seyf b. Ebi Süleyman, İsmail b. Müslim, Muhammed b. Eyyüp, Musa b. Ali ve daha başkalarından nakleder. Buhari onun hadislerini vasıtasız rivayet etmişse de Müslim, Haccac b. Şair, Abd b. Hamid, İbn-i Ebi Şeyba, İbn-i Numeyr, Abdullah ed-Darimi, İshak el-Hanzali ve Züheyr b. Harb vasıtasıyla rivayet etmiştir. 130 yılında doğup 210 yılının Şaban ayında, Kufe’de, halife “Mutasım” zamanında hayata gözlerini kapamıştır. Allah- u Teala rahmet eylesin.

74-Fudayl b. Merzuk Ebu Abdurrahman el-Ağar er-Revaisi el-Kufi:

Zehebi Mizan’ında onu Ehl-i Beyt taraftarlığıyla tanınmış olduğunu yazar. Ayrıca İbn-i Adiy’in “zararsız” diye vasıflandırdığını Heysem b. Cemil’in de onun için “Huda sahiplerinin imamlarındandı” dediğini nakleder. Biz de diyoruz ki: Müslim, Sahih’inde, Şakik b. Ukbe’den aldığı, Salat hakkındaki hadisini Adiyy b. Sabit’ten de “Zekat” hakkındaki hadisini “Şahit” kabul etmiştir. Yine Müslim’in Sahihi’nde, Yahya b. Adem ve Ebu Usame, kendisinden naklen hadis rivayet etmişlerdir. “Sünen”de ise, Vaki, Ebu Naim, Ali b. el-Ca’d  gibileri kendisinden naklederler. Hicretin 158. yılında vefat eder. Allah rahmet eylesin.

75-Fatr b. Halife Hannat el-Kufi:

Abdullah b. Ahmed, babasından Fatr’ı sorunca şöyle der: ‘Fatr, doğru hadis sahibidir; hadisleri zarif, kibar bir adamın hadisleridir, fakat Caferidir.” Abbas, İbn-i Muin’in şöyle dediğini rivayet ediyor: “Fatr b. Halife, inanılır bir Caferi’dir.” “Biz de diyoruz ki; bundan dolayı Ebu Bekir b. Ayyaş şöyle diyor. “Fatr bin Halife’nin hadislerini bırakmanın yegane sebebi Caferi oluşudur.” Cevzacani diyor ki:”Fatr b. Halife sapıktır.”

Cafer el-Ahmar ise, onun hastalığında şöyle dediğini duyduğunu söylüyor: “Beni mesud edecek bir şey varsa, o da Ehl-i Beyt’i sevdiğimden dolayı umit ederim ki vücudumun her bir kılı yerine bir melek oluşur ve Allah-u Teala’ya tesbih eder.” Fatr Ebu-t-Tufayl, Ebu Valil ve Mücahid’den nakletmiştir. Kendisinden nakledenler ise, Ebu Usame Yahya b. Adem, Kabisa ve bu tabakadan daha başkaları… Zehebi Mizan’ında onu zikreder ve Ebu Hatim’in “Hadisleri sahihtir, Nesai’nin, “Zararsızdır” , İbn-i Sad’ın da “İnanılır” dediklerini yazıyor. İbn-i Kuteybe de Caferi sayarken, Fatr’ı da aralarında sayınıştır. Buhari Sahihi’nde Mücahid’den olan hadisini tahric etmiştir. Yine Buhari’de ondan, Sevri rivayet etmiştir. “Sünen” sahiplerinin dördü ve daha başkaları da ondan tahric etmişlerdir. Hicretin, 153. yılında vefat etmiştir. Allah-u Teala rahmet eylesin.

76-Malik b. İsmail b. Ziyad, Dirhem, Ebu Gassan el-Kufi:

Buhari’nin şeyhlerindendir, İbn-i Sad “Tabakat”ın (c.6, s.282) da onu zikreder ve son olarak onun hakkında şöyle der: “Ebu Gassan, inanılır ve sadık, Caferiliği aşırıdır. Zehebi de “Mizanı’nda onun adalet sahibi oluşundan bahseder ve Caferiliği şeyhi Hasan b. Salih’ten öğrendiğini zikrettikten sonra İbn-i Muin’in onun için şöyle dediğini yazar: “Kufe de Ebu Gassan’dan daha usta bir Muhaddis yoktur.” Abu Hatim’in de şöyle dediğini kaydeder: “Kufe’de ondan daha ustasını görmedim, ne Ebu Naim ne de başkası onun gibi değildir. Fazileti ve ibadeti barizdir;” Buhari ondan vasıtasız nakleder. Müslim ise, Harun b. Abdullah’ın vasıtasıyla nakleder. Kendisi İbn-i Uyeyne, Abdülaziz b. Seleme ve İsrail’den nakleder. Buhari de kendisinden nakleder. 219 yılında Kufe’de vefat etmiştir. Allahpu Teala rahet eylesin.

77-Muhammed b. Hazim Ebu Muaviye ed-Darir et- Temimi el-Kufi

Zehebi, “Mizan”ında ondan bahsederken şöyle der: “ed-Darir, doğruluk abidesidir, onun zayıflığına işaret edecek hiç bir iz söylendiğini bilmiyorum.” Ayrıca “Künyeler Babı”nda onun için “Ebu Muaviye ed Darir, doğruluk abidelerinden birisidir” dedikten sonra Hakim’in, onun için şöyle dediğini yazar: “ed-Darir’i her iki Şeyh hüccet kabul eder, fakat o mutaassıp bir Caferi olarak tanınır.”

Biz de diyoruz ki: Sahih sahiplerinin altısı da onu tanıt kabul eder. Buhari’de ondan nakledenler: Ali İbn-i el-Medini, Muhammed b. Selam b. Mensur, Amr en-Nakid, Ahmed b. Sinan İbn-i Namir, İshak el-Hanzali Ebu Bekir b. Ebi Şeybe, Ebu Kerib Yahya b. Yahya ve Züheyr nakleder. Musa ez-Zemen ise her iki Sahihte ondan rivayet eder.

Ebu Muaviye 113 yılında doğup, 195 yılında vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin.

78.-Muhammed b. Abdullah ed-Dabbi et Tahani en Nişaburi:

Künyesi, Ebu Abdullah el-Hakim; Hafız ve Muhaddislerin İmamlarından sayılırdı. Aynı zamanda bir çok kitap da yazmıştır. Bir çok memleket gezip iki bine yakın alimden hadis ve fıkıh öğrenmiş olan Ebu Abdullah’ın zamanında bulunan es Suluki ve Ebu Favrek ve benzerleri kendilerinden üstün olduğunu itiraf ederler ve daima ona hürmet ederlerdi. Ehl-i Beyt kahramanlarından olduğu sabittir. Ehl-i Beyt yandaşı olduğunu Zehebi, Tezkiret’ül Huffaz ve el-Mizan kitaplarında tasdik eder. Mizan’da: “Sadık bir imam olup, meşhur bir Caferidir” dedikten sonra İbn-i Tahir’den şu haberi nakleder: “Ebu İsmail’e el-Hakim nasıl diye sordum, şöyle cevap verdi: “Hadiste imamdır ama kötü ve inatçı bir Rafizi’dir.” Daha sonra Zehebi, onun: “Mustafa (s.a.a) göbeği kesilmiş ve sünnetli doğdu… Ali (a.s)’de vasisidir.” şeklinde konuşmaları olduğunu yazar. Ebu Abdullah el-Hakim 321 yılında doğmuş ve 405 yılında vefat etmiştir, Allah-u Teala rahmet ve mağfiretler bahşetsin.

79-Muhammed b. Ubeydullah b. Ebu Rafi el-Medeni:

Kendisi ve kardeşleri Fazıl ve Abdullah ve babaları UbeydulIah ve dedeleri Abu Rafi ve amcaları Rafi, Hasan, Muğire ve Ali hepsi Caferilerin geçmiş salih ve tertemiz insanlarındandır. Ve’ bu hususta yazmış oldukları kitaplar Caferiliği ne kadar benimsemiş olduklarını ispat ve teyit etmeye yeterlidir. Kendisinden bahsetmek istediğimiz “Muhammed” için İbn-i Udey şöyle der: “Küfe’nin ileri gelen Caferilerinden biridir.” Zehebi ise, Mizan’ında onun hayat tercümesini yaparken, Sünen sahiplerinin onun hadislerini tahric ettiklerine işaret eder ve babası ve dedesinden naklettiği Mendel ve Ali b. Haşim’in ise kendisinden naklettiklerini zikreder… Biz de deriz ki: Keza, Habban b. Ali, Yahya b. Ya’la ve başkaları da ondan naklederler.

Tabarani Büyük Tarihinde, onun babasına, babasından da, dedesine isnat ettiği şu hadisi tahric eder: Resulullah (s.a.a) Hz. Ali’ye dedi ki: “Cennete ilk giden, ben, sen, Hasan ve Hüseyin olacak, giderken de zürriyetimiz peşimizde, Şia’mız sağımız ve solumuzda bulunacak.”

80-Muhammed b. Fudayl b. Gavzan Ebu Abdurrahman el- Kufi:

İbn-i Kuteybe Maarif’inde onu Ehl-i Beyt taraftarlarından saymıştır. İbn-i Sa’d Tabakat’ında şöyle der: “Hadisi çoktur, bazıları da onu ‘Hüccet’ olarak kabul etmezler.” Zehebi, Mizan’ında “Sıddık ehlindendir. Fakat Caferidir” dedikten sonra, Ahmed’in ve Ebu Davud’un onun için “Hadisi güzel, ama ateşli bir Caferidir” dediklerini kaydeder. Biz de deriz ki: “Sahih” sahiplerinin altısı da onu “Hüccet” olarak kabul etmişlerdir. Buhari ve Müslim de, Babası Fudayl’dan, A’meş’ten, İsmail b. Ebi Halit’ten ve daha başkalarından hadisleri vardır. Kendisinden nakledenler ise Buhari’de, Muhammed b. Nemir, İshak el-Hanzali, İbn-i Hanzali, İbn-i Ebi Şeybe, Muhammed b. Selam, Kutaybe, Umran b. Meysere ve Amr b. Ali. Müslim’de ise, Abdullah b. Amir, Ebu Küreyb, Muhammed b. Tarif, Vasil b. Abd’ul A’la, Züheyr, Ebu Said-ı Eşec, Muhammed b. Yezid vb. naklederler. 194 veya 195 yılında vefat etmiştir.

81-Muhammed b. Müslim b. et Taifi:

İmam Sadık’ın (as) bariz ashabındandı. Şeyh Ebu Cafer et Tusi Rical-i Şia kitabında onu zikreder, Zehebi, hayatını anlatırken Yahya b. Muin ve başkalarının onu doğruladıklarını, Ka’nebi’nin Yahya b. Yahya’nın ve Kuteybe’nin ondan naklettiklerini ve Abdurrahman b. Mehdi’nin de şöyle dediğini yazıyor: “Kitapları doğrudur. Zira Maruf b. Vasil şöyle dedi; “Süfyan es-Sevri’yi Muhammed b. Müslim’in yanında gördüm, oturmuş ondan hadis yazıyordu.” Bazı kişiler, Şia olduğu için onun zayıf olduğunu ileri sürerler ama bu onun doğruluğunu etkilemez. Ama İbn-i Dinar’dan nakletmiş olduğu, abdest hakkındaki hadisi Müslim’de mevcuttur. İbn-i Sa’d’ın Tabakat’ında ise ondan Vaki b. Cerrah, Ebu Nairo, Muin b. İsa ve başkaları rivayet ederler ki, Allah’ın rahmetine 177 yılında kavuşmuştur. Aynı da onun adaşı Muhammed b. Cemmaz Medine’de vefat eder. Her ikisinin de hayat tercümesini, İbn-i Sa’d (Tabakat)ının 5. cüzünde yapmıştır.

82-Muhammed b. Musa b. Abdullah el-Fitri el-Meden:

Zehebi, “Mizan”ında ondan bahseder ve Ebu Hatim’in, onun Caferiliği açıkladığını, Tirmizi’nin de doğruluğunu kabul ettiğini yazar ve Müslim’in ve Sünen sahiplerinin onu “Hüccet” kabul ettiklerine işaret eder. Abdullah b. Abdullah b. Ebi Talha, Makberi ve benzerlerinden “Hadis”leri vardır. Ayrıca ondan İbn-i Ebi Füdeyl, İbn-i Mehdi, Kuteybe ve benzerleri rivayet ederler.

83-Muaviye b. Ammar ed-Dehni el-Beceli el-Kufi:

Caferilerin ileri gelen belirli simalarından, doğruluğa şayan önemli bir şahsiyetti. Babası Ammar ise, sabrın, sebatın ve haktan ayrılmamanın canlı örneği idi. Zalimin biri, Caferiliğinden ötürü “Topuk” üstündeki damarlarını kesmişti. Ama yine yılmadı ve hiç bir zaman yolundan şaşmadı. Bahsini ettiğimiz oğlu Muaviye de aynı kendisi gibidir. Zaten çocuğun babasına benzemesinden tabii ne olabilir. Her iki İmam, “Sadık” ve “Kazım” (as) dan çok şeyler öğrenmiş ve onların ilimlerini taşıyıcılardan olmuştur. Bu hususta kitapları da vardır. Müslim ve Nesai onu onu hüccet kabul etmiştir.

Zübeyr’den nakletmiş olduğu Hac mevzusundaki hadisi Müslim’de mevcuttur. Yine Müslim’de kendisinden Yahya b. Yahya ve Kuteybe rivayet ederler. Ayrıca kendisinin babası Ammar’dan ve onun tabakasındaki bazı kişilerden rivayet ettiği hadisleri vardır ki bunlar Sünni mesnetlerinde mevcuttur. 175 yılında ölür, Allah rahmet eylesin.

84- Maruf b. (Harbuz) veya (Firuz) el-Kerhi:

Zehebi, “Mizan”ında onun bahsini eder ve “Doğruluğa şayandı ama Caferi idi” der. Ayrıca Buhari ve Müslim’in ve Ebu Davud’un onun hadislerini tahric ettiklerine işaret eder ve der ki: “Hadisleri azdır; Ebu Asım, Ebu Davut, Übeydullah b. Musa ve başkaları ondan naklederler. “Biz de diyoruz ki: İbn-i Hallikan onu zikreder ve: “İmam Ali er Rıza’nın kölelerindendi.” dedikten sonra ondan şu hikayeyi nakleder: “Cenabı Allah’a yö- neldim ve efendim Ali er Rıza’nın (as) hizmetinden başka her şeyi terk ettim.” İbn-i Kuteybe de “Maarif adlı kitabında Caferileri sayarken, Marufu da onlardan saymıştır. Müslim, onu hüccet kabul etmiş, Ebu’t Tufayl’dan nakletmiş olduğu Hac mevzuundaki hadisi, Sahih’inde mevcuttur. 200 yılında Bağdat’ta vefat eder, mezarı hala orada mevcut ve ziyaret edilmektedir.

85-Mensur b. Mu ‘tamer b. Abdullah b. Rabia es Selemi el- Kufi:

İmam Bakır ve İmam Sadık’ın (as) adamlarındandı. Onlardan da hadisleri var. İbn-i Kuteybe “Maarif” inde onu Caferilerden saymıştır. Cevzacani de, onu Cemaat tarafından mezhepleri benimsenmeyen kişilerden yani Caferilerden saymıştır ki, şöyle der:”Kufe’de mezhepleri halk tarafından benimsenmeyqaen şahıslar vardı ki;’ bunlar muhaddislerin reislerindendiler. Orneğin Ebu İshak, Mensur, Zübeyd el-Yami ve A’meş gibileri… Ama halk bunlara doğrulukları yüzünden tahammül etmiştir.” Soruyoruz: “Bu doğru kişilerin kabahati neydi? “Sekaleyne sıkıca tutunmaları mı yoksa, Necat gemisine binmeleri mi? Yahut, Peygamberin ilim şehrinin kapısından (Hitta kapısı ) gitmeleri mi? Veya, Allah’a inançlarından ve ondan korkularından devamlı ağlamaları mı?.. Hatta İbn-i sa’d “Tabakat” ında Mansur’un tercümesinde der ki: “Ağlamaktan “Ameş” oldu  yani gözlerinin nuru zayıfladı, görüşü azaldı.”

Soruyoruz: Böyle muhterem bir insanın, halkça “sakil” çekilmez, telakki edilmesi mümkün mü? Hiç zannetmiyoruz. Ama ne yazık ki, kısmetimiz, insafsız kişilerin yargısına bırakılmakmış. Bakın ibn-i Sa’d, Mansur’un hayatını yazarken ne diyor:

“Hammad b. Zeyd dedi ki: Mansur’u Mekke’de gördüm, tahmin edersem o “Haşabiye” Tahtacı fırkasındandı, fakat kendisinin yalan söyleyecek bir insan olduğunu tahmin etmiyorum”…

Şu alay ve düşmanlık dolu sözlere bakın, insanı en çok dehşete düşüren şu cümlenin üzerinde durmak gerek, “yalan söyleyeceğini tahmin etmiyorum.” Allah Allah… Sanki yalan, Ehl- i Beyt ve müritlerine vergili bir huymuş da, Mensur, doğru söyleyince hakikatin hilafına hareket etmiş oluyor ve sanki Nasibilr Ehl-i Beyt’in taraftarlarına “Haşabiyye”, “Turabiyye,”Rafızi” gibi küçümseyici isimlerden başkasını bulamıyorlar da onlara hep buna benzer isimler yakıştırıyorlar veya sanki cenabı Allah’ın şu buyruğunu hiç duymamışlardır: “Birbirinize kötü lakaplar takmayınız; iman etmiş kişilere fasık demek en kötü şeydir.”
İbn-i Kuteybe “Haşabiye”lerden şöyle bahseder: “Onlar Rafizilerdendir, İbrahim b. Eşter, Ubeydullah b. Ziyad’la karşılaştığı zaman, İbrahim’in adamlarının çoğunda “Haşeb” yani, tahta sopalar” vardı. Bu yüzden onlara “Haşşabiyeler” denildi .” Biz de deriz ki: Onlara bu isimleri takmalarının sebebi, sadece onları küçük görmelerinden ileri gelmektedir. Buna rağrnen yine de bu Haşabiler, Haşebleri ve imanlarıyla, Mercane’nin oğlu, Ehl-i Beyt katilleri ve Nasibileri mahvetmeye kafi geldiler ve böylece zalimler onların elleriyle cezalandırılmış oldu.

Sonra bu şerefli lakabın bize ne zararı var ki? Bilakis biz bununla ve “Turabiyye” lakabıyla iftihar ve şeref duyuruyoruz.

Olayların tesirine kapılarak mevzu dışına çıktık, tekrar bahsimize dönelim; Mansur’u bütün Sahih sahipleri ittifaken hüccet etmişlerdir. Caferiliği de elbette hepsi tarafından malumdu.

İbn-i Sad şöyle der:”Mensur, 132 yılının sonuna doğru vefat eder” ve der ki: “İltimada şayan, emin, hadisleri bol, yüce ahlaklı bir insandı.” Allah ona bol mağfiret ihsan etsin.

86- el-Minhal b. Amr el-Kufi et Tabi:

Kufe Caferilerin meşhurlarındandır. Bu sebepten dolayı Cevzacani onu zayıf kabul ederek: “Kötü Mezheplidir” der. Keza, İbn-i Hazım ve Yahya b. Muin’de aleyhinde bulunurlar. Fakat Caferi olduğunu bildikleri ve kendisi de bunu saklamadığı halde hadislerinin doğru olduğundan şüphe etmemişlerdir. Şu’be, Mes’udi, Haccac b. Artat ve daha bir çok kimseler kendisinden naklederler. İbn-i Muin, Ahmed el-İcli ve benzerleri onu tasdik ederler. Zehebi “Mizan”da ondan bahseder ve yazdıklarının hepsini zikrederken, Buhari ve Müslim’in ondan tahriç ettiklerine işaret eder.

87- Musa b. Kays el-Hadrami:

Künyesi Ebu Muhammed’dir. Ukayli, onu aşırı Rafızilerden sayar. Süfyan, ondan Ebu Bekir ve Ali’yi sorar, O, Ali’yi daha çok severim, der. Musa, Seleme b. Kühayl’den İyad b. İyad’dan, Malik b. Caune’den müselsel olarak şu hadisi rivayet ederdi:

“Ümmü Seleme’nin şöyle dediğini duydum: Resulullah (s.a.a) dedi ki: “Ali Hakk’la beraberdir. Ona tabi olan da Hakk’la beraberdir. Onu terk eden ise Hakkı terk etmiş olur.”

Bu hadisi Musa’dan Ebu Nuaym Fadıl b. Dekin nakleder. Musa, bundan başka Ehl-i Beyt hakkında, Ukayli’yi rahatsız eden doğruluğu sabit bir çok hadis rivayet eder. Musa, hakkında konuşmasının sebebi de budur. İbn-i Muin ise, Musa’yı doğrular. Aynı zamanda Ebu Davut ve Said b. Menzur sünenlerinde onu hüccet kabul etmişlerdir. Zehebi de tercümei hayatını yazarken, hakkında yazdıklarımızın hepsini zikretmiş. Musa, Mensur zamanında Hakk’ın Rahmetine kavuşmuştur. Allah rahmet eylesin.

88-Nafi b. Haris Ebu Davut en Nahai, el-Kufi, el-Hemdani es-Sebii

Ukayli: “Rafizilikte aşırı gidenlerdendi” der. Bahir, Ehl-i Beyt yandaşlığı yüzünden hakkında konuşurlar” diyor. Oysa Süfyan, Hümam, Şerik ve bu tabakadan daha bir çok kişi ondan nakleder.

Tirmizi, onu hüccet kabul eder. Mesnet sahipleri de ona ait hadisler tahric ederler. Tirmizi ve diğer kitaplarla Enes b. Malik , İbn-i Abbas, Amran b. Husayn ve Zeyd b. Erkam’dan nakletmiş olduğu hadisleri bulabilirsiniz. Zehebi de tercümei halini yapar ve onunla alakalı zikrettiğimiz hususları zikreder.

89-Nuh b. Kays b. Rebah el-Hemdani:

Ona et Tahi el-Basri de denir. Zehebi, Mizan’ında onu zikreder ve şöyle der: “Hadisi özenli ve elverişlidir” ve der ki: “Ahmed ve b. Muin onu tasdik ederler. Ebu Davut onun On iki taraftarı olduğundan bahseder ve der ki: Nesai, onun zararsız olduğunu söyler.

Aynı zamanda Zehebi, onun adının üzerine Müslim’in ve sünen sahiplerinin rumuzunu koyar. Yani onun, bunların sahihlerindeki adamlardan biri olduğuna işaret eder. Müslim’in Sahih’inde içki hakkında onun bir hadisi var. Bu hadisi İbn-i Avn’dan naklediyor. Yine Müslim’de giyim hakkında bir hadisi var; bunu da kardeşi Halit b. Kays’tan nakleder. Ondan nakledenler ise, Müslim’de Nasr b. Ali; diğer Sahihlerde Ebu’l Eş’as bu gruptan daha başka kişiler. Nuh’un ayrıca, Eyyup’tan, Amr b. Malik’ten ve daha başkalarından hadisleri var.

90-Harun b. Sa’d el-İcli el-Kufi:

Zehebi onu zikreder. Onu zikrettiğinde adının üstüne Müslim’in rumuzunu koyar ki, bu da Müslim’in adamlarından olduğuna delalet eder. Daha sonra onu vasfederken şöyle der: “Ahlakça sadıktır, fakat kindar bir Rafizidir.” Abbas, İbn-i Mu’in’in şöyle dediğini nakleder: “Harun b. Sa’d aşırı Caferilerdendir.” Abdurrahman b. Ebi Said el-Hudri’den hadisleri vardır, kendisinden ise, Muhammed b. ebi Hafs el-Attar, Mes’udi ve Hasan bin Hayy naklederler. Ebu Hatim: “Zararsız” der. Ben de, Hasan b. Salih’in, Harun’dan, Harun’un da Selman’dan Müslim’de, ateşin sıfatı hakkında, bir hadisi, naklettiğini hatırlıyorum.

91-Haşim b. Berid b. Zeyd Ebu Ali el-Kufi:

Zehebi, onu zikrederken adının üstüne “Ebu Davut” ve “Nesai”nin rumuzunu koyar ki, bu da onun her ikisinin sahihlerindeki adamlarından biri olduğuna işarettir. Ayrıca onun Rafizilik yaptığına şahitlik yaptığı gibi İbn-i Muin’in ve daha başkalarının da onu doğruladıklarını nakleder ve Ahmed, onun için “zararsız dedi” der. Biz de diyoruz ki: Haşim, Zeyd b. Ali’ye Müslim-i Batin’den naklettiği gibi kendisinden de Harbi ve oğlu Ali b. Haşim ve belli başlı daha başka kişiler de naklederler. Haşim’in Şiilik evinden olduğu bu kitapta daha önce oğlu Ali b. Haşim’in ahvalinden bahsederken yaptığınız açıklamalardan belli olmuştur.

92-Hubeyre b. Barim el-Himyeri:

O da Haris b. Abdullah gibi Ali aleyhisselam’ın ashaplarındandı. Zehebi, “Mizan”ında onu zikreder ve adının üzerine “Sünen sahiplerinin rumuzunu koyarak, senetlerindeki adamlarının biri olduğuna işaret eder ve Ahmed’in, “Hadisinde bir sakınca yoktu, bize göre Haris’ten daha sevimlidir.” dediğini nakleder; ayrıca İbn-i Hiraş’ın: “Zaaf sahibidir, Sıffın maktullerini kontrol edip henüz ölmeyenleri öldürürdü” dediğini, Cevzacani’nin de: Muhtarın adamlarındandı, Hazır günü henüz ölmeyen yaralıları öldürür” söylediğini zikrediyor, Biz de şöyle diyoruz: Şehristani “Mile’l ve Nihal” kitabında onu Ehl-i Beyt taraftarlarından sayar. Zira Caferiliği sabittir. Hz. Ali (as) hakkındaki hadisi “Sünenélerde sabittir.
Bu hadisi ondan Ebu İshak ve Ebu Fahite rivayet ederler.

93-Hişam b. Ziyad Ebu’l Mikdam el-Basri:

Şehristani, “Milel ve Nihal” kitabında onu On iki imam taraftarlarından, Zehebi ise Mizan’ında (H) harfinde adını, künyelerde de künyesini zikreder ve künyesinin üstüne (T-K) Rumuzunu koyar. Bu da “Sünen” Sahiplerinden kendisine itimat edenlerlere işarettir.

Arzu eden, Tirmizi Sahihi ve başkasına bakıp Hasan ve Kardi’den olan hadisini görebilir. Ayrıca kendisinden, Şeyban b. Feruh, Kavariri ve daha başkaları da naklederler.

94-Hişam b. Ammar b. Nusayr b. Meyser’e Ebu’l Velid.

Ez Zafari ed-Dimeşki de denir. Buhari’nin şeyhlerindendir. İbn-i Kuteybe Maarif inin fırkalar babında ondan bahsederken onu Caferilerden saymıştır. Zehebi’de “Mizan”ında onu zikrederken ondan:

İmam, Şam’ın Hatibi, misafir evi, muhaddis diye bahseder, “Sadık ve hadislerinin çok olduğu inkar edilemez” der.

Biz de ilaveten şöyle diyoruz:

Buhari Sahihi’nde Bey (Satıcılık) kitabinin “Bir fakirin, borcunu geciktirmek” babında onun hadisini vasıtasız rivayet ettiği gibi, başka yerlerde de ondan hadisler naklettiğini hadis okuyucuları bilir elbette. Bunların bazıları “Mağazi” “İçkiler” ve “Peygamber (s.a.a)’in ashabının faziletleri” kitaplarındadır. Hişam, Yahya b. Hamza’dan, Sadaka b. Halit’ten, Abdülhamit b. Ebu’l İşrin ve başkalarından nakleder.

Mizan’da şöyle deniyor: “Çok kişi ondan bahseder, zira çok kişi ona okuma ve hadis öğrenmeye gitmiştir.”

Şeyhlerinden biri olan “Velid b. Müslim” ondan bahseder, kendisi de Ebi Lehia’dan mecazen nakletmiştir. Abdan: “Onun gibisi dünyada yoktu” der. Başka biri de: “Hişam, fasih, beliğ ve ilmi çok olan bir adamdı der.”

Bizim de diyeceğimiz şu: Hişam diğer Caferiler gibi, Kur’an kelimelerinin Cenabı Allah tarafından yaratıldığına inanırdı. Ahmed bin Hanbel bunu duyduğu zaman, şöyle der: “Onun istikametsiz olduğunu bilirim Allah cezasını versin” der.

Ahmed, bir gün de Hişam’ın yazdığı bir kitabın hutbesinde şöyle yazıldığını görür: “Yaratmasıyla yaratıklara tecelli eden Allah’a şükürler olsun.” Ahmed, bunu görünce sinirinden yerinde duramaz oldu. Hatta Hişam’ın arkasında namaz kılanlara namazlarını tekrar etmelerini emretti. Hişam’ın bu sözleri Cenabı Allah’ı görünürlükten ve keyfiyetten tenzih ettiği gibi halk ettiği yaratıklarla kudretin tanzimini ifade ettiği anlayışlı kişiler nezdinde açıktır. Hişam demek istiyor ki her şeyde kudretinin bir delili bir alameti vardır. Fakat sonraki alimler içtihatları nispetinde birbirleri hakkında konuştukları olabilir.

Hişam, 153’te doğup, 245 yılının muharrem ayının sonunda vefat etmiştir. Allah-u Teala rahmet eylesin.

95- Hüşeym b. Beşir b. Kasım b. Dinar es Selemi el-Vasıti

Belh asıllıdır; Dedesi Kasım, ticaret için Vasıf’a gelir, ibn-i Kuteybe “Maarif’inde onu Caferilerden sayar. Ayrıca Ahmed b. Hanbel’in asrında onun tabakasından olanların şeyhi idi. Zehebi, Mizan’ında onu zikreder ve Sahih sahiplerinin altısının da onu hüccet gösterdiklerini yazar. Ayrıca onu hafız diye vasıflandırır ve büyük bir alim olduğunu, Zehri’den ve Hüseyin b. Abdurrahman’dan duyduğunu, Yahya b. Kahtan’ın, Ahmed’in, Yakup ed-Dervaki’nin ve daha bir çok kişinin ondan naklettiklerini zikreder.

Biz de ilaveten deriz ki, Buhari ve Müslim’ in Sahihlerine bakın. Şu şahıslardan naklettiği hadisleri görürsünüz: Hamid et-Tavıl, İsmail b. Ebi Halil, Ebu İshak eş-Şeyhani ve daha başkaları… Yine aynı sahihlerde kendisinden, Amr en-Nakit, Amr b. Zurara ve Said b. Süleyman naklederler. Ayrıca yalnız Buhari’nin yanında kendisinden, Amr b. Avf, Sa’d b. Nadr, Muhammed b. Nebhan, Ali b. Medini ve Kuteybe rivayet ederler. Yine yalnız Müslim’in yanında Ahmed b.Hanbel, Şurayh, Yakup ed-Devraki, Abdullah b. Muti, Yahya b. Yahya, Said b. Mensur, ibn-i Ebu Şeybe, İsmail b. Salim, Muhammed b. es-Sabah, Davut b. Raşit, Ahmed b. Mani, Yahya b. Eyyüp, Züheyr b. Harb, Osman b. Ebi Şaybe, Ali b. Hacer ve Yezid b. Harun rivayet ederler. Hüseyin b. Beşir, 183 yılında Bağdat’ta 79 yaşında vefat eder. Allah rahmet eylesin.

96- Vaki b. Cerrah b. Melih b. Udeyy:

Oğlu Süfyan Revasi ile künyelenir. Kays Gaylan kabilesindenndir. İbn-i Kuteybe Maarif’inde onu Ehl-i Beyt taraftarı saymıştır. İbn-i el-Medini de Tezhib’inde, Vaki’in Ehl-i Beyt taraftarlığına delil getirmiştir. Muaviye oğlu Mervan da Vaki’in Rafizi olduğundan şüphe etmezdi. Bir gün ona Yahya b. Muin gelir ve yanında üzerine şöyle yazılmış bir yazı görür:

“Filan adam böyledir, filan da şöyledir” arada bir de: “Vaki Rafızi’dir.” İbn-i Muin bu yazıyı görünce ona: “Vaki senden daha hayırlıdır, der. O: Benden mi? diye sorunca, İbn-i Muin: “Evet” der. Ahmed b. Hanbele sorarlar: Vaki ile Abdurrahman ihtilafa düşerse hangisinin dediğini tercih edelim? Ahmed, Abdurrahman’ı tercih eder, ileri sürdüğü bazı sebeplerden dolayı, bunlardan biri, Abdurrahman, Vaki hilafına selefin (eskilerin) lafını etmezdi. Bunu Zehebi de, Hasan b. Salib’in hayatının tercümesinin sonunda yazdıklarıyla onaylar. Zehebi şöyle der: Vaki dedi ki: Hasan b. Salih benim yanımda imamdır. Ona: Ama o Osman’a rahmet okumaz denildiğinde, ona:

Sen, Haccac’a rahmet okur musun? der. Böylece Osman’ı Haccac’la bir kefeye koyar. Zehebi, onu zikreder ve bu yazdıklarımızın hepsini nakleder.

Sihah sahiplerinin altısı da ona tanıklık yaparlar. Buhari ve Müslim’in sahihlerinde; A’meş, Sevri, Şü’be, İsmail b. Ebi Halid ve Ali b. Mübarek’ten olan hadisleri sizi ikna eder sanırım. Yine aynı sahihlerde İshak el-Hanzali ve Muhammed b. Namir ondan hadis naklederler. Ayrıca yine Buhari’de ondan şu şahıslar nakleder: Abdullah b. Hamidi, Muhammed b. Selam, Yahya b. Cafer b. A’yen, Yahya b. Musa ve Muhammed b. Mukatil. Yine ayrıca Müslim’in yanında ondan şu belirli şahıslar nakleder: Zübeyr, ibn-i Ebi Şeybe, Ebu Küreyb, Ebu Said el-Eşec, Nasr b. Ali, Said b. Ezher, ibn-i Ebu Umar, Ali b. Haşrem, Osman b. Ebi Şeybe ve Kuteybe b. Said, 197 yılının Muharrem ayında hacdan dönerken vefat eder. Allah-u Teala ona rahmet eylesin. Öldüğünde 67 yaşındaydı.

97- Yahya b. el-Cezzar el-Ami el-Kufi:

Hz. Ali (a.s)’ın ashabındandı Zehebi onu, Mizan’ında zikrederken Müslim’in ve Sünen sahiplerinin ona tanıklık ettiklerine dair işaret koyar ve inanılır olduğunu tasdik ederek Hakem b. Uteybe’nin, onun hakkındaki şu sözlerini nakleder: Yahya b. Cezzar, Caferilikte aşırı bir tutuma sahipti. Ayrıca ibn-i Sa’d da onu Tabakat’ında zikreder ve şöyle der: Yahya b. Cezzar, Caferi olduğu gibi, sözleri aşırı idi. Hepsi de der ki: İnanılır bir şa- hıstı ve hadisleri vardı. Biz de deriz ki: Müslim Sahih’inde Hz. Ali’den (as), namaz hakkında nakletmiş olduğu bir hadisini gördük. Yine Müslim Sahih’inde Abdurrahman b. Ebi Leyla’dan iman hakkında naklettiği bir hadisi daha var ve yine Müslim’de Hakem b. Uteybe ve Hasan el-Ami ondan naklederler.

98- Yahya b. Said el-Kattan:

Künyesi el-Basri’dir. Zamanının muhaddisi idi. ibn-i Kuteybe Maarif’inde onu Caferilerden sayar. Altı Sahih sahipleri ona tanıtlık ederler. Hişam b. Urve, Hamit et Tavil, Yahya b. Said el-Ansari gibilerden naklettiği hadisler Buhari ve Müslim’in sahihlerinde sabittir. Yine aynı Sahih’lerde, kendisinden şu şahıslar nakletmişlerdir: Muhammed b. Musenna, Bendar, Musedded, Ali b. Mediniy, Beyan b. Amr, Muhammed b. Hatim ve daha niceleri… Hicretin 198 yılında, 78 yaşında vefat eder. Allah-u Teala rahmet eylesin.

99- Yezici b. Ebi Ziyad el-Küfı, Ebu Abdul1ah;

Beni Haşim’in kölesi idi. Zehebi onu Mizan’ında zikreder ve isminin üzerine kendisinden naklettiklerine işareten, Müslim’in ve dört Sünen sahibinin rumuzunu koyar ve ibn-i Fudayl’ın: “Yezid b. Ebi Ziyad, Caferilerin büyük imamlarındandı.”, dediğini nakleder bizzat kendisi de onun Küfe alimlerinin meşhurlarından olduğunu itiraf eder. Bununla beraber hepsi ona yüklenir ve ellerinden geldiği kadar onu kötülemeye çalışırlar. Buna sebep daha çok Ebu Berzen’in senedi ile şu hadisi rivayet etmesidir: “Peygamber (s.a.a) ile beraberdik, şarkı sesi duyuldu, baktık ki Amr b. As ile Muaviye şarkı söylüyorlar. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Allah’ım, onları fitneye döndükleri zaman o fitnenin içinde bırak ve ateşin içine sürükle.” Müslim’in Sahih’inde, Abdurrahman b. Ebi Leyla’dan aldığı ve kendisine isnaden Süfyan b. Üyayne’nin rivayet ettiği, yemekler hakkındaki hadisi görebilirsin… 136 yılında, 90 yaşında ölür. Allah rahmet eylesin.

100- Ebu Abdullah el-Cedeli:

Zehebi, Onu künyeler babında zikreder ve adresinin üzerine (D.T) işaretini koyar; bu, Sahih’lerinde Ebu Davut ve Tirmizi’nin adamlarından olduğuna delalettir. Sonra da onu Caferi ve buğz sahibi olarak vasıflandırır ve Cevzacani’nin, “Muhtar’ın bayrağını taşıyanlardan” dediğini, Ahmed ‘in ise onu onayladığını nakleder.

Şehristani de Milel ve Nihal kitabında onu Caferilerden sayar. İbn-i Kuteybe ise Maarif inde onun mutaassıp Rafıziler’den olduğunu zikreder. Hadislerini Ebu Davut ve Tirmizi’nin Sahihlerinde ve bütün Sünen senetlerinde görebilirsiniz. Ayrıca onu İbn-i Şad’da Tabakat’ında zikreder ve: “Mutaassıp bir Caferi idi” der.

Onun hakkında şu iddiayı da ileri sürerler. Muhtar’ın jandarmalarındandı, Muhtar onu sekiz yüz kişiyle, Muhammed b. Hanefiyye ve Ben-i Haşim’i, ibn-i Zübeyr’den kurtarmak için gönderir ki, ibn-i Zübeyr Muhammed ve yakınlarının kendisine biat etmedikleri için kuşatıp ateşe vermeğe kalkmıştı. Fakat Ebu Abdullah el-Cedeli onları bu tehlikeden kurtarmıştı. Allah ona ‘Peygamber’in (saa) ailesine yapmış olduğu bu iyiliğin mükafatını versin…

Bu muhterem, acele olarak zikretmek istediğimiz şahısların onuncusudur. Hepsi Caferilikleri sabit yüz kahraman olup, Sünnilerin ister istemez hüccet kabul ettikleri, ümmet tarafından alim sayılan kişilerdir. Nübüvvetin eserleri onlarla muhafafaza edilmiştir. Sihahların, Sünenlerin, Müsned’lerin dayanağı onlar olmuşlardır, isimleriyle birlikte onları zikrettik. Ehl-i Sünnet’in, onların Caferi olduklarını kabul etmelerine rağmen yine
de onları hüccet kabul ettiklerini ispat için naslar getirdik, bunu da sizin hükmünüze uymak için yaptık. Böylece, Sünnet ehli, Ehl-i Beyt taraftarlarını hüccet olarak kabul etmezler, diye iddia edenler, ümit ederiz ki bu tespitleri okuyunca hatalarını anlamış olurlar ve hadis dayanağının, doğruluk ve emanet mevzubahis olduktan sonra, Caferi ve Sünni fark gözetilmeyeceğini idrak ederler.

Kaldı ki Caferilerin hadisi mutlak şekilde reddedilseydi Nebevi eserlerin tümü zayi olacaktı. Bunu Zehebi Mizan’ında Eban b. Tağleb’in tercümei halini yaparken açıkça itiraf etmiştir. Zira inkar etmek apaçık fesada davet etmekten başka bir şey değildir.

Siz ise -Allah sizinle hakkı galip kılsın- biliyorsunuz ki Sünnilerin hüccet kabul ettiği şu saydıklarımızdan başka, daha nice Caferiler vardır ki, onlar bunlardan sayıca daha fazla, ilimde daha ileri, hadiste daha zengin, Ehl-i Beyt Mektebinde daha köklü kimselerdir. Zira onlar Sahabe olan Ehl-i Beyt taraftarlarıdırlar. Allah hepsinden razı olsun.

Size o değerli şahısların isimlerinden son bölümlerimizde bahsettik ve edeceğiz, inşaallah. Tabiinlerden de hüccet kabul edilir öyle Şialar vardır ki, hepsi birer doğruluk ve emanet abidesi… Hepsi de yetenekli hafız, itimada şayan kimselerdir. Örneğin Allah-u Teala’nın yolunda “Küçük Cemel” “Büyük Cemel “Sıffin” ve “Nehrevan” vakıalarında, Emir’ul Mü’minin Hz. Ali’nin (as) safında savaşırlarken şehit olanlar…Hicaz ve Yemen’de Busr b. Artat’ın gadrine uğrayanlar. Muaviye tarafından Basra’ya gönderilen Hadrami’nin fitnesine kurban gidenlr. Ve “Cennet gençlerinin efendisi” ile birlikte Kerbela’da şehadete erişenler. Torunu, şehit Zeyd ve onun gibi Muhammed (saa) soyundan olup, zulme karşı isyan edenlerle beraber şehit olanlar. Ve yerlerinden zalimce sürgün edilip, eziyetle öldürülenler. Ve korkudan takiyye’ye yönelenler ki, bunların arasında Ahnef b. Kays, Esbağ b. Nebate ve (harfleri ilk noktalayan) Yahya b. Ya’mur, lügat ve aruz ilmini icad eden Halil b. Ahmed, Sarf ilmini ortaya koyan Maaz b. Müslim gibi meşhur şahsiyetler de vardır. Daha bunlar gibi niceleri var ki, hepsini sayacak olursak ciltlere sığmaz. Sünnet ehlinin ihmal ettiği daha nice Caferi hafızlar, ilim adamları vardır. Fakat dediğimiz gibi, onları zayıf gösterip isimlerinden bahsedilmemesini tavsiye ettiler. Ama Ehl-i Beyt alimleri onların isimlerini, haletlerini ihtiva eden fihristler, ansiklopediler tanzim ettiler. Böylece Şeriat yolundaki hizmetlerini ispat etmiş oldular. Bu alimlerin hakikatlerine vakıf olanlar, onların ne derece sadık, emin, zahid olduklarını ve Cenab-ı Allah ve Resul’ünün (saa) yolunda ne derece muhlis nasihatlerde bulunduklarını gayet iyi bilirler. Allah bizi, sizin ve onların bereketinden faydalı kı1sın. (ş)

———————

DİPNOT

1- Guluv, haddinden fazla dinci olana denir. Aynca Caferilerden Hz. Ali’ye (as) Allah’lık sıfatı veren, “Gulat” fırkası vardır, onun ferdine Guluv veya Gali denir.

2-Mübazere: Teke tek vuruşma, savaşma
3-Hüccet: Beyy’ine, şahit, tanık.
4-Mizan’da Abdürazzak’ın hayatı babında 2 ve 3. Mizan ‘da yazılı.
5-Evet kendisine muvafakat eden insanlar çok, ona muvafakat etmeyenler sadece Nasibi ve Haricilerdir. Muvafık olup da en büyük hüccet olan, Ahmed b. el-Ezher şöyle diyor:

Abdürrezak Muammer’den, ez Zehri’den, Ubeydullah’tan, ibn-i Abbas’tan şu hadisi nakletti: (Resulullah (s.a.a) Hz. Aliye bir gün şöyle dedi: “Sen dünyada da efendisin ahirette de. Seni seven beni de sevmiş olur. Senden nefret eden benden de nefret etmiş olur ki onun cezası cehennem azabıdır.

Bu hadisi, Hakim Mustedrek ‘inde yazar.

6- Muaviye, Allah ‘a karşı isyan etmiş adamlarının görüşünün dışında, haşaki ki günah sayılsın. Resulullah (s.a.a) ‘a dayanan hadisi de kendisi  nakleder: “Muaviye’yi benim minberimde görürseniz oldürün onu.”

7- Mizan’da yazılı

8- Mizan’da aynen yazılıdır.

Seyyid Abdülhüseyin Şerefuddin;
————
Bu kitapçık el-Müracaat’ın bir parçasıdır.
www.IslamKutuphanesi.com tarafından taranmış ve
eKitap haline getirilmiştir.


more post like this