el-Bihar 36/192-418, Ebvab’un-Nusus ale’l-Eimme (a.s)
el-Bihar, 23/104, 7. Bölüm, Fezail-u Ehl’il Beyt, Haber’us-Sekaleyn ve’s-Sefine
el-Bihar, 26/18-226, Ebvab-u Ulum’il Eimme (a.s)
Kenz’ul Ummal, 12/93-129, Fezail-u Ehl’il Beyt (a.s)

bak.
es-Sadik, 290. Konu; el-İsmet, 358. Konu ve el-Emsal, 3604-3606. Bölümler

160. Bölüm İmam Seçimi

1.    İmam Mehdi (a.s) Sa’d bin Abdullah Kumi’nin kendisine, taraftarlarının kendi başlarına neden bir imam seçemeyeceğini sorması üzerine şöyle buyurmuştur: “O imam iyi midir, yoksa kötü mü?”(Sa’d diyor ki: ) “İyidir”deyince şöyle buyurdu: “Acaba onlardan birinin iyi ve kötü hakkındaki görüşünün ne olduğunu bilmemesi ve neticede kötü bir insanı seçmesi mümkün müdür?”Ben: “Evet”deyince de şöyle buyurdu: “İşte bu yüzden! Senin için ikna olasın diye bir burhan getireyim.”Daha sonra şöyle buyurdu: “Bana söyle: Acaba aziz ve celil olan Allah’ın seçtiği, kendilerine kitap indirdiği vahiy ve ismetle güçlendirdiği ümmetlerin ileri gelenleri olduğu, seçme hususunda onlardan daha güçlü bulunduğu halde Musa ve İsa’nın (a.s) akli üstünlükleri ve ilmi kemallerine rağmen seçmek istediklerinde bir münafığı seçmeleri ve onun mümin olduğunu sanmaları mümkün müdür?”Ben: “Hayır”deyince şöyle buyurdu: “Musa Kelimullah akli üstünlüğüne, ilmi kemaline ve kendisine inen vahye rağmen Allah ile görüşmek için iman ve ihlaslarından hiç şüphe duymadığı kavminin ileri gelenlerinden ve ordusunun başlarından yetmiş kişiyi seçti, ama bu seçimi münafıkları da kapsadı. Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurdu: “Musa kavminden yetmiş kişiyi bizi görmek için seçti.”Dolayısıyla Allah’ın peygamber olarak seçtiği kimse bile iyi yerine kötüyü seçmekte ve de onun kötü değil de, iyi olduğunu zannetmektedir. Buradan da anlıyoruz ki (İmam) seçmek sadece kalbin gizliliklerinden haberdar olan (Allah’a) mahsustur.”
Şura, 2138 ve 2141. Bölümler

161. Bölüm
Sekaleyn Hadisi

2.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum. Şüphesiz benden sonra onlara sarıldıkça sapıklığa düşmezsiniz. Bunların birisi diğerinden daha büyüktür: Gökle yer arasında uzatılmış bir ip olan Allah’ın Kitabı ve İtretim, Ehl-i Beyt’im. Bilin ki onlar havuzda yanıma gelinceye kadar birbirinden ayrılmazlar.”
Bak, es-Sünnet, 1910. Bölüm

162. Bölüm
Ehl-i Beyt’ten Ayrılmamanın Gereği

3.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Peygamberinizin Ehl-i Beytine bakınız, yolunu takip ediniz. Arkalarından gidiniz. Zira onlar asla sizi hidayetten uzaklaştırmaz, sizleri yokluğa sürüklemez. Onlar otururlarsa siz de oturun; kalkarlarsa siz de kalkın.”
4.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bilin ki şüphesiz Al-i Muhammed’in (s.a.a) misali gökteki yıldızlar gibidir. Bir yıldız batınca diğeri ortaya çıkar. Adeta Allah’ın nimetleri aranızda kemale ermiş ve sizlere arzu ettiğiniz şeyler verilmiştir.”
5.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Biz nübüvvet ağacı, risaletin indiği yer, meleklerin gelip gittiği mekan, ilim madeni ve hikmet pınarlarıyız.”
6.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki bana (nebevi) risaletleri ulaştırma, vadeleri gerçekleştirme, kelimeleri tamamlama (Kur’an’ın tevili) işi öğretildi. Hikmet kapıları ve işin aydınlıkları (akli ve akidevi meseleler) biz Ehl-i Beyt’in yanındadır.”
7.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bizim değil de kendilerinin ilimde derinleşenler olduğunu zannederek yalan söyleyen ve bizlere zulmedenler neredeler? Oysa hidayet bizimle katedilir ve körlük bizimle giderilir.”
8.    İmam Ali (a.s) Ehl-i Beyt’i terk edenler hakkında şöyle buyurmuştur: “Onlar dünyayı seçtiler, ahireti artlarına attılar, berrak suyu bıraktılar bulanık sudan içtiler. Adeta onların fasıklarının kötülükle arkadaş olduğunu görür gibiyim.”
9.    İmam Sadık (a.s) İmamların hali ve nitelikleri hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah onları insanlar için hayat, karanlıklar için meşale, kelam için anahtar ve İslam için sütunlar karar kılmıştır.”
10.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Onlar (Ehl-i Beyt) ilmin hayatı, cehaletin ölümüdürler. Hükümleri, sizlere ilimlerini; susmaları, konuşmalarını; zahirleri, batınlarını haber vermektedir. Onlar dine muhalefet etmezler ve onda bir ihtilafa düşmezler. Onlar arasında din doğru sözlü bir şahit ve konuşan bir suskundur.”
11.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz imamlar Allah’ın kulları üzerindeki yöneticileri, kulları üzerindeki arifleridir. Cennete onların tanıdığı ve onları tanıyanlar dışındakiler girmez. Cehenneme de onları inkar edenler ve onların inkar ettikleri dışındakiler girmez.”
12.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Biziz haslar, dostlar, hazinedarlar ve kapılar. Evlere sadece kapılarından girilir, evlere kapılarından girmeyen kimse hırsız olarak adlandırılır.”
13.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İmanın yücelikleri onlardadır. Onlar Rahman’ın hazineleridir. Konuşurlarsa doğru söylerler, susarlarsa hiç kimse onları geçemez. (Sessizlikleri zayıflıklarından veya çaresizliklerinden değildir. Aksine hikmet ve maslahata dayalıdır. )”
14.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Biz yollar arasındaki dayanağız; geri kalan bizlere yetişir, ileri giden ise bize geri döner.”
15.    İmam Sadık (a.s) babalarından (a.s) şöyle nakletmiştir: “Hak bayrağı bizimledir. Ona uyan (kurtuluş sahiline) ulaşır. Ondan geri kalan boğulur. Bilin ki her müminin kanının intikamı bizimle alınır, boyunlarınızdaki zillet halkası bizimle çıkarılır; fetih kapısı sizinle değil, bizimle açılır ve kapılar bizimle kapanır, sizinle değil.”
16.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Ehl-i Beyt’imin aranızdaki misali Nuh’un gemisi misalidir. Ona binen kurtulur, geri kalan ise boğulur.”
17.    İmam Ali (a.s) Peygamberin (s.a.a) Ehl-i Beyt’ini zikrederken şöyle buyurmuştur: “Onlar (Resulullah’ın) sırrının yeri, emrinin sığınağı, ilminin hazinesi, hikmetinin üssü, kitaplarının mağarası (sığınağı), dinin dağlarıdır. Belinin eğriliği onlarla düzelir. Bedeninin sarsıntısı onlarla ortadan kalkar.”
18.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz insanlar nezdinde biz Ehl-i Beyt’ten almadıkları hiç bir hak ve doğruluk yoktur. Hiç kimse verdiği hükmün anahtarı, kapısı, evveli ve sünneti Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib olmadıkça hak ve adalet ile hüküm edemez.”
bak. el-İlim, 2922. Bölüm

163. Bölüm
Ehl-i Beyt’in (a.s) Bazı Özellikleri

19.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Allah dini bizimle açtığı gibi bizimle de kapatmıştır. Allah kin ve düşmanlıktan sonra kalplerin arasını bizim ile bulmuştur.”
20.    Resulullah (s.a.a), Hz. Ali’ye fitne ehlini nitelendirirken şöyle buyurmuştur: “Kendilerine adalet gelinceye kadar fitnede şaşkınca bocalarlar.”(Ali (a.s) şöyle diyor: ) Ben, “Ya Resulullah! Adalet bizden midir yoksa dışımızdakilerden mi?”diye sorunca şöyle buyurdu: “Hayır bizdendir, Allah bizimle açar, bizimle kapatır ve şirkten sonra kalpleri bizimle birleştirdi.”
21.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bela bizimle başlar, sonra sizinle; huzur bizimle başlar, sonra sizinle kendisine yemin edilene andolsun ki Allah çakıl taşları ile (fil olayında) zafere ulaştırdığı gibi sizinle de zafere ulaştıracaktır.”

164. Bölüm
Ehl-i Beyt’e (a.s) Yapılan Baskıların Sebebi

22.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Soyumuz daha üstün, Peygamber (s.a.a) ile akrabalık bağımız daha sağlam olduğu halde hilafet konusunda bize zorbalık edilmesinin sebebi hilafetin çekici ve cezzab oluşudur. Bir grup hırslanarak ona yumuldu, diğer bir grup (Ehl-i Beyt) ise cömertçe el çekti. (Aramızda hüküm verecek) Hakem ise Allah’tır.”

165. Bölüm
Ehl-i Beyt’e (a.s) Göre Hükümet Felsefesi

23.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! Şüphesiz ki bizden olanların (iktidarı ele geçirme isteğinin), kudrete rağbet ve dünya malından bir şey elde etmek için oluşmadığını sen çok iyi biliyorsun. Aksine biz, mazlum kulların güven bulsunlar, askıya alınmış hükümlerin yeniden uygulansın, dininin nişanelerini yerine geri dönsün ve ülkelerini, ıslah ve bayındır olsun diye hükümeti istedik.”
bak. ed-Dünya, 1224 ve 1225. Bölümler

166. Bölüm
Tefrika ve Ayrılıktan Korkmak

24.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Dolayısıyla baktım, Ehl-i Beyt’imden başka ne bir yardımcım, ne bir savunucum ve de bir dayanağımın olmadığını gördüm. Bu yüzden onları ölümün pençesine atmaktan çekindim. Dolayısıyla çerçöp kaçmış gözlerimi yumdum, kemik saplanmış boğazımla tükürüğümü yuttum.”
25.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki Arabın, Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra hilafeti Ehl-i Beyt’inden alacağı ve onlardan uzaklaştıracağı aklımdan bile geçmiyor, hayalime bile gelmiyordu. Ama sonunda bir grubun mürted olarak İslam’dan döndüğünü ve insanları Muhammed’in (s.a.a) dinini yok etmek için davet ettiğini gördüm. Dolayısıyla İslam ve Müslümanlara yardım etmezsem, onda bir gedik açılmasından veya yıkılmasından korktum. Bunun musibeti bana (hilafetten mahrumiyet musibetinden) daha büyüktür.”
26.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki Müslümanlar arasında ayrılık çıkacağından, küfre döneceklerinden ve dinin zarar göreceğinden korkmasaydım mevcut şartları değiştirmek için çalışırdım.”
27.    İmam Sadık (a.s) “Ali’nin (a.s) bir hakkı olsaydı (o halde) onu kıyamdan engelleyen şey neydi?”diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah bunu sadece bir tek kişiyi, yani Resulullah’ı (s.a.a) bu iş ile görevlendirdi ve şöyle buyurdu: “Allah yolunda savaş; sen ancak kendinden sorumlusun”(Nisa/84)
Vesail’uş Şia, 11/66, 30. Bölüm
Mustedrek’ul Vesail, 11/72, 28. Bölüm
145. Konu, el-İhtilaf

167. Bölüm
12 İmam

28.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki bu iş (İslam dini) içlerinde 12 halife gelmedikçe bitmez.”
29.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Tümü Kureyş’ten olan…12 İmam onlara hükmetmedikçe işleri öylece geçer.”
Bu konuda bir çok rivayet mevcuttur. bak. Sahih-i Müslim, 3/1451, Kitab’ul İmaret
30.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz benden sonraki hilafetin sayısı Musa’nın nakipleri (12 temsilcisi) sayısıncadır.”
31.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “12 Halife size hükmetmedikçe bu din sürekli kalacaktır.”
Bu anlam hususunda Şii ve Sünni yoluyla gerçekten de bir çok rivayet nakledilmiştir.
32.    Abdulazim el-Hüseyni şöyle diyor: “Efendim Ali b. Muhammed’in (İmam Hadi’nin -a. s-) huzuruna vardım. Gözleri bana ilişince şöyle buyurdu: “Merhaba ey Ebe’l-Kasım, sen gerçekten de bizim dostumuzsun.”Ben, “Ey İbn-i Resulullah (s.a.a)! Ben sana dinimi arz etmek istiyorum…Ben inanıyorum ki Allah Tebarek ve Teala birdir…Ve hiç şüphesiz Muhammed (s.a.a) onun kulu, Resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur. Kıyamete kadar ondan sonra Peygamber gelmeyecektir. Hakeza inanıyorum ki Peygamber’den sonraki imam, halife ve veliyy-i emr, Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib (a.s) sonra Hasan, sonra Hüseyin, sonra Ali b. Hüseyin, sonra Muhammed b. Ali, sonra Cafer b. Muhammed, sonra Musa b. Cafer, sonra Ali b. Musa, sonra Muhammed b. Ali, sonra da sensin ey Mevlam!”Bunun üzerine İmam Hadi (a.s) şöyle buyurdu: “Benden sonra da oğlum Hasan’dır. İnsanlar onun halefini (Hz. Mehdi’yi) nasıl karşılayacaklar?”Ben, “Neden efendim?”deyince şöyle buyurdu: “Zira kendisi görülmeyecektir ve gayb perdesinin ardından çıkıncaya kadar adının anılması bile uygun değildir. O yeryüzünü adaletle dolduracaktır…”Daha sonra şöyle buyurdu: “Ey Ebu’l Kasım! Allah’a andolsun ki, Allah’ın kullarına seçtiği ve beğendiği din budur. O halde bu dinde sabit kal. Allah dünya ve ahirette seni sabit sözle payidar kılsın.”
bak. el-Kafi, 1/286, Bab-u Ma Nassallah azze ve celle ve resuluhu alel eimmeti (s.a.a) vahiden ve vahiden

168. Bölüm
İmam’ın İlmi

33.    İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz aziz ve celil olan Allah bir kulu insanların işleri için seçince bu iş için kendisine göğüs genişliği verir, kalbine hikmet pınarlarını akıtır. Ona ilhamda bulunur. Öyle ki artık hiç bir soruya cevap vermekten aciz kalmaz ve doğru yolu bulma hususunda şaşkınlığa düşmez.”
34.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Ali (a.s) alimdi, ilmini miras almıştı. Kendisinden sonra ilmini veya Allah’ın istediği şeyleri öğrenecek birisi baki kalmadıkça bir alim ölmez.”
35.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki ben Allah’ın kitabını baştan sona kadar avucumdaymış gibi biliyorum. Onda gök ve yerin haberleri vardır. Onda olanların ve olacakların haberi vardır.   Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Onda her şeyin açıklaması vardır.”


more post like this