Müşrik kimse Allah’tan başkasına ibadet eden kimse demektir. Örneğin semavi cisimler veya yeryüzündeki putlardan birine alemleri idare ettiği veya şefaat ve mağfiret makamına sahip olduğu hasebiyle huzu içinde olan veya secdeye kapanan kimse müşrik sayılmaktadır. Oysa riyakar kimse, sadece Allah’a tapmaktadır ve Allah için rüku ve secde etmektedir. Buna rağmen müşrik olarak adlandırılmaktadır. O halde bu şirkten maksat nedir?

Cevap
Riya hakikati açıklandığı taktirde riyakar kimsenin de müşrik olduğu ve Allah’tan gayrisine taptığı ispat edilmektedir. Şimdi dünyanın hakikatini açıklamaya çalışalım.
Riya nifakın bir parçasıdır ve riyakar kimse münafıklar gurubunun içinde yer almaktadır. Münafık kimse ise, kalbi ve dili aynı olmayan, kalbinde iman etmediği bir şeyi dili ile söyleyen kimse demektir. Riya amelinin bir zahiri ve bir de batını vardır. Zahiri bir şekilde, batını ise başka bir şekildedir. Riyakar kimse, zahirde Allah’a tapmaktadır. Oysa ibadet hususundaki asıl hedefi Allah’a itaat etmek, Allah’ın hoşnutluğunu elde etmek veya manevi bir kemal kazanmak için değildir. Aksine münafık kimsenin hedefi, insanların ilgisini kazanmak, insanlar arasında sevgi ve şöhret edinmek veya diğer maddi hedeflerden biridir.
Riyakar kimsenin ameli zahir itibariyle adeta şöyle demektedir. Hedef Allah’ın emrine itaat etmek ve Allah’ın rızayetini kazanmaktır. Oysa amelin içi tümüyle muhtevasızdır ve hedef dünyevi amaçlardan biridir. Bundan daha açık bir nifak düşünülebilir mi?
Riya şeytanın tuzaklarından biridir. Şeytan bu tuzağı nefsini bir takım günahlar karşısında dizginleyen ve bir yere kadar nefsine hakim olan kimseler için korumaktadır. Bu kimseler, bazı günahları terk etmektedirler. Örneğin göz ve kulağını kontrol altına almakta ve halkın mal ve namusuna asla el uzatmamaktadırlar. Ama bu kimselerin manevi gelişimi bu aşamada durmuş bulunmaktadır. Dolayısıyla mutlak kemal ile sürekli ve sağlam bir ilişki kurabilecek ve Allah’ın rızayetini diğer hedeflerinden öne geçirebilecek derecede bir ruhi gelişim içinde değillerdir. Bazen maddi lezzetler onlar için arzularının Kâbesi ve taptıkları bir put haline gelmektedir. İşte bu riyanın hakikatidir. Şeytan bu tuzağını zahit, abid ve çeşitli hayır işler yapan kimseler için kurmaktadır. Dolayısıyla bu kimseler, bazı günahları terk ettikleri için nefs-i emmare üzerinde egemenlik sahibi olduklarını düşünmektedirler. Oysa onlar için çok daha büyük bir tek tuzak kurulmuştur. Öyle ki Peygamber-i Ekrem, bu konuda şöyle buyurmuştur: “Ümmetim için en çok korktuğum şey, riyadır.
Usulen İbadet ruhu kalbi ve ruhi amaçlardan biri konumundadır. İnsana kemal veren ve insanı yetiştiren şey insanın bizzat ilahi amaçlarıdır. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah, sizin zahirinize bakmaz. Aksine Allah sizin kalplerinize bakar.”

Neden Riyakar Kimse Müşriktir?
Eğer riyanın hakikatini anlayacak olursak, şüphesiz riyakar kimsenin neden müşrik sayıldığı da kendiliğinden aşikar olacaktır. Zira şirkin çeşitli dereceleri ve aşamaları vardır.
Bazen şirk çeşitli ilahlar şeklinde ortaya çıkmakta ve insanı seneviyet (dualizm) veya teslis uçurumuna yuvarlamaktadır. Bu da tevhit dininde şiddetle kınanmış olan zat hususundaki şirktir.
Bazen de bu şirk ibadet boyutunda ortaya çıkmaktadır. İbadet ve tapınma olayı, Allah’ın mutlak hakkıdır ve Allah’tan başka hiç kimse, ibadet ve tapınmaya layık değildir. Dolayısıyla Allah’tan gayrisine ibadet edildiği taktirde, böyle bir amel ibadette şirk sayılmaktadır ve Allah’tan gayrisi ibadet hususunda Allah’ın şerik ve ortağı kılınmaktadır. İbadette şirk, bazen çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Örneğin yıldıza tapanlar veya puta tapan kimseler aşikar bir şekilde Allah’tan gayrisine ibadet etmekte ve bu yaptıkları işleri bir şekilde tevil etmektedirler. Ama bazen ibadette şirk hususu oldukça gizli bir şekilde yapılmaktadır. Nitekim riya ile yapılan amel de buna benzemektedir. Riyakar kimse her ne kadar zahirde Allah’a taptığını söylüyorsa, ilahi olmayan bir amaca sahiptir. Eğer bu amacı olmazsa, hiçbir zaman söz konusu ibadete koyulmaz. Bu açıdan kendi batınında Allah’tan gayrisine ibadet etmekte ve onu Allah’ın şerik ve ortağı kılmaktadır. İnsanların teveccüh ve ilgisini kazanmayı bir mabud edinmekte ve arzularının kabesi sayılmaktadır. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) Allah-u Teala’dan şu kudsi hadisi nakletmektedir: “Herkim beni gayrisiyle ortak ettiği bir amel yapacak olursa, o amel sadece o gayrisi içindir ve ben ortaklıktan müstağni olanların en müstağnisiyim.”
Kur’an-ı Kerim’de amelleri ilahi bir amaç üzerinde yapılmış olan kimseler övülmüştür. Öyle ki Allah-u Teala risalet hanedanının makamı hususunda şöyle buyurmaktadır. “(Ve derler ki:) «Biz size, ancak Allah’ın yüzü (rızası) için yedirmekteyiz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne de bir teşekkür.””
Riyadan uzak kaçmak oldukça zor bir iştir. Bazen ilahi olmayan amaçlar ve riya öylesine amelin damarlarına sızmaktadır ki hatta insanın bizzat kendisi de bundan gaflet etmektedir. Bu açıdan hadislerde şöyle yer almıştır: “Riya, karanlık bir gecede saf bir taş üzere yürüyen siyah bir karıncanın hareketinden daha gizlidir.”
Riya hakkında çok daha geniş boyutlarda açıklamalar gerekmektedir. Ama bizim burada asıl maksadımız, riyakar kimsenin neden müşrik olduğunu açıklığa kavuşturmaktadır. Dolayısıyla riya hakkında daha çok Mi’rac’us-Saade-i Neraki, c. 1, s. 353’e müracaat ediniz.
Ayetullah Cafer Sübhani


more post like this