İslam kaynakları

    1. home

    2. article

    3. Günahın Yıkıcı ve Olumsuz Etkileri- 2

    Günahın Yıkıcı ve Olumsuz Etkileri- 2

    Günahın Yıkıcı ve Olumsuz Etkileri- 2
    Rate this post

    Günahın Yıkıcı ve Olumsuz Etkileri- 2
    Musa Ayaztekin
    Kuran-ı Kerim işlemiş oldukları bir takım günahlar hasebiyle bir grup insanı Allah’ın muhabbetinden yoksun ve mahrum kimseler olarak nitelemektedir. Şimdi onlara değiniyoruz.
    1- Zalimler
    Büyük günahlardan birisi de zulümdür. Birçok çeşidi vardır. Örneğin yöneticilerin halka zulmü, işverenin işçiye zulmü, üstün asta zulmü, eşe zulüm, komşuya zulüm ve…
    Bu zulmün insan için dünya ve ahirette bir takım sonuçları vardır. Kendi çerçevesi içinde açıklanması ve aydınlatılması gerekir. Zulmün sonuçlarından bir tanesi de Allah’ın muhabbetinden mahrum olmaktır. Kuran’ın ayetlerinden bir kısmı buna değinmektedir.
    A- “Allah zalimleri sevmez.”
    B- “Doğrusu O, zalimleri sevmez.”
    Buna istinaden zalim, yaptığı zulüm nedeniyle Allah’ın muhabbetini kaybeder. Üzerinde biraz düşünüldüğünde aslında zulmün diğerlerine yapılan eziyetten ibaret olmadığı ortaya çıkar. Bilakis zulüm, insanın kendisine de şamil olmaktadır.
    İnsan bazen kendisine de zulmeder. Günah zulmün kısımlarından biri olduğu için günaha da zulüm denmiştir. Birkaç ayette insanın kendisine zulmünden bahsedilir.
    “Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.”
    Evet, günahkâr kimse, işlemiş olduğu günah nedeniyle toplumda itibarsız bir kimse olur hem de ahirette ilahi azaba maruz kalır. İnsanın kendisi kendisine dünya ve ahiretini karatmaktan daha büyük bir zulüm yapabilir mi?
    Buna göre günah işleyen kimse Allah’ın emrine itaatsizliğine ilave olarak Allah’ın muhabbetini de kaybetmektedir. Zalim kategorisine girmektedir. O zaman da şu ayetin kapsamına girer: “Allah zalimleri sevmez.”
    2- Bozguncular
    Allah’ın muhabbetinden yoksun olan bir diğer grup da bozgunculardır. Bozgunculuğun karşısında ıslah vardır. Bozgunculuğun birçok çeşidi vardır.
    Örneğin iktisadi bozgunculuk, ahlaki bozgunculuk, cinsel bozgunculuk, siyasi bozgunculuk ve… insan bunların hangisine müptela olursa günah işlemiş olur. Buna ilave olarak da Allah’ın muhabbet ve sevgisinden mahrum olur. Allah (c.c) Kuran’da şöyle buyurmaktadır: “Allah ise bozguncuları sevmez.”
    3- İsraf Eden
    Müsrif ve israf eden kimseler de israf günahı nedeniyle Allah’ın muhabbet ve dostluğundan yoksundurlar. Kuran ve hadislerde üzerinde oldukça vurgu yapılmış günahlardan biridir. Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz, israf edenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
    İsraf Allah tarafından Firavun’un amellerinden biri olarak nitelenecek kadar kötü bir ameldir. “Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi. O gerçekten müsriflerdendi.”
    İsrafın kötü neticelerinden biri de Allah’ın muhabbetini kaybetmektir. Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır: “Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü o, israf edenleri sevmez.”
    4- Hainler
    Allah’ın dostluk ve muhabbet nimetinden yoksun ve mahrum olan bir diğer grup da hıyanet edenlerdir. Hıyanet de diğer günahlar gibi büyük günahlardandır. Birçok kısmının bulunması mümkündür.
    Bu günahın büyüklüğü hususunda Allah’ın (c.c) şu buyruğu yeterlidir: “Allah hainleri sevmez.”
    Bir başka ayette ise daha şiddetli bir dil ile peygamberine şöyle buyuruyor: “Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez.”
    5- Mütekebbirler
    Allah’ın dostluk ve muhabbet nimetinden yoksun ve mahrum olan bir diğer grup da mütekebbirlerdir. Onlar da sahip oldukları tekebbür ve gururdan dolayı bu nimetten yoksundurlar. Zira tekebbür ve kibir başlı başına kötü bir sıfat olmasına ilave olarak Allah’a itaatsizlik,
    vazifelerden kaçmak, hakka muhalefet etmek, ana-baba hakkını çiğnemek vb. gibi bazı günahlara da sebep olmaktadır. Bu nedenle Allah böyle bir şâhısı sevmez. “Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.”
    Tekebbür Hakkında Bir Hadis
    Hz. Peygamber’in yarenlerinden birisi şöyle söylemektedir: Hz. Peygamber’in (Allah’ın salât ve selamı O’na ve Ehl-i Beyt’ine olsun) huzurunda “Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez” ayetini okudum. Hz. Peygamber (Allah’ın salât ve selamı O’na ve Ehl-i Beyt’ine olsun) tekebbür ve gururun kötü sonuçlarını saydı.
    Ben o kadar ağladım ki sonunda Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Neden ağlıyorsun? Şöyle arz ettim: Ben elbisemin ilgi çekici ve güzel olmasını severim. İşte bu yüzden mütekebbirler sınıfında olmaktan korkuyorum. Hz. Peygamber (Allah’ın salât ve selamı
    O’na ve Ehl-i Beyt’ine olsun) şöyle buyurdu: Hayır, sen cennetliksin. Bunlar tekebbür alametleri değildir. Tekebbür hakkın karşısında eğilmemektir. Kendini diğerlerinden üstün görmektir. Oları tahkir edip onların hakkına tecavüz edendir.
    6- Şükürsüz ve Nankör Olanlar
    Allah’ın dostluk ve muhabbet nimetinden yoksun ve mahrum olan bir diğer grup da Allah’ın verdiği nimetlere şükürsüzlük edenlerdir.
    Allah (c.c) Kuran’da riba ve faiz yiyenleri şiddetle kınadıktan sonra onları şeytanla olan rabıtalarından dolayı deli ve aklını kaçırmış kimselere benzeterek şöyle buyuruyor: “Allah, faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkâr nankörü sevmez.”
    Faiz yiyenler sadece infak, sadaka vermek, malını hayır işlerinde kullanmak, Allah’ın verdiği malın şükrünü yerine getirmemek gibi şeyleri yapmakla kalmaz hatta onu her türlü zulüm, haksızlık ve günah vesilesi de kılar. Elbette Allah’ın böyle bir kimseyi sevmemesi de oldukça doğaldır.