1. Sakifeden Kerbelaya (1)
Gadir özel (1)
Sakifeden Kerbelaya (1)
Aşkın son habercisi O gönüller sultanı
Elinde aşk incisi Hakkın büyük furkanı
Yirmi üç yıl sevgiyle gönül gönül dolaştı
Mukaddes hedefinde Allah için savaştı
Küfr ile cehaletin azmış kanlı güruhu
Kalmamıştı onlarda Adem’in asil ruhu
İnsan eti yenirdi adeta o dönemde
Şeytan icadı putlar dikilmişti Haremde
Sakifeden Kerbelaya (1)
O harem ki Tevhidin yeryüzü simgesiydi
İstilaya uğramış İbrahim kabesiydi
Putların çirkin yüzü oraya hükümrandı
Cehennem ifritinin akibeti hüsrandı…
Hak gelince şer-batıl, zail olup alçaldı
Zaten alçaktı şeytan sonsuz hüsranda kaldı…
Yok etti karanlığı La-İlahe-İllallah
Parlattı insanlığı Lebbeyk ya Rasulullah
Son demleriydi artık Muhammed Mustafanın
Başlıyordu matemi ol ıtret-i Ta-Ha’nın
Toplandılar başına o Nübüvvet gülleri
Boğuldu gözyaşına Velayet bülbülleri…
Bütün ömrü daima ne kadar da berraktı
Dünyaya gelişinden belliydi Yar olacaktı
Onun doğduğu gece neler olmuştu neler
Kapkaranlık dünyayı sarmıştı mucizeler
O kadar güzeldi ki, hiçbir göz Ondan başka
Bir güzel görmemişti, alem tutuldu aşka
Onun eşsiz cemali yüzbin Yusuf ederdi
Kararan bu dünyaya yeniden ışık verdi
Onun Mekke yılları zorluklarla doluydu
O, iki kurbanlığın canlar canı oğluydu
Çok erken bir dönemde yetim kaldı sevgili
Yetişti imdadına Mekkenin bilge dili
Hazreti Ebu Talib Onun can kalesiydi
Fatıma bint i Esed şefkatli annesiydi
Unutmazdı Ona yar O büyük insanları
Anarak dualarla anlatırdı Onları
Onlarla geçen yıllar gözlerinde canlandı
Başta herkes karşıyken,Onlar Ona inandı
Vefa denilen erdem Onların mirasıdır
Mümin’in güzelliği iman ve ihlasıdır
Fedakar Haticesi düşmezdi hiç dilinden
Hüzün yılı ayrıldı Mübarek sevdiğinden
Ne desin ayrılığa, gelemez isteyince
Nerdesin ey vefakar…Söylerdi özleyince
Onunla evliliği Allah’ın hikmetiydi
Biribirine Onlar Hakkın bir nimetiydi
Mükemmel Nur Hatice doğacaktı Zehrayı
Masumiyyet incisi O yüce Fatımayı
Onu eşi olarak beğenip seçtiğinde
Cümle gönül mülkünü Mihriyye verdiğinde
Ne kadar da mutluydu kutlu Haticesiyle
Ona hep şöyle derdi şefkat dolu sesiyle
Bana aşkını veren ay-ışığı nur yüzlüm
Dünyamı renklendiren bakışı mahmur gözlüm
Ruhumun tadı sensin ey nadide çiçeğim
Seni en güzel aşkla herzaman seveceğim
Ey seçilmiş sevgili,evimin güzel süsü
Ey mutluluk sahili, gönlümün aşk büyüsü
Hayırlı eş Haticem yegane dilberimsin
Zarafet seyyidesi, benim soylu perimsin
Onun hatırasını daima canlı tuttu
Çünkü Hatice Ona verilmiş ilk umuttu
Saygıda kusur etmez çok severdi Rasulü
Hele o davetini canla başla kabulü
Hatice imanıyla baştan-başa gönül’dü
O, Risalet bağında açan muhteşem gül’dü
Yedi-yıl peygamberle Ali namaz kılmıştı
Ve sonra Hatice’si Onlara katılmıştı
Akardı gözyaşları o cennet gözlerinden
Arardı bakışları belliydi sözlerinden
Ey vefalı Haticem bırakıp beni gittin
Ruhuna selam olsun aşkıma iman ettin
Hamzayı da çok arar, yanardı o haline
Uhud günü dağılan o mazlum cemaline
Sarsılmıştı derinden, Onu öyle görünce
Koca arslanı, alçak o şekil öldürünce
Kalp yakan hüzünleri kalplere hitab-eden
On-yıl önce gelmişti, O hicretle Mekkeden
Konuktu Medinede O mükerrem nazlı Yar
Mübarek ömrü tamam dönüyordu Şehriyar
Dönüşü yüce dosta, alemin Rabbı’na’ydı
Terleyen gül çehresi İlahi dolunay’dı
Kaynıyordu Medine uğultulu derinden
Bu sefer Ali geçti buğulu gözlerinden
Nübüvvetin ruhuydu O Velayet İmamı
Adaletin suruydu, Hilafetti makamı
Aşıktı Ona Rabbi, O özün en özü’ydü
Hayber günü söylenen bu söz Hakkın sözüydü
Hendekte yine Ali, sancak Onun elinde
Ali’nin bir darbesi tuttu İslamı zinde
Bedir-Huneyn zor günler Arslanın gayretiyle
Allah zafer vermişti yenilmez kudretiyle
O, Fetihte kırmıştı Kabedeki putları
Onunla dağıtmıştı kapkara bulutları
Fetih suresi Onun hak şanında inmişti
Kendisi açıklamış, Ali de sevinmişti
O, gelmişti dünyaya Kabenin kucağında
İmamet güneşiydi, O Tevhid ocağında
O,her-yerde Onunla, üçüncüsü Cebrail
Otuz-üç yıl boyunca olmuştu Hakka nail
Hakkında çok ayetler açık-açık inmişti
Herkese fazileti en baştan söylenmişti
Gadir-i Hum’da tekrar tasdiklendi Velayet
İndi kemal-i dini bildiren en son ayet
Önceki tüm Resuller söylerdi Vasi’sini
Bu Tevhid-i gelenek yaşatırdı hak-dini
Şimdi ümmet babası vasiyyet buyuracak
Allah’ın hak emrini son defa duyuracak
Çağırttı huzuruna o asık yüzlüleri
Yeniden tekrarladı bu ilahi sözleri
Benden sonra Ali’den ayrılmayınız asla…
Her-biriniz bir yola sapmayın ihtirasla
Ebedi bir vasiyyet bırakmak istiyorum
Ne diyorsam bilin ki ben Rabbimden diyorum
Sanki kıyamet koptu bağırdılar Emin’e
Bize o kitap yeter sayıklaman kendine…
Çünkü Allah Kur’anda bildirmişti şanından
Elçim boş söz söylemez size kendi yanından
Ok yaydan çıkar gibi çıktılar ortalığa
Hayrette kaldı alem bu sahte softalığa..
İsyana yöneldiler korkarak vasiyetten
O gün dini böldüler, farkı yok cinayetten
Peygamberi susturup tek söz söyletmediler
Açılmış o sancağın altına gitmediler…
Gittiler Sakifeye, halife seçmek için
O mahzun Peygamberin yerine geçmek için
Medine göklerinden küskün gitti dolunay
O hüzünler şehrinden yükseldi vaay baba-vaay…
Fatıma söylüyordu ayrılık mersiyesi
Artık, zindan olmuştu saadet Medinesi…
Nasıl da vefasızdı o çarçabuk dönenler
Yıllarca peygambere dost yüzlü görünenler
Ehlibeyt (a.s) Şairi Hüseyin Yalçın Kerbelai
ABNA.İR


more post like this