Evrensel bir ıslahatçının varlığına inanmak sadece Müslümanlara özgü bir inanç mıdır yoksa diğer milletler de buna inanmakta mıdır? Her iki halde de vaad edilmiş ıslahatçının İslami hadislerdeki özellikleri nelerdir?

Cevap
Evrensel bir ıslahatçının varlığına inanmak, Kur’ani bir köke sahip olan ve İslami hadislerde mütevatir derecesine ulaşan İslami asil bir inanç olmakla birlikte diğer milletler de kendi kitaplarında yer aldığı esasınca buna inanmaktadır. Hatta toplumsal muhasebeler esasınca materyalistler bile böyle bir devrime ve çok boyutlu tekamüle inanmak zorundadır. Zira tek boyutlu maddi bir tekamül doğru ve faydalı bir tekamül olamaz.
Dünyanın diğer milletleri de evrensel büyük bir ıslahatçının varlığına ve insani toplumun çok boyutlu tekamülüne inanmaktadır. Bütün yeryüzünü fesat kapladıktan sonra yeniden bahar rüzgarları esecek, yağmurlar yağacak, güneş doğacak, kara toprak gül ve bitkiler yetiştirecek, çöl ve sahralar, yeşilliğe dönüşecektir.
Bütün dünya milletlerinin inancına göre gece zulmeti, bir müddet bütün yeryüzünü kaplayacak ama güneşin güçlü pençesi ufukların bağrını yararak yüzünü gösterecek ve altın ışıklarını bütün yeryüzüne dağıtacaktır.
Bu gerçek, tabiat alemine ve bitkilere özgü bir ilke değildir. Bütün bir varlık alemi bu esas üzere yaratılmıştır. Her karanlığın sonunda bir aydınlık vardır gerçeği evrensel bir tümel kanundur. Her yıkımdan sonra bir bayındırlığın ve her düzensizlikten sonra bir düzenin, her baskıdan sonra bir özgürlüğün vücuda geleceğini belirtmektedir. Bu tümel ve evrensel ilkeyi tarihi tecrübeler de teyit etmektedir.
Bu esas üzere evrensel islahatçı, adalet münadisi, eşitlik taraftarı ve temizlik abidesi İmam-i Zaman’ın (Hz. Mehdi’nin) beşeri toplumları zulüm ve baskı kapladıktan sonraki varlığını ve kıyamını tekamülün genel kanunu olarak kabul etmek gerekir; aykırı bir durum olarak değil.
Evrensel ıslahatçı meselesi Şiilere özgü bir inanç değildir. Sadece Şiiler böyle bir kıyamın beklentisi içinde bulunmamaktadırlar. Bu bütün dünyanın görüş birliği içinde olduğu bir hakikattir.
Elbette vaad edilmiş ıslahatçının görüşleri hakkında dakik bir bilgiye sahip olmak, sadece semavi kitaplar ve gerçek İslami hadisler yoluyla mümkündür. Ama ahir zaman olarak adlandırılan bir zamanda böyle bir ıslahatçının zuhuruna ve varlığına inanmak, akıl ve diğer toplumsal muhasebeler üzere de mümkün gözükmektedir. Akıl bu çok boyutlu tekamül hakkında şu delili gözler önüne sermektedir:
İnsanlık toplumu ortaya çıktığı günden beri her gün sanayi, ilim, ev, besin ve giyim gibi hayati meselelerde göz alıcı bir ilerleme kaydetmektedir. İnsani toplum böylesine derin bir değişiklik, içinde bulunmaktadır. Maddi işler ve hayati hususlarda göz alıcı bir ilerleme kaydedilmiş ve sorunlar halledilmiştir. Ama tek boyutlu maddi bir tekamülü, tekamül olarak adlandırmak mümkün müdür yoksa böylesine tek boyutlu bir sıçrama toplumun yok olması mı demektir?
Bir varlığın, canlının ve toplumun gerçek tekamülü, çok boyutlu bir tekamül içine girmesidir. Gözlerini dünyaya açan ve yavaş yavaş gelişen bir çocuk, bütün organlarıyla gelişmelidir. Ama eğer sadece bir organı gelişir ve diğer organları olduğu yerde kalacak olursa, şüphesiz ters bir sonuç doğuracaktır.
Bu açıdan sanayi, teknik ve diğer maddi gelişimleri toplumun manevi ve ruhi gelişiminin başlangıcı saymak gerekir. Bu tekamülün yanı sıra maneviyat, fazilet ve takvanın gelişimi hususunda da bir sıçrama gerçekleştirilmeli ve insani toplum bütün anlamıyla ideal hale gelmelidir.
Bu mantık, maddeci ve Allah’tan uzak bir insanın mantığına da aykırı değildir. Böyle bir kimse de dindar insanların semavi kitaplar ve mütevatir hadisler yoluyla ulaştığı gerçeklere ulaşabilir. Ama şunu göz önünde bulundurmak gerekir ki ayrıcalık esasına dayanan ve sadece maddi işlerde sıçramayı öngören bir tekamül doğru ve faydalı bir tekamül değildir. Birey veya toplum çok boyutlu bir tekamül içine girmedikçe hiçbir toplum mutlu olamaz.
Eğer maddeci insan bu yolla evrensel bir ıslahatçının varlığına inanacak olursa, semavi kitaplara ve dinlere uyan kimseler, maddecilerden önce, böyle bir islahatçının varlığına inanmak durumundadır. Zira akıl ve zekanın yanı sıra onların semavi kitapları da böyle bir sıçramanın ve bütün işlerde derin devrimin varlığını açıkça belirtmektedir.
Eski İran kitaplarında ve bütün tahriflere rağmen İncil ve Tevrat’ta evrensel ıslahatçının varlığı açık bir şekilde söz konusu edilmiştir. Biz özet olsun diye hepsini nakletmekten sakınıyor, sadece Davud’un Zebur’undan birkaç örnek aktarmakla yetiniyoruz:

Zebur’da Evrensel Islahatçı
Böyle tüm boyutlu bir devrim ve sıçramanın varlığını ispat eden en açık ayet şudur: “Şüphesiz biz Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebur’da da, «Hiç şüphesiz yeryüzüne salih kullarım varis olacaktır» diye yazdık.”
Zebur’da ise şöyle yer almıştır: “Hz. Davud peygamberin mezamirinin ilk mezmurunda Allah-u Teala Davud’a kötülerin çokluğundan korkmamasını tavsiye etmektedir. Zira sonunda onların tümü yok olacaktır. Kendini üzme. Aksi taktirde bu günaha sebep olacaktır. Zira kötüler yok olacak, ama Allah’ı bekleyenler yeryüzüne varis olacaktır.
Hilim sahibi kimseler yeryüzüne varis olacak ve esenliğin çokluğundan lezzet alacaklardır. Allah Salihleri teyit edecektir. Allah salihlerin günlerini bilmekte ve miraslarını ebedi kılmaktadır.
Allah’tan bereket bulanlar yeryüzüne varis olacak ve Allah’ın lanet ettiği kimseler yok olacaktır.
Salihler, yeryüzüne varis olacak ve yeryüzünde ebedi olarak kalacaklardır.
Sonuçta kötüler yok olacak ve Allah Salihleri kurtuluşa erdirecektir.
Allah’ı bekle ve yolunu gözet ki seni yeryüzüne varis kılsın.”
Son Peygamber’den (s.a.a) söz eden kırk beşinci Mezmur’da ise son olarak şöyle buyurmaktadır: “Babaların yerine çocukların olacaktır. Seni bütün yeryüzüne hakim kılacağım. Senin adını bütün köylerde anacağım. Böylece kavimler seni Ahmet olarak anacak.”
Hakeza 96. Mezmur’da şöyle yer almıştır: “Kavimleri ölçüyle yargılayacaktır. Gök yüzü sevinecek, yeryüzü mutluluğa boğulacaktır. Denizler ve periler gürleyecektir, çöller ve çölde olan her şey sevince boğulacaktır. Bütün ağaçlar, Allah’ın huzurunda ormanlaşacaktır. Zira o gelecek ve evrene hükmetmek için gelecektir.”
Hakeza 97. Mezmur’da şöyle yer almıştır: “Gökler, onun adaletini ilan edecek, bütün kavimler, onun celalini görecek, yontulmuş putlara tapanlar utanacaktır.”
Allah’a şükürler olsun ki, tahrif elleri Zebur’un metninin bu bölümünü tahrif edememiştir. Şüphesiz tarih boyunca Salih hükümetler iş başına geçmiştir. Ama bütün yeryüzüne hükmeden ve bütün imanlı, takva ve iffete bürüyen bir hükümet görülmemiştir. Bu açıdan Zebur ve Kur’an’a inananlar, bütün dünyada hükmedecek olan Salih bir devletin doğuşunu beklemektedir.
İslami hadislerde de bu evrensel ıslahatçı Mehdi, Sahib’ul-Asr ve’z-Zaman… olarak adlandırılmıştır. Hiçbir konuda Hz. Mehdi (a.s) hakkında nakledilen hadisler kadar hadis mevcut değildir. Bu hadisler, İmam’ın (a.s) özelliklerini açıklamakta ve yalan yere Mehdilik iddiasında bulunanların her türlü oyunlarını ifşa etmektedir. Sünni ve Şii bütün İslam muhaddislerinin naklettiği bu rivayetler ışığında, Mehdi-i Sudani, Gulam Ahmed Kadyani ve Ali Muhammed Bab gibi yalancıların iddialarının boş olduğu ortaya çıkmaktadır. Şimdi vaad edilen kurtarıcının özelliklerinin yer aldığı rivayetlerin fihristini, hadislerin sayısını zikrederek aktaralım:
1-Hz. Mehdi’nin zuhurunu müjdeleyen rivayetler 657 tanedir.
2-Hz. Mehdi’nin Peygamber’in Ehl-I Beyt’inden olduğunu bildiren rivayetler 389 tanedir.
3-Hz. Mehdi’nin Ali’nin (a.s) evlatlarından olduğunu bildiren rivayetler, 214 tanedir.
4-Hz. Mehdi’nin Fatıma’nın (a.s) evlatlarından olduğunu bildiren rivayetler, 192 tanedir.
5-Hz. Mehdi’nin Hüseyin b. Ali’nin (a.s) dokuzuncu evladı olduğunu bildiren rivayetler, 148 tanedir.
6-Hz. Mehdi’nin, İmam Zeyn’ül-Abidin’in (a.s) evlatlarından olduğunu bildiren rivayetler, 185 tanedir.
7-Hz. Mehdi’nin, İmam Askeri’nin (a.s) evlatlarından olduğunu bildiren rivayetler, 146 tanedir.
8-İmam Hasan Askeri’nin (a.s) ejdadını beyan eden rivayetler 147 tanedir.
9-Hz. Mehdi’nin dünyayı adaletle dolduracağını bildiren rivayetler, 132 tanedir.
10-Hz. Mehdi’nin uzun bir süre gaybete çekileceğini bildiren rivayetler, 91 tanedir.
11-Hz. Mehdi’nin uzun bir ömre sahip olduğunu bildiren rivayetler, 318 tanedir.
12-İslam dininin Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle evrensel bir din haline geleceğini bildiren rivayetler, 47 tanedir.
13-On ikinci imamın son imam olduğunu bildiren rivayetler, 136 tanedir.
14-Hz. Mehdi’nin doğumu ile ilgili rivayetler, 214 tanedir.
Bütün bu hadis ve rivayetler, asil İslami kitaplarda nakledilmiş ve bu konuyu kesin ve açık bir şekilde gözler önüne sermiştir.”
Ayetullah Cafer Subhani


more post like this