Hacı Şeyh Muhsin KIRAATİ

Muta  ile ilgili .

وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاء إِلاَّ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ كِتَابَ اللّهِ عَلَيْكُمْ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَاء ذَلِكُمْ أَن تَبْتَغُواْ بِأَمْوَالِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَافِحِينَ فَمَا اسْتَمْتَعْتُم بِهِ مِنْهُنَّ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً وَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَاضَيْتُم بِهِ مِن بَعْدِ الْفَرِيضَةِ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا (24)
24. Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna, bunlar, Allah’ın üzerine farz kıldığı hükümlerdir. Bunlardan başkasını, zinadan kaçınıp, iffetli olarak, mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalandığınıza mukabil, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin; kararlaştırılandan başka, karşılıklı hoşnut olduğunuz hususta size bir sorumluluk yoktur. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

Mesajlar ve Nükteler
1- Evlenmek için evli kadınların peşine düşmemek gerekir. “Evli kadınlar”
2- Kafirler ile savaşta esir düşen kadınlar sahipsiz kalmamalı veya kafirlere geri gönderilmemelidir. Ya eş ya da cariye olarak Müslümanlar ile şer’i ilişkiler içinde olmalıdır. “Sahip olduğunuz cariyeler müstesna”
3- Geçici evlilik kanunidir ve kadının mehir hakkı kendisine ödenmelidir. “Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin.”
4- Evlilikte iki tarafın rızayeti şarttır. “Karşılıklı anlaşmanızda”

Açıklama
Kafir kadınlar için esaret boşanma sebebi sayılmaktadır. Tıpkı kendisi iman ettiği halde kocası küfründe baki kalan kadının imanının boşanma sebebi sayıldığı gibi… Esir düşen kafir kadın ile kocası kafir olan imanlı kadın eşinden ayrılmış sayılır.
Hangi dinden olursa olsun evli kadın ile evlenmek de İslam’a göre haramdır. Ama esaret boşanma sebebidir ve esir kadın esaret sonrası bir adet görme müddeti beklemelidir. Eğer hamile ise doğuruncaya kadar iddetini korumalı ve iddet müddetince cinsel ilişkide bulunmamalıdır. Esir kadınların böylece eş veya cariye tutulması onların kafirlere geri döndürülmesinden veya başı boş bırakılmasından daha iyidir.

“Onlardan faydalanmanıza karşılık paralaştırılmış olan mehirlerini verin” ayeti Ehl-i Beyt imamları (a.s) ile Ehl-i Sünnet müfessirlerinin çoğuna göre geçici evlilik ile ilgilidir. Bilindiği gibi geçici evliliği ikinci halife yasaklamıştır. Rivayetlerde de yer aldığı gibi eğer yasaklanmamış olsaydı şekavet ehli dışında hiç kimse zina etmezdi. Geçici evlilik büyük ve doğru bir uygulamadır. Dünya bunu bilmediği için zinayı özgür bırakmıştır.

Hatta Russel bile cinsel sorunların hallinin yegane yolunun geçici evlilik olduğunu kabul etmiştir. Ayrıca halife ilahi bir hükmü yasaklayamaz. Eğer illa da tevil etmek istersek bu yasağın özel şartlar sebebiyle gerçekleştiğini söylemeliyiz. Yoksa geçici evlilik toplumsal bir zarurettir ve ilahi hükümleri ortadan kaldırmak hiç kimsenin yetkisinde değildir. Ehl-i Sünnet rivayetlerinde yer aldığı üzere geçici evlilik insanın eşinden uzak kalması ve savaş sebebiyle öngörülmüştür. Bu şartlar günümüzde de mevcuttur. Mut’a’nın caiz olmadığını bildiren rivayetler ve bu hükmün nesh edildiğini bildiren hadisler bir çok çelişkiler içermektedir, güvenilir değildir. Geçici evlilik bu toplumsal sorunu halletmek ve fesadı önlemek içindir. Kıyamete kadar da şer’i ve kanuni uygulamadır.

Birkaç soru
1- Geçici evlilik fuhuşun başka bir adı değil midir?
Cevap: Hayır, asla geçici evlilik fuhuş değildir. Zira geçici evlilikte kadın sadece bir erkek ile ilişkide bulunmaktadır. En az 45 günde iddetini beklemek zorundadır. Ayrıca geçici evlilikten oluşan çocukta sürekli evlilikten oluşan çocuk gibidir.

2- Şehvet düşkünü erkekler bu kanundan kötü istifade etmezler mi?
Cevap: Mümkündür; dünyadaki tüm faydalı ve zaruri hükümlerden bir takım insanlar kötü istifade edebilir. Üzümden şarap yapmıyorlar mı? Bazıları hac yolculuğundan kötü istifade edince hac yolculuğunu inkar etmemiz mi gerekir?
3- Geçici evlilikten doğan çocuğun hükmü nedir?
Cevap: Geçici evlilikten oluşan çocuk da hak, miras vb. tüm hususlarda sürekli evlilikten doğan çocuk gibidir. Fahr’ur- Razi’nin bu ayet ile ilgili naklettiği bir hadiste şöyle yer almıştır: “Eğer geçici evlilik yasaklanmasaydı kötü insanlar dışında hiç kimse zina etmezdi.”

Birkaç Önemli husus
1- Geçici evlilik ile ilgili ayet Medine’de nazil olmuştur. Mut’a (geçici evlilik)’da hac, salat (namaz), riba (faiz) ve ganimet gibi şer’i anlam kast edilmiştir; lugavi anlam değil. Dolayısıyla Allame Tabatabai’nin el- Mizan tefsirinde dediği gibi ayetteki “istemte’tum” kelimesinden maksat mut’a ve geçici evliliktir.
2- Ayetteki “kararlaştırılmış olan ücretlerini verin” cümle mut’a nikahındaki faydalanma ile ilgilidir. Eğer daimi nikah ile ilgili bir şey olsaydı, nikah kıyılınca mehir gerekirdi. Bu takdirde faydalanma olsun veya olmasın mehir farz olmaktadır. Elbette eğer ilişkiden önce boşanma gerçekleşirse mehirin yarısını vermek gerekir.
3- Bazıları Kur’an’da iddet, miras ve iffetini koruma meselesinin sadece eşle ilgili beyan edildiğini söylemektedirler. Onlara göre geçici evlilikte ise eş durumu söz konusu olmadığı içinde geçici evlilik caiz değildir. Halbuki geçici evlilikte de iddetini korumak gerekir. Mut’a da bir tür evliliktir. Sadece miras meselesi mut’a da istisna edilmiştir ve bu mesele de herhangi bir problem oluşturmamaktadır.


more post like this