İfrat Tefrit
Hüseyin Çaça
“ Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki, insanlara şahit olasınız….”   Bakara 143
Hüseyin Çaça
Ayetteki orta (vaset) kelimesi; ifrat ve tefritin olmaması gerektiğini ifade etmektedir.
İfrat aşırıya kaçmak, tefrit ise duyarsız, ilgisiz kalmaktır. İslam ümmetinin ifrat ve tefritten uzak olması gerektiği için ümmet-i vaset olarak adlandırılmıştır. Ümmet-i vaset olmak, itidal sahibi (ölçülü) olmak demektir.
İtikatta, ilimi çalşmalarda, maddi ve manevi değerlerde, toplumsal ve sosyal ilişkilerde ölçülü olmak gerekir.
İtikatta ölçülü ümmet; ne aşırı gider ne kusur yapar, yani cebr ve tefviz taraftarı değildir.
İlimde ölçülü ümmet; ne kendi bilgisiyle mest olup başkalarını görmeyecek, dinlemeyecek kadar gurura kapılır, ne de hep başkalarının peşinde koşup kendilerini kaybeder.
Maddi ve manevi değerlerde ölçülü ümmet; ne tamamen dünyayı terk etmişler, ne de tamamen dünyaya bağlanmışlardır. Örneğin tamamen dünyadan el çeken bazı rahipler veya dünyaya çok değer veren Yahudiler gibi.
Toplumsal ve sosyal ilişkilerde ölçülü ümmet; Ne kendilerini herkesten üstün ve her şeyin sahibi görüp başkalarından kopmuşlar, ne de kendilerini başkalarına kaptırıp, bağımsızlıklarını kaybetmişler.
Keza ümmet-i vaset olmak bu gibi meselelerle birlikte, ahlak, ibadet, siyaset, kültür v.b konularda ölçülü davranmak ve olçülü yaşamaktır.
İfrat ve tefrit beşeriyet tarihinin en çok karşılaştığı ve bir türlü kontrol edemediği çok ciddi bir sorundur. Bu sorun hala yaşanmaya devam etmektedir.
Tarihte bu konuda birçok örnek vardır. Örneğin Hz. İsa’yı kimileri tanrının oğlu bilmiş, kimileri ise onun peygamberliğini bile kabul etmemiştir. Kimileri peygamberimizden öne geçip, yer yer ona itiraz etmişler, kimileri de onun buyruklarına ihtimam göstermemişlerdir.
Kimileri Hz. Ali hakkında guluv ederek (aşırıya giderek) onu tanrılaştırmışlar, kimileri de ona karşı gelmekten,  Cuma hutbelerinde ona lanet okutmaktan ve hatta onunla savaşmaktan geri durmamışlardır. Tarih bunun gibi örneklerle doludur.
Günümüzden de somut örnek verecek olursak, bir tarafta vahabiler, el kaide ve bazı ahbariler kendilerinden başkasını Müslüman görmezken, diğer tarafta dinine duyarsız, ilgisiz,

Kur’andan, gerçek sünnetten, ehlibeytten ve İslami değerlerden kopmuş veya koparılmış Müslümanlar bulunmaktadır. Bunların birçoğu da medeniyet, çağdaşlık, ,batıcılık, başka bir deyimle ılımlı İslam adı altına saklanmış kimselerdir.
Her iki gurup (ifrat- tefrit) mensupları da, beşeriyete zarar vermişlerdir. Ve günümüzde de bu guruplar Müslümanların sıkıntılarının, kardeş kavgalarının, dökülen kanların, en büyük sebebidir. Bu durum emperyalist ve Siyonistlerin ekmeğine yağ sürmektedir.

Kanayan yaramız olan Filistin, Irak, Afkanistan, Pakistan, Suriye, Bahreyn gibi İslam coğrafyasındaki halkların, dertlerinin çözümü; ifrat ve tefritten kurtularak, ümmet i vaset olmaktır.
İnsanlığın baş belası İfrat ve tefritten kurtulmanın yolları:
1. Kur’an-ı Kerimi dosdoğru anlamak
2. Peygamber ve ehlibeytini tanımak. Ve onların buyruklarını kalbimize yazıp, dilimize ve hayatımıza yansıtmak,
3. Yüce Allah’ın bize verdiği büyük nimet olan aklı kullanmak, yani akıllı davranmak,
4. Tarihten ders çıkarmak.
Bu dört noktaya dikkat edersek Allah’ın inayetiyle, ifrat ve tefrit hastalığını kontrol altına alabilir, en aza indirebiliriz.
Rabbimiz cümle İslam ümmetini ve bizleri bu can yakan hastalıktan korusun.
Vesselamu aleykum verahmetullahi veberekatuhu
Şia Kimdir Kaynağıyla Tanıyalım
Hüseyin Çaça

ما آتاكُم الرّسولُ فَخذوه و ما نهاكم عنه فانتهوا و اتقوااللّه انّ اللّه شديد العقاب

Meali: “Peygamber, size ne verdiyse alın onu ve neden men ederse vazgeçin ondan. Ve çekinin Allah’tan şüphe yok ki Allah’ın azabı çetindir.” Haşr/7.
واعتصِموا بِحبلِ اللّه جَمِيعاً ولا تَفرَّقُوا
Meali: “Hep birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölük bölük olmayın.” Ali İmran/103.
Şia’nın Kelime Anlamı
Şia kelimesi Arapça da izleyici ve taraftar anlamına gelir. Şia kelimesi Kuran-ı Kerimde birkaç yerde bu anlamda kullanılmıştır. Örnek olarak; Kuran Hz. İbrahim’i Hz. Nuh’un Şia’sı olarak tanıtmaktadır “Ve şüphe yok ki İbrahim’de onun Şialarındandı elbet”/Saffat/83.
Şia’nın Doğuşu
Şia teriminin kullanımı şüphesiz Hz. Peygamber (s.a.a) ile başlamış, Ali taraftarına ilk Şia adını veren Hz. Peygamber (s.a.a) olmuştur. Bunun isbatı da Hz. Peygamberin kendi sözleri olmuştur.
Şimdi Hz. Peygamberin Şia kimdir ve ne zaman başlamıştır sözleriyle ilgili birkaç somut örnekler:

1. İbn-i Asakir Cabir b. Abdullah el Ensari’den şöyle anlatıyor: Cabir diyor “Bir gün biz Peygamberin yanında iken Ali geldi ve Peygamber onu görünce şöyle buyurdu: Canımı elinde bulunduran Allah’a yemin olsun ki mutlaka bu ve bunun Şia’ları Kıyamet günü kurtuluşa ereceklerdir”.
Bu sırada Beyyine suresi/7. ayet nazil oldu: “Gerçekten iman edip salih amel yapanlar onlardır yaratılanların en hayırlısı.” (Tarih-i İbn-i Asakir, c.2, s.44, Suyuti ed Durrul Mansur kitabında,c.8.)
2. İbn-i Hacer İbn-i Abbas’tan şöyle naklediyor: Beyyine suresinin 7. ayeti nazil olduğunda Hz. Peygamber Hz. Ali’ye şöyle buyurdu:” Onlar ( Yaratılanların en hayırlısı) sen ve senin Şia’larındır. Sen ve senin Şia’ların Kıyamet günü Allah’tan razı olmuş ve Allah’ta sizden razı olmuş halde haşr olacaksanız”(İbn-i Hacer Sevaik- ül Muhrika, bab.11. birinci bölüm).
3.Taberi tefsirinde, (c. 3.s. 146) İbn-i Ebi’l Carut’tan, o da Muhammed b. Ali’den,  o da Hz. Ali’den ve Hz. Ali’de Hz. Muhammed (s.a.a) den şöyle naklediyor: “Beyyine /7. ayet nazil  olduğuda Hz. Peygamber şöyle buyurdu:”Ey Ali bu ayet sen ve senin Şia’ların hakkında inmiştir”..اَنتَ  يا علي و شيعتك    …..
4. Harezmi Menakib’inde s.66’da Cabir’den şöyle rivayet ediyor: “Biz Hz. Peygamberin yanındaydık. O sırada Hz. Ali geldi. Hz. Peygamber; “doğrusu size kardeşim geldi” dedi ve sonra Kabe’ye yöneldi. Elini Kabe’nin duvarına koyarak şöyle buyurdu: Allah’a ant olsun ki kıyamet günü kesin kurtuluşa varanlar  bu (Hz. Ali) ve bunun Şia’larıdır.
اِنّ هذا و شَيعته هُم الفائزونَ يَومَ القِيامة
Doğrusu bana ilk iman eden, Allah’ın ahdında en vefalı kalan  odur. Allah’ın emirlerini en  iyi koruyan, insanlar arasında en adil olan, hakları en eşit taksim eden ve Allah’ın katında en değerli olan odur.”  Bu esnada Beyyine suresinin 7. ayeti Hz. Peygambere nazil oldu.
”                              انّ الذين آمنوا و عَمِلُوا الصّالِحات اُولئك هُم خَيرالبَريّة
Hz. Ali bu ayetle sahabeler arasında öyle tanınmıştı ki onu gören “doğrudan (kesinlikle) size yaratıkların en hayırlısı geldi” diyordu.
.قَد جائكُم خيرُ البريّة
5. Tarih-i Bağdad-i  ( c. 12,s. 289) şöyle rivayet etmiştir: Bir gün Hz. Peygamber Hz. Ali’ye hitaben şöyle buyurdu: “Ali sen ve senin Şia’ların Cennettedir.”
.اَنت و شيعتُكَ في الجَنّة
6. Muruc-u Zeheb, (c.2, s.51.) şöyle nakletmiştir:  Hz. Peygamber şöyle buyurmuş: “Kıyamet günü olduğunda insanlar kendi isimleriyle ve annelerinin isimleriyle çağırılacak ancak Ali ve Şia’ları ise babalarının ve kendi isimleriyle çağırılacak zira onların soyları temizdir”
اِذا كان يوم القِيامَة دعى النّاس بِاسمائِهم و اسماء اُمِّهاتِهم اِلاّهذا  يعني عليّاً  و شِيعته فَانّهم يدعون
باسمائهم و اسماء لآبائهم لِصِحّة و لادتِهم
7. Essevaik (s. 96, 139, 140.) Hz. Peygamber şöyle buyurmuş: “Ey Ali muhakkak ki Allah affeder seni, senin soyunu, evlatlarını, senin Şia’larını, ve senin Şia’larını sevenleri”
يا علي اِنّ اللّه قد غفر لك و لِذُرَّيّتك و لِولدك و اهلك و شيعتك و مُحبِّ شِيعتك
8. İbn-i Esir Nihaye adlı kitabı (c.3, s.276) Hz. Peygamber Hz. Ali’ye hitaben şöyle buyurmuş:”Sen ve senin Şia’ların, Allah’tan razı olarak ve Allah’da sizden razı olarak Allah’ın huzuruna çıkacaksınız.”
.انّك ستقدِّمُ على اللّه انت و شيعتك راضِيينَ مَرْضِيين
9. Mecme’üz- Zevaid (c.9,s. 131, Kifayet’üt- Talip,  s.135) de Hz. Peygamber Hz. Ali’ye şöyle buyurmuştur: “Benim ümmetimden ilk cennete girecek olan sensin. Ve şüphesiz senin Şia’ların sevinçli ve yüzleri ak olarak benim etrafımda, nur kürsülerinde bulunacaklar. Ben onlara şefaatçi olacağım ve yarın da cennette komşularım olacaklar.”
قال النبي لِعلي انت اوّل داخل الجنّة من اُمّتي و انّ شِيعتك على منابرٍ من نورٍ مسرورونَ
مبيضَّة وجوهم حولي اشفع لهم فيكونون غداً في الجنّة جِيراني
10. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “ Ben bir ağacım ki Fatime onun dalı, Ali onun gövdesi,  Hasan, Hüseyin onun meyvesi ve Şia’larımız onun yapraklarıdır.  Bu ağacın kökü And cenneti’nde ve diğer yerleri diğer cennetlerdedir.”
اَنا الشّجرة و فاطمة فرعها و علي لِقاحها و الحسن و الحسين ثمرتها و شِيعتنا وَرَقُها و اصل الشجرة في الجنّة عدنٍ و سائر ذالِك في سائر الجنّة
(Hakim Mustedrek,( c.3, s.160), İbni Kesir tarihi( c.4, s318), Muhibbiddin Erriyaz adlı kitabı (c.2, s.253), İbn-i Sebbağ  Fusul” kitabı( s.11), Essevri“Nezhe’ul Mecalis kitabı( c.2, s.222)).
11. Hz peygamber, Hz. Ali’ye hitaben şöyle buyurmuştur: “Ya  Ali, ilk cennete girecek dörtler; ben, sen, Hasan ve Hüseyin olacak. Bizim evlatlarımız bizim peşimizden, hanımlarımız evlatlarımızın peşinden, Şia’larımız ise sağımız ve solumuzdan gelecek.”
يا علي انّ اوّلُ اربعةٍ يدخلون الجنَة انا و انت و الحسن و الحسين و ذرارينا خلف ظهورنا و ازواجنا خلف زرارينا وشيعتنا عن ايماننا وعن شمائلنا
(Tarih-i İbn-i Esakir( c.4, s.318), Essevaik( s.96), Tezkiret’üs-Sibt( s.31), Mecme’üz- Zevaid( c.9, s.1319), Elcami’üs- Sağir( c.2, s.16.)
12. Beyyine suresinin 7. ayeti indiğinde Hz. Peygamber Hz Ali’ye hitaben şöyle buyurmuştur: “Sen ve senin Şiaların kıyamet gününe Allah’tan razı olarak ve Allah da sizden razı olarak geleceksiniz. Düşmanlarınızsa gazaplı ve kahra uğramış olarak gelecekler.
انت وشيعتك تأتي يوم القيامة انت وهم راضيين مرضيين و تأتي اعدائك غضباناً مُقمحي
(İbn-i Sebbağ-ı Maliki, El Fusul kitabı (s.122) İbn-i Abbas’tan rivayet etmiş)
Kısaca Hakim-i Haskaniy-i Nişabur-i (hicretin beşinci yüzyılında vefat etmiş) Şevahid’üt-Tenzil kitabında çeşitli senetlerle yirmiyi aşkın hadisin, beyine suresi 7. ayetin Hz. Ali ve Şiaları hakkında indiğini rivayet etmiştir.
Beyine Suresi 7. ayetin Hz. Ali ve Şiaları hakkında indiğini kaleme alan Ehl-i Sünnet alimlerinden bir kaçının ismini zikrediyoruz:
1.Hatib-i Harezmi “Menakib” de,
2.Ebu Neim-i İsfahan-i “Kifayet’ut- Talib” de,
3.Taberi tefsirinde
4.İbn-i Sebbağ-ı Maliki “Fusul’ul Muhimme”de
5.Alusi “Ruhul Meani” de
6.Şevkani “Fethul Gadir” de
7.Şeyh Süleyman-ı Kunduz-i “ Yenabi’ul Mevedde” de
Sonuç olarak; “Şia”  ifadesi, Hz Peygamber (s.a.a) zamanından Hz. Peygamberin bizzat kendisi tarafından Hz. Ali’ye uyanlara verilmiş bir addır. Verdiğimiz bunca hadis-i Şerif ve kaynaklar bunun isbatıdır.
:  عنِ الهوى اِن هو الاّ وحىُ يوحىوما ينطق
Meali:  “(Hz. Muhammed) ve kendi dileğiyle söz de söylemedi. Sözü ancak vahy edilen şeyden ibarettir.” (Necm Suresi/ 3. ve 4. ayet)
Şia’nın Düşünce Kaynakları
1. Kuran-ı Kerim
2. Sünnet (Hz Peygamberin söz ve davranışları)
3. Akıl
4. İcma
Şia’nın Üzerinde İcma Ettiği Kaynaklar
1.Allah’ın varlık ve birliğine inanmak
2.Hz. Muhammet’in getirmiş olduğu Kuran-ı Kerim’in bu Kuran olduğuna ve içindeki hükümlerin A’dan Z’ye kadar hepsine inanmak.
3.Hz. Muhammet’in (s.a.a) yüz yirmi dört bin peygamberin sonuncusu ve en üstünü olduğuna inanmak
4.Son dinin evrensel İslam dini olduğuna inanmak.
5.Kıblenin Kâbe olduğuna inanmak.
6.Son Peygamberin Ehl-i Beyt’inin yüce faziletlerini tamamen kabul edip Hz Peygamberin eminleri olduğuna inanmak.
7.Hz Muhammed’den sonra ümmetin idaresi için Allah’ın emriyle on iki Ehl-i Beyt imamlarının masumluğuna, imametine ve vilayetine inanmak. (Birincisi Hz Ali ve sonuncusu
Mehdi olmak üzere)
8.Hz. Peygamberin sahabelerine sevgi duymak. (Gerek peygamber zamanı gerek peygamber vefatından sonra ona itaat edip, emrinden çıkmamış olanlara)
9. Tüm Müslümanları Kuran-ı Kerim’in emri doğrultusunda kardeş bilmek.
10.Namaza, Zekâta, Hacca, Oruca ve sair ibadetlere inanmak ve amel etmek.
11. On iki pak imamların sonuncusu olan Hz. Mehdi’nin, yeryüzü zulümle dolduktan sonra zuhur edip yeryüzünü adaletle dolduracağına ve Dünya’ya İslam’ı hakim kılacağına inanmak.
12.Kıyamete ve Ahirete (Ölümden sonra dirilmeye, cennet ve cehenneme)
İnanmak.
Allah’ın salat ve selamı Hz. Muhammet’e, onun pak Ehl-i Beyt’ine, güzide sahabelerine ve hidayet yoluna tabi olanlara olsun.
Mazlumların Göz Nuru Hz. Mehdi (af)
Hüseyin Çaça
Makamı: 12. İmam
Adı: M.H.M.D.
Lakabı: Mehdi, Hatem, Muntezir, Sahibe’z Zeman
Künyesi: Ebulkasım
Baba adı: Hasan
Anne adı: Nergis
Doğum tarihi: 15 Şaban 255 hicri
Doğum yeri: Samerra
Hz. Mehdi (a.f)’in Kısaca Hayatı:
Hicretin 260. Yılında babasının vefatından sonra henüz 5 yaşındayken İmamlık makamına geldi ve babasının cenaze namazını o kıldı.
Beş yaşından itibaren gaybeti suğrası (küçük gaybeti) başladı ve 74 sene böyle devam etti. Bu zaman zarfında 4 vekili vardı. Onlar imamla görüşürdü ve böylece halkla İmam (a.f) arasında irtibat sağlanıyor ve sorunlar çözülmüş oluyordu. O dört kişi şunlardır: “Sait oğlu Osman, Osman oğlu Muhammed, Ruh oğlu Hüseyin,  Muhammed oğlu Ali”
Ancak hicretin 329’undan sonra gaybeti Kübra (büyük gaybet ) dönemine girildi. İmam artık hepten görülmez oldu ta Allah’ın iradesi gerçekleşeceği güne kadar… Günümüzde İmam’ın özel temsilcisi bulunmamaktadır. Ancak umumen taklit mercileri İmam (a.f)’ın temsilcisidirler.
20 kadar hadiste Hz. Resulullah’dan Hz. Mehdi’nin peygamber soyundan olup kurtarıcı olarak geleceği haberini verilmiştir.
Hz. Mehdi (a.f) ilgili hadisleri içeren bazı kitapların adı:
1- Sünen-i Ebu Davut
2- Tirmizi
3- İbn-i Mace
4- Müsned-i Ahmed
5- Tarih-i Bağdadi
6- Tarih-i Demeşki
Hz.Mehdi (a.f) hakkında kitap yazan araştırmacılardan bazıları:
1- Ebu Naim
2- İbn-i Hacer
3- Şevkani
4- İdris-i Iraki
5- Ebu’l Abbas Mağribi
Hz.Mehdi (a.f)’in geleceğini kesin (mütevatir) olarak kabul eden tanınmış kimseler:
1- Es-Seğavi
2- Muhammed b. Ahmed
3- Ebu’l Hasan
4- İbn-i Teymiye
5- Suyuti
6- İdris-i Iraki
7- Şevkani
8- Muhammed Cafer
9- Ebu’l Abbas
Hz. Mehdi ile ilgili bu kitaplar ve tevatürü iddia edenler hepsi Ehli Sünnet’e mensup tanınmış kitaplar ve ilim ehli şahsiyetlerdir. Bu konuda araştırma yapmak isteyenler verdiğimiz adreslere müracaat edebilirler.
Hz. İmam Mehdi (a.s)’ın hayatından kesitler:
1- İmam dünyaya geldiğinde iki melek onu alıp arşa götürdü. Arşta yüce Allah ona şöyle buyurdu: Ey dinimin nasiri! Ey dinimi aşikâr eden ve kullarımın hidayetçisi! Merhaba. Yemin ederim ki, ben seninle alacağım, seninle vereceğim ve seninle bağışlayacağım…
2- İmam Zaman (a.f) hakkındaki bir hadiste şöyle buyrulmaktadır: İmam’a ait bir ev vardır ki, ona Beytu’l-Hamd derler. Doğduğu günden itibaren o evde yanmakta olup, kıyamete kadar devam edecek olan bir ışık vardır.
3- Vasilik konusu ve hüccetlik kavramı onunla son bulacaktır.
4- Doğduğu günden itibaren Ruhu’l-Kudus’a emanet edilmiş ve terbiyesi de nur âleminde tamamlanmıştır…
5- Onun üzerinde hiçbir zalim ve tağutun biati olmamış ve olmayacaktır.
6- Hiçbir kâfir, münafık ve fasıkla musafehe etmemiş ve muaşereti olmamıştır.
7- Hz. Peygamber (s.a.a)’in omzundaki nübüvvet mührü olduğu gibi onun omzunda da vasilik mührü vardır.
8- Semavi kitaplarda lakap veya lakaplarıyla zikredilmiştir.
9- Onun zuhuruyla gökteki ve yeryüzündeki alametler ortaya çıkacaktır.
Se nuriyhim ayatuna fil afakî ve fi enfusihim hetta yetebeyyene lehum ennehu’l-heggu.[1]
Bu ayetle ilgili İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Bu ayet ve bir takım alametler İmam’ın zuhurundan önce vuku bulacaktır. Yine şöyle buyurmuştur: Hakk İmam-ı Zaman’ın zuhuruyla aşikâr olacak.[2]
10- Bu zuhur hususunda İmam Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur: İmam (a.f) zuhur ettiğinde gökten nida gelecek ve İmam-ı Zaman ismiyle ilan edilecektir. Bu nidayı doğuda ve batıda yaşayanların tümü duyacaktır.
İmam Bâkır (a.s) münadi hakkında şöyle buyurmuştur: Zuhurun münadisi (ilan edeni) Cebrail (a.s) olacaktır. Mübarek Ramazan ayının yirmi üçünde, Perşembe akşamı (Perşembeyi cumaya bağlayan gece) İmam (a.f) zuhur edecek ve çağrısını yapacaktır.[3]
11- Hz. Ali’nin peygamberden sonraki hazırlamış olduğu mushafını ortaya koyacaktır.
12- Sürekli üzerinde beyaz bulut dolaşacaktır.
13- İmam (a.f) geldiğinde dünyanın hareketi yavaşlayacaktır. İmam Bâkır şöyle buyurmuştur: İmam’ın zuhuru ve onunla vuku bulacak hadiseler yedi yıl sürecek ve her senesi de bizim bilip hesapladığımız yıllara göre 10 sene miktarı uzun olacaktır. Böylece yüce Allah yeryüzünde iradesini hâkim kılacaktır.
14- İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: İmam Mehdi (a.f) 40 yaşında gibi görünecektir.
15- Habil öldürülmeden önceki dünyanın durumu gibi tüm insanlar ve hayvanlar arasından nefret ve düşmanlık duygusu kalkacaktır. Bu hususta Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

Tüm insanlar ve hayvanlar arasında esenlik hâkim olacaktır.
16- Hadislere göre İmam’ın zamanında birçok insanlar kabirden diriltilecektir. Örneğin; Şeyh Müfid şöyle demiştir: Hz. Musa’nın kavminden 27 kişi ve Ashab-ı Kehf’den 7 kişi, Yuşe b. Nun, Selman, Ebuzer, Ebu Ducane Ensari, Miktad ve Malik Eşter İmam’ın yardımcıları ve valileri olarak geleceklerdir.
Bir diğer hadiste şöyle buyurmuştur: 40 sabah ahd duasını okuyan İmam-ı Zaman’ın yardımcısı olarak kabul edilir ve eğer İmam-ı görmeden ölürse, Allah onu İmam’ın kıyamında diriltecektir.
17- Yer ve onun altında olan tüm kıymetli şeyler ve hazineler aşikâr olacaktır.
18- Yağmur, bitki, meyve ve diğer nimetler çoğalacaktır.
Yevme tubeddilül erzu ğeyrel erzi. İbrahim/48
19- İnsanların aklı kemale ulaşacaktır. Kin ve haset insanların kalbinden temizlenecektir.
20- Gözler ve kulaklar daha keskin olacak. Öyle ki, 4 fersahtan (yaklaşık 22 km.) İmam onlarla konuşacaktır ve onları görebilecektir.
21- İmam-ı Zaman (a.f)’ın nuru dünyayı nurlandıracak kadar çoktur.
Ve eşregetul erzu bi nuri rabbiha. Zumer/69
Yukarıdaki ayet İmam-ı Zaman hakkında tefsir olmuştur.
22- Onun hükümeti doğu ve batıyı kuşatacaktır.
Ve lehu esleme men fis semavati velerzi teven ve kerhen Ali İmran/83
23- İmam Zaman (a.f) geldiğinde adalet tüm yeryüzüne hâkim olacaktır.
24- İmam Zaman (a.f), Hz. Davut ve Süleyman gibi delil istemeden imamet ilmiyle hükmedecektir.
25- İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur: Hz. Musa’nın mucizesi olan 12 taş fışkıran pınar İmam Mehdi’nin hizmetinde olacaktır. Onunla beraber olanlar açlığını ve susuzluğunu o pınardan içerek giderecektir ve bu adı geçen pınar Küfe civarında olacaktır.
26- Hz. İsa gökten inecek ve İmam Zaman (a.f)’in arkasında namaz kılacaktır. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: Peygamber efendimiz (s.a.a) miraca gittiğinde Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: Ey Muhammed! Ali’nin soyundan 12 İmam gelecek ve bunların hepsi de senin soyundan olacaktır. On iki imamın sonuncusunun arkasında İsa namaz kılacaktır.

O, yeryüzünü adaletle dolduracak, onunla kullarım helak olmaktan kurtulacak ve onun eliyle anadan olma körlere şifa vereceğim.
27- İmam-ı Zaman (a.f)’in zuhuruyla yeryüzünde zalim saltanatlarının da sonu gelecektir. Zira İmam zulme son verip, İlahi adaleti dünyaya egemen kılacaktır.

Bu durum da kıyamete kadar devam edecektir. İmam’ın hükümeti ya kıyametle sonuçlanacak ya da sair imamlarla devam edecektir. Veyahut da İmam’ın evlatlarıyla devamını sağlayacaklardır.[4]
Dosta giden bir deste gül, o deste gül ben olsaydım.
Yâre giden Şeyda bülbül, o bülbülde ben olsaydım
Bu yol gider menzil, menzil, kalk gidelim dosta gönül
Dost yolunda yanan kandil, o kandilde ben olsaydım
Davut gibi içten içten, yakar gönlüm canı dilden
Bir nefes ki Mesihlerden, o nefeste ben olsaydım
Cihandır cilveyi Hüda.. Yaran, gel gidelim Tura.
Musa elinde bir asa, o asa da ben olsaydım.
Şanı yüce Şahı Merdan, Hayberlerde yazdı destan.
Okununca vakti ezan, ufuklar da ben olsaydım.
Munciyi alem-i beşer, cümle alemlere server.
Bastığı topraklar mahşer, zerrey-i hâk ben olsaydım
[1]Fussilet/53
[2] İmam’ın zuhur alametlerinin 400 yakın olduğu söylenmiştir.
[3]Bu hadis mütevatir hadislerdendir.
[4]Muntehel amal kitabı, c.2,763-771


more post like this