İslam kaynakları

    1. home

    2. article

    3. Ehlibeyt (a.s) Şairi Hüseyin Yalçın Kerbelai-1

    Ehlibeyt (a.s) Şairi Hüseyin Yalçın Kerbelai-1

    Ehlibeyt (a.s) Şairi Hüseyin Yalçın Kerbelai-1
    Rate this post

    1. Sakifeden Kerbelaya (1)
    Gadir özel (1)
    Sakifeden Kerbelaya (1)
    Aşkın son habercisi O gönüller sultanı
    Elinde aşk incisi Hakkın büyük furkanı
    Yirmi üç yıl sevgiyle gönül gönül dolaştı
    Mukaddes hedefinde Allah için savaştı
    Küfr ile cehaletin azmış kanlı güruhu
    Kalmamıştı onlarda Adem’in asil ruhu
    İnsan eti yenirdi adeta o dönemde
    Şeytan icadı putlar dikilmişti Haremde
    Sakifeden Kerbelaya (1)
    O harem ki Tevhidin yeryüzü simgesiydi
    İstilaya uğramış İbrahim kabesiydi
    Putların çirkin yüzü oraya hükümrandı
    Cehennem ifritinin akibeti hüsrandı…
    Hak gelince şer-batıl, zail olup alçaldı
    Zaten alçaktı şeytan sonsuz hüsranda kaldı…
    Yok etti karanlığı La-İlahe-İllallah
    Parlattı insanlığı Lebbeyk ya Rasulullah
    Son demleriydi artık Muhammed Mustafanın
    Başlıyordu matemi ol ıtret-i Ta-Ha’nın
    Toplandılar başına o Nübüvvet gülleri
    Boğuldu gözyaşına Velayet bülbülleri…
    Bütün ömrü daima ne kadar da berraktı
    Dünyaya gelişinden belliydi Yar olacaktı
    Onun doğduğu gece neler olmuştu neler
    Kapkaranlık dünyayı sarmıştı mucizeler
    O kadar güzeldi ki, hiçbir göz Ondan başka
    Bir güzel görmemişti, alem tutuldu aşka
    Onun eşsiz cemali yüzbin Yusuf ederdi
    Kararan bu dünyaya yeniden ışık verdi
    Onun Mekke yılları zorluklarla doluydu
    O, iki kurbanlığın canlar canı oğluydu
    Çok erken bir dönemde yetim kaldı sevgili
    Yetişti imdadına Mekkenin bilge dili
    Hazreti Ebu Talib Onun can kalesiydi
    Fatıma bint i Esed şefkatli annesiydi
    Unutmazdı Ona yar O büyük insanları
    Anarak dualarla anlatırdı Onları
    Onlarla geçen yıllar gözlerinde canlandı
    Başta herkes karşıyken,Onlar Ona inandı
    Vefa denilen erdem Onların mirasıdır
    Mümin’in güzelliği iman ve ihlasıdır
    Fedakar Haticesi düşmezdi hiç dilinden
    Hüzün yılı ayrıldı Mübarek sevdiğinden
    Ne desin ayrılığa, gelemez isteyince
    Nerdesin ey vefakar…Söylerdi özleyince
    Onunla evliliği Allah’ın hikmetiydi
    Biribirine Onlar Hakkın bir nimetiydi
    Mükemmel Nur Hatice doğacaktı Zehrayı
    Masumiyyet incisi O yüce Fatımayı
    Onu eşi olarak beğenip seçtiğinde
    Cümle gönül mülkünü Mihriyye verdiğinde
    Ne kadar da mutluydu kutlu Haticesiyle
    Ona hep şöyle derdi şefkat dolu sesiyle
    Bana aşkını veren ay-ışığı nur yüzlüm
    Dünyamı renklendiren bakışı mahmur gözlüm
    Ruhumun tadı sensin ey nadide çiçeğim
    Seni en güzel aşkla herzaman seveceğim
    Ey seçilmiş sevgili,evimin güzel süsü
    Ey mutluluk sahili, gönlümün aşk büyüsü
    Hayırlı eş Haticem yegane dilberimsin
    Zarafet seyyidesi, benim soylu perimsin
    Onun hatırasını daima canlı tuttu
    Çünkü Hatice Ona verilmiş ilk umuttu
    Saygıda kusur etmez çok severdi Rasulü
    Hele o davetini canla başla kabulü
    Hatice imanıyla baştan-başa gönül’dü
    O, Risalet bağında açan muhteşem gül’dü
    Yedi-yıl peygamberle Ali namaz kılmıştı
    Ve sonra Hatice’si Onlara katılmıştı
    Akardı gözyaşları o cennet gözlerinden
    Arardı bakışları belliydi sözlerinden
    Ey vefalı Haticem bırakıp beni gittin
    Ruhuna selam olsun aşkıma iman ettin
    Hamzayı da çok arar, yanardı o haline
    Uhud günü dağılan o mazlum cemaline
    Sarsılmıştı derinden, Onu öyle görünce
    Koca arslanı, alçak o şekil öldürünce
    Kalp yakan hüzünleri kalplere hitab-eden
    On-yıl önce gelmişti, O hicretle Mekkeden
    Konuktu Medinede O mükerrem nazlı Yar
    Mübarek ömrü tamam dönüyordu Şehriyar
    Dönüşü yüce dosta, alemin Rabbı’na’ydı
    Terleyen gül çehresi İlahi dolunay’dı
    Kaynıyordu Medine uğultulu derinden
    Bu sefer Ali geçti buğulu gözlerinden
    Nübüvvetin ruhuydu O Velayet İmamı
    Adaletin suruydu, Hilafetti makamı
    Aşıktı Ona Rabbi, O özün en özü’ydü
    Hayber günü söylenen bu söz Hakkın sözüydü
    Hendekte yine Ali, sancak Onun elinde
    Ali’nin bir darbesi tuttu İslamı zinde
    Bedir-Huneyn zor günler Arslanın gayretiyle
    Allah zafer vermişti yenilmez kudretiyle
    O, Fetihte kırmıştı Kabedeki putları
    Onunla dağıtmıştı kapkara bulutları
    Fetih suresi Onun hak şanında inmişti
    Kendisi açıklamış, Ali de sevinmişti
    O, gelmişti dünyaya Kabenin kucağında
    İmamet güneşiydi, O Tevhid ocağında
    O,her-yerde Onunla, üçüncüsü Cebrail
    Otuz-üç yıl boyunca olmuştu Hakka nail
    Hakkında çok ayetler açık-açık inmişti
    Herkese fazileti en baştan söylenmişti
    Gadir-i Hum’da tekrar tasdiklendi Velayet
    İndi kemal-i dini bildiren en son ayet
    Önceki tüm Resuller söylerdi Vasi’sini
    Bu Tevhid-i gelenek yaşatırdı hak-dini
    Şimdi ümmet babası vasiyyet buyuracak
    Allah’ın hak emrini son defa duyuracak
    Çağırttı huzuruna o asık yüzlüleri
    Yeniden tekrarladı bu ilahi sözleri
    Benden sonra Ali’den ayrılmayınız asla…
    Her-biriniz bir yola sapmayın ihtirasla
    Ebedi bir vasiyyet bırakmak istiyorum
    Ne diyorsam bilin ki ben Rabbimden diyorum
    Sanki kıyamet koptu bağırdılar Emin’e
    Bize o kitap yeter sayıklaman kendine…
    Çünkü Allah Kur’anda bildirmişti şanından
    Elçim boş söz söylemez size kendi yanından
    Ok yaydan çıkar gibi çıktılar ortalığa
    Hayrette kaldı alem bu sahte softalığa..
    İsyana yöneldiler korkarak vasiyetten
    O gün dini böldüler, farkı yok cinayetten
    Peygamberi susturup tek söz söyletmediler
    Açılmış o sancağın altına gitmediler…
    Gittiler Sakifeye, halife seçmek için
    O mahzun Peygamberin yerine geçmek için
    Medine göklerinden küskün gitti dolunay
    O hüzünler şehrinden yükseldi vaay baba-vaay…
    Fatıma söylüyordu ayrılık mersiyesi
    Artık, zindan olmuştu saadet Medinesi…
    Nasıl da vefasızdı o çarçabuk dönenler
    Yıllarca peygambere dost yüzlü görünenler
    Ehlibeyt (a.s) Şairi Hüseyin Yalçın Kerbelai
    ABNA.İR