İÇİNDEKİLER

Hz. Fatima’nin Dogumu    3
Hayr-i Kesir Olmasi    3
Küçük Yasta Babasinin Yardimina Kosmasi    3
Ev Islerine Bakmasi    4
Kocasina Hizmeti    5
Çocuk Egitmesi    5
Faziletleri    5
Mübahele Olayina Katilmasi    9
İmanı ve İbadeti    10
Bagis ve Cömertligi    10
Masumiyeti    11
Siyasi Mücadelesi    11
Geceleyin Defnedilmesi    12
Vefat Tarihi    13

Hz. Fatima’nin Dogumu
Hz.Fatima’nin (a.s) dogum tarihi hakkinda Islam alimleri ihtilaf etmislerdir. Ehl-i Sünnet alimleri çogunlukla o Hazret’in Hz. Resulullah’in bi’setinden bes yil önce dogdugunu rivayet ederken, Ehl-i Beyt Imamlari’ndan gelen hadislerde daha çok Hz. Fatima’nin (a.s) bi’setin besinci yilinin cemaziyülâhir ayinin yirmisinde cuma günü dogdugu belirtilmistir. Ebu Basir’in naklettigi bir hadiste Hz. Imam Cafer Sadik (a.s) söyle buyurmustur: “Fatima (a.s) Hz. Resulullah (s.a.a) kirk bes yasinda iken cemaziyülâhir ayinin yirmisinde dünyaya geldi. Ömrünün ilk sekiz senesini babasiyla birlikte Mekke’de geçirdi. On sene de Medine’de babasiyla beraber kaldi. Babasinin vefatindan sonra ise, sadece yetmis bes gün hayatta kaldi ve hicretin on birinci yilinda cemaziyülâhirin üçünde dünyadan göçtü.” (1)
Hayr-i Kesir Olmasi
Allah Teala, Hz. Peygamberini (s.a.a): “Sana bol hayir verecegiz” buyurarak müjdelemisti. Dolayisiyla Hz. Peygamber (s.a.a), Allah’in va’dinin kesin oldugunu ve bütün hayirlarin kaynagi olacak pak ve bereketli neslin kendisinden vücuda gelecegine emindi. Ancak kalp gözleri körlesen düsmanlar Resulullah’in erkek evladinin vefat ettigini görünce, “Artik Muhammed’in soyunu devam ettirecek erkek evladi kalmamistir; kendisinden sonra yolu da sönüp gider” seklindeki söylentiler yaparak Hazret’i incitiyorlardi. Bunun üzerine Cenab-i Hak onlara cevap olarak Kevser Suresini indirerek söyle buyurdu: “Süphesiz biz sana bol hayir (bereketli nesil) vermisiz. Öyleyse Rabbin için namaz kil ve kurban kes. Dogrusu asil ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandir.” (2)
Evet Allah’in bu va’di, Hz. Fatima’nin dünyaya gelmesiyle gerçeklesmis, dünya ufuklari onun veladet nuruyla aydinlanmis ve kadinin ne kadar yüce bir makama ulasabilecegini bütün âleme göstermek isteyen Allah Teala, Peygamberinin temiz soyunun, Hz. Fatima’dan vücuda gelmesini takdir eylemisti.(3)
Küçük Yasta Babasinin Yardimina Kosmasi
Hz. Fatima çocukluk günlerinden itibaren Allah Resulünün hamisi olmaya çalismis, o küçücük elleriyle düsmanlarin saldirilari karsisinda babasina siper olmus, babasinin bütün hüzün ve kederlerinde onun en fedakâr ortagi olmustur. Tarih o Hazret’in bu fedakârliklarini iftiharla kaydetmistir.
Bir gün müsriklerden biri, Resulullah’i (s.a.a) sokakta görünce, Hazret’i incitmek için basina bir miktar çer-çöp ve pislik döktü. Âlemlere rahmet olan Resulullah (s.a.a) ona karsilik vermedi ve bir sey söylemeden bu hâliyle eve döndü. Hz. Fatima (a.s) babasinin bu vaziyetini görünce kosup derhal su getirdi, aglar gözle babasinin basini ve yüzünü yikamaya basladi. Kizinin bu üzgün vaziyetini gören Hz. Resulullah (s.a.a), ona teskinlik vermek amaciyla söyle buyurdu: “Kizim aglama! Mutmain ol ki, Allah (c.c) babani düsmanlarin serrinden koruyacak ve onlara galip kilacaktir.” (4)
Yine bir gün Hz. Fatima (a.s), Mescid-i Haram’da oturan bir grup kâfirin, babasinin katli için komplo hazirladiklarini fark edince, aglar bir gözle eve dönüp kâfirlerin aldigi karari ve uygulamak istedikleri komployu babasina haber vermis ve böylece babasini muhtemel tehlikeye karsi korumustur. (5)
Bir gün de Peygamber-i Ekrem’in Mescid-i Haram’da namaz kildigi sirada müsriklerden bir grup, Hazret’le dalga geçip alay etmege basladilar. Bu esnada onlardan biri o çevrede yeni kesilmis bir devenin rahmini alip kan ve pisligi ile birlikte, secde hâlinde olan o Hazret’in sirtina atti. Orada hazir bulunan ve bu manzaraya sahit olan Fatima (a.s) bu duruma çok üzüldü; aglayarak Resulullah’in yanina kostu ve devenin rahmini Hazret’in sirtindan alip uzak bir yere atarak Hazret’i onlarin bu saygisizligina karsi korumaya basladi. Bu arada bu büyük saygisizliga maruz kalan Hz. Resulullah’in (s.a.a) namazini bitirdikten sonra o insanlara beddua ettigi rivayet edilmistir. (6)
Fatima (a.s) böylece küçük yaslarindan itibaren bu çesit hadiseleri görüp babasinin yardimina kosuyor, bir annenin yavrusunu savundugu gibi Hazret’i savunuyor ve babasi için adeta annelik yapiyordu. Iste bundan dolayi Resulullah (s.a.a) ona, “Ümmü Ebîha” (Babasinin annesi) lakabini vermisti.(7)
Ev Islerine Bakmasi
Islam’in en büyük sahsiyetinin yegane kizi Hz. Fatima (a.s) ev islerini yapmaktan çekinmiyordu. Aksine ev islerinde o kadar zahmet çekiyordu ki, Hz. Ali (a.s) onun bu kadar zahmet çekmesine üzülüyor, kendisine aciyor ve hizmetlerini takdir ediyordu. Hz. Ali’nin kendisiyle Hz. Fatima’nin yasamini anlatan asagidaki sözleri, Hz. Fatima’nin bu açidan katlandigi zorluklari açikça gözler önüne sermektedir: Hz. Ali (a.s) ashaptan birine söyle buyurmustur:“Kendim ile Fatima’nin durumunu sana anlatmami ister misin? Fatima o kadar evime su tasidi ki, kirba bedeninde iz birakti; o kadar el degirmeniyle bugday ögüttü ki, elleri nasir bagladi; o kadar evde temizlik yapti, evi süpürdü ki, elbiseleri bozardi, o kadar kazanin altinda ates yakti ki, elbiseleri kararmaya basladi. Bu yüzden Fatima’ya; ‘Peygamber’in huzuruna gidip durumunu beyan edecek olursan ev islerinde sana yardimda bulunacak bir hizmetçi verir’ dedim.
Bunun üzerine Fatima Resulullah’in huzuruna gitti; Hazret’in bir grup sahabeyle sohbet ettigini görünce ihtiyacini izhar etmekten utanip bir sey söylemeden geri döndü. Resulullah (s.a.a) Fatima’nin bir hacetten dolayi geldigini anlamisti. Iste bundan dolayi o günün sabahi evimize tesrif buyurdular, selam verdiler, biz de cevap verdik. Eve girip yanimizda oturarak söyle buyurdular:
‘Fatima’cigim, dün gece ne maksatla bizim eve geldin?’ Fatima hacetini arz etmekten utandi. Bu sirada ben söyle dedim: ‘Ya Resulallah! Fatima o kadar su tasimis ki, kirbanin basi gögsünde iz birakmis, o kadar el degirmeni çevirmis ki, elleri nasir baglamis… Ben bu durumu görünce ona; ‘Eger babanin yanina gidip bir hizmetçi istemis olursan, seni bu durumdan kurtarir’ dedim.
Bunun üzerine, Resulullah (s.a.a) söyle buyurdular: ‘Fatima’cigim, hizmetçiden daha hayirli olan bir seyi sana ögreteyim mi? Her gün otuz üç defa ‘subhanallah’, otuz üç defa ‘el-hamdu lillah’ ve otuz dört defa da ‘Allahu ekber'(8) zikrini söyle; bu zikir yüz defadan fazla degildir; fakat bunun amel defterinde bin sevabi vardir. Fatima’cigim, eger bunu her gün sabahleyin söylersen, Allah dünya ve ahiret islerinde sana kifayet eder’ Bu arada Fatima (a.s), babasinin cevabinda üç defa: “Allah ve Resulünden razi oldum”diyerek rizayetini izhar etti. (9)
Evet, Hz. Fatima (a.s), Peygamber (s.a.a) gibi yüce bir sahsiyetin kizi ve Arap kahramanlarinin burnunu yere süren Hz. Ali gibi bir kahramanin esi olmasina ragmen, evde bir hizmetçi gibi çalismaktan arlanmiyordu. O da pekala lüks bir hayat sürdürebilirdi. Ama Ehl-i Beyt ailesinden bunu beklemek yanlistir. Çünkü onlar Allah’in rizasini hiçbir seyle degismezlerdi, onlar çalismayi ibadet bilirlerdi.
Kocasina Hizmeti
Hz. Fatima (a.s) kadinin cihadinin, kocasina iyi es olmasi oldugunu ve evin erkegin dinlenme ve huzur yeri oldugunu çok iyi biliyordu. Dolayisiyla Hz. Ali (a.s), isten veya -bir savas söz konusu oldugu zaman- savas meydanindan yorgun argin olarak eve döndügünde, Hz. Fatima güler yüzle onu karsilar, isi ve savasla ilgili haberleri ondan ögrenir ve sayet kocasi savasta yara almissa, yaralarini pansuman eder, kocasini tesvik ve tahsin eder, cesaret ve fedakarligini överdi. Bu vesileyle de kocasinin kalbini hosnut eder, yorgun olan bedenini rahatlatirdi. (10) Bu hususta Hz. Ali (a.s) söyle buyurmustur: “Yogun bir kosusturmanin ardindan eve gelip Fatima’ya baktigimda bütün gam ve üzüntülerim yok olup gidiyordu.” (11)
Sonra Hz. Fatima (a.s) kesinlikle Hz. Ali’nin (a.s) müsaadesi olmaksizin evden disari çikmaz ve hiçbir zaman onu öfkelendirmezdi. Çünkü o babasinin;“Allah Teala kocasini öfkelendiren kadinin oruç ve namazini, kocasini kendisinden razi etmedikçe kabul etmez” (12) buyurdugunu biliyordu. Islamî ölçülere riayet hususunda ise o herkesten daha duyarli idi.
Hz. Fatima (a.s) hayati boyunca asla yalan söylemedi, kimseyi incitmedi, hiçbir zaman kocasi Hz. Ali’nin emrinden çikmadi ve o Hazret’i üzmedi. Hz. Ali (a.s) bu hususta söyle buyurmustur: “Andolsun Allah’a ki ben, kesinlikle Fatima’yi öfkelendirecek bir is yapmadim, Fatima de hiçbir zaman beni öfkelendirmedi.” (13)
Çocuk Egitmesi
Hz. Fatima’nin (a.s) çok önemli ve agir vazifelerinden biri de çocuga bakma ve onlari egitme meselesi idi. Hz. Fatima (a.s) bes çocuk sahibi olmustur, onlarin isimleri söyledir: Hasan, Hüseyin, Zeynep, Ümmü Gülsüm ve Muhsin. Besinci evladi olan Muhsin, henüz dünyaya gelmeden anne karninda öldürülmüstür.
Hz. Fatima’nin (a.s) kendisi vahiy evinde egitilmisti. Dolayisiyla bizzat Hz. Resulullah (s.a.a)’in terbiyesi altinda Islamî terbiye ve egitimin en yüksek derecesini almisti. Bu yüzden de annenin çocuguna süt vermesinden, çocugunu oksamasindan ve öpmesinden tut, çocuga karsi sergilenen bütün hareket ve davranislarin, konusma tarzinin ve çocuga söylenen sözlerin onun hassas ruhunu nasil etkilediginin tam anlamiyla bilinci içindeydi. Dolayisiyla Hz. Fatima (a.s) çocuklariyla olan oyununu bile egitim ve ders haline getirmis ve bu oyunlarda onlara secaat, fedakarlik, hakki savunma ve Allah’a kulluk dersleri veriyordu.
Iste bu duyarlilik sayesinde Hz. Fatima, Imam Hasan gibi, hassas durumlarda Islam’in menfaatlerini korumak ve esasli bir inkilaba zemin hazirlamak için canini disine takip susabilecek, Imam Hüseyin gibi, Kerbela’da sergiledigi kahramanligiyla can, evlat ve malindan geçerek Islam’i diriltebilecek, Zeynep ve Ümmü Gülsüm gibi atesli hutbe ve konusmalar yaparak Beni Ümeyye’nin zulüm ve sitem rejimini rüsva ve rezil edecek evlatlar terbiye etti.
Faziletleri
Hz. Fatima’nin faziletinden su kadari yeter ki, Hz. Resulullah (s.a.a) onu, ilklerin ve sonlarin, gelmis geçmis ve gelecek olan bütün dünya kadinlarinin seyyidesi (efendisi) olarak tanitmis, Ehl-i Beyt’inden yalnizca onun ayagina kalkarak elini öpüp kendi yerinde oturtmus, ona “babasinin annesi” lakabini vermis, onun mayasinin cennet meyvesinden olustugunu, insan kiliginda cennet huriyesi oldugunu vurgulamis, ondan cennet kokusunu aldigini belirterek, onu koklamis, onun kendi parçasi ve kalbi oldugunu vurgulayarak, onu incitenin kendisini incittigini beyan etmis, hatta daha ötesi Fatima’nin rizasini Allah’in rizasinin ölçegi olarak tanitmistir. Bu hususta Hz. Resul-i Ekrem’den çok sayida hadis nakledilmistir. Biz burada sadece bazilarina isaret etmekle yetinecegiz.
Hz. Peygamber (s.a.a) söyle buyurmustur:
“Dünya kadinlarinin en üstünü dört kisidir: “Imran’in kizi Meryem, Muhammed’in kizi Fatima, Huveyled’in kizi Hatice ve Firavun’un hanimi Asiye.”(14)
Yine Peygamber (s.a.a) buyurmustur ki:
“Fatima (a.s), ilklerden ve sonrakilerden bütün cennet kadinlarinin en üstünüdür.”(15)
Hz. Resulullah (s.a.a), Hz. Fatima’ya söyle buyurmustur: “Allah Teala senin gazabinla gazap eder, senin hosnutlugunla da hosnut olur.”(16)
Yusuf bin Zebyan dedi ki; Hz. Imam Sadik (a.s) söyle buyurdu:
“Fatima (a.s), Allah katinda dokuz isimle çagrilir: ‘Fatima, Siddika, Mübareke, Tahire, Zekiyye, Raziye, Merziyye, Muhaddese, Zehra.’ Sonra ‘Fatima’nin ne anlama geldigini biliyor musun?’ buyurdu. Ben; ‘Efendim bana açikla’ dedim. Bunun üzerine, Imam (a.s) söyle buyurdu: ‘Fatima denilmesinin sebebi, ser ve kötülüklerden masum ve mahfuz oldugu içindir.’ Sonra da sunu ekledi: ‘Eger Ali (a.s) olmasaydi, Adem’den kiyamete kadar yeryüzünde Fatima için layik bir es bulunmazdi.'(17)
Hz. Peygamber (s.a.a) buyurmustur ki:
“Fatima bedenimin bir parçasidir, ona eziyet bana eziyettir, onun hosnutlugu benim hosnutlugumdur ve Fatima insanlarin bana en aziz olanidir.” (18)
Ibn-i Abbas söyle diyor: “Bir gün Hz. Resulullah (s.a.a) oturuyordu. Ali, Fatima, Hasan ve Hüseyin (aleyhim’us-selam) da Peygamber’ in yanindaydilar. Bu arada Hazret söyle buyurdu: ‘Allah’im, biliyorsun ki, bunlar benim Ehl-i Beyt’im ve (nezdimde) insanlarin en degerlisidirler. Allah’im, onlari seveni sev, onlara düsman olanlara düsman ol, onlara yardim edene yardim et, onlari bütün kötülüklerden münezzeh kil, bütün günahlardan koru ve Ruh’ul- Kudus vasitasiyla onlari teyit et.’ Daha sonra söyle buyurdu: ‘Ya Ali! Sen benden sonra ümmetin Imami ve benim vasimsin. Sen müminleri cennete dogru hidayet edeceksin. Sanki kizim Fatima’nin kiyamet günü nurdan olan bir binege bindigini, sag tarafinda yetmis bin melek, sol tarafinda yetmis bin melek, arkasinda yetmis bin melek ve önünde yetmis bin melek oldugu halde hareket ettigini ve ümmetimin mümin kadinlarini cennete götürdügünü görür gibiyim. Bes vakit namazlarini kilan, Ramazan ayinda oruç tutan, Allah’in evini ziyaret eden, malinin zekatini veren, kocasina itaat eden ve Ali’yi seven her kadin, Fatima’nin sefaati vasitasiyla cennete girecektir ve Fatima dünya kadinlarinin en üstünüdür.’ Bu arada Hz. Resulullah’a: ‘Fatima sadece kendi asrinin kadinlarinin mi büyügüdür?’ diye soruldu. Bunun üzerine; Hazret söyle buyurdular: ‘Kendi asrinin kadinlarinin büyügü olan Meryem binti Imran’dir. Kizim Fatima, geçmis ve gelecekteki bütün kadinlarin en üstünüdür…”(19)
Hz. Resulullah (s.a.a) Selman’a söyle buyurdular:
“Ey Selman! Kim kizim Fatima’yi severse cennette benimle birlikte olur; kim de ona düsman olursa atese atilir.
Ey Selman! Fatima’ya sevgi beslemenin yüz yerde insana faydasi dokunur; o yerlerin en kolayi sunlardir: Ölüm zamani, kabre koyulurken, terazi kuruldugunda, mahser günü, sirat köprüsünde ve sorgu sual zamani.
Ey Selman! Kizim Fatima kimden razi olursa ben ondan raziyim; ben de kimden razi olursam Allah ondan razi olur; Fatima kime gazap ederse ben ona gazap ederim; ben de kime gazap edersem Allah ona gazap eder.
Ey Selman! O’na ve kocasi Emir’ul Muminine, onun torunlari ve Takipçilerina zulüm edenlerin vay haline.” (20)
Hz. Resulullah (s.a.a) uzun bir hadiste söyle buyurmustur:
“Ey Fatima! Beni peygamberlige seçen Allah’a andolsun ki, ben cennete girmedikçe diger kimselerin cennete girmesi haramdir; sen benden sonra cennete girecek ilk sahissin…
Ey Fatima! Beni hak olarak meb’us kilana andolsun ki, sen kadinlarin hanim efendisi olarak cennete gireceksin…
Beni hak olarak peygamber gönderene andolsun ki, Hasan ve Hüseyin de senin sag ve solunda olduklari halde cennete girecekler; sen cennetin en yüksek yerinden halka bakacaksin, Hamt bayragi da Ali bin Ebu Talib’in elinde olacaktir…
Beni Peygamber seçene andolsun ki, senin düsmanlarina düsman olacagim; senin hakkini gasp edenler, seninle dostluk bagini kesip bana yalan atanlar pisman olacaklar, benim karsimda yer üzerinde süründürülecekler…” (21)
Hz. Resulullah (s.a.a) vefatina yakin bir zamanda Hz. Fatima’nin elini Hz. Ali’nin eline koyarak söyle buyurdular:
“Ey Ebe’l-Hasan! Bu, Allah’in emaneti ve O’nun resulü olan Muhammed’in senin yanindaki vediasidir. Öyleyse beni, O’nun hakkinda gözet ve biliyorum ki, sen bunu yapacaksin.
Ey Ali! Allah’a andolsun ki, O (Fatima), geçmis ve gelecekteki cennet kadinlarinin en üstünüdür. Allah’a andolsun ki, O, büyük Meryem’dir. Bil ki, Allah’tan O’nun ve senin için dua ettim, Allah da duami kabul buyurdu…
Ey Fatima! Allah’a andolsun ki, sen razi olmadikça ben razi olmayacagim.” (Bu sözü üç defa tekrarladi) (22)
Hz. Resulullah (s.a.a) vefat aninda Fatima (a.s)’a söyle buyurdu:
“Ey Fatima! Allah’a andolsun ki, senin aglamandan dolayi, Allah’in arsi ve onun etrafindaki melekler, gökler ve yerler ve onlarda olan her varlik aglayacaktir.” (23)
Ebu Eyyub-i Ensari söyle diyor:
Hz. Resulullah (s.a.a) hastalandi, Fatima (a.s) Hazret’in ziyaretine gelerek agladi. Resulullah (s.a.a) onun bu durumunu görünce söyle buyurdu:
“Ey Fatima! Allah Teala seni çok sevmektedir. Seni, geçmisi herkesten parlak olan ve ilmi herkesten daha çok olan biriyle evlendirdi. Allah Teala yeryüzündeki insanlara özel bir sekilde teveccüh edip onlarin arasindan beni seçti, beni mürsel bir peygamber kildi; yine yeryüzüne teveccüh etti, onlarin arasindan kocani seçti ve seni O’nunla evlendirmek ve O’nu vasi kilmam için bana vahyetti.
Ey Fatima! En üstün peygamber bizdendir, O da babandir; en üstün vasi bizdendir, O da esindir; en üstün sehitler bizdendir; Onlar da babanin amcasi Hamiza ve iki kanadiyla cennette uçan ve istedigi yere giden babanin amcasi oglu Cafer’dir; cennet gençlerinin efendileri olan Hasan ve Hüseyn bizdendir; Onlar da senin evlatlarindir. Canim elinde olan Allah’a andolsun ki, bu ümmetin Mehdisi bizdendir, O da senin torunlarindandir.” (24)
Yine Hz. Resulullah (s.a.a) buyurmustur ki:
“Eger iyilik ve güzellik bir sahis olmak isteseydi, o mutlaka Fatima olurdu; oysa Fatima ondan daha üstündür. Kizim Fatima soy, yücelik, keramet ve bagis bakimindan yeryüzündeki insanlarin en üstünüdür.” (25)
Emir’ul-Muminin Ali (a.s) söyle buyurmustur:
“Allah’a andolsun ki, simdi öyle bir söz diyecegim ki, benden baska kim o sözü söylerse yalancidir: Ben alemlere rahmet olan Peygamber’den miras aldim, esim (Fatima) ümmetin kadinlarinin en üstünüdür; ben de vasilerin en üstünüyüm.” (26)
Hz. Ali (a.s) Hz. Fatima (a.s) hakkinda söyle buyurdular:
“Allah’a andolsun ki, ben O’nu (Fatima’yi) kesinlikle öfkelendirmedim; hayatta oldugu müddetçe onu sevmedigi bir ise mecbur etmedim; O da beni öfkelendirmedi, bana karsi gelmedi; Ona baktigimda bütün gam ve üzüntüler kalbimden yok olup giderdi.” (27)
Hz. Ali’nin (a.s) söyle buyurdugu nakledilmistir:
“Allah’a andolsun ki, Fatima’yi kendi gömleginde yikadim, tertemiz idi, Resulullah’in henutundan kalan henutla onu henutladim. Onu kefenledikten sonra; ‘Ey Ümmü Gülsüm! Ey Zeyneb! Ey Sekine! Ey Fizze! Ey Hasan! Ey Hüseyn! Gelin annenizle vedalasin, ayrilik vakti yetismistir, görüsmek cennet ve kiyamete kalmistir’ diyerek onlari çagirdim. Hasan ve Hüseyn öne gelip aglayarak; ‘Ey Hasanin annesi! Ey Hüseyn’in annesi! Ceddimiz Muhammed Mustafa’yi gördügünde selamimizi O’na ilet ve O’na de ki, senden sonra yetim kaldik’ diye annelerini sesleyip O’nunla konustular.
Allah sahittir ki, Fatima sizladi, feryat etti, ellerini kefenden çikarip onlari bagrina basti, bu esnada gayptan söyle bir ses geldi: “Ey Ebe’l-Hasan! O ikisini annelerinin gögsünün üzerinden kaldir. Allah’a andolsun ki, göklerin meleklerini aglattilar, dost (Allah), dostu (Fatima’yi) görmege müstaktir…” (28)
Imam Hasan (a.s) da annesi hakkinda söyle diyor:
“Cuma gecesi annem Fatima (a.s) mihrapta durup ibadete koyulmustu, safak atincaya kadar hep rüku ve secde halindeydi; mümin erkek ve kadinlarin ismini zikredip onlar için çok dua edip fakat kendisi için Allah’tan bir sey istemedigini gördüm. Bunun üzerine anneme; “Ey anne! Neden digerlerine dua ettigin gibi kendin için de dua etmiyorsun?’ dedim. Buyurdular ki: ‘Evladim! Önce komsu sonra insanin kendisi.” (29)
Imam Hüseyn (a.s) Resulullah (s.a.a)’in söyle buyurdugunu naklediyor:
“Fatima kalbimin sevincidir; iki oglu kalbimin meyvesidir; esi gözlerimin nurudur; evlatlarindan olan Imamlar, Rabbimin eminleri ve O’nunla yaratiklari arasinda iliski bagidirlar; kim o baga sarilirsa kurtulur, kim de ondan ayri kalirsa helak olur.”(30)
Imam Muhammed Bakir (a.s) da babalarindan naklen söyle buyurmustur:
“Resulullah’in (s.a.a) kizi Fatima’nin (a.s) “Tahire” lakabiyla adlandirilmasi, her denes ve refesten (kir, leke ve çirkin seylerden) tertemiz oldugu içindir…” (31)
Imam Sadik (a.s) da söyle buyurmustur:
“Fatima (a.s) hayatta oldugu sürece Allah Teala diger kadinlari Hz. Ali (a.s)’a haram kilmisti; çünkü Hz. Fatima (a.s) kadinlarin gördügü adetten pâk idi.” (32)
Imam Riza (a.s) babalarindan naklen Resulullah’in (s.a.a) söyle buyurdugunu nakletmistir:
“Miraca gittigimde Cebrail (a.s) elimden tutup beni cennete götürdü, cennet hurmasindan bana verdi, ben de onu yedim. O hurma benim sirtimda nütfeye dönüstü. Yeryüzüne döndügümde Hatice’yle birlikte olduk, O Fatima’ya hamile oldu. Binaenaleyh Fatima insan seklinde olan bir huridir. Cennetin kokusunu özledigimde kizim Fatima’yi kokluyorum.” (33)
Imam Ali Naki (a.s) babalarindan naklen Resulullah’in (s.a.a) söyle buyurdugunu nakletti:
“Kizim Fatima’nin “Fatima” adlandirilmasinin sebebi, Allah Teala’nin O’nu ve dostlarini cehenneme atesinden ayirmis ve uzaklastirmis oldugu içindir.” (34)
Imam Hasan Askeri (a.s)’a; “Fatima (a.s) neden “Zehra” olarak adlandirilmistir?” dediklerinde Imam (a.s) söyle buyurdular:
“Fatima (a.s)’a “Zehra denilmesinin sebebi sunun içindir ki yüzü, günün baslangicinda Emir’ul-Muminin (a.s) için günes gibi nur saçiyordu, ögle vakti dolunay, aksamleyin ise yildiz gibi parliyordu.” (35)
Ebu Ömer el-Amiri söyle diyor:
Ibn-i Ebu Ganim-i Kazvini ile bir grup Ehl-i Beyt taraftari arasinda hilafet konusunda niza çikti. Ibn-i Ebu Ganim, Ebu Muhammed (Imam Hasan Askeri)’in, kimseyi yerine tayin etmeden öldügünü söylüyordu. Ehl-i Beyt taraftarlari da tayin ettigini savunuyorlardi. Bunun üzerine Imam Mehdi (a.s)’a bir mektup yazarak durumu Hazrete bildirdiler.
Imam Mehdi (a.s) cevaben kendi yazisiyla onlara söyle yazdi:
“Bismillahirrahmannirrahim. Allah bizi ve sizi fitnelerden korusun ve yakin ruhunu bizlere bagislasin… Allah Teala Adem (a.s)’in zamanindan Ebu Muhammed (a.s)’in zuhuruna dek hidayete ermeniz için hidayet nisaneleri sizin için karar kilmistir; bir yildiz (Imam) battiginda (öldügünde) diger yildiz asikar olmustur. Allah Teala O’nun ruhunu kabzettiginde Allah’in kendi dinini batil ettigini ve kendisiyle yaratiklari arasindaki sebep ve irtibati kestigini zannettiniz. Oysa kesinlikle böyle bir sey olmamis ve kiyamete kadar da olmayacaktir…
Ben size nasihat ettim, Allah bana ve size sahittir… Resulullah’in kizi Fatima (a.s)’da benim için örnek vardir; (buyurmustur ki:) “Cahil, amelinin kötü neticesinde yakin bir zamanda helake ugrayacaktir; kafir de ahiret yurdunun kimin oldugunu yakin bir zamanda anlayacaktir.”
Allah Teala bizi ve sizi kendi rahmetiyle tehlike ve kötülüklerden, afet ve belalardan korusun. Allah Teala istedigi seye kadirdir. Allah’in selam, rahmet ve bereketi bütün vasi, evliya ve müminlerin, Muhammed ve Ehl-i Beyt’nin üzerine olsun.” (36)
Mübahele Olayina Katilmasi
Hz. Fatima (a.s) mübahele olayinda hazir bulunan bes kisiden biridir. Hicretin onuncu yilinda Necran Hiristiyanlarindan bir grup, tartisma ve tahkik yapma kastiyla Resulullah’in (s.a.a) huzuruna vardilar. Hz. Isa’nin yaratilis niteligi gibi çesitli meseleler söz konusu edildi. Resulullah (s.a.a) onlara Âl-i Imran suresinin ilk ayetlerinden bir kaçini tilavet buyurdu. Konusma inada vardi, bu esnada su ayet nazil oldu:
“Artik sana gelen bunca ilimden sonra, onun hakkinda seninle çekisip tartismalara girisirlerse de ki; gelin, ogullarimizi ve ogullarinizi, kadinlarimizi ve kadinlarinizi, kendimizi ve kendinizi çagiralim, sonra karsilikli lanetleselim de Allah’in lanetini yalan söylemekte olanlarin üstüne kilalim.”(37)
Resulullah (s.a.a) Allah Teala’nin emri geregince Necran Hiristiyanlarini mübaheleye (karsilikli beddua etmeye) davet etti, fakat bunun yarina ertelenmesini önerdi.
Ertesi gün Necran Hiristiyanlari va’dedilen yere geldiler. Bu sirada Hz. Peygamber’in bir genç erkek, bir genç kadin ve iki çocukla birlikte va’dedilen yere dogru geldigini gördüler… Nihayet ilahî azabin korkusundan dolayi mübaheleden vazgeçip Resulullah’in huzuruna giderek musalaha (anlasma) yapmalarini rica ettiler, bu ricalari Resulullah tarafindan kabul edildi… (38)
Mübahele olayi meshur bir olaydir. Mezkur ayet de bu olay hakkinda nazil olmustur. Resulullah’in (s.a.a) Ali, Fatima, Hasan ve Hüseyin’den baska kimseyi mübahele için götürmedigi hususunda Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet ekolu görüs ittifaki içerisindeler. Iste bu mesele Hz. Fatima, esi Hz. Ali ve evlatlari Hasan ve Hüseyin için büyük bir fazilettir.
İmanı ve İbadeti
Hz. Fatima, kadinlarin en halis ve en çok ibadet edeni oldugunda süphe yoktur. Bizim o Hazret’in ibadetini anlatmamiz mümkün degildir. En iyisi Hz. Fatima’nin bu özelligini de Hz. Resulullah’dan dinleyelim.
Resulullah (s.a.a), Fatima’nin (a.s) ibadeti hakkinda söyle buyurmustur:
“Allah Teala, kizim Fatima’nin kalbini ve azalarini, imanla öyle doldurmus ki, Allah’a itaat için kendisini bütün mesguliyetlerden uzak tutmaktadir.”(39)
Yine Resulullah (s.a.a) söyle buyurmustur:
“Kizim Fatima alemdeki kadinlarin en üstünüdür, bedenimin bir parçasidir, gözümün nurudur, kalbimin meyvesidir, bedenimdeki ruhumdur, insan seklinde bir huridir. Ibadet mihrabinda ayaga kalktiginda yildizlar yeryüzündekilere nur saçtigi gibi onun nuru da gökteki meleklere öyle nur saçar. Allah (c.c) meleklerine söyle buyurur: “Ey meleklerim, cariyelerimin en üstünü olan cariyem Fatima’ya bakin, (bakin görün) nasil karsimda namaz için ayaga kalkmistir, benim korkumdan bedeninin azalari titriyor, kalbiyle bana ibadete yönelmistir. Ey melekler sahit olun ki, ben, Fatima’nin takipçilerini cehennem atesinden amanda kildim…”(40)
Hasan Basri söyle demistir:
“Dünyada, (baska bir nakilde de-bu ümmetin içerisinde) Fatima’dan daha çok ibadet eden bir kimse yoktu. Allah’a ibadet etmede o kadar ayakta dururdu ki, ayaklari siserdi.”(41)
Bagis ve Cömertligi
Cabir bin Abdullah-i Ensarî söyle diyor:
“Bir gün ikindi namazini Hz. Peygamber’le birlikte kildik. Aniden eski bir elbise giymis olan yasli ve güçsüz bir adam Resulullah’in huzuruna vardi. Resulullah (s.a.a) ona dönüp halini sordu. Cevaben söyle dedi: ‘Ya Resulallah, açim, beni doyur; çiplagim, bana bir elbise bagisla; fakirim, bana bir sey ver.
Resulullah (s.a.a) buyurdular ki: ‘Benim simdi bir seyim yoktur. Ama bir hayira kilavuzluk yapan, o isi yapan kimse gibidir. Öyle bir kimsenin evine git ki, Allah ve Resulünü sever, Allah ve Resulü de onu sever ve Allah’i kendisine tercih eder. Git kizim Fatima’nin evine, umarim sana yardim eder.’
Resulullah (s.a.a) daha sonra Bilal’a söyle buyurdu :
‘Ya Bilal, kalk bu güçsüz kisiye Fatima’nin evini göster.’ A’rabî kisi Bilal’la birlikte Hz. Fatima’nin evine gittiler, eve vardiklarinda ihtiyar adam yüksek bir sesle söyle dedi: ‘Ey nübüvvet ailesi ve meleklerin nazil oldugu merkez, selamun aleykum’ Hz. Fatima (a.s) cevaben: ‘Aleyk’es-selam, sen kimsin?’ diye sordu. Fakir adam söyle dedi: ‘Ben fakir birisiyim, babanin huzuruna gittim, beni size gönderdi. Ey Peygamber’in kizi, açim, beni doyurun; çiplagim, beni örtün (bana bir giysi verin); fakirim, bana bir sey bagislayin.’
Hz. Fatima (a.s) evinde yiyecek bir sey olmadigindan, Hasan ve Hüseyin’in üzerinde yattiklari bir koyun postunu o fakir adama verdi, fakir adam söyle dedi: ‘Ey Muhammed’in kizi, ben açliktan sana sikayet ettim, sen ise bir koyun postunu bana verdin, aç oldugum halde onu ne yapacagim?’ Hz. Fatima (a.s) bunu duyunca amcasi kizinin ona hediye ettigi gerdanligi o adama bagislayip söyle buyurdu: ‘Al bunu sat ve kendi ihtiyacini karsila, umulur ki, Allah ondan daha hayirlisini sana verir.’
Fakir adam onu alip Peygamber’in huzuruna gitti ve macerayi O’na anlatti. Peygamber (s.a.a) duygulanip agladi ve söyle buyurdu: ‘Gerdanligi sat, umulur ki, Allah Teala kizimin bagisi bereketiyle sana bir genislik bagislar.’
Bilahare bu gerdanlik çok bereketli oldu. Onunla bir köle hürriyete kavustu, bir aç doydu, bir fakir müstagni oldu ve tekrar sahibine geri döndü.” (42)
Kissa çok uzun oldugundan dolayi biz onun özetini naklettik.
Masumiyeti
Biz Ehl-i Beyt dostlari, Peygamberleri, On Iki Imam’i masum bildigimiz gibi Hz. Fatima’yi da her çesit günah ve isyandan masum biliriz. Ehl-i Beyt Imamlari’nin masumiyetini ispat eden delil ve gerekçelerin birçogu Hz. Fatima’nin da masumiyetini ispat etmektedir. Mesela, Allah Teala’nin: “Gerçekten Allah, her çesit çirkinlik ve pisligi siz Ehl-i Beyt’ten gidermek ve sizi tertemiz kilmak istiyor”(43) ayeti o Hazret’i de kapsamina almaktadir.
Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet tarafindan nakledilen çok sayida hadisler, mezkur ayetin Peygamber, Ali, Fatima, Hasan ve Hüseyin hakkinda nazil oldugunu ifade etmektedir.
Ömer bin Ebu Seleme söyle diyor: “Mezkur ayet, Ümmü Seleme’nin evinde nazil oldu. Sonra Peygamber (s.a.a) Ali, Fatima, Hasan ve Hüseyin’i kendi yanina çagirdi ve elbisesini onlarin üzerine örtüp söyle buyurdu: “Allah’im, benim Ehl-i Beyt’im bunlardir, her çesit pislik ve çirkinligi onlardan gider ve onlari tertemiz kil.”
Ümmü Seleme: ‘Ya Resulallah, ben de onlardan miyim?’ dediginde Resulullah (s.a.a); ‘Sen kendi yerindesin sen, de hayir üzeresin’ buyurdular.” (44)
Bu arada Resulullah (s.a.a), Ehl-i Beyt’i tanitmasi ve mevzuu tespit etmesi için alti ay, bir rivayete göre yedi ay, diger bir rivayete göre de sekiz ay boyunca sabah vakitleri, sabah namazina gittiginde Fatima’nin (a.s) evinin önüne gelerek: “Namaz, ey Ehl-i Beyt namaz” buyurur ve daha sonra da mezkur ayeti tilavet ederlerdi.(45)
Siyasi Mücadelesi
Hz. Ali ve Fatima (a.s), Resulullah’in (s.a.a) tekfin ve tedfin islerini bitirdikten sonra olup bitmis bir isle karsilastilar. Ebu Bekir hilafete tayin edilmis ve Müslümanlardan bir grup da ona biat etmisti.
Hz. Ali ve Hz. Fatima’nin bu durumu kabullenmeleri düsünülemezdi. Nitekim öyle de oldu. Hz. Ali, Hz. Fatima ve Hz. Ali’ye tabi olan Beni Hasim kabilesi ve ashabin ileri gelenlerinden bir grup Ebu Bekir’e biat etmekten imtina ettiler. Ebu Bekir’in alelacele hilafete getirilmesinin Hz. Resulullah’in (s.a.a) Ehl-i Beyt’i ve özellikle de Hz. Ali hakkindaki tavsiye ve buyruklariyla çelistigini savundular. Bununla da kalmayip Hz. Ali ve Hz. Fatima bu olay karsisinda Hasan ve Hüseyin’in elinden tutarak Medine’nin ileri gelen kisilerinin evlerine gidip onlari yardima çagirdilar, Peygamber’in (s.a.a) tavsiyelerini onlara anlattilar.(46)
Hz. Ali ve Hz. Fatima (a.s) bundan netice alamayinca menfi mücadeleyi baslatmaya karar verdiler. Bir kaç gün böyle geçti. Bu arada Ömer, Ebu Bekir’e; “Ali ve yakinlarinin disinda herkes sana biat etti, onlar biat etmezlerse, senin hükümetin saglam bir temele oturmus sayilmaz. Ali’yi çagir, onu biat etmeye zorla” dedi. Ebu Bekir, Ömer’in sözünü begendi; bunun üzerine Ömer’in amcasi oglu Konfoz’a: “Git Ali’ye de ki; Resulullah’in halifesi! biat etmen için mescide gelmeni istiyor!” dedi.
Konfoz, kaç defa Ali’nin (a.s) yanina gittiyse de Hz. Ali (a.s) Ebu Bekir’in yanina gitmekten imtina etti. Ömer çok sinirlendi, Halid bin Velid, Konfoz ve digerlerini yanina alarak Hz. Fatima’nin evine gitti. Kapiyi çaldi ve; “Ya Ali! Kapiyi aç” diye bagirdi.
Hz. Fatima (a.s) çok rahatsiz oldugu halde kapinin arkasina gelerek; “Ey Ömer! Bizimle isin olmasin. Birak kendi isimizle ugrasalim” dedi. Ömer; “Kapiyi aç! Yoksa evi yakarim!!” dedi.(47)
Fatima (a.s); “Ey Ömer! Allah’tan korkmuyor musun? Izinsiz olarak evime mi girmek istiyorsun?!” dedi.
Hz. Fatima (a.s) her ne ettiyse Ömer’i kararindan caydiramadi. Bilakis, Ömer, kapiyi açmadiklarini görünce; “Odun getirin de kapiyi yakayim!” dedi. (48)
Nihayet Ömer kapiyi atese verdi. Sonra da siddetle tekmelemege ve itmeye basladi. Kapi açildi, Ömer içeri girmek istedi. Hz. Fatima (a.s) Ömer’in önünü kesti. Ömer kilifinda olan kiliciyla o Hazret’i vurmaya basladi. Hazret belki de halk gaflet uykusundan uyanir ve Ali’yi savunurlar diye aglayip feryat etmeye basladi. Hz. Fatima’nin aglayip yardim talebinde bulunmalari, o tas yürekli insanlara hiç tesir etmedi. Hatta o Hazret’i dövmege basladilar ve kamçiyla kolunu morarttilar! (49)
Bilahare Hz. Ali’yi yakaladilar ve iple baglayip çekerek mescide götürmeye basladilar. Hz. Fatima (a.s), Hz. Ali’nin tehlikede oldugunu görünce ileri atilarak sikica Ali’nin elbisesinden asildi ve “Kocami götüremezsiniz” diye bagirmaya basladi. Ömer’in amcasi oglu Konfoz, Hz. Fatima’nin, Ali’nin elbisesini birakmayacagini görünce kamçiyla onun nazenin koluna vurmaya basladi. Öyle ki, hazret vefat ettiginde, henüz o kamçilarin izi Hazret’in pazisinda bir pazibent gibi görülmekteydi!
Bu arada Fatima (a.s) halkin izdihami neticesinde kapi ile duvar arasinda öyle bir sikisti ki, kaburga kemikleri kirildi ve bu darbe sonucu rahminde olan çocuk da sikt oldu! (50)
Bu hengamede Fatima (a.s) baygin düsmüstü. Bir de kendine geldiginde bakti ki, Ali’yi mescide götürmüsler. Durmak câiz degildi artik, Ali’nin cani tehlikedeydi, onu savunmasi gerekirdi. Bütün bu ezikligine ragmen kaburgasi kirilmis oldugu halde evden çikti ve Beni Hasim kadinlarindan bir grupla birlikte mescide gitti. Ali’yi tutukladiklarini görünce onlara yönelerek; “Amcam oglunu serbest birakin, yoksa Allah’a andolsun ki, saçlarimi dagitir, Peygamber’in gömlegini basimin üzerine atar, sizi Allah’a sikayet ederim! Andolsun ki, Salih’in devesi Allah’a benim bu yavrularimdan daha aziz degildir” diye seslendi.
Sonra da yüzünü Ebu Bekir’e çevirerek söyle dedi: “Kocami öldürüp çocuklarimi yetim mi birakmak istiyorsun? Onu birakmazsan saçlarimi dagitir ve babamin kabrinin üstünde Allah’i imdada çagiririm!”
Bu sözü söyledikten sonra Hasan ve Hüseyin’nin ellerinden tutarak Resulullah’in (s.a.a) kabrine dogru hareket etti… Hz. Ali (a.s) durumun çok tehlikeli oldugunu gördü, Selman’a, Fatima’yi bu isten vazgeçirmesini söyledi… Fatima (a.s) Hz. Ali’nin emrini duyunca; “O emrettigi için itaat ediyorum ve sabredecegim” dedi. (51)
Geceleyin Defnedilmesi
Hz. Fatima (a.s), imamet ugruna cani pahasina mücadele eden ilk mücahit idi. O bu mücadelesinin kiyamete kadar unutulmamasini istiyordu. O kendinden sonra gelenlere, Beni Sakife’de is basina getirilen hilafet sisteminin mesru olmadigini, bu sistemin Peygamber-i Ekrem’in kalbinin meyvesi olarak tanittigi biricik kizina ne gibi zulümler reva gördügünü bildirmek kararindaydi. Iste bunun için Hz. Ali’ye vasiyet ederek: “Beni geceleyin kefenle ve gizli olarak topraga ver. Kaburga kemiklerimi kiran, çocugumun düsmesine sebep olan ve malima el koyan kimselerin cenazemin basinda durmalarini istemem; kabrim de bilinmesin!” (52) dedi.
Hz. Ali de Hz. Fatima’nin (a.s) vasiyeti üzerine, kimseye haber etmeksizin ona geceleyin gizlice gusül verip kefenledi ve sadece Selman, Ebuzer ve Mikdad gibi birkaç özel ashabinin istirakiyle gizlice defnetti. Kabrinin taninmamasi için de defnedildigi yeri yerle bir etti ve ayrica kirk tane sembolik kabir yapti! (53)
Vefat Tarihi
Hz. Fatima (a.s) babasindan sonra bir kaç aydan fazla yasamamistir. Bununla birlikte vefat tarihi hakkinda muhtelif görüsler vardir. Kuleyni’nin naklettigine göre Hz. Fatima (a.s) babasindan sonra 75 gün, Ibn-i Sehrasub’un nakline göre 72 gün, Ebu’l Ferec’in nakline göre 3 ay, Allame Meclisi’nin rivayetlerine göre 40 gün veya 6 ay, Ibn-i Cevzi’nin nakline göre 70 gün ve Imam Bakir (a.s)’dan naklolan bir rivayete göre 95 gün yasamistir. Ama hicretin 11. yilinda vefat etmis oldugunda süphe yoktur.
Hz. Fatima’nin kaç yasindayken vefat ettiginde de ihtilaf vardir. Bu hususta 18, 28, 30 ve 35 yaslari olmak üzere bes görüs vardir.
Kabrinin nerede olduguna gelince o da ihtilaflidir. Bazilari, Resulullah’in (s.a.a) ravza-i mutahharasinda metfun oldugunu söylemislerdir. Meclisi, Ibn-i Babeveyh’den söyle nakletmistir: “Bana göre sahih olan, Fatima’nin (a.s) kendi evinde defnedildigidir. Binaen aleyh Beni Ümeyye, Mescid-i Nebevi’yi genisletince Fatima’nin (a.s) kabri mescidin içerisinde kalmistir.” Kesf’ul-Gumme’nin müellifi de söyle yaziyor: “Fatima’nin (a.s) Bakî’de defnedildigi meshurdur” Ibn-i Cevzi ise söyle yaziyor: “Bazilarina göre Hz. Fatima (a.s) Akil’in evinin yaninda defnedilmistir.”

(1) – Bihar-ül Envar, c.43, s.9.
(2) – Kevser suresi.
(3) – Bihar-ül Envar, c. 16, s. 79, c. 43, s. 2, 3.
(4) – Tarih-i Taberi, c.2,s.344.
(5) – Menakib-i Ibn-i Sehrasub, c.1,s.174.
(6) – A.K. s.60.
(7) – Bihar-ül Envar c. 43, s. 16, 19; Kesf’ul- Gumme, c.2,s.93.
(8) – Bazi rivayetlerde de 34 defa “Allahu Ekber” 33 defa “Elhamdulillah” ve 33 defa “Subhanallah”diye geçmistir. Sehid-i Sani, “Dünya ahiretin tarlasidir” hadisini serh ettigi makalesinde; “Bu hadis iki çesit nakledilmistir, biz Subhanallah’i öne geçirmis olan rivayeti zikrediyoruz”diyor.
(9) – Bihar’ul- Envar, c.43, 82 ve 134.
(10) – Vafi, kitab-i nikah, s.114.
(11) – Menakib-i Harezmî, s.256.
(12) – Vafi, kitab-i nikah, s.114.
(13) – Menakib-i Harezmî, s.256.
(14) – Kesf’ul- Gumme, c.2,s.76, Bihar-ül Envar c. 8, s. 178, c. 43, s. 19, 36.
(15) – Kesf’ül- Gumme c. 2, s. 76, Bihar-ül Envar c. 14, s. 206, c. 43, s. 21, 37.
(16) – Kesf’ül- Gumme, c.2,s.84. Usd’ul- Gabe, c.5,s.522, Bihar-ül Envar c. 27, s. 70, 37, 70, 43, s.19, 20, 21, 42, 46, 48, 53, 54, 220.
(17) – Bihar-ül Envar c. 43, s. 10, Kesf’ul- Gumme, c.2,s.89.
(18) – Kesf’ül Gumme c. 2, s.92, Bihar-ül Envar,43, s. 26, 39.
(19) – Bihar’ul- Envar, c.43, s. 24.
(20) – Feraid’us- Simtayn, c.2, s.67.
(21) – Bihar’ul- Envar, c.22, s.491.
(22) – A.K. c.22, s.484-491.
(23) – A.K. c.22, s.484- 491.
(24) – Bihar-ül Envar c. 37, s. 41, c. 43, s. 97 Ayrica bu hadis, Bihar-ül Envar kitabinin c. 28, s. 52, c. 36, s. 307, 369, c. 38, s. 11, c. 51, s. 76, 79, 91’de benzeri tabirlerle Selman-i Farisi, Ebu Said-i Hudri’den de rivayet edilmistir. Yine bkz. Yenabi’ul- Mevedde, s.436. Mütahab’ul- Eser, s.192.
(25) – Feraid’us- Simtayn, c.2, s.68.
(26) – Bihar’ul- Envar, c.43, s.143.
(27) – A.K. c.43, s.134.
(28) – A.K. c.43, s.179-180.
(29) – A.K. c.43, s.81.
(30) – Feraid’us- Simtayn, c.2, s.66.
(31) – Bihar’ul- Envar, c.43, s.19.
(32) – Menakib-i Ibn-i Sehrasub, c.3, s.33.
(33) – Avalim’ul- Ulum ve’l- Meaarif, c.11, s.10.
(34) – Bihar-ül Envar c. 43, s. 16, Avalim’ul- Ulum ve’l- Meaarif, c.11, s.30.
(35) – Bihar-ül Envar c. 43, s. 16, Avalim’ul- Ulum ve’l- Meaarif c.11, s.33.
(36) – Bihar’ul- Envar, c.53, s.179-180.
(37) – Âl-i Imran/61.
(38)-Mecma’ul- Beyan, c.2,s.452. el-Kamil-u Fi’t- Tarih,c.2,s.293. Ruh’ul- Beyan, c.2,s.44, Bihar-ül Envar c. 21 s. 277, 337, 344, 345, c. 96, s. 241.
(39) – Bihar’ul- Envar, c.43,s.45.
(40) – Bihar-ül Envar, c. 21, 279, c. 22, s. 236, c. 37, s. 66, 71, c. 43, s. 37, 172, c. 28, s. 38, c. 43, s. 54, 172.
(41) – Bihar-ül Envar c. 43, s.76 ve 84.
(42) – Bihar-ül Envar, c. 43, s. 56.
(43)  – Ahzab/33.
(44)  – Sahih-i Tirmizi hadis no: 3129, 3719, Yenabi’ul- Mevedde, s.125. Dürr’ul- Mensur, c.5,s.199.
(45) – Sahih-i Tirmizi hadis no: 3135, Müsned-i Ahmet bin Hanbel hadis no: 132231, 13529, Kesf’ul- Gumme, c.2,s.83. Dürr’ul- Mensur, c.5,s.199.
(46) – El-Imamet-u ve’s- Siyase, c.1,s. 12.
(47) Ensab’ul- Esraf, c.1,s.586. Ikd’ul- Ferid, c.5,s.12. Serh-i Nehc’ul- Belaga-i Ibn-i Ebi’l- Hadid,c.2,s.56.
(48) – Isbat’ul- Vasiyye,s.110. Bihar-ül Envar, c.43,s.197. el-Imamet-u ve’s- Siyase, c.2,s.12.
(49) – Bihar’ul- Envar, c.43,s.197.
(50) – Bihar-ül Envar, c. 43, s.198.
(51)- Bihar-ül Envar, c. 43, s. 47, 197,198. Revzat’ul- Kafi, s.199.
(52) – Bihar-ül Envar, c. 43, s. 199
(53) – Delail’ul- Imamet. Menakib-i Ibn-i Sehrasub, c.3,s.36

[YUKARI GIT]


more post like this