10. Konu et-Tarih Tarih

el-Bihar 40/218, 97. Bölüm

bak.
Ez-Zeman, 204. Konu; el-Gayb, 399. Konu; el-Ma’rifet (3), 2620. Bölüm; el-Fikr, 3257. Bölüm; el-Emsal, 3597. Bölüm

84. Bölüm
Hicri Takvimin Başlangıcı

1.    İbn-i Müseyyib şöyle diyor: “Ömer, “Tarihi hesaplamaya ne zamandan başlalayalım?”dedi. Muhacirler toplandı. Ali (a.s) ona şöyle dedi: Resulullah’ın (s.a.a) hicret ettiği ve şirk toprağını terk ettiği günden itibaren.”Ömer de bunu yaptı.”
2.    İbn-i Müseyyib şöyle diyor: : “Tarihi (başlangıç olarak) ilk yazan Ömer’dir. Ömer hilafetinden iki buçuk yıl geçtikten sonra, Ali b. Ebi Talib ile meşveret ederek hicretten on altı yılı kaydetti.”
3.    Meymun b. Mihran şöyle diyor: “Ömer’e vadesi Şaban ayı olan bir senet verildi. Ömer, “Hangi Şaban?”dedi. Gelecek Şaban mı, geçen Şaban mı, şu andaki Şaban mı?”Sonra Resulullah’ın (s.a.a) ashabına şöyle dedi: “İnsanlara bildikleri bir tarihi kararlaştırın.”Bunun üzerine bazısı, “Rum tarihi esasınca yazsınlar.”dedi. Halk, “Rumların uzun bir tarihi vardır ve Zülkaryneyn’den itibaren hesaplamaktadırlar.”dediler.”İran tarihi esasınca yazsınlar.”dediler.”İran’da başa geçen her padişah öncekinin tarihini atmıştır.”dedi. Bunun üzerine görüşleri, hicretten on yıl geçtiği ve dolayısıyla Peygamberin (s.a.a) hicretinin tarihi başlangıç olması hususunda birleştiler.”
4.    Ömer bin Hattab halkı toplayarak, “Hangi günden itibaren yazalım?”dedi. Ali (a.s) “Resulullah’ın (s.a.a) hicret ettiği, şirk toprağını terk ettiği günden itibaren.”diye buyurdu. Böylece adeta, “bidat çıkarmayın, tarihi Resulullah (s.a.a ) zamanında yazıldığı gibi yazın.”gerçeğine işaret etti. Zira Resulullah Rebiulevvel ayında Medine’ye gelince tarihinin kaydedilmesini emretti.”
5.    Züheri ve Şa’bi şöyle diyorlar: “Adem cennetten yere inip, çocukları her yere dağılınca çocukları tarihi Adem’in cennetten indirilişinden itibaren saydılar ve o gün tarihin başlangıcı oldu. Sonra Allah Nuh’u peygamber gönderdi. O günden itibaren Nuh’un peygamber olarak gönderildiği gün, tufan kopuncaya kadar tarih sayıldı. Daha sonra da tufan olayı, İbrahim’in ateşe atılma olayına kadar tarih sayıldı. İshak oğulları, İbrahim’in ateşe atıldığı günü, Yusuf’un bisetine; daha sonra Yusuf’un bisetini, Musa’nın bisetine; Musa’nın bisetini, Süleyman’ın hükümetine; Süleyman’ın hükümetini, İsa’nın bisetine ve İsa’nın bisetini de Resulullah’ın (s.a.a) bisetine kadar tarihi başlangıç olarak saydılar. İsmail oğulları da İbrahim’in ateşe atıldığı günü, İbrahim ve İsmail’in Kabe’yi bina ettikleri zamana kadar tarih saydılar. Ardından Ka’be’nin bina edildiği gün, “Meadd”ın dağıldığı zamana kadar tarih sayıldı. Tehame’den çıkan her kavim ise çıkış zamanlarını tarih kabul etti. Sonra Ka’b b. Lueyy öldü ve onun ölüm günü, Fil yılına kadar tarih sayıldı. Böylece Fil olayı tarih oldu. Son olarak da Ömer hicreti tarih kabul etti. Ömer 17. veya 18. yılda hicreti tarih (başlangıcı) olarak kabul etti.”
6.    Abdülaziz b. İmran şöyle diyor: “İnsanların her zaman bir tarihi (başlangıcı) vardı. İlk önce Adem’in cennetten inişini tarih saydılar. Bu Allah’ın Nuh’u gönderişine kadar sürdü. Sonra halk Nuh’un kavmine bedduasını tarihin başlangıcı kabul etti. Sonra Nuh’un tufanını tarihin başlangıcı saydılar. Ardından İbrahim’in ateşe atılmasını tarihin başlangıcı bildiler. Daha sonra İsmail oğulları, Ka’be’nin bina edildiği zamanı tarihin başlangıcı kabul etti. Sonra Ka’b b. Lueyy’in ölümünü, sonra Fil yılını ve sonra da Müslümanlar Peygamberin (s.a.a) hicretini tarihin başlangıcı olarak kabul ettiler.”

11. Konu el-Arz Yeryüzü

    Vesail’uş Şia, 11/119, 72. Bölüm; el-Bihar, 100/58, 9. Bölüm Ahkam’ul Erezin; el-Bihar, 104/253, 2. Bölüm; Vesail’uş Şia, 17/326, İhya’ul Mevat
    Kenz’ul Ummal, 3/890-805, İhya’ul Mevat
    Kenz’ul Ummal, 3/913, Fi Ma Yeteelleku Bil Ektaat

bak.
    el-Hilkat, 147. Konu; el-Halık, 1086. Bölüm ve eş-Şirke, 1996. Bölüm

85. Bölüm
Yeryüzünün Hükümleri

7.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah yeryüzünü kullarından dilediğine miras bırakır.”ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah’a ait olan, Resulullah’a aittir. Resulullah’a ait olan ise Resulullah’tan sonraki İmam’a aittir.”
8.    İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ali’nin (a.s) kitabında şunu bulduk: “Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. Kullarından dilediğine miras bırakır ve akıbet takva sahiplerinindir.”Ben ve Ehl-i Beyt’im Allah’ın yeryüzünü miras bıraktığı kimseleriz ve takva sahipleri biziz. Tüm yeryüzü bizimdir. O halde her kim Müslümanların toprağından bir toprağı ihya ederse Ehl-i Beyt’imden olan İmam’a haracını (vergisini) vermelidir. Ondan yedikleri ise kendisine aittir.”

86. Bölüm
Her Kim Bir Toprağı İhya Ederse Onundur

9.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim ölü bir toprağı ihya ederse kendisinindir. Zalim ırkın (gaspçının) hiç bir hakkı yoktur.”
10.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Yeryüzü Allah’ın arzıdır. Kullar da Allah’ın kuludur. Her kim ölü bir toprağı ihya ederse o toprak kendisinindir.”
11.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kullar, Allah’ın kuludur. Beldeler de Allah’ın beldesidir. Her kim ölü bir toprağı ihya ederse onundur. Hiç bir zalim ırkın (gaspçının) hakkı yoktur.”
12.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ölü topraklar Allah’ın ve Resulünündür. O halde her kim ölü bir toprağı ihya ederse o toprak kendisinindir.”
13.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim sahipsiz bir toprağı ihya ederse ona daha müstahaktır. (Öncelik sahibidir)”
14.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Müslümanların peşice gitmediği bir şeye ilk önce giderse o kendisinindir.”
15.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Etrafına duvar ördüğünüz ve içinde çalıştığınız topraklar sizindir. Ama duvar çekmediğiniz topraklar Allah ve Resulünündür.”
bak. 201. Konu,ez-Ziraat ve
285. Konu, eş-Şecer

87. Bölüm
Dirileri Öldürmek

16.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ekilen her bitkiyi hasat edinceye kadar kendisine müvekkel kılınan bir melek korur. Her kim o bitkiyi çiğnerse, o melek kendisine lanet eder.”
17.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Git ve Resulullah tarafından değil, Allah tarafından şöyle de: “Her kim sedir ağacını (üç bin yıldan fazla yaşayan bir ağaç) keserse Allah ona lanet eder.”
18.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim harap ve bayındır olmayan bir toprağa varır da üzerinde çalışır, nehirlerini akıtır ve bayındır kılarsa sadakasını (zekatını) vermelidir. Eğer o toprağın önceden bir sahibi varsa, ama onu terk edip gitmişse ve neticede o topraklar harabeye dönüştükten sonra geri gelip o toprakları istiyorsa (bilsin ki) topraklar Allah’ın ve bayındır kılanındır.”
bak. eş-Şecer, 1955. Bölüm
Vesail’uş Şia 17/328, 3. Bölüm

12. Konu el-Esir Esir-Tutsak

bak.
    el-Harb, 100. Konu; el-Habs, 93. Konu; el-Muharıb, 101. Konu; el-Katl, 3280. Bölüm; el-Cihad (1), 583. Bölüm, el-Baği, 377. Bölüm

88. Bölümü
Esarete Teslim Olmak Caiz Değildir

19.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) Ali’yi (a.s) beraat ilanı için gönderince bir grubu da onunla birlikte yolladı ve şöyle buyurdu: “Her kim ağır yara almadan esarete teslim olursa bizden değildir.”
20.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim ağır bir yara almadan esaret altına girerse, (kurtuluşu için) beytülmalden kendisine fidye verilmez. Fidyesi yakınları istediği taktirde kendi malından verilmelidir.”

89. Bölüm
Esire İhsanda Bulunmak

Kur’an
“Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler”
“Elinizde bulunan esirlere, “Allah kalplerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir”de.”
21.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her ne kadar ertesi gün öldürmek istese de esire yemek yedirmek, onu esir alanın üzerine bir haktır. Kafir olsun veya olmasın onu yedirmesi, içirmesi, gölgede tutması, güzel davranılması beğenilen bir davranıştır.”
22.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her ne kadar ertesi gün öldürülecek olsa da esire yemek yedirmek ve ihsanda bulunmak farz olan bir haktır.”
23.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Ali (a.s) müebbet hapse mahkum olan kimseye, Müslümanların beytülmalinden yemek yedirirdi.”
24.    İmam Ali (a.s) İbn-i Mülcem tarafından yaralanınca oğlu Hasan’a (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bu esiri hapsedin, yedirin, içirin ve esaret halinde ona güzel davranın.”

13. Konu el-Usve Örnek

bak.
    el-İmamet (1), 22. Konu

90. Bölüm Örnek

Kur’an
“Ey iman edenler! Andolsun ki, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok anan kimseler için Resulullah en güzel örnektir.”
“İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır.”
“Andolsun ki, sizlerden, Allah’ı ve ahiret gününü uman kimseler için, bunlarda güzel örnekler vardır. Kim yüz çevirirse kendi aleyhine olur, doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.”
25.    İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan Allah’ın en çok buğz ettiği kimse bir imamın sünnetine uyan, ama amellerine uymayan kimsedir.”
26.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim kendini halka imam kılarsa, başkasını eğitmeden önce kendini eğitmeye çalışmalı, diliyle terbiye etmeden önce siretiyle (davranış biçimiyle) terbiye etmelidir.”

14. Konu el-Usul Usul-Temeller

    el-Bihar, 2/268, 33. Bölüm, Ma Yumkinu en Yustenbite minel Ayat ve’l Ahbar min muteferrikat-i Mesail-i Usul’il Fıkh

bak.
    el-Hadis, 724. Bölüm

91. Bölüm Her Şey Mutlaktır.

27.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her şey, hakkında bir nas (açık söz) bulununcaya kadar mutlaktır.”
28.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her şey, hakkında bir yasaklama bulunmadıkça mutlaktır.”
29.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Haram olduğunu bilmedikçe her şey sana helaldir. Ama haram olduğunu bilince onu terk etmelisin. Aksi sana belli olmadıkça veya bir delil bulmadıkça her şey böyledir. (helaldir.)”
30.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sana bir emir veya yasaklama olmadıkça her şey mutlaktır. Helal veya haram ihtimali olan her şey, (en azından) bir miktarının haram olduğunu bilmedikçe sana ebedi olarak helaldir. Ama haram olduğunu bilince onu terk et.”
31.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Helal veya haram ihtimali olan her şey, (en azından) bir miktarının kesin bir şekilde haram olduğunu bilmedikçe sana ebedi olarak helaldir. Ama haram olduğunu bilince onu terk et”

92. Bölüm
Her Şey Temizdir.

32.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Necis olduğunu bilmedikçe her şey temizdir. Bildiğin taktirde artık necis olur. Necis olduğunu bilmiyorsan, sana bir şey yoktur.”
bak. vesail’uş Şia, 2. /1053/37. Bölüm

93. Bölüm
Yakin, Şek İle Bozulmaz

33.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim yakin üzere olur da şek ederse yakinini sürdürsün, şüphesiz yakin şek ile def edilmez.”
34.    İmam Bakır (a.s) abdestinde şek eden bir kimse hakkında şöyle buyurmuştur: “Yakin ebedi olarak şek sebebiyle bozulmaz, sadece başka bir yakin vesilesiyle bozulur.”

94. Bölüm
Allah’ın Galabe Çaldığı Hususlar

35.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah, galebe çaldığı her hususta kulunun özrünü kabul eder.”
36.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah, galebe çaldığı (güç yetirdiği ve kulun iradesi dışında kalan) şeylerde kulun özrünü kabul etmeye daha evladır.”

95. Bölüm
Allah’ın Gizlediği Şey

37.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın kullarından gizlediği şey hususunda kulların hiç bir sorumluluğu yoktur. ’”
38.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hiç şüphesiz Allah, sadece kullarına verdiği ve onlara tanıttığı şeyleri delil gösterir.”
bak. 97. Konu, el-Huccet

96. Bölüm
Farklı Temel Hükümler

39.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Fert hakkında verdiğim hükümler cemaat hakkında da geçerlidir.”
40.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın belirsiz bıraktığı şeyleri siz de belirsiz bırakın. (açıklamaya çalışmayın).”
41.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz insanların mallarında egemenlik hakları vardır. (özel mülkiyet hakları vardır. )”
42.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kur’an’da “veya”kelimesi ile ifade edilen her şey hususunda insan özgürdür ve istediğini seçer.”
43.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah haram kıldığı her şeyi, hiç şüphesiz zor durumda kalan kimseye helal kılmıştır.”
44.    İmam Sadık (a.s) yerden bir kapla su alıp gusleden kimse hakkında şöyle buyurmuştur: “Sakıncası yoktur. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: “Allah sizlere dinde zorluk kılmamıştır.”
45.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Yaratılışın temelinde olan her şey azalır veya eksilirse bu bir ayıptır.”
46.    İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a)Medine halkı için hurmalıkları sulama hususunda şöyle hükmetti: Fazla sudan istifade etmek noktasında insanlar engellenmemelidir. Bedeviler hakkında ise şöyle hükmetti: Otlağa  su akmasın diye fazla suya engel olmamak gerekir.”Daha sonra şöyle buyurdu: “İnsanın hiç kimseye zarar vermesi caiz değildir.”
47.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar koydukları şartlara bağlı kalmalıdırlar.”


more post like this