el-Bihar, c. 67-c. 73, Kitab’ul İman ve’l-Küfr
Kenz’ul Ummal, 1/23, 65, 270, 297, fil iman ve’l-İslam
Kenz’ul Ummal, 1/140-364, Sifat’ul Mu’minin

bak.
el-İslam, 241. Konu
el-Bela, 401 ve 406. Bölümler; ez-Zulm, 2450. Bölüm; el-Emanet, 302. Bölüm, el-Hesed, 850. Bölüm; el-Heya, 990. Bölüm; er-Rıza, 1517. Bölüm; er-Rifk, 1531. Bölüm; eş-Şöhret, 2126. Bölüm, es-Sabr, 2167. Bölüm; es-Sıdk, 2190. Bölüm; es-Selat (1), 2297. Bölüm; el-Feraset, 3185. Bölüm; el-Lisan, 3561. Bölüm; el-Lehv, 3585. ve 3586. Bölümler; el-Emsal, 3608, 3613 ve 3614. Bölümler; el-Mevt, 3723. Bölüm; en-Nas, 3972. Bölüm

254. Bölüm İman

Kur’an
“Ama Allah size imanı sevdirdi ve onu gönüllerinizde süsledi.”
1.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman hakkın köküdür. Hak hidayetin yoludur. İmanın kılıcı süslü ve sürekli hazır bir kılıçtır. Dünya ise imtihan meydanıdır.”
2.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Salih işlere imanla, imana ise salih amellerle varılır (İman ve salih amel birbirinin ayrılmaz parçalarıdır. ) Ve imanla ilim ve marifet ihya edilir.”
3.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman iki emanetin en üstünüdür.”
bak. el-Cehl, 598 ve 599. Bölümler

255. Bölüm
İman ve İslam

Kur’an
“Bedeviler, “İman ettik”dediler; de ki: “İman etmediniz, ama Müslüman olduk deyin; iman henüz gönüllerinize yerleşmedi.”
4.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) bana, “Ey Ali yaz,”diye buyurdu. Ben, “Ne yazayım?”diye sorunca şöyle buyurdu: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. İman kalplerde yer edendir ve doğruluğu ise salih ameller ile sabit olur. İslam ise dilde cari olandır ve İslam sebebiyle nikah helal olur.”
5.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman kalpte olandır, İslam ise nikah ve mirasın üzerine kurulduğu ve kanların kendisiyle korunduğu şeydir. İman sürekli İslam ile ortaktır. Ama İslam sürekli imanla ortak değildir. (birlikte bulunmaz; yani insan Müslüman olduğu halde iman sahibi olmayabilir. )”
6.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman ikrar ve ameldir. İslam ise amelsiz ikrardır.”
7.    İmam Sadık (a.s), iman hakkında soru soran Ebu Basir’e şöyle buyurmuştur: “Allah’a iman kendisine isyan edilmemesidir.”Ben, “O halde İslam nedir?”diye sorunca İmam (a.s) şöyle buyurdu: “(yaptığımız) Dini ibadetleri bizim gibi yerine getiren ve bizim gibi kesim yapandır.”
8.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz iman kalplerde yer edendir. İslam ise üzerine nikah, miras ve kanların dokunulmazlığının kurulduğu şeydir.”
9.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın dininin adı İslam’dır. Sizler vücuda gelmeden önce, nerede iseniz ve vücuda geldikten sonra sürekli olarak İslam Allah’ın dini olmuş ve olacaktır. Her kim Allah’ın dinini ikrar ederse o Müslüman’dır. Her kim de aziz ve celil olan Allah’ın emrettiği şeylerle amel ederse mümindir.”
el-Bihar, 68/225, 24. Bölüm; Kenz’ul Ummal, 1. 23

256. Bölüm
İmanın Kökü

10.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman bir ağaçtır; kökü yakin, dalı takva, nuru haya ve meyvesi cömertliktir.”
11.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İmanın kökü Allah’ın emrine güzel teslimiyettir.”
bak. ed-Din, 1294. Bölüm

257. Bölüm
İmanın Hakikati (1)

12.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman iddia ve arzu ile olan bir şey değildir. İman kalplerde halis olan ve amellerin doğruladığı şeydir.”
13.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman; kalple tanımak, dille ifade etmek ve erkanlarıyla (organlarıyla) amel etmektir.”
14.    İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman; kalple kurulan bir bağ, dille söylenen bir lafız ve organlarla yapılan bir ameldir.”
15.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman söylenen bir söz, yapılan bir amel ve akılların irfanıdır (tanımasıdır. )”
16.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman dille söylenen bir söz ve organlarla yapılan bir ameldir.”
17.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman; kalp ve dilledir. Hicret ise can ve malladır.”
bak. 262. Bölüm
369. Konu, el-Amel (1)

258. Bölüm
İmanın Hakikati (2)

18.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman, amelin ihlasıdır.”
19.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman; günahlardan temiz kalmak ve tamahlardan münezzeh olmaktır.”
20.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman; sabır ve cömertliktir.”
21.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman iki parçadır; yarısı sabırda, yarısı ise şükürdedir.”
22.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman belalarda sabretmek, nimetlerde şükretmektir.”
23.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İmanın başı doğruluktur.”

259. Bölüm
İmanın Hakikati (3)

24.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz imanın hakikatinden (nişanelerinden) biri de her ne kadar sana zarar verse de hakkı, her ne kadar sana fayda verse de batıla tercih etmendir.”
25.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Üç şey imandandır: Darlık zamanında infak, alime selam vermek ve kendisi hakkında insaflı olmak.”
26.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Adamın biri Resulullah’a (s.a.a) gelerek, “Ya Resulullah! Ben sana İslam üzere biat etmek için geldim”dedi. Resulullah (s.a.a), “Seninle babanı öldürmek üzere mi sözleşeyim?”diye buyurdu. O şahıs, “Evet”deyince Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Allah’a andolsun ki biz sizlere babalarınızı öldürmeyi emretmeyiz ama, bu vesile ile gerçek bir imana sahip olduğunu anladım ve sen Allah’tan başka hiç kimseyi dost edinmeyeceksin.”
27.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) bir gün Harise’yi gördü…Ona, “Ey Harise! Nasıl sabahladın?”diye sordu. Harise, “Ey Resulullah! Hakiki bir mümin olarak sabahladım.”dedi. Resulullah (s.a.a), “şüphesiz her imanın bir hakikati vardır. Senin imanının hakikati nedir?”diye sordu. Harise şöyle dedi: “Dünyadan usandım, geceleri ibadetle sabahladım ve gündüzü susuzlukla (oruçla) geçirdim.”
28.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) yolculuklarından birinde bir kervana rastladı. Onlar, “Selam olsun sana ey Resulullah!”dediler. Resulullah, “Siz kimsiniz?”diye sordu. Onlar, “Biz müminleriz.”dediler. Resulullah (s.a.a), “İmanınızın hakikati nedir?”diye sordu. Onlar, “Allah’ın kaza ve kaderine hoşnut olmak, emrine teslimiyet ve işleri Allah’a havale etmek.”deyince de, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Hikmet sahibi alimler, neredeyse hikmetten dolayı peygamber olacaklar! Eğer doğru söylüyorsanız, içinde oturmayacağınız ev yapmayın, yemeyeceğiniz şeyi toplamayın ve kendisine döneceğiniz kimseden (Allah’tan) sakının.”

260. Bölüm
İmanın Hakikati (4)

29.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz her şeyin bir hakikati vardır. Kul kendisine ulaşan şeyin hata edemeyeceğini ve kendisine hata eden (ulaşmayan) şeyin ise ulaşamayacağını bilmedikçe imanın hakikatine erişemez.”
30.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ebuzer! İnsanları dinlerinde ahmak ve dünyalarında akıllı görmedikçe imanın hakikatine ulaşamazsın.”
31.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul, Allah için gazaplanıp Allah için hoşnut olmadıkça imanın hakikatine erişemez. Böyle yaptığı taktirde imanın hakikatine erer.”
32.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizden hiç kimse kendisine insanlardan en uzak olan kimseyi Allah için sevmedikçe ve kendisine insanlardan en yakın olana da Allah için buğz etmedikçe imanın hakikatine erişemez.”
33.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizden hiç birisi kendisine şu üç özellik olmadıkça imanın hakikatine erişemez: Ölümü hayattan çok sevmedikçe, fakirliği zenginlikten çok sevmedikçe ve hastalığı sıhhatten çok sevmedikçe.”
Biz, “Kim böyle olabilir ki?”diye sorunca, “Hepiniz”diye buyurdu. Daha sonra şöyle devam etti.”Sizden birine, sevgimiz üzere ölmek mi daha sevimlidir yoksa buğzumuz üzere yaşamak mı?”Ben, “Allah’a andolsun ki sevginiz üzere ölmek bizlere daha sevimlidir.”diye söyleyince şöyle buyurdu: “Fakirlik, zenginlik, hastalık ve sıhhat de aynı şekilde…”Ben, “Allah’a andolsun ki evet!”dedim.”

261. Bölüm
İmanın Hakikati (5)

34.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kula münezzeh olan Allah’ın elinde olanlar kendi elinde olanlardan daha güvenilir gelmedikçe imanı gerçek olmaz.”
35.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bilin ki hiç şüphesiz Allah’ın kullarından bir kul, hoşuna gitsin veya gitmesin Allah’ın kendisi hakkında yaptığından hoşnut olmadıkça iman etmiş olmaz.”
36.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Korku ve ümit içinde olmadıkça iman etmiş olmazsın. Korktuğun ve ümit ettiğin şey için amel etmedikçe de korku ve ümit içinde olamazsın.”
37.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul, iyiliklerden kendisi için sevdiğini insanlar için sevmedikçe iman etmiş olmaz.”
38.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “(Mümin kimse) kardeşi için bir damarı hareket ettiğinde diğer damarları da harekete geçen beden gibi olmadıkça iman etmiş sayılmaz.”
39.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz insan kalbi diliyle, dili de kalbiyle eşit olmadıkça iman etmiş olmaz. (Mümin kimsenin) sözü ameline aykırı olmamalı ve komşuları onun kötülüğünden güvende olmalıdır.”

262. Bölüm
İman ve Amel

40.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman ve amel bir ipe bağlanmış iki kardeş gibidir. Allah birini öbürü olmaksızın kabul etmez.”
41.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Amelsiz iman ve imansız amel kabul olmaz.”
42.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman söz ve ameldir. Artar ve eksilir.”
43.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim, “İman amelsiz sözdür”derse mel’undur, mel’undur.”
44.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer iman sözden ibaret olsaydı, oruç, namaz, helal ve haram (ile ilgili bir şey) nazil olmazdı.”
45.    Masum (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman tümüyle amelden ibarettir. Söz ise Allah’ın kitabında farz olduğunu açıkladığı, amelin bir parçasıdır.”
46.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar hakkı nitelendirdiği ve onunla amel ettiği halde kalben hak olduğuna inanmadığı takdirde hiç bir şekilde faydasını görmezler.”
bak. 257. Bölüm; 369. Konu, el-Amel (1)
el-Bihar, 69/18, 30. Bölüm

263. Bölüm
Mürcie Fırkası

47.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mürcie fırkası yetmiş Peygamber’in diliyle lanetlenmiştir. Onlar, “İman, amelsiz sözden ibarettir.”diyenlerdir.”
48.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimden iki gruba Allah yetmiş Peygamber’in diliyle lanet etmiştir: “Kaderiye ve Mürcie. (Mürcie), “İman amelsiz ikrardan ibarettir”diyenlerdir.”
bak. Kenz’ul Ummal, 1/118-140
es-Salat, 2297. Bölüm

264. Bölüm
İman ve Günahlar (1)

49.    İmam Kazım (a.s) “Büyük günahlar insanı imandan çıkarır mı?”sorusu üzerine şöyle buyurmuştur: “Evet, büyük günahlar dışındaki günahlar da (insanı imandan çıkarır.) Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Zina eden kimse mümin olduğu halde zina etmez ve hırsız mümin olduğu halde hırsızlık etmez.”
50.    İmam Bakır (a.s) Resulullah’ın (s.a.a), “İnsan zina edince imanın ruhu kendisinden ayrılır.”sözü hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: “Bu aziz ve celil olan Allah’ın da sözüdür: “Onları kendinden bir ruh ile destekler.”İşte bu onlardan ayrılan ruhtur.”
51.    Zürare şöyle diyor: “Ebi Abdillah’a (a.s) “Resulullah’ın (s.a.a), “Zina eden kimse mümin olduğu halde zina etmez”sözünü gördün mü?”diye sordum, şöyle buyurdu: “İman ruhu onlardan ayrılıncaya kadar… (iman ruhu ayrılınca zina eder. )”Ben, “İman ruhu ondan mı ayrılır?”diye sordum. Sonra “Bana iman ruhunu anlatınız.”dedim. İmam Sadık (a.s), “O bir şeydir”diye buyurdu. Sonra, “Anlamak için dikkatini topla.”(diye uyardıktan sonra şöyle buyurdu): “Görmüyor musun bazen insan bir şeyi istediği halde içinden bir şey onu isteklerinden alı-koyar, onu sakındırır?”Ben, “Evet öyle!?”deyince, “İşte o iman ruhudur.”diye buyurdu.”
52.    İmam Sadık (a.s), bir grubun iman hakkındaki sorusuna şöyle cevap vermiştir: “Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Zina eden kimse iman sahibi olduğu halde zina etmez, hırsız kimse iman sahibi olduğu halde hırsızlık etmez ve şarap içen kimse iman sahibi olduğu halde şarap içmez.”Onlar, (muhataplar) birbirine bakıştılar. Ömer bin. Zer, “Bu insanlara ne isim verelim?”diye sorunca İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Allah’ın kendilerine verdiği ismi veriniz ve amellerinin adıyla adlandırınız. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Hırsız erkek ve hırsız kadın…”Hakeza, “Zina eden kadın ve zina eden erkek.”
53.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Zina eden kimse mümin olduğu halde zina etmez, hırsız mümin olduğu halde hırsızlık etmez. Şarap içen kimse mümin olduğu halde şarap içmez. Tövbe kapısı ise henüz açıktır.”
54.    Alkame b. Kays şöyle diyor: “Ali’yi Kufe minberinde şöyle buyururken gördüm: “Resulullah’tan (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: “Zina eden kimse mümin olduğu halde zina etmez…”Ben, “Ey Emir’el-Müminin! Zina eden kafir mi olur?”diye sorunca Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Resulullah (s.a.a) bize ruhsat hadislerini belirsiz bırakmayı emretmiştir. Zina eden kimse zinanın kendisi için helal ve uygun olduğu inancıyla zina etmemektedir. Eğer zinanın kendisi için helal olduğuna inanırsa kafir olur.”

265. Bölüm
İman ve Günahlar (2)

55.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “La ilahe illallah”diyen ve bu hal üzere ölen her kul, zina edip hırsızlık yapsa da, zina edip hırsızlık yapsa da, zina edip hırsızlık yapsa da ve Ebuzer’in burnunu toprağa sürtse de cennete girecektir.”
56.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “La ilahe illallah”diyen kimseye hiç bir günah, hiç bir hata zarar vermez. Nitekim Allah’a şirk koştuğu takdirde de hiç bir iyiliği kendisine fayda vermez.”
57.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şirk ile birlikte hiç bir şey fayda etmediği gibi iman ile birlikte de hiç bir şey de zarar vermez.”
58.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hiç bir ihsan, kafiri küfründen çıkarmadığı gibi hiç bir günah da mümini imanından çıkarmaz.”
bak. el-Cennet, 548 ve 549. Bölümler

266. Bölüm
İman ve Günahlar (3)

59.    Resulullah (s.a.a) Cabir el-Ensariye’ye şöyle buyurmuştur: “Git ve insanlar arasında şöyle seslen: “Şüphesiz Allah’tan başka ilah olmadığına yakin ve ihlas üzere şehadette bulunan kimseye cennet vardır.”
60.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah, ümmetimden yanına bir şeyi katıştırmaksızın (ihlas üzere) “la ilahe illallah”ile gelen herkese cenneti farz kıldığı hususunda söz vermiştir.”Onlar, “Ya Resulullah (s.a.a)! La ilahe illallah’a katışan şey nedir?”diye sorunca şöyle buyurdu: “Dünya hususunda tamaha kapılmak, dünya malı toplamak, başkalarını mahrum bırakmak. Bunlar peygamberlerin sözünü söyler, ama zorbaların yaptığını yaparlar.”
61.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’tan başka ilah olmadığına şehadette bulunur ve kalbi dilini onaylarsa cennete istediği kapıdan girer.”
62.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim ihlas üzere “La ilahe illallah”derse cennete girer. (Oradakiler) “Bunu ihlaslı kılmak nasıl mümkündür.”deyince şöyle buyurdu: “Onu Allah’ın haramlarından alı koymasıdır.”
63.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dünya alışverişini dinlerine tercih etmedikleri müddetçe “La ilahe illallah”sözü, kulları Allah’ın gazabından korur.”
64.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dünyaları düzeldiği takdirde dinlerinin gitmesinden korkmadıkça “La ilahe illallah”sözü sürekli olarak insanlara Allah’ın gazab etmesini önler.”
65.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hor görüp hafife almadığı müddetçe “La ilahe illallah”kelimesini söyleyen insana, (bu söz) sürekli fayda verir. Hakkını hafife almak ise günahkarlık aşikar olduğu halde onu çirkin saymaması ve günahları ortadan kaldırmaya çalışmamasıdır.”
bak. el-Marifet (3), 2622. Bölüm

267. Bölüm
İmanın Kemali

66.    Hz. Mesih (a.s) şöyle buyuruyor: “Tadını almak ve yemekten lezzet almak için buğdayı ayrıştırınız, temizleyiniz ve güzel öğütünüz. Aynı şekilde tadını almak ve faydalı bir neticeye ulaşmak için imanınızı halis kılınız.”
67.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Üç şey hiç kimsede kamil şekliyle görülmez: “İman, akıl ve çaba”
bak. ed-Din, 1301. Bölüm
467. Konu, el-Kemal

268. Bölüm
İmanı Kemane Erdiren Şeyler (1)

68.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kimde şu üç özellik bulunursa imanın nitelikleri kemale erişmiş olur: Hoşnut olunca hoşnutluğu kendisini günaha ve batıl şeylere sürüklememesi, öfkelenince öfkesinin kendisini haktan çıkarmaması ve güç elde edince kendisinin olmayan bir şeyi zorla almaması.”
69.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey kimde bulunursa imanı kemale ermiştir: “Allah yolunda hiç bir kınayıcının kınamasından korkmamak, işlerinde riya ve gösterişe kaçmamak, biri dünya, diğeri ise ahiret olan iki şey kendisine sunulunca ahireti dünyaya tercih etmek.”
70.    İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şu dört şey kimde bulunursa Müslümanlığı kemale ermiş olur, günahları dökülür ve kendisinden hoşnut olduğu bir halde Allah ile görüşür: “İnsanlara verdiği söz hususunda Allah için amel etmek, insanlara doğru konuşmak; Allah ve insanlar nezdinde çirkin olan şeyleri yapmaktan utanmak ve ailesine karşı güzel ahlaklı olmak.”
71.    Resulullah (s.a.a) “imanımın kemale ermesini istiyorum”diyen birine şöyle buyurmuştur: “Ahlakını güzelleştir imanın kemale erer.”
72.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizden imanı kamil olan kimse Ahlakı en güzel olanınızdır.”
73.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey kimde bulunursa imanı kemale ermiştir: “Akıl, sabır ve ilim.”
74.    İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Müslümanın dininin kemale erişip erişmediğini öğrenmenin yolu; boş sözleri söylemeyi terk etmesi, cedelleşmeyi azaltması; hilim, sabır ve güzel ahlak sahibi olmasıdır.”
bak. Fedakarlık, 3. Bölüm

269. Bölüm
İmanı Kemale Erdiren Şeyler (2)

75.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kulda şu üç özellik bulunmadıkça imanının hakikati kemale ermez: “Dinde derin anlayışlı olmak, geçiminde programlı olmak ve zorluklar karşısında sabırlı olmak!”
76.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kulda şu üç özellik olmadıkça imanı kemale ermez: “Darlıkta infakta bulunmak, insaflı olmak ve selam vermek.”
77.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul ahlakını güzelleştirmedikçe öfkesini intikamla yatıştırmaktan kaçınmadıkça ve kendisi için sevdiğini insanlar için de sevmedikçe imanı kemale ermez. Şüphesiz insanlar cennete amelleriyle değil Müslümanların hayrını istemekle girmişlerdir.”
78.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe; şaka ve ciddi durumlarında Allah’tan korkmadıkça imanı kemale ermez.”
79.    İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kul dinini şehvetine terci etmedikçe imanının hakikati kemale ermez ve şehvetini dinine tercih etmediği müddetçe de helak olmaz.”
80.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kendisinde şu üç özellik bulunmadıkça mümin iman sahibi olmaz ve imanı kemale ermez: “İlim elde etmek, musibetlere sabır etmek ve yaşamında uyumluluk içinde olmak.”

270. Bölüm
İmanı Kemale Erdiren Şeyler (3)

81.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kul, münezzeh olan Allah’ın sevdiği kimseleri sevmedikçe ve münezzeh olan Allah’ın buğzettiği kimselere buğzetmedikçe imanı kemale ermez.”
82.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminin imanı; rahatlığı, imtihan ve belayı nimet saymadığı müddetçe kemale ermiştir.”
83.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kulda şu beş özellik bulunmadıkça Allah’a olan imanı kemale ermez: “Allah’a tevekkül etmek, işlerini Allah’a havale etmek, Allah’ın emirlerine teslim olmak, Allah’ın kaza ve kaderinden hoşnut olmak ve Allah’ın verdiği belalara sabretmek. Şüphesiz her kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için bağışlar ve Allah için esirgerse şüphesiz imanı kemale ermiştir.”
84.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kulda şu dört özellik bulunmadığı müddetçe imanı kemale ermez: “Ahlakını güzelleştirmek, kendisini hafif görmek, çok konuşmaktan sakınmak ve malının fazlasını (çıkarıp) bağışlamak.”
85.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin; fiil, amel, niyet, batın ve zahir (ile ilgili) yüzüç niteliğe sahip bulunmadıkça imanı kemale ermez…”

271. Bölüm
İman ve Huzur

Kur’an
“İman edenlerin, imanlarını kat kat artırmaları için, kalplerine huzur indiren O’dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah’ındır. Allah bilendir, hikmet sahibi olandır.”
86.    İmam Bakır (a.s), “Kalplerine güven indiren O’dur”ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Bu huzur imandır.”
bak. Ez-Zikr, 1340. Bölüm

272. Bölüm
İmanın Artışı

Kur’an
“Kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanları artar.”
“Bir sure inince, aralarında “Bu, hanginizin imanını artırdı?”diyen ikiyüzlüler vardır. İman edenlerin ise imanını artırmıştır; onlar birbirlerine bunu müjdelemek isterler.”
87.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz iman kalpte bir nokta gibi başlar. İman arttıkça o nokta da artar.”
88.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz iman, kalpte beyaz bir nokta gibi başlar. İman arttıkça beyazlığı artar. İman kemale erince de kalp tümüyle bembeyaz olur.”
bak. el-Bihar, 69/175, 33. Bölüm
el-Yakin, 4260. Bölüm

273. Bölüm
İmanın Dereceleri

Kur’an
“Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah, işlediklerini görmektedir.”
bak. el-En’am, 83, 132; Yusuf, 76; İsra, 21; Ahkaf, 19; Hadid, 10; Mücadele, 11; Haşr, 9, 10
89.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz imanın en üst mertebesi, bir derecedir. Ona ulaşan şüphesiz kurtuluşa ermiş ve zafere erişmiş olur. Bu derecesi insanın batınının; açığa çıktığı takdirde endişe etmeyeceği ve örtülü kaldığı takdirde ise (ilahi) cezadan korkmayacağı bir derecedir.”
90.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman on basamağı olan bir merdiven gibidir. Basamaklarından birbiri ardınca çıkılır. O halde ikinci basamakta olan kimse, birinci basamakta olan kimseye, “Senin bir şeyin yok dememelidir. Onuncu basamağa ulaşıncaya kadar bu böyledir. (o da altındaki kimseye böyle dememelidir. ) Kendinden aşağıdaki basamakta olanı atma, zira senden yukarıdaki basamakta olanda seni atar. Kendinden bir basamak aşağıda bulunan kimseyi görünce ona yumuşak davranarak onu kendine doğru çıkarmaya çalış. Ona kendisini kıracak derecede dayanamayacağı bir yükü yükleme. (İnsan) Eğer bir mümini kırarsa, kırgınlığını tedavi etmesi gerekir.”
91.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin yedi derecesi vardır. Aziz ve celil olan Allah bunlardan her birinin derecesini artırır.”
92.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah imanı yedi kısma ayırmıştır: iyilik, doğruluk, yakin, rıza vefa, ilim ve hilim.”
bak. el-Bihar, 69/154, 32. Bölüm
el-Marifet (1), 2585. Bölüm
el-Mehabbet (2), 670. Bölüm

274. Bölüm
En Üstün İman

93.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün iman nerede olursan ol, Allah’ın seninle olduğunu bilmendir.”
94.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün iman; Allah için sevmen, Allah için buğzetmen, dilini aziz ve celil olan Allah’ı zikir hususunda kullanman, kendin için sevdiğini insanlar için de sevmen, kendin için sevmediğini onlar için de sevmemen, hayır söylemen veya susmandır.”
95.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün iman sabırlı ve cömert olmaktır.”
96.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En üstün iman güzel ahlaktır.”
97.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “En üstün iman (Allah’a duyulan) güzel yakindir.”
bak. el-İslam, 1870. Bölüm

275. Bölüm
İmanın Dalları

98.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İmanın yetmiş küsur dalı vardır: En üstünü la ilahe illallah sözüdür. En aşağısı ise yoldan insanlara eziyet veren şeyleri gidermektir. Haya da imandan bir daldır.”
bak. Kenz’ul Ummal, 1/35

276. Bölüm
İmanın Erkanı

99.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman dört erkan üzere kuruludur: Allah’a tevekkül etmek, işlerini Allah’a havale etmek, Allah’ın emrine teslim olmak ve Allah’ın kaza ve kaderinden hoşnut olmak.”
100.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İman dört sütun üzere kuruludur. Sabır, yakin, cihat ve adalet.”
101.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman on şeydedir. Marifet, itaat, ilim, amel, sakınma, çabalama, sabır, yakin, rıza ve teslim olmak. Bu on taneden biri eksilince imanın düzeni bozulur.”
102.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Güzel iffet ve yeterli olan şeylere razı olmak da imanın sütunlarındandır.”
bak. el-İslam; 1871, 1873 ve 1874. Bölümler
es-Sıdk, 2190. Bölüm

277. Bölüm
İmanın En Sağlam Halkası

103.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İmanın en sağlam halkası Allah için dost olmak, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.”
104.    Resulullah (s.a.a), imanın en sağlam halkası sorulunca şöyle buyurmuştur: “Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.”
105.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz imanın en sağlam halkası Allah için sevmek Allah için buğzetmek, Allah için vermek ve Allah için esirgemektir.”
106.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) ashabına şöyle buyurmuştur: “İmanın en sağlam halkası hangisidir?”Onlar, “Allah ve Resulü daha iyi bilir”dediler. Bazısı namaz, bazısı zekat, olduğunu söylediler. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Söylediğiniz her şeyin bir üstünlüğü vardır, ama kastettiğim değildir. İmanın en sağlam halkası Allah için sevmek, Allah için buğzetmek, Allah’ın dostlarıyla dost olmak ve Allah’ın düşmanlarından uzak durmaktır.”
107.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En sağlam halka takva kelimesidir.”
bak. 91. Konu, el-Mehabbet (3)
el-İmamet (3), 190. Bölüm

278. Bölüm
Kalıcı ve Geçici İman

Kur’an
“O, sizi bir tek nefisten yaratandır. (Sizin için) Sabit ve sürekli olan ile emanet ve ödünç olarak verilen vardır. Anlayan kavim için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.”
108.    İmam Sadık (a.s), kalıcı ve geçici iman hakkında şöyle buyurmuştur: “Sürekli olan sabit olan imandır, emanet olan ise eğreti duran imandır.”
109.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İmanın bir kısmı kalplerde sabittir. Diğer bir kısmı ise kalpler ve göğüsler arasında belli bir zamana kadar eğreti durmaktadır. Eğer birinden beri uzak olduğunuzu ilan etmişseniz, ölüm gelip çatıncaya kadar onu kendi haline bırakın. (İman veya küfrü hakkında hüküm vermeyin. Son anda da olsa gerçek ve kalıcı bir iman elde edebilir.) O zaman kendisinden beri olma haddi gerçekleşmiş olur.”

279. Bölüm
İmanı Sabit Kılan Şey

110.    İmam Sadık (a.s), “Kulda imanı sabit kılan şey nedir?”diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Kulda imanı sabit kılan şey sakınmadır. Kulu imandan çıkaran şey ise ihtirastır.”
111.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kimin ameli, sözü ile uyum içinde olursa kurtuluşuna tanıklık edilmiştir ve her kimin de ameli sözü ile uyum içinde olmazsa imanı eğretidir. (Ödünç olarak verilmiştir. )”
112.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah şüphesiz ki adildir. İnsanları kendine imana davet etmiştir; küfre değil. O halde her kim Allah’a iman eder ve imanı Allah nezdinde sabit olursa, Allah da onu imandan küfre geri çevirmez.”
113.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Kumeyl! Seni eğriliğe sürüklemeyen; seni götürdüğümüz ve sana gösterdiğimiz yoldan saptırmayan apaçık yolu kat ettiğin müddetçe kalbinde imanın yerleşmesine hak kazanmış birisin.”
114.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminin imanı sadece amelle sabit kalır ve amel, imanın bir parçasıdır.”
115.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah peygamberleri nübüvvet karakteri üzere yaratmıştır; bu yüzden asla geri dönmezler. Vasileri de vasiyetleri esasınca yaratmıştır; ebedi olarak geri dönmezler. Müminleri ise iman esası üzere yaratmıştır; onlar da asla geri dönemezler. Bazı müminlerin imanı ise eğretidir. (ödünçtür. ) Bunlar da eğer dua eder ve duada ısrar ederlerse iman üzere ölürler.”
bak. el-Bihar, 69/212, 34. Bölüm

280. Bölüm
İmanın Tadına Varmak

116.     Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey her kimde bulunursa imanın tadına varır: En çok sevdiği şey Allah ve Resulü olan kimse, ateşte yanmayı dininden dönmekten daha çok seven kimse ile Allah için seven ve Allah için buğzeden kimse.”
117.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey kimde olursa imanın tatlılığını tadar: Allah ve Resulünü, gayrisinden daha çok sevmek, insanı sadece Allah için sevmek ve Allah kendisini içinden kurtardıktan sonra ateşe düşmeyi sevmediği gibi küfre düşmeyi de sevmemek.”
118.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şeyle kim amel ederse imanın tadını alır. Tek ve kendisinden başka ilah olmayan Allah’a ibadet eden, malının zekatını gönül hoşluğu içinde ödeyen ve nefsini tezkiye eden kimse.”
119.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah’ı Rab, İslam’ı din ve Muhammed’i elçi olarak kabullenen ve razı olan kimse imanın tadını alır.”

281. Bölüm
İmanın Tadını Almamak

120.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şaka veya ciddi olarak yalanı terk etmeyen kul imanın tadını alamaz.”
121.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kul; kendisine ulaşanın hata olmadığını ve kendisine ulaşmayanın da ulaşmayacak olduğunu bilmedikçe şüphesiz imanın tadını alamaz. Şüphesiz yarar ve zarar veren sadece aziz ve celil olan Allah’tır.”
122.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminde şu üç özellik bulunmadıkça imanın hakikatini tadamaz: Dinde derin anlayış, musibetlere karşı sabır ve yaşantısını güzel programlamak.”
123.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şu dört şeye iman etmeyen kimse imanın tadını alamaz: Allah’tan başka ilah olmadığına, Allah’ın elçisi olduğuma ve beni hak üzere gönderdiğine; öleceğine, ölümden sonra yeniden bir gün dirileceğine ve kadere tümüyle iman etmek.”
124.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul Allah için sevip Allah için buğz etmedikçe imanın berraklığını elde edemez. Allah için sever ve Allah için nefret ederse Allah’ın velayetine hak kazanır.”

282. Bölüm
İmanın Tatlılığını Tatmamak

125.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kimin en çok çabası şehvetlere erişmek olursa, kalbinden imanın tatlılığı çıkacaktır.”
126.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Dünyadan yüz çevirmediğiniz müddetçe kalplerinizin iman tatlılığını tatması haramdır.”
127.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İnsan kimin dünyayı yediğini önemsemezse asla kalbinde imanın tatlılığını bulamaz.”
128.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kaderin hayır ve şerrine iman etmedikçe insan imanın tatlılığını bulamaz.”
bak. el-İbadet, 2504. Bölüm
el-Mehabbet (2), 672. Bölüm; el-İlm, 2898. Bölüm

283. Bölüm
İmanın En Düşük Mertebesi

129.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanın sahip olduğu taktirde mümin sayıldığı şeyin en düşüğü; Allah Tebarek ve Teala’nın kendini ona tanıtması, Allah’ın emirlerine itaat etmesi, ona Peygamberini (s.a.a) tanıtması, peygamberlerin emrine itaat etmesi, yeryüzündeki hüccetini kendisine tanıtması, onun emirlerine de teslim olmasıdır.”Selim şöyle diyor: Ben, “Ey Müminlerin Emiri! Eğer bunlardan başka bir şey bilmezse yeterli midir?”diye sordum, şöyle buyurdu: “Evet, kendisine her ne zaman emredilirse itaat eder ve nehy edilirse sakınırsa yeterlidir.”
bak. el-Marifet (3), 2613. Bölüm

284. Bölüm
İmandan Çıkaran Şey

130.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki kul, birbirine benzeyen ve bilinen beş şeyle imandan çıkar: Küfür, şirk, delalet, fısk ve büyük günahlar işlemek.”

285. Bölüm
İnsanı İmandan Çıkaran En Küçük Şey

131.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanı imandan çıkaran en küçük şey birini din kardeşi edinmesi ve ardından bir gün kınaması için yanlışlıklarını saymasıdır.”
132.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En düşük küfür, insanın kardeşinden bir söz işitince onu rezil etmek için hemen ezberlemesidir. Bunlar ahlakı olmayanlardır.”
133.    İmam Sadık (a.s), “İnsanı kafir kılan en düşük şey nedir?”diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “İnsanın bir bidat çıkarması, onu savunması ve muhalefet eden herkesten uzak durmasıdır.”
134.    İmam Sadık (a.s), “İnsanı kafir kılan en düşük şey nedir?”diye sorulunca yerden çakıl taşları alarak şöyle buyurmuştur: “Bu taşların tane olduğunu söylemesi ve kendisine muhalefet edenlerden uzak durmasıdır.”
135.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanı imandan çıkaran en düşük şey, (dinde) boş konuşanlarla oturması, sözünü dinlemesi ve dediklerini onaylamasıdır.”
bak. el-Bihar 2/301-302
eş-Şirk, 1989. Bölüm
el-Küfr, 3495. Bölüm
30. Konu, el-Bid’at

286. Bölüm
İman ile Uyuşmayan Şey

Kur’an
“Ey iman edenler! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin.”
“Ey iman edenler! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: “Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi”diyen kafirler gibi olmayın.”
“Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir.”
“Ey iman edenler! Mallarınızı karşılıklı rıza ile yapılan ticaret dışında batıl ile (haram ve haksızlıkla) aranızda yemeyin,”
“Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin.”
“Ey iman edenler! Yahûdileri ve Hıristiyanları yönetici (ve dost) olarak benimsemeyin,”
“Ey iman edenler! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve küfredenleri dost olarak benimsemeyin.”
“Ey iman edenler! Allah’ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın,”
“Ey iman edenler! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın.”
“Ey iman edenler! Savaş için ilerlerken, küfredenlerle toplu halde karşılaştığınızda onlara arkanızı dönmeyin.”
“Ey iman edenler! Allah’a ve Peygambere karşı hainlik etmeyin, size emanet verilen şeylere bile bile hıyanet etmeyin.”
“Ey iman edenler! Babalarınızı, kardeşlerinizi küfrü imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin.”
“Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin.”
“Ey iman edenler! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar namaza yaklaşmayın.”
“Ey iman edenler! Şeytana ayak uydurmayın.”
“Ey iman edenler! Mûsa’yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, söylediklerinden beri tutmuştu.”
“Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın,”
“Ey iman edenler! Gizli konuştuğunuz zaman, günah işlemeyi fısıldaşmayın;”
“Ey iman edenler! Sizi, mallarınız ve çocuklarınız Allah’ı anmaktan alıkoymasın;”
“Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının”
136.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hırs ve iman ebedi olarak kulun kalbinde toplanmaz.”
137.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim katılık, kabalık ile nasiplenirse imandan mahrum kalır.”
138.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İki haslet müminde bir araya gelmez: Cimrilik ve rızık hususunda kötü zan.”
139.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İki huy müminde bir araya gelmez: Hırs ve kötü ahlak.”
140.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin kimse yalan ve hıyanet dışında her hasleti huy edinir.”
141.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin talihsiz ve rızıksız kalmaz.”
142.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şu altı şey müminde olmaz: Darlık, talihsizlik (veya hayırsızlık) çekememezlik, inatçılık, yalan ve zorbalık”
bak. el-İslam, 1878. Bölüm
el-Kizb, 3458. Bölüm
el-Emanet, 302. Bölüm

287. Bölüm
İmanın Getirdikleri

Kur’an
“Ey iman edenler! Allah’tan, sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler ancak Müslüman olarak can verin.”
“Ey iman edenler! Sabredin, (düşmanlarınıza karşı) sebat gösterin, hudutlarınızı koruyun.”
“Ey iman edenler! Allah için şahit olarak adaleti gözetin.”
“Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun.”
“Ey iman edenler! Akitleri yerine getirin.”
“Ey iman edenler! Allah’a ve peygamberine itaat edin, Kur’an’ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin.”
“Ey iman edenler! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin.”
“Ey iman edenler! Allah’tan sakınırsanız, O size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir.”
“Ey iman edenler! Bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın; başarıya erişebilmeniz için Allah’ı çok anın.”
“Ey iman edenler! Yakınınızda bulunan küfredenlerle savaşın; sizi kendilerine karşı sert bulsunlar.”
“Ey iman edenler! Allah’ı çok anın.”
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının, dürüst söz söyleyin.”
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın.”
“Ey iman edenler! Allah’ın dininin yardımcıları olun.”
“Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun.”
“Ey iman edenler! Yürekten tövbe ederek Allah’a dönün.”
“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez.”

288. Bölüm
Müminin Bu İsimle Adlandırılma Sebebi

143.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sizlere müminin neden mümin olarak adlandırıldığını söyleyeyim mi? Çünkü insanların canı ve malı ondan güvendedir.”
144.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminin mümin olarak adlandırılması şüphesiz Allah’tan güven dilemesi ve Allah’ın da kendisine güvence vermesindendir.”
145.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz müminin mümin olarak adlandırılması Allah’ın azabından güvende olması, kıyamet günü Allah’ın güvenliğine ermesi ve Allah’ın kendisinin güvenlik isteğini kabul etmesindendir.”

289. Bölüm
Müminin Azameti

146.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin hürmet açısından Kabe’den daha yücedir.”
147.    Rivayet edildiği üzere Resulullah (s.a.a) Kabe’ye bakarak şöyle buyurmuştur: “Merhaba sana ey ev! Allah nezdinde ne kadar da değerli ve saygınsın! Allah’a andolsun ki müminin hürmeti senden daha çoktur. Zira Allah senden sadece bir şeyi haram kılmış müminden ise üç şeyi: Malını, kanını ve kendisi hakkında kötü zan edilmesini.”
148.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz aziz ve celil olan Allah mümine üç özellik vermiştir: Dünya ve dininde izzet, ahirette kurtuluş ve dünyadakilerin kalbinde heybet ve azamet.”
149.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz mümin insan ehlini ve çocuğunu tanıdığı gibi göklerde tanınır. Zira mümin Allah nezdinde mukarrep meleklerden daha değerlidir.”
150.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Övgüsü yüce Allah şüphesiz şöyle buyurmuştur: “İzzetim ve celalime andolsun ki yarattığım varlıklar arasında bana mümin kulumdan daha sevimli bir varlık yoktur.”
151.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Yaratıklar aziz ve celil olan Allah’ın sıfatlarının hakikatine eremez. Aziz ve celil olan Allah’ın sıfatlarının hakikatine eremediği gibi Resulullah’ın (s.a.a) sıfatlarının da hakikatine eremez. Resulullah’ın (s.a.a) sıfatlarının hakikatine eremediği gibi İmam’ın (a.s) sıfatlarının hakikatine de eremez. İmam’ın (a.s) sıfatlarının künhüne eremediği gibi müminin sıfatlarının künhüne de eremez.”
152.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünde yarattığım kullardan doğu ve batı arasında sadece adil bir imamla birlikte olan bir tek müminden başka hiç kimse olmasaydı bile, onların ibadetiyle yeryüzünde yarattığım bütün varlıkların ibadetinden müstağni olurdum ve yedi kat gökler ve yedi kat yerler yine dikilmiş olurdu.”
153.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin Allah nezdinde mukarrep meleklerden daha değerlidir.”

290. Bölüm
Müminler Bir Tek Beden Gibidirler

154.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin sevgi, duygu ve merhamet açısından örneği beden örneğidir. Bir organı rahatsız olunca diğer organları da uykusuz kalır ve ateşlenir.”
155.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hayır, Allah’a andolsun ki mümin, kardeşi için bir damarı (dert veya hastalıktan) hareket ettiğinde diğer damarları da harekete geçen bir beden gibi olmadıkça mümin sayılmaz.”
156.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin kanları eşittir. Başkaları karşısında bir el gibidirler. Müminlerin en düşüğü bile (düşmanı) zimmetine alacak olursa diğerleri saygı gösterir.”
157.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her ne kadar evleri ve bedenleri birbirinden ayrı olsa da müminler birbirinin hayrını ister ve birbirlerini severler. Facirler ise her ne kadar evleri ve bedenleri bir olsa da birbirini aldatır ve yardımsız bırakır.”

291. Bölüm
Mümin Kimdir? (1)

Kur’an
“İman edenler ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince infak ederler. İşte gerçekten iman etmiş olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.”
bak. Tevbe, 71; Yusuf, 106; Müminun, 1-11; Kasas, 52-55; Secde, 15-19; Şura, 36-39; Fetih, 29; Beyyine, 5, 7-8
158.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin sevinci yüzünde, hüznü ise kalbindedir. Göğsü her şeyden daha geniş ve nefsi her şeyden daha düşüktür. Mümin yücelmekten hoşlanmaz, meşhur olmayı kötü bilir. Gamı uzun, himmeti yücedir. Sessizliği çok, vakti doludur. Şükreder, sabreder, düşüncelere dalar, dostluğuna bağlı kalır. Ahlakı sade, huyu yumuşak, iradesi ise kayadan daha serttir. Buna rağmen hor bir köleden daha düşüktür.”
159.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin sarsıcı zorluklar anında vakarlı ve tatsızlıklarda ise sabittir. Belalarda sabırlı, rahatlıkta şükredicidir. Allah’ın verdiği rızıklara kanaat eder, düşmanlara zulmetmez, dostlarına kin gütmez (veya onlar için başkalarına zulmetmez veya günah işlemez) İnsanlar ondan güvendedir, nefsi ise sıkıntıdadır.”
160.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz mümin hoşnut olduğunda hoşnutluğu kendisini günah ve batıl işlere düşürmeyen ve öfkelendiğinde ise kendisini hak sözden uzaklaştırmayan kimsedir. Mümin güç elde ettiğinde gücü kendisini tecavüze ve hakkı olmayan bir şeye sürüklemeyen kimsedir.”
161.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin güzel bir yardımcıdır. Masrafsız ve zahmetsizdir. Hayatı programlıdır ve bir delikten asla iki defa sokulmaz.”
162.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin her durumda hayır üzeredir. Ruhu göğsünden alındığı zaman bile Allah’a hamd eder.”
163.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin nankörlük görür. (insanlara yaptığı bütün iyiliklere rağmen kendisine teşekkür etmezler. )”
164.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin müminin kardeşidir. Her durumda birbirinin hayrını dilemeyi terk etmez.”
165.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin dünyada başına gelen şeyler sebebiyle kınanmaz. Şüphesiz kafir kınanır.”
166.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin yumuşak ve ramdır. Öyle ki ahmak olduğunu sanırsın.”
167.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin sade kalpli ve yücedir. Nefsinin eminidir ve sürekli endişeli ve hüzünlüdür.”
168.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin nefsinin eminidir; nefsani istekleri ve hisleriyle savaşır.”
169.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin öğüt verilince (günahtan) çekinir. Sakındırılınca sakınır, öğüt verilince öğüt alır, hatırlatılınca hatırlar ve zulmedilince bağışlar.”
170.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminin adeti, zühtü; tek derdi, dini; izzeti, kanaatidir. Tüm gayreti, ahireti içindir. Güzellikleri çok ve dereceleri yücedir. Kurtuluşun eşiğindedir.”
171.    İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin salim kalmak için susar, faydalanmak için konuşur.”
172.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin dininde güçlü ve yumuşaklığında uzak görüşlüdür. İmanı yakin ile birliktedir. (Dini) anlayışta hırslı ve doğru yolu kat etmede sevinçlidir. İşine gücüne rağmen namazını terk etmez.”
173.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin hilim sahibidir, cahillik etmez. Kendisine cahillik edilince sabreder. O asla zulmetmez ve kendisine zulmedilince bağışlar. Kendisi cimrilik etmez, kendisine cimrilik edilince tahammül eder.”
174.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin kazancı helal, ahlakı güzel ve batını salim olan, malının fazlasını infak eden ve fazla konuşmaktan sakınan kimsedir.”
175.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin, dininde izzetli olandır.”
176.    İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin ilim ve hilmi birbirine karışan, ilim öğrenmek için oturan, salim kalmak için susan, anlamak için konuşan (soru soran), emanetini (sırrını) dostlarına söylemeyen kimsedir.”
177.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin gayret sahibidir. Allah ise daha çok gayretlidir.”
178.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin hoş gönüllü ve yücedir. Facir ise hileci ve aşağılıktır.”
179.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin sürekli Allah’ı zikreder, çok düşünür, nimetlere şükreder ve belalarda sabırlıdır.”
180.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin kalbi aşağılık şeylerden temiz olandır.”
181.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin uyanık olur ve iki güzellikten birini bekler.”
182.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin zenginlikte iffetlidir ve dünyadan münezzehtir.”
183.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin rahatlıkta şükredici, belalarda sabırlı ve nimetlerde korkan kimsedir.”
184.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin kendisinden bir şey istenince fazla yardım eder. Ama kendisi birinden bir şey istemeyi düşüklük sayar.”
185.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin faydadır. Eğer onunla yürüyecek olursan sana fayda verir; eğer onunla meşveret edecek olursan sana menfaati dokunur. Müminin her şeyi faydadır.”
186.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin insanların kanları ve malları hususunda güvende oldukları kimsedir.”
Bu anlamda birçok hadis vardır.
187.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin nefsinin kendisinden sıkıntıda insanların ise kendisinden güvende olduğu kimsedir.”
188.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin, ailesinin iştahıyla yer; münafık ise ailesi kendisinin iştahıyla yer.”
189.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin önce selam verir, münafık ise, “bana selam verilmelidir.”der.”
190.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin dünyada garip gibidir. İzzetine ünsiyet edilmez ve horluğundan sızlanmaz.”
191.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kur’an, müminin bir çok nefsani isteklerini kayıt altına almıştır.”
192.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin bir midesiyle yer, kafir ise yedi midesiyle yer.”
193.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin müminin aynasıdır.”
194.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin mümin kardeşinin aynasıdır. Gıyabında hayrını diler,huzurunda rahatsızlıklarını giderir ve mecliste ona yer açar.”
195.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin mümin için bir bina gibidir. Bazısı bazısını sağlam kılar.”
196.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin dinini dünyası ile koruyan facir kimse ise dünyasını dini ile koruyandır.”
197.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin ünsiyet edinir ve kendisi ile ünsiyet kurulur. Ünsiyet etmeyen ve edilmeyen kimse de hayır yoktur. İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır.”
198.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin tenasül organına mağlup düşmez ve karnı kendisini rezil edemez.”
199.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin düşmanına zulmetmez ve dostu için günah işlemez. Eğer kendisine zulmedilirse aziz ve celil olan Allah intikamını alıncaya kadar sabreder.”
200.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin ünsiyet edinir ve insanlar da kendisiyle ülfet edinir.”
201.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin zeki, akıllı ve uyanıktır.”
202.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin masrafsız ve zahmetsizdir.”
203.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin insanların kendileri ve malları hakkında kendisinden güvende oldukları kimsedir.”
204.    Allah-u Teala Musa’ya (a.s) şöyle öğüt vermiştir: “Mümin ahiretin kendisine süslendiği kimsedir. Bu yüzden yorulmadan ve gevşemeden gözlerini ahirete dikmiştir. Ahirete olan aşkı kendisi ile hayatın lezzetleri arasına girmiş ve onu hedefine doğru süren binici gibi sabahlara kadar uyanık tutmuştur. Gece gündüz hüzün taşır.”
Bak, el-İslam, 1868. Bölüm
et-Takva, 4163. Bölüm

292. Bölüm
Mümin Kimdir? (2)

205.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Akıl müminin dostudur; ilim veziri sabır ordularının emiri ve amel velisidir.”
206.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mümin gücü yettiği şeylerde çaba harcar ve gücü yetmediği şeylerde ise eseflenir.”
207.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim iyi işine sevinir ve kötü işlerinden rahatsız olursa mümindir.”
208.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah mümine üç haslet vermiştir: Dünya ve dininde izzet, ahirette kurtuluş ve insanların kalbinde azamet ve heybet.”
209.    Resulullah (s.a.a), müminin sıfatları hakkında şöyle buyurmuştur: “Müminin davranışları yumuşak, görüşmesi tatlıdır. Her şeyin yücesini arar, ahlakın en değerlisini talep eder. Düşmanlık duyduğu kimseye zulmetmez, sevdiği kimse için günah işlemez. Masrafı az, yardımı çoktur. O’nu görüyormuşçasına güzel işler yapar. Gözleri (tevazudan) yumuludur. Açık bir eli vardır. İsteyeni boş geri çevirmez. Sözünü tartar, dilini tutar, arkadaşından da olsa batıl bir şeyi kabul etmez. Düşmanından da olsa hakkı reddetmez. Sadece bilmek için öğrenir ve sadece amel etmek için bilmek ister. Dünya ehli ile yürüyecek olursa onların en uyanığı ahiret ehli ile yürüyecek olursa onların en çok sakınanıdır.”
210.    İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin kendisinde şu üç sıfat olmadıkça mümin olmaz: Rabbinden bir sünnet, Resulünden (s.a.a) bir sünnet ve Veli’sinden (a.s) bir sünnet. Rabbinden olan sünnet sırrı saklamasıdır. Resulünden olan sünnet insanlarla iyi geçinmesidir. Velisinden (a.s) olan sünnet ise darlık ve sıkıntılarda sabretmektir.”
211.    İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gerçekten mümin Allah’ı (belalar ve günahlar hususunda) koruyucu ve sözünü aynası edinmiştir. Bir defasında (o aynada) müminlerin sıfatına bakar, bir defasında zorbaların sıfatına bakar, onda nükteler görür, kendisini tanır, zekası hakkında yakine erer ve temizliğinden emin olur.”
212.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Allah’ın kulları! Bilin ki şüphesiz mümin gece gündüz nefsine karşı kötümser olur, sürekli nefsini kınar ve ondan sürekli daha fazla iyi şeyler ister.”

293. Bölüm
Müminin Sertliği

213.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin dağdan daha serttir. Dağdan azalır, ama müminin dininden bir şey azalmaz.”
214.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin demir parçasından daha serttir; demir ateşe konduğunda değişir, ama mümin defalarca öldürülse de kalbinde bir değişiklik olmaz.”
215.    İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin dağdan daha serttir; zira dağ balta darbeleri altında yarılır, ama müminin dini hiç bir şeyle yarılmaz.”
294. Bölüm
Her Şey Mümine Boyun Eğer

Kur’an
216.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz her şey mümine boyun eğer ve her şey ona saygı gösterir.”Daha sonra şöyle buyurdu: “Eğer insan Allah için ihlaslı davranırsa Allah her şeyi hatta böcekleri, sürüngenleri, yeryüzündeki yırtıcıları, göklerdeki kuşları ve denizlerdeki balıkları da ondan korkutur.”
217.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin herkesin kendisinden korktuğu kimsedir. Zira o Allah’ın dininde güçlü ve azizdir. Hiç bir şeyden korkmaz. Bu her müminin nişanesidir.”
218.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her şey; hatta böcekler, sürüngenler, yeryüzündeki yırtıcılar ve gökyüzündeki kuşlar bile müminin karşısında boyun eğer.”
bak. el-Havf, 1141. Bölüm

295. Bölüm
Müminler Azdır

“Süleyman için, o ne dilerse, mabetler, heykeller, büyük havuzlara benzer çanaklar ve taşınması güç kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.”
“Davud: “Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İman edip salih amel işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!”Demişti. Davud, kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış , tövbe etmiş Allah’a yönelmişti.”
“Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, “her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve iman edenleri gemiye bindir”dedik. Pek az kimse onunla berâber iman etmişti.”
“Andolsun ki onlara: “Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?”diye sorarsan, şüphesiz, “Allah’tır”derler. De ki: “Övülmek Allah içindir”, fakat çoğu bunu akıl etmezler.”
Bu konuda altmıştan fazla ayet mevcuttur. Mu’cem kitaplarına müracaat ediniz.
219.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin kadın mümin erkekten daha az bulunur. Mümin erkek ise simyadan daha az bulunur. Sizlerden hanginiz simyayı bulabildiniz?”
220.    İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Velayetimizden dem vuran herkes mümin değildir; onlar sadece müminler için arkadaş kılınmışlardır.”
221.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Doğru yol hakkında yolcular azdır diye yalnızlık hissine kapılmayın ve korkmayın. Zira insanlar tokluğu kısa, açlığı ise uzun olan bir sofraya toplanmışlardır.”
222.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah yeryüzünü insanların ihtiyacını bilen, kurtuluş yolunda ilim öğrenen birinden boş bırakmaz. Elbette sayıları azdır. Allah bunu geçmiş peygamberlerin ümmetlerinde açıklığa kavuşturmuş ve onları gelecek kimseler için örnek kılmıştır. Örneğin Nuh kavmi hakkında şöyle buyurmuştur: “Onunla çok azı dışında iman eden olmadı.”
bak. el-Bihar, 67/157, 8. Bölüm
En-Nübüvvet (2), 3784. Bölüm

296. Bölüm
Müminin Alametleri

223.    İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminin alametleri beştir: Yalnız kaldığında sakınmak, azlıkta bile sadaka vermek, musibetler karşısında sabretmek, öfkelendiğinde bile hilim sahibi olmak ve korktuğunda bile doğru olmak.”
224.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İmanın nişanesi; doğru söylemenin zararına, yalan söylemenin ise faydana olduğu yerde, doğru söylemeyi yalan söylemeye tercih etmen, bildiğinden fazla konuşmaman ve başkaları hakkında konuşma hususunda Allah’tan korkmandır.”
225.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey müminin nişanelerindendir: Allah’ı tanımak, Allah’ın dostlarını tanımak ve Allah’ın düşmanlarını tanımak.”
226.    İmam Sadık (a.s), “Müminin mümin olduğunu nereden bilelim? diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Allah’a teslimiyet ve kendisine erişen hüzün ve sevinçlerden hoşnut olmak.”
Bu konuda daha önce de birtakım hadisler naklettik, ilerideki bölümlerde de nakledeceğiz.
bak. el-Bihar, 67/261, 14. Bölüm
ed-Din, 1319. Bölüm
284. Konu, eş-Şia

297. Bölüm
Müminlerin Sıfatları

227.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin hayrı umulur. Kötülüklerinden güvende olunur.”
228.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminler kendilerine kötümser davranır, sürçmelerinden korkar, dünyadan nefret eder, ahirete iştiyak duyar ve Allah’a itaate koşarlar.”
229.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müminler (her şeyi) kolaya alan ve yumuşak davrananlardır.”
bak. el-İslam, 1869. Bölüm

298. Bölüm
Müminlerin En Üstünü

230.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin en üstünü can, aile ve malından (Allah yolunda) geçenlerdir.”
231.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin iman açısından en üstünü; alışı verişi, öfkesi ve hoşnutluğu Allah için olandır.”
232.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin en üstünü ahlakı en güzel olandır.”
233.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin iman açısından en üstünü kendisinden bir şey istenince veren ve kendisine bir şey verilmeyince müstağni olandır. (rahatsız olmayandır)”
234.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin en üstünü alışverişte, borcunu ödemede ve alacağını almada cömert davrananıdır.”
235.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin en üstünü kalbi temiz dili doğru olanlardır.”
bak. el-Fezilet, 3217. Bölüm
el-Marifet (1), 2585. Bölüm
et-Takva, 4163. Bölüm; el-İslam, 1870. Bölüm

299. Bölüm
Resulullah’ı Görmediği Halde
İman Eden Kimsenin Üstünlüğü

236.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Beni gören kimsenin iman etmesi ilginç değildir. Yazılı kağıtları görüp hepsine baştan sona iman eden kimselerin imanı çok ilginçtir.”
237.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ne zaman kardeşlerimi göreceğim?”Kendisine, “Biz kardeşlerin değil miyiz?”diye sorulunca şöyle buyurdu: “Sizler benim ashabımsınız. Kardeşlerim ise beni görmeden bana iman edenlerdir. Ben onlara iştiyak duyuyorum.”
238.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman açısından size en ilginç gelen varlıklar kimlerdir?”Kendisine, “Meleklerdir”denilince, “Onlar Rableri nezdindedir. Neden iman etmesinler ki?!”diye buyurdu. Ardından, “O halde Peygamberlerdir”denilince, “Kendilerine vahiy nazil olduğu halde neden iman etmesindeler ki?”diye buyurdu. Sonra, “Bizleriz”denilince, “Ben aranızda olduğum halde neden iman etmeyesiniz ki? Şüphesiz iman açısından insanlardan bana en ilginç geleni, benden sonra yazılar arasında bir kitap (Kur’an) görüp ona iman eden kimselerdir.”diye buyurdu.


more post like this