Diyarbakır bir ülkedir içimde. Bir kıtadır, bir dünyadır, keşfedilmemiş. Diyarbakır mazlum ve gariptir; halkı mazlum, yeri mazlum, göğü mazlum, havası mazlum, suyu mazlum bir şehir. Karanlık çöktü mü gökyüzüne, bir de korku çöker kalplere. İki korku, iki zulmet yaşanır bu iklimde. Toprağı kerbela’dır bu ülkenin. Mazlumiyeti Kufe’yi andıran şehir! Diyarbakır, Kufe’sidir Anadolu’nun.

Her yerde ibn-i Ziyad korkusu teneffüs edilir. Adeta toprağına korku sinmiştir bu Kufe’nin. Ama bu Kufe, başka Kufe. Bu Kufe’de süngüler konuşur. Bu Kufe’de dipçikler dile gelir. Güneşi bile doğmak istemez içtenlikle. Ay küskün durur bir köşede. Ayakkabısız yaralı-bereli ayaklar, işkencecilere haritasını haykırır bu şehrin. Bu Kufe sonsuz bir şehir, sınırsız bir iklimdir. Bir yavan ekmek yiyenler bilir daracık sokaklarını. Mahşer kadar sıcak bir hava estirir rüzgarlar. Topraklar dağ gibi bir hüzün taşır bağrında. Yetimleri ağlar, gözyaşları dinmez, hep Ali’yi bekler birileri tahta kapılarda. Çocuklar mahalle savaşı ilan ederler taş döşeli sokaklarda. Sıcak bir ekmeğe özlem duyan şehir. Kokulu bir çaya hasret, özlem şehir. Diyarbakır gözyaşıdır, feryattır. Yetim çocuklar, dul kadınlar kimsesizler şehri.

  • tro dedi ki:

    Allah başarı versin inş


  • more post like this