GENÇLİK DÖNEMİ     -3-
“Şüphe yok ki sen, pek yüce bir ahlaka sahipsin elbette”
Hz. Muhammed (s.a.a) çocukluk dönemini geride bırakarak 25 yaşında bir genç oldu. Onun davranış ve hareketi Mekkeliler arasında dilden dile dolaşıyordu. Halk, Onun ağır başlı, haysiyetli, adaletli ve emin birisi olduğunu anlamıştı. Bundan dolayı Ona “Muhammed-il Emin” adını verdiler.
Bir gün Mekke’de Huveylid’in kızı Hatice’nin kervanı sefer için hazırlanmıştı. Hatice’nin ailesi Kureyş kabilesinin şerefli ve zengin ailelerinden birisiydi, O bazılarına, ticaret yapmaları için iş verir ve gelirine ortak olurdu. Bir gün Ebu Talip Hz. Muhammed (s.a.a)’e dönerek: “Ben az gelirli birisiyim, geçimim zorlaşmış, zorlu bir dönemdeyiz ve ticaretimiz de yoktur. Şu anda akrabalarının kervanı Şama sefer için hazırlanıyorlar. Huveylid’in kızı Hatice ticaret yaparak kârını paylaşmaları için akrabalarından bazılarını bu kervanla gönderiyor. Onun yanına giderek kendini tanıtırsan, senin doğruluk haysiyet ve şerefinden haberdar olduğu için sana öncelik tanır” dedi.
Hz. Muhammed (s.a.a) cevabında:
“Bu iş için Hatice’nin kendisi beni davet edebilir” dedi. Buna karşılık Ebu Talip: “Sen kendini tanıtmazsan, Hatice’nin başkalarını görevlendireceğinden korkuyorum” dedi. Buna rağmen yinede Muhammed (s.a.a) kendisini Hatice’ye tanıtmadı. Çünkü O, kendisine iş yapması için başkasına ricada bulunmayı sevmiyordu.
Ebu Talip, Hatice’nin yanına giderek, Hz. Muhammed (s.a.a)’i ticaret için görevlendirmek ister misin? diye sordu.
Hatice cevabında: “Eğer tanımadığım yabancı birini tavsiye etseydiniz dahi kabul ederdim, kaldı ki tanıdık, emin ve doğru birini tavsiye ediyorsunuz” dedi.
Hatice Hz. Muhammed (s.a.a)’i çağırtarak, Senin doğru, emin ve güzel ahlakın, ticaretim için seni sevmeme sebep oldu ve diğerlerine vermiş olduğum maaşın iki katını sana vereceğim dedi. Hz. Muhammed (s.a.a) bu teklifi kabul etti. Amcası Ebu Talibin yanına giderek olayı ona da anlattı.
Ebu Talip: “Bu Allah’ın sana göndermiş olduğu bir rızıktır” dedi.
Hz. Muhammed (s.a.a) Hatice’nin hizmetçisi Meysere ile sefer hazırlıklarına koyuldu. Amcaları uğurlamaya geldiklerinde, tanıdıkları kimseler onunla tanıştırdılar. Bu Hz. Muhammed (s.a.a)’in yalnız başına çıkacağı ilk yolculuğu idi. Bir kaç gün boyunca kervan çölde hareket etti. Bu arada Hz. Muhammed (s.a.a) Meysere ile sohbet ediyordu. Hz. Muhammed (s.a.a)’in sözleri hal ve hareketleri, Meysere’ye cazip gelecek ki, gün geçtikçe Ona biraz daha yakınlaşıyordu.
Kervan Basra pazarına yetiştiği zaman, Hz. Muhammed (s.a.a) ve Meysere, Hatice’nin mallarını satmaya başladılar.
Mallardan biri üzerinde Hz. Muhammed (s.a.a) ile alıcı arasında uyuşmazlık baş gösterdi.
Alıcı adam Hz. Muhammed (s.a.a)’e dönerek: Lat ve Uzza’ya yemin et dedi. Hz. Muhammed (s.a.a) ise: “Ben hiçbir zaman o iki puta yemin etmemişimdir” diye cevap verdi.
Adam şaşırarak: Sen ne diyorsun, bütün Araplar bu iki puta yemin ediyorlar dedi.
Hz. Muhammed (s.a.a): Dediklerin doğru mudur diye karşılık verdi.
Adam Hz. Muhammed (s.a.a) ile anlaştı. Çünkü, Onunla yalan yere putlara yemin eden diğer satıcılar arasında fark olduğunu anlamıştı. Dolayısıyla ellerinde bulunan bütün malları aldı. Bu ticaretten büyük bir kâr elde edildi. Meysere sevinçle Hz. Muhammed (s.a.a)’e dönerek: Biz yıllarca Hatice için ticaret yapıyoruz, ama hiçbiri bu yıl ki kadar iyi olmamıştı.
Hatice, odasından dışarıyı seyretmekle meşgulken, gözleri uzaktan gelen bir kervana takıldı. Tacirler döndüğünde kervanın Şamdan geldiği anlaşıldı. Bu Hatice’nin kervanı idi. Önde Hz. Muhammed (s.a.a) ile Meysere geliyordu.
Meysere Hz. Muhammed (s.a.a)’e dönerek: Önceden Hatice’nin yanına gidip, Allah’ın senin hatırın için bize nasip ettiği bereketli seferi ona haber vermen daha iyi olur dedi. Hz. Muhammed (s.a.a) Hatice’nin odasına doğru ilerledi. Öğle vakti idi ki Hatice odasının penceresinden dışarıyı seyrediyordu. Hz. Muhammed (s.a.a)’in devesiyle birlikte geldiğini görünce, Onu karşılamak için hazırlandı.
Hz. Muhammed (s.a.a) geldi. Yolculuğundan ve kendilerine nasip olan kârdan bahsetmeğe başladı. Hatice büyük bir istekle Hz. Muhammed (s.a.a)’in sözlerini dinliyor ve her an Onun muhabbeti kalbinde yer ediyordu. Hz. Muhammed (s.a.a) sözlerini bitirince Hatice: Meysere nerededir dedi.
Hz. Muhammed (s.a.a) o eşyaların yanındadır. Hatice rica eder onu yanına çağırmasını istedi. Hz. Muhammed (s.a.a) geçmiştekilerin iki katı olan kazancı Hatice’ye haber vermişti, dolayısıyla Hatice Meysere’yi ticareti anlatsın diye çağırmıyordu. Daha ziyade Hz. Muhammed (s.a.a)’in yolculuktaki davranış ve tutumundan bahsetmesini istiyordu.
Hatice 40 yaşındaydı. Halk onu, temiz soylu ve hanım efendi diye tanımlıyordu. Kureyş kabilesinin büyükleri ve zenginleri defalarca Ona evlenme teklif ettiler. O kendine uygun birini bulamadığından hepsini geri çevirmişti. Ama Hz. Muhammed (s.a.a)’i gördüğünde, onun muhabbeti kalbinde yer etmiş ve onunla evlenmek istemişti. Fakat bu sırrı Ona nasıl açmalıydı?
Hz. Muhammed (s.a.a) ve Meysere Hatice için ticaret yapmışlar ve yoluculuk esnasında aralarında bir dostluk bağı kurulmuştu. Bundan dolayı Hatice Meysere’yi Hz. Muhammed (s.a.a)’e göndermeyi ve olayı Ona açmasını daha uygun görmüştü.
Meysere Hz. Muhammed (s.a.a)’e gelerek şöyle dedi: Muhammed! Sen niye evlenmiyorsun?
Hz. Muhammed (s.a.a): “Evlenebilmem için hiçbir şeyim yoktur” dedi.
Meysere: “Eğer mal bulunursa ve sen güzel, şerefli ve haysiyetli bir eş tarafından evliliğe davet edilirsen, onunla evlenmeye hazır mısın? diye sordu.
Hz. Muhammed (s.a.a): “Kimdir bu dediğin” deyince Meysere: “Hatice’dir” dedi.
Hz. Muhammed (s.a.a): “Acaba o benimle evliliğe hazır mıdır?
Meysere: “Ben bu işi yapacağım.”
Meysere Hatice’nin yanına dönerek Hz. Muhammed (s.a.a) ile evlilik meselesini konuştuğunu ve Onunla evlenmek istemesine çok sevdiğini bildirdi. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.a)’e haber göndererek:
“Ey Amca oğlu! Ben, akrabalığın ve arkadaşlarının arasındaki büyüklüğün, eminliğin, güzel ahlaklı olman ve doğruluğun yüzünden seni beğeniyorum” dedi. Her ikisinin de büyük babaları “Kâsu” idi ve dolayısıyla akraba idiler.
Amcalarının bir araya gelerek, onların evliliği hakkında sohbet etmeleri için, beraberce bir vakit seçtiler. Kararlaştırılan vakitte Hz. Muhammed (s.a.a) amcaları Hz. Ebu Talip, Hz. Hamza ve Kureyş’in büyükleriyle beraber Hatice’nin evine gittiler. Hatice’nin ailesi de onları beklemekteydi.
Hz. Ebu Talip, ayağa kalkarak: “Benim yiğenim, (Abdullah oğlu Muhammet) (s.a.a) şeref, büyüklük, fazilet ve akıl yönünden hiç kimseye eşit değildir ve herkesten üstündür. Gerçi mal yönünden zayıftır, ama mal, aynen bir gölge gibi gidicidir” dedi.
Hatice’nin yakınlarından “Varaka İbn-i Nufel” ayağa kalkarak: “Ey Kureyş topluluğu! Şahit olunuz ki, ben Huveylid kızı Hatice’yi Abdullah oğlu Muhammed (s.a.a) ile evlendirdim” dedi.
Hz. Ebu Talip: “Evlilik akdi kadının yakını tarafından işitilmeli ve kabul edilmelidir. Onun için gelinin amcasının akdi okumasını istiyorum” deyince, Hatice’nin amcası ayağa kalkarak: “Ey Kureyş topluluğu! Şahit olunuz ki, ben Huveylid kızı Hatice’yi Abdullah oğlu Muhammed (s.a.a) ile evlendirdim” dedi.
Mecliste hazır olanlar sevinçle tatlı ve yemek dağıtımına başladılar. Bu şekilde Emin Muhammed (s.a.a)’le asaletli ve temiz Hatice’nin evliliği gerçekleşmiş oldu.
Kureyş Kavmi, yardımlaşarak Kabe’yi onarmak istiyorlardı. Kabilelerin her biri ayrı-ayrı taş toplayarak Kabe’nin yapım ve onarımına başladılar, sıra Hacer-ül Esved (Siyah taş)ın yerine koymasına gelince kabileler arasında ihtilaf baş gösterdi. Çünkü her biri bu büyük şerefin kendilerine nasip olmasını istiyordu. İhtilaf öyle bir hadde ulaştı ki, bir birleriyle savaşa hazırlandılar.
Kureyş’in büyükleri Allah’ın evinde (Harem) toplanacak kabileler arasında savaş olmaması için, çareler aramaya koyuldular. Onlardan birisi: Ey Kureyş topluluğu! İhtilafımızı Mescid-ül Harama giren ilk kişiye bırakalım ve onun fikrini kabullenelim dedi. Bulunanların hepsi bu görüşü kabul ederek ilk gelecek olan şahsı beklemeye koyuldular.
Mescid-ül Harama giren ilk kişi Abdullah’ın oğlu Hz. Muhammed (s.a.a) oldu. Herkes sevincinden; “Bu Emindir, bu Muhammed (s.a.a)’dir. Biz onun görüşünü kabul ediyoruz” diye bağırdılar.
Herkes ilerleyerek olayı Hz. Muhammed (s.a.a)’e anlattılar; Hz. Muhammed bana bir bez parçası getirin dedi. Parçayı getirdiler. Hz. Muhammed kendi elleriyle Hacer-ül Esvedi alarak parçanın üzerine koydu. Her kabilenden birer kişi seçerek parçanın dört kenarından tutarak kaldırmalarını istedi. Ve Hz. Muhammed kendi elleriyle Hacer-ül Esvedi alarak yerine koydu.
Kureyş kabilesi kendilerini savaştan kurtararak Hacer-ül Esvedi yerleştirme şerefine hepsini ortak eden bu amelden dolayı sevince boğuldular. -SON-


more post like this