3.   الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الإيثارُ أحسَنُ الإحسانِ، وأعلى مَراتِبِ الإيمانِ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Fedakarlık, en güzel ihsan ve imanın en üstün mertebesidir.”

4.   الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الإيثارُ أفضَلُ عِبادةٍ، وأجَلُّ سِيادةٍ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Fedakarlık, en faziletli ibadet ve en yüce efendiliktir.”

18.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أعطُوا الأجيرَ أجرَهُ قَبلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ، وأعْلِمْهُ أجرَهُ وهُو في عملِهِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İşçiye alnının teri kurumadan ücretini veriniz.   Henüz çalışırken (işi bitmeden) ücretini belirleyiniz.”

30.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: يَعيشُ النّاسُ بإحسانِهِم أكثرَ مِمّا يَعيشُونَ بأعمارِهِم، ويَموتُونَ بذُنوبِهِم أكثرَ مِمّا يَموتُونَ بآجالِهِم.

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar ömürleriyle yaşamaktan çok, iyilikleriyle yaşarlar; ecelleriyle ölmekten çok, günahlarıyla ölürler.”

32.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: عَلَيْكَ بالآخِرَةِ تأتِكَ الدُّنيا صاغِرةً :

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ahirete sarıl, dünya hor bir halde sana gelir.”

39.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن أكثَرَ مِن ذِكرِ الآخِرةِ قَلَّتْ مَعصيتُهُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim ahireti çok anarsa günahları azalır.”

40.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: اعمَلْ لِدُنياكَ كأنّكَ تَعيشُ أبدا، واعـمَـلْ لآخرتِكَ كأنّكَ تَموتُ غَدا:

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Hiç ölmeyecekmişsin gibi dünya için, yarın ölecekmişsin gibi ahiretin için çalış.”

46.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: الـمُؤمنُ أخـو المؤمنِ، عَينُهُ ودَليلُهُ، لا يَخونُهُ، ولا يَظْلِمُهُ، ولا يَغُشُّهُ، ولا يَعِدُهُ عِدَةً فيَخْلِفَهُ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Mümin müminin kardeşi, gözü ve kılavuzudur.   Ona hıyanet etmez, ona zulmetmez, onu dolandırmaz ve ona söz verip de sözünden caymaz.”

53.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: يابنَ النُّعمان، إنْ أردتَ أن يَصْفُوَ لكَ وُدُّ أخيكَ فلا تُمازِحَنَّهُ، ولا تُمارِيَنَّهُ، ولا تُباهِيَنَّهُ، ولاتُشارَّنَّهُ.

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ey İbn-i Nu’man! Eğer kardeşinin sana olan sevgisinin halis olmasını istiyorsan (yersiz) şaka yapma, onunla tartışma, ona karşı böbürlenme ve onunla çatışma.”

58.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الإخْوانُ في اللّه‏ِ تعالى تَدُومُ مَودّتُهُم، لِدَوامِ سَبَبِها ‏ ‏ :

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teala için kardeşlik edenlerin dostluğu devam eder.   Zira bu dostluğun sebebi de kalıcıdır.”

66.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: اعرِفِ المَودّةَ لكَ في قلبِ أخيكَ بما لَهُ في قلبِكَ.

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kardeşinin kalbinden sana duyduğu sevgiyi bilmek istiyorsan, kalbinde ona olan sevgine bak.”

76.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: ليسَ لكَ بأخٍ مَنِ احْتَجْتَ إلى مُداراتِهِ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kendisini idare etmek zorunda kaldığın kimse, senin kardeşin değildir.”

77.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لا تُواخِ مَن يَسْتُرُ مَناقِبَك ويَنْشُرُ مَثالِبَكَ.   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Senin üstünlüklerini gizleyen ve eksikliklerini yayan kimseyi kardeş edinme.”

78.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: بِئسَ الأخُ أخٌ يَرعاكَ غَنِيّا وَيقطعُكَ فَقيرا.

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “En kötü kardeş zengin olduğunda seni düşünen, fakir olduğunda ise seninle ilişkisini kesen kimsedir.”

90.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: خـيـرُ إخْوانِكَ مَـن أعانَكَ على طاعةِ اللّه‏ِ، وصَدَّكَ عن مَعاصِيهِ، وأمَرَكَ برِضاهُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kardeşlerin en hayırlısı Allah’a itaat hususunda sana yardımcı olan, Allah’a isyandan koruyan ve sana Allah’ın rızayetini emredendir.”

94.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: خيرُ إخْوانِكَ مَن سارَعَ إلى الخيرِ وجَذَبَكَ إلَيهِ، وأمَرَكَ بالبِرِّ وأعانَكَ علَيهِ ‏ ‏
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kardeşlerinin en hayırlısı hayır işlemeye koşan ve seni de hayra çekmeye çalışan, sana iyiliği emreden ve iyilik işleme hususunda sana yardımcı olandır.”

97.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: أحبُّ إخْواني إليَّ مَن أهْدَى عُيُوبي إلَيَّ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Bana en sevgili kardeşim, bana ayıplarımı hediye edendir.”

104.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن وَعَظَ أخاهُ سِرّا فَقَد زانَهُ، ومَن وعَظَهُ عَلانِيَةً فَقَد شانَهُ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim kardeşine gizlice öğüt verirse onu süslemiş ve her kim de açıkça öğüt verirse onu ayıplamış olur.”

114.  بحار الأنوار: كانَ رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله إذا فَقَد الرّجُلَ مِن إخْوانهِ ثلاثةَ أيّامٍ سألَ عَنهُ، فإنْ كانَ غائبا دَعا لَهُ، وإنْ كانَ شاهدا زارَهُ، وإنْ كانَ مريضا عادَهُ

Bihar’ul Envar’da şöyle yer almıştır: “Resulullah (s.  a.  a) üç gün kardeşlerinden birini görmeseydi kendisini sorardı.   Eğer orada (şehirde) değilse, kendisine dua ederdi.   Oradaysa onu görmeye giderdi.   Eğer hasta ise ziyarette bulunurdu.”

118.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: خيرُ مـا وَرّثَ الآبـاءُ الأبنـاءَ الأدبُ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Babaların çocuklarına bıraktığı en hayırlı miras edeptir.”

133.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: ومُعلّمُ نفسِهِ ومُؤدّبُها أحَقُّ بالإجْلالِ مِن معلّمِ النّاسِ ومُؤدّبِهِم.   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kendini eğitip terbiye eden kimse, insanları eğitip terbiye eden kimseden daha çok ululanmaya layıktır.”

144.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أفضلُ الأدبِ أن يَقِفَ الإنسانُ عند حَدِّه ولا يَتَعدّى قَدْرَهُ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “En üstün edep, insanın haddini bilmesi ve ölçüsünü aşmamasıdır.”

147.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أكرِمُوا أولادَكُم وأحْسِنوا آدابَهُم يُغْفَرْ لَكُم.   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Evlatlarınıza değer verin, edeplerini güzelleştirin (ki bu vesile ile) bağışlanasınız.”

175.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: قالَ اللّه‏ُ عز و جل: لِيأذَنْ بِحَربٍ منّي مَن آذى عَبديَ المؤمنَ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Mümin kuluma eziyet eden bana savaş ilan etmiş olur.”

181.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: ـ لابنَيهِ عليهماالسلام لمّا ضَرَبه ابنُ مُلْجَم ـ: احبِسُوا هذا الأسيرَ، وأطعِمُوهُ، واسْقُوهُ، وأحْسِنوا إسارَهُ ‏

İmam Ali (a.  s) İbn-i Mülcem tarafından yaralanınca oğlu Hasan’a (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Bu esiri hapsedin, yedirin, içirin ve esaret halinde ona güzel davranın.”

254.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: لَيْسَ شَيْءٌ أضَرَّ لِقَلْبِ المُؤْمِنِ مِنْ كَثْرَةِ الأكْلِ، وَهِيَ مُورِثَةٌ لِشَيْئَيْنِ: قَسْوَةِ القَلْبِ، وَهَيَجَانِ الشَّهْوَةِ ‏ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Müminin kalbine çok yemekten daha zararlı bir şey yoktur.   Çok yemek iki şeye sebep olur: Kalbin katılaşmasına ve şehvetin tahrik olmasına.”

263.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: كُلْ وَأنتَ تَشْتَهِي، وَأمْسِكْ وَأنتَ تَشْتَهِي ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İştahın olunca yemek ye ve henüz iştahın varken yemekten el çek.”

265.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَنْ أكَلَ وَذُو عَيْنَيْنِ يَنْظُرُ إلَيْهِ وَلَمْ يُواسِهِ ابْتُلِي بِدَاءٍ لاَ دَوَاءَ لَهُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim iki göz kendine baktığı halde yemek yer de onu yemeğe davet etmezse, dermansız bir derde düçar olur.”

331.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: خَيْرُ اُمّتي مَن إذا سُفِهَ عَلَيْهِمْ احْتَمَلوا، وإذا جُنِيَ عَلَيْهِمْ غَفَروا، وإذا اُوذُوا صَبَروا

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin en hayırlıları kendilerine akılsızlık edilince tahammül edenler, haklarında zulmedilince affedenler ve eziyet edilince sabredenlerdir.”

333.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لا تَزالُ اُمّتي بِخَيْرٍ ما تَحابُّوا وأدَّوا الأمانَةَ، واجْتَنَبوا الحَرامَ، وقَرَوُا الضَّيْفَ، وأقامُوا الصَّلاةَ، وآتَوا الزَّكاةَ.   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetim birbirini sevdikçe, emaneti (sahibine) eda ettikçe, haramdan uzaklaştıkça, misafire değer verdikçe, namaz kıldıkça ve zekat verdikçe sürekli hayır üzere olacaktır.”

343.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنّ أخْوَفَ ما أخافُ عَلى اُمّتِي الهَوى وطُولُ الأملِ، أمّا الهوى فَإنّهُ يَصُدُّ عَنِ الحقِّ، وأمّا طُولُ الأملِ فَيُنْسي الآخِرَةَ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ümmetim hakkında korktuğum şeylerin en korkuncu şunlardır: Nefsani istekler ve uzun emel.   Nefsani istekler şüphesiz ki insanı haktan alıkoyar.   Uzun emeller ise insana ahireti unutturur.”

348.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: بُنِيَ الإسلامُ على خَمْسٍ: على الصَّلاةِ، والزَّكاةِ، والصَّومِ، و الحَجِّ، والوَلايةِ، ولَمْ‏يُنادَ بِشَيْءٍ كَما نُودِيَ بالوَلايةِ ‏

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İslam beş esas üzere kuruludur: Namaz, zekat, oruç, hac ve velayet.   Velayete davet edildiği kadar hiç bir şeye davet edilmemiştir.”

352.  الإمامُ الرِّضا عليه‏السلام: إنَّ الإمامةَ اُسُّ الإسلامِ النّامي وفَرْعُهُ السّامي ‏ ‏

İmam Rıza (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz imamet İslam’ın gelişen esası (kökü) ve yükselen dalıdır.”

353.  الإمامُ الرِّضا عليه‏السلام: إنّ الإمامةَ زِمامُ الدِّينِ، ونِظامُ المُسلِمينَ، وصَلاحُ الدُّنيا، وعِزُّ المُؤمِنينَ

İmam Rıza (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz imamet dinin dizginleridir.   Müslümanların düzeni, dünyanın salahı ve müminlerin izzetidir.”

364.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن ماتَ بغيرِ إمامٍ ماتَ مِيتةً جاهليّةً ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim imamsız ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür.”

371.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن نَصَبَ نَفْسَهُ للنّاسِ إماما فَعَلَيْهِ أنْ يَبدأَ بتعليمِ نَفْسِهِ قَبْلَ تعليمِ غيرِهِ، ولْيَكُنْ تأديبُهُ بسِيرَتِهِ، قبلَ تأديبِهِ بِلِسانِهِ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim kendisini insanlara imam kılarsa başkalarını eğitmeden önce kendisini eğitmelidir.   Başkalarını diliyle terbiye etmeden önce davranışları ile terbiye etmelidir.”

383.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنّ أئمّتَكُمْ قادَتُكمْ إلى اللّه‏ِ، فانْظُروا بِمَنْ تَقْتَدونَ في دِينِكُمْ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz imamlarınız Allah’a gönderdiğiniz temsilcilerdir.   Dolayısıyla din ve namazınızda kimi temsilci gönderdiğinize dikkat edin.”

397.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنّما مَثَلُ أهلِ بيتي فِيكُمْ كَمَثَلِ سَفينةِ نُوحٍ ؛ مَنْ رَكِبَها نَجا، ومَنْ تَخَلَّفَ عَنها غَرِقَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Ehl-i Beyt’imin aranızdaki misali Nuh’un gemisi misalidir.   Ona binen kurtulur, geri kalan ise boğulur.”

420.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله ـ مُشيرا إلى عليٍّ عليه‏السلام ـ: إنّ هذا أخي ووصيّي وخليفتي فيكُم، فاسْمَعوا لَه وأطِيعُوا ‏

Resulullah (s.  a.  a) Ali’ye işaret ederek şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz bu benim kardeşim, vasim, aranızdaki halifemdir.   O halde onu dinleyin ve itaat edin.”

428.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أنا مدينةُ العلمِ وعليٌّ بابُها، فمَن أرادَ العلمَ فلْيَأتِهِ من بابِهِ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ben ilim şehriyim, Ali ise kapısıdır.   İlim isteyenler kapısından gelmelidir.”

437.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله ـ لِعليٍّ عليه‏السلام ـ: أنتَ مِنّي بمنزلةِ هارونَ مِن موسى إلاّ أنّه لا نَبيَّ بَعدي

Resulullah (s.  a.  a), Ali (a.  s) için şöyle buyurmuştur: “Senin bana oranla yerin, Harun’un Musa’ya oranla yeri gibidir.   Sadece benden sonra peygamber yoktur.”

442.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن آذى عليّا فَقدْ آذاني .   ‏

‏ Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ali’ye eziyet eden bana eziyet etmiştir.”

446.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنّ عليّا وشيعتَهُ هُمُ الفائزونَ يومَ القيامةِ ‏ ‏

‏ ‏ Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Ali ve Şiileri kıyamet günü kurtuluşa erenlerdir.”

449.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إنّـي لا أحُثُّكُم عـلى طاعةٍ إلاّ وأسْبِقُكُم إلَيها، ولا أنْهاكُم عن معصيةٍ إلاّ وأتَناهى قَبلَكُم عنها :

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben daha önceden yapmadığım bir itaate sizleri zorlamam ve sizden önce sakınmadığım bir günahtan sizi sakındırmam.”

471.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: ما شَكَكْتُ في الحقِّ مُذ اُرِيتُهُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Bana hak gösterildiği günden beri onda şüpheye düşmedim.”

475.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: فاطمةُ بَضْعَةٌ مِنّي، مَن سَرَّها فقد سَرَّني ومَن ساءها فقد ساءني، فاطمةُ أعزُّ النّاسِ علَيَّ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Fatıma benden bir parçadır.   Onu sevindiren, şüphesiz beni sevindirmiştir.   Ona kötülük eden, şüphesiz bana kötülük etmiştir.   Fatıma benim için insanların en azizidir.”

479.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أمّا ابنَتي فاطمةُ فهِيَ سيّدةُ نِساءِالعالَمينَ مِن الأوّلِينَ والآخِرِينَ :

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kızım Fatıma baştan sona kadar, alemlerdeki tüm kadınların efendisidir.”

480.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله ـ لِفاطمةَ عليهاالسلام ـ: إنّ اللّه‏َ يَغضَبُ لِغَضَبِكِ، ويَرضى لِرِضاكِ

Resulullah (s.  a.  a) kızı Fatıma’ya (a.  s)şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah senin gazabınla gazablanır ve senin rızanla razı olur.”

483.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: حسنٌ مِنّي وأنا مِنهُ، أحَبَّ اللّه‏ُ مَنْ أحبَّهُ، الحسنُ والحسينُ سِبْطانِ مِن الأسْباطِ .   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Hasan bendendir ve ben de ondan.   Allah onu seveni sever.   Hasan ve Hüseyin torunlardan iki torundur.”

484.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: اللّهُمَّ إنّي اُحِبُّهُ فأحِبَّهُ، وأحِبَّ مَن يُحِبُّهُ .   ‏

‏ Resulullah (s.  a.  a) Hasan’a (a.  s) işaret ederek şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! Ben onu seviyorum.   O halde sen de onu sev ve onu seveni de sev.”

542.  الإمامُ الهادي عليه‏السلام: الإمامُ بَعدي الحسَنُ، وبعدَ الحسنِ ابنُه القائمُ، الّذي يَملأُ الأرضَ قِسْطا وعدلاً كما مُلِئتْ جَورا وظُلما

İmam Hadi (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra İmam, Hasan’dır, Hasan’dan sonra ise yeryüzü zulüm ve sitemle dolduktan sonra onu adalet ve insafla dolduracak olan oğlu Kaim’dir.”

607.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أكْمَلُكُم إيمانا أحْسَنُكُم خُلقا .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Sizden imanı kamil olan kimse ahlakı en güzel olanınızdır.”

609.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لا يَكْمُلُ إيمانُ عبدٍ حتّى يُحِبَّ مَن أحَبَّهُ اللّه‏ُ سبحانه، ويُبغضَ مَن أبْغَضَهُ اللّه‏ُ سبحانَهُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kul, münezzeh olan Allah’ın sevdiği kimseleri sevmedikçe ve münezzeh olan Allah’ın buğzettiği kimselere buğzetmedikçe imanı kemale ermez.”

610.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: لا يَسْتَكمِلُ عبدٌ حقيقةَ الإيمانِ حتّى تكونَ فيه خِصالٌ ثلاثٌ: الفِقهُ في الدِّينِ، وحُسْنُ التَّقديرِ في المَعيشةِ، والصَّبرُ على الرَّزايا

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kulda şu üç özellik bulunmadıkça imanının hakikati kemale ermez: Dinde derin anlayışlı, geçiminde programlı ve zorluklar karşısında sabırlı olmak!”

612.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أفضلُ الإيمانِ أنْ تَعلمَ أنّ اللّه‏َ معكَ حَيثُ ما كُنتَ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “En üstün iman; nerede olursan ol, Allah’ın seninle olduğunu bilmendir.”

620.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: حُسْنُ العَفافِ والرِّضا بالكَفافِ مِن دعائمِ الإيمانِ .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Güzel iffet ve yeterli olan şeylerden razı olmak da imanın sütunlarındandır.”

624.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام ـ وقد سُئلَ عمّا يُثَبِّتُ الإيمانَ في العبدِ ـ: الّذي يُثَبّتُهُ فيهِ الوَرَعُ، والّذي يُخْرِجُهُ مِنهُ الطَّمَعُ.   ‏

İmam Sadık (a.  s), “Kulda imanı sabit kılan şey nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Kulda imanı sabit kılan şey sakınmadır.   Kulu imandan çıkaran şey ise ihtirastır.”

‏ ‏ 635.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: خُلُقان لا يَجتَمِعانِ في مؤمنٍ: الشُّحُّ، وسُوءُ الخُلقِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İki huy müminde bir araya gelmez: Hırs ve kötü ahlak.”

‏ ‏ 645.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: المؤمنُ الّذي نفسُهُ مِنهُ في عَناءٍ، والنّاسُ في راحةٍ ‏ ‏

“Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Mümin, nefsinin kendisinden sıkıntıda, insanların ise kendisinden güvende olduğu kimsedir.”

647.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: المؤمنُ يألَفُ ويُؤلَفُ، ولا خيرَ فيمَن لا يألَفُ ولا يُؤلَفُ ،وخيرُ النّاسِ أنفَعهُمْ للنّاسِ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Mümin ünsiyet edinir (kaynaşır) ve kendisi ile ünsiyet kurulur.   Ünsiyet etmeyen ve edilmeyen kimsede hayır yoktur.   İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır.”

‏ ‏ 654.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: المؤمنُ مَن وَقى دِينَهُ بدُنياهُ، والفاجرُ مَن وقى دُنياهُ بدِينِهِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Mümin, dinini dünyası ile, facir kimse ise dünyasını dini ile koruyandır.”

655.  الإمامُ زينُ العابدينَ عليه‏السلام: المؤمنُ يَصمُتُ لِيَسْلَمَ، ويَنْطِقُ لِيَغْنَم‏ ‏

‏ ‏ İmam Zeyn’ul Abidin (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Mümin salim kalmak için susar, faydalanmak için konuşur.”

660.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: المؤمنُ أصْلَبُ مِن الجَبلِ، الجَبلُ يُسْتَقَلُّ مِنه، والمؤمنُ لا يُسْتَقَلُّ مِن دِينِه شَيءٌ .   ‏

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Mümin, dağdan daha serttir.   Dağdan azalır, ama müminin dininden bir şey azalmaz.”

‏ 669.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أفضلُ المؤمنينَ إيمانا مَن كانَ للّه‏ِ أخْذُهُ وعَطاهُ وسَخطُهُ ورِضاهُ .   ‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin iman açısından en üstünü, alışverişi, öfkesi ve hoşnutluğu Allah için olandır.”

692.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لا يُؤنِسَنّكَ إلاّ الحقُّ، ولا يُوحِشَنّكَ إلاّ الباطلُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Haktan başka bir şeyle ünsiyet etme ve batıldan başka bir şeyden de vahşet etme.”

‏ 698.  الإمامُ العسكريُّ عليه‏السلام: مَن أنِسَ باللّه‏ِ اسْتَوحَشَ مِن النّاسِ .   ‏

İmam Askeri (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah ile ünsiyet kuran insanlardan kaçınır.”

713.  الإمامُ الحسنُ عليه‏السلام ـ لَمّا سَألَهُ أبوهُ عنِ الشُّحِّ ـ: أن تَرى ما في يَدَيكَ شَرَفا وما أنفَقتَ تَلَفا ‏ :

‏ İmam Hasan (a.  s), babası kendisine, “Hasislik nedir?” diye sorunca şöyle buyurmuştur: “Elinde olanı şeref ve yücelik, infak ettiğin şeyi ise telef ve zayi olarak görmendir.”

725.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: حَسْبُ البخيلِ مِن بُخلِهِ سُوءُ الظَّنِّ بربِّهِ، مَن أيقَنَ بالخَلَفِ جادَ بالعَطيّةِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Cimrilikte insanın Rabbine kötü zan beslemesi (kendisine kötülük olarak) yeter.   Şüphesiz her kim (ilahi) mükafata yakin ederse güzel bağışta bulunur.”

744.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن تَبَسّمَ في وجهِ مُبتَدِعٍ فقد أعانَ على هَدمِ دِينِهِ.   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Bidatçıya tebessüm eden, dinini yok etmede ona yardımcı olmuştur.”

746.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: عَملٌ قليلٌ في سُنّةٍ خيرٌ مِن عملٍ كثيرٍ في بِدعةٍ.   ‏

‏ِ Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Sünnet üzere yapılan az amel, bidat üzere yapılan çok amelden hayırlıdır.”

749.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: كُنْ سَمْحا ولا تَكُنْ مُبَذِّرا، وكُنْ مُقَدِّرا ولا تَكُنْ مُقَتِّرا.   ‏

‏ ‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Bağışlayıcı ol, savurgan olma.   Tutumlu ol, ama cimri ve sıkı olma.”

758.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: أربعٌ مُن كُنوزِ البِرِّ: كِتْمانُ الحاجةِ، وكِتْمانُ الصَّدقةِ، وكِتْمانُ الوَجَعِ، وكِتْمانُ المُصيبةِ ‏ ‏

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Dört şey iyiliğin hazinelerindendir: İhtiyacını gizlemek, gizli sadaka vermek, acısını gizlemek ve musibetini gizli tutmak.”

760.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: تَمامُ البِرِّ أن تَعملَ في السِّرِّ عَملَ العَلانِيَةِ .

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kamil iyilik, açıkta yaptığın ameli gizlilikte de yapmandır.”

772.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنَّكُم لَن تَسَعُوا النّاسَ بأموالِكُم، فالْقُوهُم بِطَلاقةِ الوَجهِ وحُسْنِ البِشرِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sizler insanları mallarınızla nasiplendiremezsiniz.   O halde onlara güleç ve güzel yüzlülükle davranın.”

780.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: ليسَ الأعمى مَن يَعْمى بَصرُهُ، إنَّما الأعمى مَن تَعْمى بَصيرتُهُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kör, gözleri görmeyen kimse değildir.   Şüphesiz kör, basireti kör olandır.”

790.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أمَا إنّه ليسَ بينَ الحقِّ والباطلِ إلاّ أربَعُ أصابِعَ.  .  .   الباطلُ أنْ تقولَ: سَمِعتُ، والحقُّ أنْ تقولَ: رَأيْتُ.

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz bilin ki hak ve batıl arasında sadece dört parmaklık mesafe vardır.   Batıl, “Duydum” dediğindir.   Hak ise, “Gördüm” dediğin.”

801.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: إنَّ اللّه‏َ يُبغِضُ الفاحِشَ المُتَفَحِّشَ

‏ İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah sürekli kötü sözler söyleyip küfreden insandan nefret eder.”

823.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن سَلَّ سَيفَ البَغْيِ قُتِلَ بهِ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim zorbalık kılıcını çekerse onunla öldürülür.”

839.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: البُكاءُ مِن خَشيَةِ اللّه‏ِ مِفتاحُ الرَّحمةِ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Korkudan ağlamak, rahmet anahtarıdır.”

846.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: ما جَفَّتِ الدُّموعُ إلاّ لقَسوةِ القلوبِ، وما قَسَتِ القلوبُ إلاّ لِكَثْرةِ الذُّنوبِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Gözler ancak kalplerin katılaşması sebebiyle kurur.   Kalpler ise günahların çokluğu sebebiyle katılaşır.”

859.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: يا عَليُّ، لأن يَهدي اللّه‏ُ عَلى يَديَكَ رَجُلاً خَيرٌ لَكَ مِمّا طَلَعَت عَليهِ الشَّمسُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Allah’ın senin elinle birini hidayet etmesi senin için güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.”

860.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: حَبِّبوا اللّه‏َ إلى عِبادِهِ يُحِبُّكُم اللّه‏ :

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kullarına Allah’ı sevdirin ki Allah da sizleri sevsin.”

861.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن أسلَمَ عَلى يَدَيهِ رَجُلٌ وَجَبَت لَهُ الجَنَّةُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim eliyle birini Müslüman kılarsa cennet ona farz olur.”

863.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: خيارُ اُمَّتي مَن دَعا إلى اللّه‏ِ تَعالى، وَحَبَّبَ عِبادَه إلَيهِ .   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin en hayırlıları insanları Allah-u Teala’ya davet eden ve kullarına Allah’ı sevdiren kimsedir.”

872.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: يَسِّروا وَلا تُعَسِّروا، وَسَكِّنوا وَلا تُنَفِّروا .   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın.   Sakinleştirin, nefret ettirmeyin.”

‏ 943.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: يا مَعشَر التُّجّارِ، الفِقْهَ ثُمَّ المَتْجَرَ، الفِقْهَ ثُمّ المَتْجَرَ، الفِقْهَ ثُمّ المَتْجَرَ .

‏ ‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ey tüccar topluluğu! Önce ticaret hükümlerini (fıkhı) öğrenin sonra ticaret edin.   Önce ticaret hükümlerini öğrenin sonra ticaret edin.   Önce ticaret hükümlerini öğrenin sonra ticaret edin.”

950.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: رَحِمَ اللّه‏ُ عبدا سَمْحا إذا باعَ، سَمْحا إذا اشْتَرى، سَمحا إذا قضى، سَمحا إذا اقْتَضى

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Satarken, alırken, borcunu öderken ve alacağını alırken cömert davranan kula Allah rahmet etsin.”

‏ ‏ 969.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَنِ اتَّخَذَ طاعةَ اللّه‏ِ بِضاعةً أتَتْهُ الأرْباحُ مِن غيرِ تِجارةٍ.   ‏

‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’ın itaatini sermaye edinirse Allah da ticaret yapmaksızın kendisine karlar verir.”

975.  الإمامُ‏عليٌّ عليه‏السلام: التّوبَة تطهّر القُلُوب و تغسل الذُّنوبَ .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Tövbe kalbi temizler ve günahları yıkar.”

996.  الإمامُ الهادي عليه‏السلام ـ وقد سُئلَ عنِ التّوبةِ النَّصُوحِ ـ: أنْ يَكونَ الباطِنُ كالظّاهِرِ وأفْضَلَ مِن ذلكَ ‏ ‏

İmam Hadi (a.  s), Tevbe-i Nasuh hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: “Batının zahir gibi ve hatta ondan daha iyi olmasıdır.”

‏ 999.  الإمامُ الجوادُ عليه‏السلام: تأخِيرُ التَّوبةِ اغْتِرارٌ، وطُولُ التّسْويفِ حَيْرَةٌ ‏ ‏

‏ ‏ İmam Cevad (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Tövbeyi ertelemek, aldanmak; bugün yarın diye savsaklamak ise şaşkınlıktır.”

1018.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: شَيْئان لا يُوزَنُ ثَوابُهُما: العَفوُ، والعَدلُ.   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İki şeyin sevabı ölçülmez: Affın ve adaletin.”

‏ 1024.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: كأنّي بالعجمِ فَساطِيطُهُم في مسجدِ الكوفةِ، يُعلِّمونَ النّاسَ القرآنَ كما اُنزِلَ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Adeta Acemlerin (Arap olmayanların) Kufe mescidine çadır kurup insanlara Kur’an’ı nazil olduğu şekliyle öğrettiğini görür gibiyim.”

1043.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إيّـاكَ والتَّجَبُّرَ عـلى عـبادِ اللّه‏ ؛ فإنَّ كلَّ مُتَجَبّرٍ يَقْصِمُهُ اللّه‏ُ

‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın kullarına cebbarlık taslamaktan sakın.   Allah şüphesiz tüm cebbarları bozguna uğratır.”

1092.   الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: لا يَنبغي للمؤمنِ أنْ يَجلِسَ مَجلسا يُعصى اللّه‏ُ فيهِ ولا يَقدِرُ على تغييرِهِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Mümin bir kimseye Allah’a isyan edildiği ve onu değiştirmeye gücünün yetmediği bir mecliste oturması yakışmaz.”

‏ 1107.  الإمامُ زينُ العابدينَ عليه‏السلام: مَجالِسُ الصّالِحينَ داعِيَةٌ إلى الصَّلاحِ .   ‏

‏ İmam Zeyn’ul Abidin (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Salihlerle arkadaşlık, salah ve temizliğe davettir.”

1110.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إيّاكُم ومُجَالَسةَ المَوتى ! قيلَ: يا رسولَ اللّه‏ِ، مَنِ المَوتى ؟ قال: كُلُّ غَنيٍّ أطْغاهُ غِناهُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ölülerle düşüp kalkmaktan sakının.”Kendisine, “Ey Allah’ın elçisi! Ölüler kimlerdir?” diye sorduklarında ise şöyle buyurdu: “Zenginliği sebebiyle azan her zengin!” :

1114.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أيُّها النّاسُ، علَيكُم بالجَماعةِ، وإيّاكُم والفُرْقةَ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Cemaatten ayrılmayın ve tefrikadan sakının.”

‏ ‏ 1122.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: الخَيرُ والشَرُّ يُضاعَفُ يَومَ الجُمُعةِ

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hayır ve şer Cuma günü iki kat artar.”

1123.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: الصَّدَقةُ يَومَ الجُمُعةِ تُضاعَفُ، لفَضـْلِ يـَومِ الجُمُعةِ على غَيرهِ من الأيّام

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü verilen sadaka Cuma gününün diğer günlerden üstünlüğü sebebiyle iki kat artar.”

1127.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنَّ اللّه‏َ يُحِبُّ مِن عَبدِهِ إذا خَرجَ إلى إخْوانِهِ أنْ يَتَهيّأَ لَهُم ويَتَجَمّلَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah kulunun kardeşlerinin yanına gidince bakımlı ve süslü bir halde gitmesini sever.”

1129.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: البَسْ وتَجَمّلْ، فإنَّ اللّه‏َ جميلٌ يُحِبُّ الجَمالَ، وليَكُن مِن حَلالٍ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Giyin ve süslen, şüphesiz Allah güzeldir ve güzeli sever.   Ama helalden olmalıdır.”

1140.  الإمامُ العسكريُّ عليه‏السلام: حُسنُ الصُّورة جَمالٌ ظاهِرٌ، وحُسنُ العَقلِ جَمالٌ باطِنٌ .   ‏

İmam Askeri (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Yüz güzelliği dış güzelliktir.   Akıl güzelliği ise iç güzelliğidir.”

1150.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إنَّهُ ليسَ لأنْفُسِكُم ثَمَنٌ إلاّ الجَنّةُ، فلا تَبيعوها إلاّ بِها .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz canlarınızın cennet dışında bir karşılığı yoktur o halde canlarınızı sadece cennet karşılığında satınız.”

1158.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: ثلاثٌ مَن أتى اللّه‏َ بواحِدَةٍ مِنْهنَّ أوْجَبَ اللّه‏ُ لَهُ الجَنّةَ: الإنْفاقُ مِن إقْتارٍ، والبِشْرُ لِجَميعِ العالَمِ، والإنْصافُ مِن نَفْسِهِ ‏

‏ İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şu üç şeyden birini Allah için yerine getiren kimseyi Allah’ın cennete koyması farz olur: Darlıkta olduğu halde infakta bulunmak, bütün aleme güler yüzlü davranmak ve insaflı olmak.”

1161.    الإمامُ الرّضا عليه‏السلام: مَن سألَ اللّه‏َ الجَنّةَ ولَم يَصْبِرْ على الشَّدائدِ فَقدِ اسْتَهْزأ بنَفْسِهِ .

İmam Rıza (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’tan cenneti ister de zorluklar karşısında direnmezse şüphesiz kendisini gülünç duruma düşürmüştür.”

1164.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: تَحْرُمُ الجنّةُ على ثلاثةٍ: على المَنّانِ، وعلى المُغْتابِ، وعلى مُدمِنِ الخَمرِ

‏ Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Cennet şu üç kimseye haramdır: Sürekli (Allah’a) minnet eden, gıybet eden ve sürekli şarap içen kimseye.”

1176.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله ـ لعليٍّ عليه‏السلام: إنَّ أوَّلَ أربَعةٍ يَدْخُلونَ الجَنّةَ: أنا وأنتَ والحَسنُ والحُسينُ

Resulullah (s.  a.  a), Ali’ye (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Cennete giren ilk dört kişi benim, sensin, Hasan ve Hüseyin’dir.”

1182.  الإمامُ زينُ العابدينَ عليه‏السلام: مـعاشِرَ شـيعتِنا، أمّـا الجنّةُ فلَن تَفوتَكُم سَريعا كانَ أو بَطيئـا، ولكنْ تَنافَسُوا في الدَّرَجاتِ .   ‏

İmam Zeyn’ul-Abidin (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ey Şialarımız! Cennet er veya geç mutlaka sizlere ulaşacaktır.   Lakin derecelerine erişmek için birbirinizle yarışın.”

1213.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: الُمجاهِدُ مَن جَاهَدَ نَفْسَهُ في اللّه‏ِ .   ‏

İmam Hüseyin (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Cihad dört çeşittir: İki cihad farz ve bir cihad sadece farz ile ayakta duran sünnet olan cihattır ve bir cihad da (sadece) sünnet olan cihattır.   İki farz olan cihattan biri insanın nefsiyle yaptığı cihattır.”

1216.  الإمامُ الكاظمُ عليه‏السلام: جاهِدْ نَفْسَكَ لِتَرُدَّها عَن هَواها، فإنَّهُ واجِبٌ علَيكَ كجِهادِ عَدُوِّكَ .   ‏

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Nefsini isteklerinden alıkoymak için onunla cihad et. Şüphesiz nefsinle cihad etmek de düşmanla cihad etmek gibi sana farzdır.”

1218.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أفْضَلُ الجِهادِ جِهادُ النَّفْسِ عنِ الهَوى، وفِطامُها عَن لَذّاتِ الدُّنيا .   ‏
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “En üstün cihad nefsin istekleriyle cihat etmek ve onu dünya lezzetlerinden alıkoymaktır.”

1251.  الإمامُ الهادي عليه‏السلام: الجاهِلُ أسِيرُ لِسانِهِ ‏

İmam Hadi (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Cahil kimse dilinin esiridir.”

‏ 1258.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لا تَتَكلّمْ بكُلِّ ما تَعلَمُ فكَفى بذلكَ جَهلاً.   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Bildiğin her şeyi söyleme.   Bunu yapman cahillik olarak yeter.”

‏ 1269.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لا تُعادوا ما تَجهَلونَ ؛ فإنَّ أكثرَ العِلمِ فيما لا تَعْرِفونَ .   ‏

‏ ‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Bilmediğiniz şeye düşman olmayın.   Zira hiç şüphesiz ilmin çoğu bilmediğiniz şeydedir.”

1294.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: رُبَّ كلامٍ جَوابُهُ السُّكوتُ.   ‏

‏ِ ‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Bir çok sözün cevabı sükuttur.”

1302.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أفضَلُ الجُودِ ما كانَ عن عُسْرَةٍ .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “En üstün bağış, darlıkta olunmasına rağmen yapılan bağıştır.”

1308.  الإمامُ الكاظمُ عليه‏السلام: ليسَ حُسنُ الجِوارِ كَفَّ الأذى، ولـكـنْ حُسنُ الجِوارِ الصّبرُ على الأذى

İmam Kazım (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Eziyet etmekten sakınmak (tek başına) güzel komşuluk etmek demek değildir.   Lakin güzel komşuluk eziyetlere katlanmaktır.”

1310.  الإمامُ الرِّضا عليه‏السلام: ليسَ مِنّا مَن لَمْ يأمن جارُهُ بَوائقَهُ

‏ ‏ İmam Rıza (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Komşusu şerrinden güvende olmayan kimse bizden değildir.”

1321.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إيّاكَ أنْ تُحِبَّ أعْداءَ اللّه‏ِ، أو تُصْفِيَ وُدَّكَ لغَيرِ أولياءِ اللّه‏ِ، فإنّ مَن أحَبَّ قَوما حُشِرَ مَعهُم

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın düşmanlarını sakın sevme, Allah’ın dostlarından başkasına sevgi gösterme.   Her kim bir topluluğu severse onlarla haşrolur.”

‏ 1331.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: قالَ اللّه‏ُ تباركَ وتعالى: ما تَحبَّبَ إليَّ عبدي بأحَبَّ مِمّا افْتَرَضتُ علَيهِ ‏ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah Tebarek ve Teala şöyle buyurmuştur: “Kulum kendisine farz kıldığım şeyden daha sevimli bir şeyle bana sevimli olmamıştır.”

1338.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إذا أحَبَّ اللّه‏ُ عَبدا ألْهَمَهُ حُسنَ العِبادَةِ .   ‏

‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah bir kulu sevince ona güzel ibadeti ilham eder.”

1377.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام ـ فيما أوصى عِند وفاتهِ ـ: اللّه‏َ اللّه‏َ في بَيتِ ربِّكمُ، لا تُخْلوهُ ما بَقِيتُم، فإنَّهُ إنْ تُرِكَ لَم تُناظَروا

İmam Ali (a.  s), vefat esnasında ettiği vasiyetinde şöyle buyurmuştur: “Allah için, Allah için Rabbinizin evinin hakkını gözetin! Hayatta olduğunuz müddetçe onu boş bırakmayın.   Şüphesiz eğer terkedilirse sizlere (ilahi azap hususunda) mühlet verilmez.”

1378.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الحَجُّ جِهادُ كلِّ ضَعيفٍ ‏ ‏

‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hac her zayıfın cihadıdır.”

1380.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الحاجُّ والمُعْتَمِرُ وفْدُ اللّه‏ِ، ويَحْبوهُ بالمَغفِرَةِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hac ve Umre ziyaretçisi Allah’ın misafiridir.   Ona hediye olarak mağfiret verir.”

1383.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: الحَجُّ تَسْكينُ القُلوبِ ‏

‏ İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hac kalpleri sakinleştirir.”

1387.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: الحَجّ يَنْفي الفَقرَ .   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Hac fakirliği yok eder.”

1389.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: ما رأيتُ شَيئا أسْرَعَ غِنىً ولا أنْفى للفَقرِ مِن إدْمانِ حَجِّ هذا البَيتِ .   ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Çok çabuk zengin olmak ve fakirliği gidermek hususunda bu evi ziyaret etmek gibi bir şey görmedim.”

1392.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: تَمامُ الحَجِّ لِقاءُ الإما م‏ ‏

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hacc’ın tamamı (kemali) İmamla görüşmektir.”

1395.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَـن تَـرَكَ الـحَجَّ لِحاجَةٍ مِن حَوائجِ الدُّنيا لَم يُقْضَ حتّى يَنْظُرَ إلى الُمحَلِّقينَ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim haccı dünya hacetlerinden bir hacet sebebiyle terkederse hacıları görmediği müddetçe (hacılar hacdan dönmedikçe veya bizzat hacca gitmedikçe) ihtiyacı giderilmez.”

1399.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن حَجَّ بمالٍ حَرامٍ فقالَ: لَبَّيْكَ اللّهُمَّ لَبَّيْكَ، قالَ اللّه‏ُ لَهُ: لا لَبَّيْكَ ولا سَعْدَيْكَ، حَجُّكَ مَردودٌ علَيكَ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim haram bir mal ile hacca gider ve “lebbeyk Allahumme lebbeyk” derse Allah da ona şöyle der: “Lebbeyk değil, sa’deyk değil.   Haccın reddedilmiştir.”

1405.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: يَـفْقِدُ الـنّاسُ إمـامَهُم فيَشْهَدُ المَوْسِمَ فيَراهُم ولا يَرَوْنَهُ .   ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar imamını kaybedecektirler.   Ama o hac mevsiminde hazır bulunur ve insanlar kendisini görmediği halde o insanları görür.”

1415.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن أدّى إلى اُمَّتي حَديثا يُقامُ بِه سُنّةٌ أو يُثْلَمُ بهِ بِدْعَةٌ فَلهُ الجَنّةُ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim ümmetime kendisiyle bir sünneti ikame edecek veya bir bidatı delecek bir hadis öğretirse ona cennet vardır.”

1422.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: علَيكُم بالدِّراياتِ لا بالرِّواياتِ .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Siz (hadisleri) derketmeye bakın; rivayet etmeye değil.”

‏ 1425.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن كَذبَ علَيّ مُتَعمِّدا فلْيَتَبوّأ مَقعدَهُ مِن النّارِ .   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim bilerek bana yalan şeyler isnad ederse ateşteki yerini hazırlasın.”

‏ 1428.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: اعرِضوا حَديثي على كِتابِ اللّه‏ِ، فإنْ وافَقَهُ فهُو مِنّي وأنا قُلتُهُ .

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Hadisimi Kur’an’a arz ediniz; eğer Kur’an ile uyum içindeyse o bendendir ve onu ben demişimdir.”

1434.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لا تُحَدِّثوا اُمَّتي مِن أحاديثي إلاّ بما تَحْمِلُهُ عُقولُهُم.   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetime hadislerimden sadece akıllarının alabileceği şeyleri söyleyin.”

1435.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أتُحِبّونَ أنْ يُكذَّبَ اللّه‏ُ ورسولُهُ ؟! حَدِّثوا النّاسَ بما يَعْرِفونَ، وأمْسِكوا عَمّا يُنْكِرونَ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah ve Resulunün yalancı sayılmasını ister misiniz? Öyleyse insanlara bildikleri hadisleri söyleyin ve inkar edecekleri şeyleri söylemekten sakının.”

1470.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: نَهى رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله أنْ يُلْقى السّمُّ في بِلادِ المُشرِكينَ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.  a.  a) müşriklerin şehirlerine zehir saçmayı yasaklamıştır.”

1485.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أيُّها الناسُ، إنّ آدمَ لَم يَلِدْ عَبدا ولا أمَةً، وإنّ النّاسَ كلَّهُم أحْرارٌ.

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Şüphesiz Adem’den ne kul ve ne de cariye doğmuştur.   Tüm insanlar hürdürler.”

1486.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لا تَكُونَنَّ عَبدَ غَيرِكَ وقَد جَعلَكَ اللّه‏ُ سُبْحانَه حُرّا .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Başkasının kölesi olma.   Allah seni hür yaratmıştır.”

1489.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إنَّ الحَياءَ والعِفَّةَ مِن خَلائقِ الإيمانِ، وإنّهُما لَسَجِيّةُ الأحْرارِ وشِيمَةُ الأبْرارِ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz haya ve iffet imanın hasletlerindendir.   Bu ikisi hürlerin karakteri ve iyilerin ahlakıdır.”

1490.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: العَبدُ حُرٌّ ما قَنِعَ، الحُرُّ عَبدٌ ما طَمِعَ.   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kanaatkar kul özgürdür.   Tamahkar özgür ise köledir.”

‏ 1498.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الحَريصُ فَقيرٌ ولو مَلَكَ الدُّنيا بحَذافيرِها ‏ ‏

‏ ‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Haris her ne kadar dünyanın tamamına sahip olsa da muhtaçtır.”

1509.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إذا رَغِبْتَ في المَكارِمِ فاجْتَنِبِ الَمحارِ م‏ ‏

‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Yüceliklere rağbet edince haramlardan sakın.”

1521.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: تَعَرّضوا للتِّجارَةِ ؛ فإنَّ فيها غِنىً لَكُم عَمّا في أيْدي النّاسِ، وإنَّ اللّه‏َ عز و جل يُحِبُّ العَبدَ الُمحْتَرِفَ الأمينَ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ticaretle uğraşın.   Zira o sizi insanların elinde olan şeyden ihtiyaçsız kılar.   Aziz ve celil olan Allah doğru iş yapan sanatkar kulunu sever.”

1531.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: التَّدْبيرُ قَبلَ العَملِ يُؤْمِنُكَ مِن النَّدَم.

‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Amel etmeden önce alınan tedbir insanı pişmanlıktan güvende kılar.”

1543.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنَّ أكْيَسَكُم أكْثَرُكُم ذِكْرا للمَوتِ، وإنَّ أحْزَمَكُم أحْسَنُكُمُ اسْتِعْدادا لَهُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz en zekiniz ölümü en çok hatırlayanınızdır ve şüphesiz en uzak görüşlünüz, ona en güzel hazır olanınızdır.”

1572.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: حاسِبوا أنْفُسَكُم قَبلَ أنْ تُحاسَبوا، وزِنوها قَبلَ أنْ تُوزَنوا، وتَجَهَّزوا للعَرْضِ الأكْبَرِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Hesaba çekilmeden önce nefislerinizi hesaba çekin, ölçülmeden önce kendinizi ölçün ve o büyük hesab için hazırlıklı bulunun.”

1577.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن حاسبَ نَفْسَهُ رَبِحَ، ومَن غَفَلَ عَنها خَسِرَ، ومَن خافَ أمِنَ ‏

‏ ‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kim nefsini hesaba çekerse kazanır ve her kim nefsinden gaflet ederse hüsrana uğrar.   Her kim korkarsa güvende olur.”

1599.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: ثَلاثةٌ يُدْخِلُهمُ اللّه‏ُ النّارَ بغَيرِ حِسابٍ.  .  .  إمامٌ جائرٌ، وتاجرٌ كَذوبٌ، وشَيخٌ زانٍ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Üç grubu Allah hesapsız ateşe atar.   Zalim imamı yalancı tüccarı ve zina eden yaşlıyı.”

1612.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: إنَّ الحَسَد لَيَأكُلُ الإيمانَ كما تَأكُلُ النّارُ الحَطَبَ.

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz haset, ateşin odunu yediği gibi imanı yer.”

1613.  الاءمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: إيّاكُم أنْ يَحْسُدَ بَعضُكُم بَعْضا ؛ فإنَّ الكُفْرَ أصلُهُ الحَسدُ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Bazılarınızın bazılarını haset etmesinden sakının.   Şüphesiz küfrün aslı hasettir.”

1617.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: إنّ أعظَمَ النّاسِ يَومَ القِيامَةِ (حَسْرَةً) مَن وَصفَ عَدْلاً ثُمَّ خالَفَهُ إلى غَيرِهِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz kıyamet günü insanların en büyük hasret içinde olanı, adaletten söz edip başkalarına adil olmayan kimsedir.”

1623.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: نِعْمَ زادُ المَعادِ الإحْسانُ إلى العِبادِ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kullara ihsanda bulunmak ne de güzel ahiret azığıdır.”

1634.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: ثلاثةٌ يُذهِبنَ النِّسيانَ ويُحْدِثْنَ الذِّكْرَ: قِراءةُ القُرآنِ، والسِّواكُ، والصِّيا م

‏ Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Üç şey unutkanlığı giderir ve hıfzetmeyi sağlar.   Kur’an okumak, misvak kullanmak ve oruç tutmak.”

1643.  الإمامُ العسكريُّ عليه‏السلام: أقلُّ النّاسِ راحةً الحَقودُ ‏ ‏

İmam Askeri (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en az rahat edeni kin güden kimsedir.”

1654.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن يَطلُبِ العِزَّ بغَيرِ حقٍّ يَذِلَّ، ومَن عانَدَ الحقَّ لَزِمَهُ الوَهْنُ .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hak dışında bir şeyle izzet arayan zelil olur ve hak ile inatlaşan hor ve hakir düşer.”

1666.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إنّ الحقَّ لايُعرَفُ بالرِّجالِ، اعْرِفِ الحقَّ تَعرِفْ أهلَهُ .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz hak şahsiyetlerle tanınmaz.   Hakkı tanı ki ehlini tanıyasın.”

1674.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَـن عَـظّمَ دِينَ اللّه‏ِ عظّمَ حقَّ إخْوانِهِ، ومَنِ اسْتَخَفَّ بدِينهِ اسْتَخَفَّ بإخْوانِهِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’ın dinini ulularsa kardeşlerin hakkını da ulular.   Kim de Allah’ın dinini hafife alırsa, kardeşlerini de hafife alır.”

1675.   الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: ما عُبِدَ اللّه‏ُ بشيءٍ أفضَلَ مِن أداءِ حقِّ المؤمنِ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah, müminin hakkını eda etmekten daha üstün bir şeyle ibadet edilmemiştir.”

1679.  الإمامُ العسكريُّ عليه‏السلام: أعْرَفُ النّاسِ بحُقوقِ إخْوانِهِ وأشَدُّهُم قَضاءً لَها أعْظَمُهُم عِند اللّه‏ِ شَأنا

‏ İmam Askeri (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kardeşlerinin haklarını en çok tanıyan ve onlara riayet için çalışan kimse, Allah nezdinde makamı en yüce kimsedir.”


1684.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الاحْتِكارُ رَذيلَةٌ ‏

‏ İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İhtikar (Vurgunculuk) rezilliktir.”

1688.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: كُلُّ حُكْرَةٍ تَضُرُّ بالنّاسِ وتُغْلي السِّعْرَ علَيهِم فلا خَيرَ فيها .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlara zarar veren ve fiyatları yükselten bir stokçulukta hayır/bereket yoktur.”

‏ 1704.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن عُرِفَ بالحِكمَةِ لَحَظَتْهُ العُيونُ بالوَقارِ والهَيبةِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim hikmetle tanınırsa gözler ona vakar ve heybet gözüyle bakar.”

1705.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الحِكمَةُ ضَالّةُ المؤمنِ، فاطْلُبوها ولَو عندَ المُشرِكِ تكونوا أحَقَّ بها وأهلَها

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hikmet müminin yitiğidir.   O halde müşrikin yanında da olsa onu arayınız.   Siz ona daha layık ve ehilsiniz.”

1714.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: رأسُ الحِكمَةِ مَخافَةُ اللّه‏ِ .   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Hikmetin başı Allah’tan korkmaktır.”

1715.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنّ أشْـرَفَ الـحَديثِ ذِكْرُ اللّه‏ِ، ورأسَ الـحِكمَـةِ طاعَتُهُ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “En değerli söz Allah’ın zikri ve hikmetin başı Allah’a itaattir.”

1721.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: القَلبُ يَتَحمّلُ الحِكمَةَ عند خُلُوِّ البَطْنِ، القَلبُ يَمُجُّ الحِكمَةَ عند امْتِلاءِ البَطْنِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kalp, karın boş olunca hikmeti kabullenir.   Karın dolu olunca kalb hikmeti dışarı atar.”

1733.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن حَلفَ على يَمينٍ وهُو يَعلمُ أ نّهُ كاذِبٌ فقَد بارَزَ اللّه‏َ عز و جل

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Yalan olduğunu bildiği halde Allah’a yemin eden kimse, aziz ve celil olan Allah’a savaş açmıştır.”

1785.   الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن قَضى لأخيهِ المؤمنِ حاجَةً قضى اللّه‏ُ عز و جل لَهُ يَومَ القِيامَةِ مِائةَ ألفِ حاجَةٍ مِن ذلكَ، أوَّلُها الجَنّةُ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Mümin kardeşinin ihtiyacını karşılayan kimsenin aziz ve celil olan Allah da kıyamet günü bundan dolayı yüz bin ihtiyacını giderir ki ilki cennettir.”

1854.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: نِعْمَ عَونُ الدُّعاءِ الخُشوعُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Huşu, dua için ne de güzel yardımcıdır.”

1942.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: حُسنُ الخُلقِ في ثَلاثٍ: اجْتِنابُ الَمحارِمِ، وطَلَبُ الحَلالِ، والتَّوَسُّعُ على العِيالِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Güzel ahlak üç şeydedir: Haramlardan sakınmada, helal rızık talep etmede ve ailesinin refahını sağlamada.”

1975.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: جُمِعَ الشَّرُّ كُلُّهُ في بَيتٍ، وجُعِلَ مِفْتاحُهُ شُرْبَ الخَمرِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kötülük tümüyle bir evde toplanmış ve anahtarı da şarap içmek olarak takdir edilmiştir.”

1998.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لا تَخافوا ظُلْمَ رَبِّكُم، ولكنْ خافوا ظُلْمَ أنْفُسِكُم.   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Rabbinizin zulmünden korkmayın.   Kendi zulümlerinizden korkun.”

2007.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن خافَ اللّه‏َ أخافَ اللّه‏ُ مِنهُ كُلَّ شَيءٍ، ومَن لَم يَخَفِ اللّه‏َ أخافَهُ اللّه‏ُ مِن كُلِّ شَيءٍ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah’tan korkan kimseden Allah her şeyi korkutur.   Allah’tan korkmayan kimseyi ise Allah her şeyden korkutur.”

2037.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: ثَلاثٌ هُنَّ جِماعُ الخَيرِ: إسْداءُ النِّعَمِ، ورِعايَةُ الذِّمَمِ، وصِلَةُ الرَّحِم‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Üç şey hayırların toplamıdır: Nimet ihsanında bulunmak, ahitlere bağlı kalmak ve sıla-i rahimde bulunmak.”

2040.  الإمامُ زينُ العابدينَ عليه‏السلام: رأيتُ الخَيرَ كُلَّهَ قدِ اجْتَمَعَ في قَطْعِ الطَّمَعِ عَمّا في أيْدي النّاسِ

İmam Zeyn’ul-Abidin (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ben hayrın tümüyle, insanların elinde olan şeylere tamahın kesilmesinde toplandığını gördüm.”

2043.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: جُمِعَ خَيرُ الدُّنيا والآخِرَةِ في كِتْمانِ السِّرِّ ومُصادَقَةِ الأخْيارِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Dünya ve ahiret hayrı sırrı gizlemek ve iyilerle arkadaşlık etmekte toplanmıştır.”

2060.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: كانَ أبي يَقولُ: إذا هَمَمْتَ بخَيرٍ فبادِرْ، فإنَّكَ لا تَدْري ما يَحْدُثُ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Babam şöyle buyuruyordu: “Hayırlı bir işe niyetlenince acele davran.   Şüphesiz ne olacağını bilemezsin.”

2089.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: الدُّعاءُ مُخُّ العِبادَةِ، ولا يَهلِكُ مَعَ الدُّعاءِ أحَدٌ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Dua ibadetin özüdür.   Hiç kimse dua ile helak olmaz.”

2100.  الإمامُ الرِّضا عليه‏السلام: عَلَيكُم بِسِلاحِ الأنبِياءِ، فَقيلَ: وما سِلاحُ الأنبِياءِ ؟ قالَ: الدُّعاءُ :

İmam Rıza (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Peygamberlerin silahıyla kuşanın.”Kendisine, “Peygamberlerin silahı nedir?” denilince şöyle buyurdu: “Duadır.”

2104.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: اِدفَعوا أبوابَ البَلاءِ بِالدُّعاءِ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Bela kapılarını dua ile kapatın.”

2115.  الإمامُ الحسنُ عليه‏السلام: ما فَتَحَ اللّه‏ُ عز و جل على أحدٍ بابَ مسألةٍ فَخَزنَ عَنهُ بابَ الإجابةِ ‏ ‏

İmam Hasan (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah isteme (dua) kapısını açtığı hiç kimseye icabet kapısını kapatmamıştır.”

2116.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام ـ و قَد سَألَهُ قومٌ: نَدعو فلا يُستَجابُ لَنا ؟! ـ: لأ نَّكُم تَدعونَ مَن لا تَعرِفونَهُ ‏ ‏

İmam Sadık (a.  s), kendisine, “Neden dua ediyoruz da duamız müstecap olmuyor” diyen bir topluluğa şöyle buyurmuştur: “Çünkü şüphesiz sizler tanımadığınız bir kimseye dua ediyorsunuz.”

2122.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: اِعلَموا أنّ اللّه‏َ لا يَستجيبُ دُعاءً مِن قلبٍ غافِلٍ لاهٍ.   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Bilin ki şüphesiz Allah gafil ve habersiz olan kalbin duasına icabet etmez.”

2146.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: اُدْعُوا اللّه‏َ وأنتُم مُوقِنونَ بالإجابَةِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İcabet edileceğine yakin ettiğiniz bir halde Allah’a dua edin.”

2156.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: يقولُ اللّه‏ُ: مَن شَغَلَهُ ذِكري عن‏مَسألَتي أعطَيتُهُ فوقَ ما اُعْطِي السائلينَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Her kim zikrimden dolayı istemeyi ihmal ederse, isteyenlere verdiğim şeyin daha üstününü ona veririm.”

2168.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنَّ رَبَّكم حَيِيٌّ كريمٌ، يَستَحيِي أن يَبسُطَ العبدُ يَدَيهِ إلَيهِ فَيَرُدَّهُما صِفرا

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Rabbiniz haya ve kerem sahibidir.   Kulu kendisine elini uzattığı halde onu boş olarak döndürmekten haya eder.”

2202.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: دُنياكُم هذِهِ أزهَدُ عِندي مِن عَفْطَةِ عَنزٍ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Dünyanızın değeri bir keçinin aksırığından daha değersizdir bence.”

2203.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إنَّ دُنياكُم عندي لاَءَهوَنُ من وَرَقَةٍ في فَمِ جَرادَةٍ تَقْضِمُها، ما لِعَلِيٍّ ولِنَعيمٍ يَفنى ؟! ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Benim nazarımda dünyanız, bir çekirgenin ağzıyla çiğnediği yapraktan daha değersizdir.   Ali’nin fani olacak nimetler ve baki olmayan lezzetlerle işi ne!”

2204.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إليكِ عَنِّي يا دنيا، فحَبلُكِ على غارِبِكِ، قدِ انسَلَلتُ مِن مَخالِبِكِ، وأفلَتُّ مِن حَبائلِكِ، واجتَنَبتُ الذَّهابَ في مداحِضِكِ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ey dünya! Benden uzaklaş! Yularını boynuna attım (dilediğin yere git), pençenden kurtul¬dum, tuzaklarından sıyrıldım.   Sürçme yerlerinden uzak kaldım.  .  .”

2242.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَثَلُ الدنيا كَظِلِّكَ ؛ إن وَقَفتَ‏وَقَفَ، وإن طَلَبتَهُ بَعُدَ ‏ :

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Dünya, durduğunda duran ve peşisıra gittiğinde uzaklaşan gölgen gibidir.”

2383.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: إنَّ اللّه‏َ تَبارَكَ وتعالى فَوَّضَ إلى المؤمنِ كُلَّ شيءٍ إلاّ إذلالَ نَفسِهِ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah Tebarek ve Teala nefsini zelil kılmaktan başka her işi mümine havale etmiştir.”

2392.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الذُّنوبُ الدّاءُ، والدَّواءُ الاستغِفارُ، والشِّفاءُ أن لا تَعودَ :

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Günahlar hastalıktır.   İlacı istiğfar, şifası ise günaha geri dönmemektir.”

2435.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لِكُلِّ داءٍ دواءٌ، ودواءُ الذُّنوبِ الاستِغفارُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her hastalığın bir ilacı vardır.   Günahın ilacı ise istiğfardır.”

2460.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: آلَةُ الرئاسةِ سَعَةُ‏الصَّدرِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Göğüs genişliği riyasetin aracıdır.”

2506.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: آكِلُ الرِّبا لا يَخرُجُ مِنَ الدنيا حتّى يَتَخَبَّطَهُ الشيطانُ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Faiz yiyenler, şeytan kendilerini deli etmedikçe dünyadan çıkmazlar.”

2568.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لا تَهتَمَّ لِرِزقِ غَدٍ فإنّ كُلَّ غَدٍ يَأتِي بِرِزقِهِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Yarınki rızkının gamını yeme.   Şüphesiz her yarın kendi rızkını getirir.”

2589.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: الكادُّ على عِيالِهِ كالُمجاهِدِ في سبيلِ اللّه‏ِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ailesinin geçimini kazanmak için zahmet çeken kimse Allah yolunda cihad eden kimse gibidir.”

2593.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن أكَلَ مِن كَدِّ يَدِهِ،نَظَر اللّه‏ُ إلَيهِ بالرَّحمَةِ ثُمّ لا يُعَذِّبُهُ أبدا

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim el emeğini yerse Allah ona rahmet gözüyle bakar ve asla azap etmez.”

2600.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لَعَنَ اللّه‏ُ الراشيَ والمُرتَشِيَ والرائشَ الذي يَمشِي بَينَهُما.

‏ Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın laneti rüşvet veren, alan ve o ikisine aracı olanın üzerine olsun.”

2605.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: ليسَ للصَّبيِّ لَبَنٌ خَيرٌ مِن‏لَبَنِ اُمِّهِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Çocuk için anne sütünden daha hayırlı bir süt yoktur.”

2633.  الإمامُ زينُ العابدينَ عليه‏السلام: إنَّ أرضاكُم عِندَ اللّه‏ِ أسبَغُكُم على عِيالِهِ.

İmam Seccad (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah ailesini daha fazla nimet ve refah içinde yaşatan kimseden daha çok hoşnuttur.”

2658.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: رَحِمَ اللّه‏ُ عبدا راقَبَ ذَنبَهُ وخافَ رَبَّهُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Günahına dikkat eden ve Rabbinden korkan kimseye ne mutlu!”

2665.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لَو يَعلَمُ العَبدُ ما في رَمَضانَ لَوَدَّ أن يكونَ رَمَضانُ السَّنَةَ.   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Eğer kul Ramazan ayının değerini bilseydi tüm yılın Ramazan olmasını arzu ederdi.”

2673.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن لَم يُغفَرْ لَهُ في شهرِ رمضانَ لَم يُغفَرْ لَهُ إلى مِثلِهِ مِن قابِلٍ إلاّ أن يَشهَدَ عَرَفَةَ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayında bağışlanmayan kimse Arefe’de hazır olma dışında öbür Ramazan ayına kadar bağışlanmaz.”

2682.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن وَثِقَ بأنَّ ما قَدَّرَ اللّه‏ُ لَهُ لَن يَفُوتَهُ اسْتَراحَ قَلبُهُ.   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’ın kendisine taktir ettiği şeyin kendisine ulaşacağına güvenirse kalbi rahatlığa erer.”

2710.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: زكاةُ الجَمالِ، العَفافُ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Güzelliğin zekatı iffettir.”

2717.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن أدّى زكاةَ الفِطرَةِ تَمَّمَ اللّه‏ُ لَهُ بها ما نَقَصَ مِن زكاةِ مالِهِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim fitre zekatını verirse, Allah o zekat sebebiyle malından eksilen miktarını telafi eder.”

2721.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: العالِمُ بِزَمانِهِ، لا تَهجُمُ علَيهِ اللَّوابِسُ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Zamanını tanıyan kimse şüphelerin saldırısına uğramaz.”

2782.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: شِرارُكُم عُزّابُكُم، رَكعَتانِ مِن مُتَأهِّلٍ خَيرٌ مِن سَبعِينَ ركعةً مِن غَيرِ مُتَأهِّلٍ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “En kötüleriniz, bekarlarınızdır.   Evli insanın iki rekat namazı, evli olmayan insanın kıldığı yetmiş rekat namazdan daha hayırlıdır.”

2793.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: تَزَوَّجُوا في الحِجْزِ الصالِحِ، فإنّ العِرْقَ دَسّاسٌ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İyi ve salih bir aileyle evlilik yapın.   Zira kanın etkisi vardır.”

2801.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: حَقُّ المرأةِ على زَوجِها أن يَسُدَّ جَوعَتَها، وأن يَستُرَ عَورَتَها، ولا يُقَبِّحَ لَها وَجها

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kadının kocası üzerindeki hakkı, karnını doyurması, bedenini giydirmesi ve ona suratını asmamasıdır.”

2816.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مِن سَعادَةِ المَرءِ الزوجَةُ الصالِحَةُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Saliha kadın erkeğin saadetindendir.”

2991.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إعطاءُ المالِ في غَيرِ حَقِّهِ تَبذيرٌ وإسرافٌ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Yersiz yere mal harcamak israf ve savurganlıktır.”

3029.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: سَلْ عَنِ الرَّفيقِ قَبلَ الطَّريقِ، وعنِ الجارِ قَبلَ الدّارِ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Yolculuktan önce yoldaşı sor.   Evden önce komşuyu sor.”

3034.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: اِفتَتِحْ سَفَرَكَ بالصَّدقَةِ واخرُجْ إذا بَدا لكَ؛ فإنَّكَ تَشتَرِي سلامَةَ سَفَرِكَ ‏ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Yolculuğuna ve dışarı çıkmak istediğinde sadaka ile başla; zira sadaka vermekle yolculuğun selametini satın almış olursun.”

3085.   الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: المُسلمُ مَن سَلِمَ الناسُ مِن يَدِهِ ولِسانِهِ، والمُؤمِنُ مَنِ ائتَمَنَهُ الناسُ على أموالِهِم وأنفُسِهِم

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emniyette olduğu kimsedir.   Mümin ise insanların kendisine mal ve canları hakkında güvendiği kimsedir.”

3092.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن أصبَحَ لا يَهتَمُّ بِاُمورِ المُسلمينَ فلَيسَ بمُسلم

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim sabahladığı halde Müslüman‘ların işlerine önem vermezse Müslüman değildir.”

3164.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مِلاكُ السِّياسَةِ العَدلُ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Siyasetin ölçüsü adalettir.”

‏ 3198.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إنّما قَلبُ الحَدَثِ كالأرضِ الخاليَةِ، ما اُلقِيَ فيها مِن شَيءٍ قَبِلَتهُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz gencin kalbi boş bir arazi gibidir.   Oraya ne atarsan kabul eder.”

‏ 3204.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنَّ اللّه‏َ تعالى يُحِبُّ الشابَّ التائبَ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teala tövbe eden genci sever.”

‏ 3287.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: شَفاعَتي لاُِمَّتي مَن أحَبَّ أهلَ بَيتي ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Benim şefaatim ümmetimden Ehl-i Beyt’imi seven kimseleri kapsar.”

3302.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: الشُّفَعاءُ خَمسَةٌ: القُرآنُ، والرَّحِمُ، والأمانَةُ، ونَبِيُّكُم، وأهلُ بَيتِ نَبِيِّكُم‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Şefaat edenler beş şeydir: Kur’an, akrabalık, emanet, Peygamberiniz ve Peygamberinizin Ehl-i Beyt’i” :

3672.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن أتَى الجُمُعَةَ إيمانا واحتِسابا استَأنَفَ العَمَلَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim iman üzere ve Allah için Cuma namazı kılarsa amellerine baştan başlamıştır.   (Allah ona karşılık geçmiş günahlarını bağışlar amel defterini yeniden açar).”

3675.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: حَيثُما كُنتُم فَصَلُّوا عَلَيَّ، فإنَّ صلاتَكُم تَبلُغُني ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Nerede olursanız olun bana selavat gönderin.   Zira bana selavatınız ulaşır.”

3717.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: الصائمُ في عِبادَةِ اللّه‏ِوإن كانَ نائما على فِراشِهِ، ما لَم يَغتَبْ مُسلِما ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Oruç tutan kimse yatağında uyusa dahi bir Müslüman’ın gıybetini yapmadıkça Allah’a ibadet halindedir.”

3723.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: نَومُ الصائمِ عِبادَةٌ، وصَمتُهُ تَسبيحٌ، وعَمَلُهُ مُتَقَبَّلٌ، ودُعاؤهُ مُستَجابٌ .   ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Oruçlu kimsenin uykusu ibadet, sükutu tesbih, ameli makbul ve duası müstecaptır.”

3724.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: لِلصائمِ فَرحَتانِ:فَرحَةٌ عندَ إفطارِهِ، وفَرحَةٌ عندَ لِقاءِ رَبِّهِ ‏ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Oruçlu kimse iki sevinç içindedir: Orucu açma anında ki sevinç ve rabbiyle görüştüğü andaki sevinç”

3725.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن فَطَّرَ صائما فلَهُ مِثلُ أجرِهِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Herkim oruçlu bir kimseye iftar verirse onun sevabı gibi bir sevap elde eder.”

3764.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: عَلَى اليَدِ ما أخَذَت حتّى تُؤَدِّيَهُ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “El, aldığı her şeyi geri çevirmek üzere kefildir.”

3777.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أضِفْ بِطَعامِكَ مَن تُحِبُّ في اللّه‏ِ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Allah için sevdiğin kimseyi yemeğe davet et.”

3783.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لا يَتَكَلَّفَنَّ أحَدٌ لِضَيفِهِ ‏ما لا يَقدِرُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse gücünden fazla kendisini zahmete atmasın.”

3844.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أطِعْ مَن فَوقَكَ يُطِعْكَ مَن دُونَكَ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Üstündekine itaat et ki altındaki de sana itaat etsin.”

3865.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: كَفّارَةُ الطِّيَرَةِ التَّوَكُّلُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kötüye yorumlamanın kefareti tevekküldür.”

3884.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن جارَ أهلَكَهُ جَورُهُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim zulmederse zulmü kendisini helak eder.”

3895.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: يَومُ العَدلِ على الظالِمِ أشَدُّ مِن‏يَومِ الجَورِ على المَظلُو م

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Zalim için adalet günü mazlum için zulüm gününden daha zordur.”

3919.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لا إيمانَ مَع سُوءِ الظَّنِّ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kötü zanla birlikte iman olmaz.”

3923.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن وَقَّفَ نفسَهُ مَوضِعَ‏التُّهَمَةِ فلا يَلُومَنَّ مَن أساءَ بهِ الظَّنَّ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Nefsini ithama maruz bırakan kimse kendisine kötü zanda bulunanı kınanamamalıdır.”

3956.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أفضَلُ العِبادَةِ الزَّهادَةُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “En üstün ibadet dünyadan gönlünü çekip almaktır.”

3961.  الإمامُ الرِّضا عليه‏السلام: لَيسَتِ العِبادَةُ كَثرَةَ الصِّيامِ وَالصَّلاةِ، وَإنَّما العِبادَةُ كَثرَةُ التَّفَكُّرِ في أمرِ اللّه‏ِ

İmam Rıza (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İbadet, oruç ve namazın çokluğuyla değildir.   İbadet Allah’ın işi hususunda çok düşünmekledir.”

3965.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: لا تُكَرِّهوا إلى أنفُسِكُمُ العِبادَةَ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İbadeti nefislerinize zorla yüklemeyin.”

4005.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنَّ اللّه‏َ يُحِبُّ مِنَ الخَيرِ ما يُعَجَّلُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Allah acele yapılan hayırlı işi sever.”

4035.   رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أعدى عَدوِّكَ نَفسُكَ الَّتي بَينَ جَنبَيكَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Düşmanlarının en düşmanı iki tarafın arasında olan nefsindir.”

4048.   الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: اِقبَلْ عُذرَ أخيكَ، وإن لَم يَكُن لَهُ عُذرٌ فَالَتمِسْ لَهُ عُذرا

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kardeşinin özrünü kabul et.   Eğer bir özrü yoksa da sen kendisi için özür uydur.”

4057.   رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن رَدَّ عَن عِرضِ أخيهِ‏المُسلِمِ وَجَبَت لَهُ الجَنَّـةُ البَتَّـةَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Müslüman kardeşinin yüzsuyunu savunursa kendisine cennet farz olur.”

4071.   الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: يَنبَغي لِمَن عَلِمَ شَرَفَ نَفسِهِ أن يُنَزِّهَها عَن دَناءَةِ الدّنيا ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Nefsinin şerafetini bilen kimseye, onu dünyanın aşağılığından münezzeh kılması yakışır.”

4101.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: تَفَكَّروا في خَلقِ اللّه‏ِ، ولا تَفَكَّروا في اللّه فتَهلِكوا

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın yaratıklarını düşününüz; ama Allah’ın zatı hakkında düşünmeyiniz ki helak olursunuz.”

4182.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إذا صُنِعَ إلَيكَ مَعروفٌ فَاذكُرْ، إذا صَنَعتَ مَعروفا فَانْسَهُ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Sana iyilik yapılınca onu hatırla ve sen iyilik yapınca onu unut.”

4201.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: اعلَموا أنَّ الأمرَ بِالمَعروفِ والنَّهيَ عَنِ المُنكَرِ لَم يُقَرِّبا أجَلاً، ولَم يَقطَعا رِزقا

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Biliniz ki iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak, hiç kimsenin ecelini yakınlaştırmaz ve rızkını kesmez.”

.4213.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: وانهَوا عَنِ المُنكَرِ وتَناهَوا عَنهُ ؛ فإنَّما اُمِرتُم بِالنَّهيِ بَعدَ التّناهي

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İnsanları kö¬tülükten menedip kendiniz de kötülükten uzak durun.   Çünkü siz önce bizzat kötülük etmemekle, sonra kötü¬lükten nehyetmekle emrolundunuz.”

4235.  الإمامُ العسكريُّ عليه‏السلام: ما تَرَكَ الحَقَّ عَزيزٌإلاّ ذَلَّ، ولا أخَذَ بِهِ ذَليلٌ إلاّ عَزَّ

İmam Askeri (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hakkı terkeden aziz kimse zillete düşmüştür.   Hakkı alan her zelil ise izzet elde etmiştir.”

4252.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: خالِطوا النّاسَ مُخالَطَةً إن مِتُّم مَعَها بَكَوا عَلَيكُم، وإن عِشتُم (غِبتُم) حَنُّوا إلَيكُم

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlarla; öldüğünüzde ağlayacakları, ya-şadığınızda ise sizi özleyecekleri bir şekilde geçinin.”

4267.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن أنشَدَ في الحُسَينِ عليه‏السلام بَيتا مِن شِعرٍ فبَكى وأبكى عَشرَةً فَلَهُ ولَهُمُ الجَنَّةُ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Hüseyin (a.  s) hakkında bir beyitlik şiir okur, kendisi ağlar ve on kişiyi de ağlatırsa onun için ve o on kişi için cennet vardır.”

4334.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إذا قَدَرتَ عَلى عَدُوِّكَ فَاجعَلِ العَفوَ عَنهُ شُكرا لِلقُدرَةِ عَلَيهِ ‏ ‏

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Düşmanına karşı güçlü olduğun zaman onu bağışlamayı, karşısında güçlü hale gelmenin şükrü kıl.”

4379.  الإمامُ الرِّضا عليه‏السلام: صَديقُ كُلِّ امرِئٍ عَقلُهُ وعَدُوُّهُ جَهلُهُ

İmam Rıza (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her insanın dostu aklıdır, düşmanı ise cehaletidir.”

4402.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: عَلَى العاقِلِ أن‏يَكونَ عارِفا بِزَمانِهِ، مُقبِلاً عَلى شَأنِهِ، حافِظا لِلِسانِهِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Akıllı insanın zamanını tanıması, kendi işine koyulması ve dilini koruması gerekir.”

4470.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: نَومٌ مَعَ عِلمٍ خَيرٌ مِن‏صَلاةٍ عَلى جَهلٍ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İlimle birlikte olan uyku, cehaletle birlikte olan namazdan daha iyidir.”

4493.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن كانَ في طَلَبِ العِلمِ كانَتِ‏الجَنَّةُ في طَلَبِهِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim ilim talep ederse cennet de talep ettiği şeyde olur.”

4502.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: إنَّ لِكُلِّ شَيءٍ زَكاةً، وزَكاةُ العِلمِ أن يُعَلِّمَهُ أهلَهُ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Herşeyin bir zekatı vardır.   İlmin zekatı ise onu ehline öğretmektir.”

4523.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إذا رَأيتَ عالِما فَكُن لَهُ خادِما ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Bir alimi gördüğün zaman ona hizmetçi ol.”

4547.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: العامِلُ عَلى غَيرِبَصيرَةٍ كَالسّائرِ عَلى غَيرِ الطَّريقِ، ولا يَزيدُهُ سُرعَةُ السَّيرِ مِنَ الطَّريقِ إلاّ بُعدا

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İlimsiz amel eden kimse yoldan sapan kimse gibidir.   Böyle bir kimse her ne kadar hızlıda gitse sadece asıl yoldan uzaklaşır.”

4565.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَنِ ازدادَ عِلما ولَم يَزدَدْ هُدىً، لَم يَزدَدْ مِنَ اللّه‏ِ إلاّ بُعدا

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kimin ilmi artar ve hidayeti artmazsa, Allah’tan uzaklaşmasından başka bir şeyi artmaz.”

4584.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أعلَمُ النّاسِ مَن جَمَعَ عِلمَ النّاسِ إلى عِلمِهِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en bilgini, insanların ilmini kendi ilmiyle bir araya toplayan kimsedir.”

4606.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: مُروا شيعَتَنا بِزِيارَةِ قَبرِ الحُسَينِ بنِ عَلِيٍّ عليه‏السلام ؛ فإنَّ إتيانَهُ يَزيدُ في الرِّزقِ، ويَمُدُّ في العُمرِ، ويَدفَعُ مَدافِعَ السُّوءِ ‏ ‏

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şiilerimize Hüseyin b.   Ali’nin kabrini ziyaret etmelerini emrediniz.   Zira onu ziyaret etmek, rızkı artırır, ömrü uzatır ve kötülükleri insandan uzaklaştırır.”

4608.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن حَسُنَ بِرُّهُ بِأهلِ بَيتِهِ زِيدَ في عُمرِهِ :

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim ailesine iyilik ederse, ömrü uzun olur.”

4609.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: إن أحبَبتَ أن يَزيدَ اللّه‏ُ في عُمرِكَ فسُرَّ أبَوَيكَ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Eğer Allah’ın ömrünü artırmasını istiyorsan, anne ve babanı sevindir.”

4626.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أفضَلُ العَمَلِ أدوَمُهُ‏وإن قَلَّ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “En üstün amel her ne kadar az da olsa sürekli yapılandır.”

4652.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لا دِينَ لِمَن لا عَهدَ لَهُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ahdi olmayan kimsenin dini de yoktur.”

4700.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام ـ قالَ في بَعضِ الأعيادِ ـ: إنَّما هُوَ عيدٌ لِمَن قَبِلَ اللّه‏ُ صِيامَهُ وشَكَرَ قِيامَهُ، وكُلُّ يَومٍ لا يُعصَى اللّه‏ُ فيهِ فهُوَ عيدٌ

İmam Ali (a.  s), bayramların birinde şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz bu bayram, Allah’ın oruç ve namazını kabul ettiği kimse için bayramdır.   İçinde Allah’a isyan edilmeyen her gün bayramdır.”

4703.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: نَيْروزُنا كُلُّ يَوم

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her gün Nevruz günümüzdür.”

4722.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: يَجِبُ لِلمُؤمِنِ عَلَى‏المُؤمِنِ أن يَستُرَ عَلَيهِ سَبعينَ كَبيرَةً!

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Mümine, mümin kardeşinin yetmiş büyük günahını örtmesi farzdır.”

4725.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: أحَبُّ إخواني إلَيَّ مَن أهدى إلَيَّ عُيوبي

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Benim nezdimde kardeşlerimin en sevimli olanı, ayıplarımı bana hediye edendir.”

4796.  الإمامُ المهديُّ عليه‏السلام: لا يَحِلُّ لأِحدٍ أن يَتَصَرَّفَ في مالِ غَيرِهِ بغَيرِ إذنِهِ

İmam Mehdi (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İzin almaksızın başkasının malında tasarrufta bulunmak helal değildir.”

4819.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن اُعطِيَ الاستِغفارَلم يُحرَمِ المَغفِرَةَ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kendisine tövbe ihsan edilen kimse kabulden mahrum kalmaz.”

4833.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: إن كانَ الشيطانُ عَدُوّا فالغَفلَةُ لِماذا ؟!

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Eğer şeytan düşmansa o halde gaflet neden?” :

4906.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: لا تَغتَبْ فتُغتَبُ، ولا تَحفِرْ لاِءخِيكَ حُفرَةً فَتَقَعَ فيها ؛ فإنَّكَ كما تَدينُ تُدانُ ‏ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Gıybet etme ki senin de gıybetin edilir.   Kardeşin için kuyu kazma ki kendin içine düşersin.   Zira hangi elle verirsen o elle de geri alırsın.”

4946.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن شَبَّ نارَ الفِتنَةِ كانَ وَقودا لها ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim fitne ateşini yakarsa, kendisi de yakıtı olur.”

4963.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن خافَ الناسُ لِسانَهُ فهُو في النارِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kimin dilinden insanlar korkarsa o ateştedir.”

4979.  عنه صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لو كانَ العِلمُ بالثُّريّا لَتَناوَلَهُ رِجالٌ مِن فارِسَ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Eğer ilim Süreyya’da da olsa şüphesiz İranlılardan bir grup onu elde edecektir.”

5011.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إنْ يَكُنِ الشُّغلُ مَجهَدَةً فاتِّصالُ الفَراغِ مَفسَدَةٌ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Eğer çalışma, sıkıntı ve zahmet sebebi ise sürekli boşta gezme de fesat ve helak olma sebebidir.”

5019.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لن تُقَدَّسَ اُمّةٌ لايُؤخَذُ للضَّعيفِ فيها حَقُّهُ مِن القَوِيِّ غيرَ مُتَعتَعٍ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Zayıfın hakkının güçlüden hiçbir korku ve titreme olmaksızın alınmadığı bir ümmet asla temizlenemez.”

5031.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: كُن عَفُوّا في قُدرَتِكَ، جَوادا في عُسرَتِكَ، مُؤْثِرا مَعَ فاقَتِكَ ؛ يَكمُلْ لكَ الفَضلُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kudret sahibi olduğunda affedici ol, zorluk ve darlık durumunda bağışlayıcı ol ve fakirliğine rağmen fedakar ol ki fazilet ve üstünlüğün kemale ersin.”

5083.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: ضَمِنتُ لِمَنِ اقتَصَدَأن لا يَفتَقِرَ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ben iktisatlı davranan kimseye fakir olmayacağı hususunda kefilim.”

5104.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: تَعَلَّموا القرآنَ ؛ فإنّهُ أحسَنُ الحَديثِ، وتَفَقَّهُوا فيهِ فإنَّهُ رَبيعُ القُلوبِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı öğrenin, çünkü o sözlerin en güzelidir.   Onda anlayışınızı derinleştirip kavrayışınızı genişletin.   Çünkü o gönüllerin baharıdır.”

5113.  الإمامُ زينُ العابدينَ أو الإمامُ الباقرُ عليهماالسلام: مُتَفَقِّهٌ في الدِّينِ أشَدُّ على الشيطانِ مِن عِبادَةِ ألفِ عابِدٍ

İmam Zeyn’ul Abidin (a.  s) veya İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Dinde fakih olan birinin varlığı şeytan için bin abidin varlığından daha ağırdır.”

5147.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لَزَوالُ الدنيا جَميعا أهوَنُ علَى‏اللّه‏ِ مِن دَمٍ سُفِكَ بغيرِ حَقٍّ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Bütün dünyanın yok olması Allah nezdinde, haksız yere dökülen kandan daha önemsizdir.”

5154.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن قَتَلَ نفسَه مُتَعمِّدا فهُو في نارِ جَهنَّمَ خالِدا فيها

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim bilerek intihar ederse ebedi cehennem ateşindedir.”

5160.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: اللّه‏َ اللّه‏َ في القرآنِ، لا يَسبِقُكُم بالعَمَلِ بهِ غَيرُكُم

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Allah için, Allah için Kur’an’a uyun; onunla amel etmek hususunda başkası sizden önde olmasın.”

5171.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: علَيكُم بتَعَلُّمِ القرآنِ وكَثرَةِ تِلاوَتِهِ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı öğrenmek ve çok okumaktan ayrılmayın.”

5184.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إذا أحَبَّ أحدُكُم أن‏يُحَدِّثَ رَبَّهُ فَلْيَقرَأْ القرآنَ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Sizden birisi rabbiyle konuşmayı severse Kur’an okusun.”

5196.  الإمامُ عليٌ عليه‏السلام: ألا لا خَيرَ في قِراءةٍ ليسَ‏فيها تَدَبُّرٌ، ألا لا خَيرَ في عِبادَةٍ ليسَ فيها تَفَقُّهٌ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Biliniz ki dikkatli okunmayan Kur’an’da hayır yoktur.   Biliniz ki derin anlayışla ve düşünmeyle birlikte olmayan ibadette de hayır yoktur.”

5207.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أكثَرُ ما أخافُ على اُمَّتِي مِن بَعدي رجُلٌ يَتَأوَّلُ القرآنَ يَضَعُهُ على غيرِ مَواضِعِهِ :

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra ümmetim hakkında en çok korktuğum şey ümmetimden bir kimsenin Kur’an’ı haksız yere tevil etmesidir.”

:

5208.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَن فَسَّرَ القرآنَ بِرَأيهِ فَأصابَ لم يُؤجَرْ، وإن أخطَأَ كانَ إثمُهُ علَيهِ

İmam sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı kendi görüşü üzere tefsir eden, tefsiri doğru olsa bile sevap elde etmez.   Eğer yanlış olursa günahı boynuna olur.”

5217.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: يا عليُّ، إذا تَقَرَّبَ العِبادُ إلى خالِقِهِم بالبِرِّ فَتَقَرَّبْ إلَيهِ بالعَقلِ تَسبِقْهُم

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Kullar iyilik etmekle Rabbine yaklaşınca sen akıl ile ona yaklaş ki onlardan öne geçesin.”

5221.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَنِ احتاجَ إلَيهِ أخوهُ المُسلمُ في قَرضٍ وهُو يَقدِرُ علَيهِ فلم يَفعَلْ حَرَّمَ اللّه‏ُ علَيهِ ريحَ الجَنّةِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kimin bir Müslüman kardeşi borç alma hususunda kendisine muhtaç olur da o verebildiği halde vermezse Allah ona cennetin kokusunu haram kılar.”

5228.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن أرادَ أن تُستَجابَ دَعوَتُهُ وأن تُكشَفَ كُربَتُهُ فَلْيُفَرِّجْ عن مُعسِرٍ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Herkim duasının müstecap olmasını ve hüznünün giderilmesini isterse, eli darda olan kimseye fırsat versin.”

5235.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَنِ اقتَصَدَ أغناهُ اللّه‏ُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Herkim iktisatlı olursa Allah onu zengin kılar.”

5249.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن عَفا عَن دَمٍ لم‏يَكُن لَهُ ثَوابٌ إلاّ الجَنّةُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Herkim bir kanın (canın) kısas edilmesinden vaz geçerse, onun mükafatı sadece cennettir.”

5267.   رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: قالَ اللّه‏ُ جلَّ جلالُهُ: مَن‏لم يَرضَ بقَضائي ولم يُؤمِنْ بِقَدَري فَلْيَلتَمِسْ إلها غَيري !

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Herkim benim kazamdan boşnut olmaz ve benim taktirime iman etmezse, benden başka bir mabud arasın.”

5290.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام ـ لِشُرَيحٍ ـ: لا تُسارَّ أحَدا في مَجلِسِكَ، وإن غَضِبتَ فَقُمْ، فلا تَقضِيَنَّ فأنتَ غَضبانُ

İmam Ali (a.  s), Şureyh’e şöyle buyurmuştur: “Mahkeme duruşmasında birinin kulağına fısıldama.   Eğer sinirlenirsen kalk ve gazap halinde asla hüküm verme.”

5357.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: إنَّ للقُلوبِ صَداءً كصَداءِ النُّحاسِ، فاجلُوها بالاستِغفارِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kalplerde bakır gibi pas tutar, o halde onları mağfiret dileyerek cilalayın.”

5367.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: القَناعَةُ مالٌ لا يَنفَدُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kanaat bitmeyen bir servettir.”

5376.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: اِقنَعْ بما اُوتِيتَهُ يَخِفَّ علَيكَ الحِسابُ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Sana verilen şeye kani ol ki hesabın hafiflesin.”

5456.  الإمامُ العسكريُّ عليه‏السلام: جُعِلَتِ الخَبائثُ في بَيتٍ وجُعِلَ مِفتاحُهُ الكذبَ ‏ :

İmam Askeri (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Aşağılıklar bir evde toplanmıştır ve anahtarı da yalan olarak taktir edilmiştir.”

5459.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لا يَجِدُ عَبدٌ طَعمَ الإيمانِ حتّى يَترُكَ الكذبَ هَزلَهُ وجِدَّهُ ‏ ‏ :

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kul, şaka veya ciddi yalanı terketmedikçe imanının tadını alamaz.”

5461.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: حَسبُكَ مِن الكذبِ أن تُحَدِّثَ بكُلِّ ما سَمِعتَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Yalancılık için sana duyduğun her şeyi aktarman yeterlidir.”

5470.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن عُرِفَ بالكذبِ قَلَّتِ الثِقَةُ بهِ، مَن تَجَنَّبَ الكذبَ صُدِّقَت أقوالُهُ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Yalancılıkla tanınan kimseye itimat az olur.   Yalan söylemekten sakınan kimsenin sözlerine inanılır.”

5500.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: المُبادَرَةُ إلَى العَفوِ مِن أخلاقِ الكِرامِ، المُبادَرَةُ إلَى الانتِقامِ مِن شِيَمِ اللِّئام‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Af ve bağışta acele davranmak yüce insanların huylarındandır.   İntikam almakta acele davranmak ise aşağılık kimselerin hasletlerindendir.”

5530.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: خَيرُ الكَسبِ كَسبُ يَدَيِ العامِلِ إذا نَصَحَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “En iyi kazanç, işinde dürüst olan işçinin kazancıdır.”

5536.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: المؤمنُ يرغَبُ فيما يَبقى، ويَزهَدُ فيما يَفنى.  .  .   بَعيدٌ كَسَلُهُ، دائمٌ نَشاطُهُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Mümin kalıcı şeylere rağbet eder ve yok olucu şeylerden yüz çevirir…Tembellikten uzaktır ve sürekli sevinçli ve neşat içindedir.”

5560.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مِن كَمالِ الإيمانِ مُكافاةُ المُسيءِ بِالإحسانِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İmanın kemal nişanelerinden biri de kötülük edene iyilikle karşılık vermektir.”

5569.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: كَما تَدينُ تُدانُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ettiğini bulursun.”

5605.  الإمامُ الهاديُّ عليه‏السلام: الجاهِلُ أسيرُ لِسانِهِ ‏

İmam Hadi (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Cahil kimse kendi dilinin esiridir.”

5622.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مَعاشِرَ الشِّيعَةِ، كونوا لنا زَينا ولا تكونوا علَينا شَينا، قولوا لِلناسِ حُسنا، واحفَظُوا ألسِنَتَكُم، وكُفُّوها عنِ الفُضولِ وقَبيحِ القَولِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ey Şialar! Bizim için süs sebebi olun, utanç ve ar sebebi olmayın.   İnsanlarla güzel konuşun, dillerinizi koruyun, boş konuşmayın ve kendinizi çirkin sözler söylemekten alıkoyun.”

5630.  الإمامُ الباقرُ عليه‏السلام: الكمالُ كُلُّ الكمالِ‏التَّفقُّهُ في الدِّينِ، والصَّبرُ علَى النّائبَةِ، وتَقديرُ المَعيشةِ

İmam Bakır (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Gerçek kemal ve kemalin tamamı dinde anlayış, zor belalar karşısında sabır ve geçimde ölçülü olmaktır.”

5678.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لِسانُ العاقِلِ وَراءَ قَلبِهِ، وقَلبُ الأحمَقِ وَراءَ لِسانِهِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Akıllının dili, kalbinin arkasındadır; ahmağın kalbi ise dilinin arkasındadır.”

:

5680.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: سَلامَةُ الإنسانِ في حِفظِ اللِّسانِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İnsanın selameti dilini korunmasındadır.”

5738.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن مَدَحَكَ بمالَيسَ فيكَ فَهُو ذَمٌّ لَكَ إن عَقَلتَ .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Seni sahip olmadığın bir şeyle öven birisi eğer akıllı olursan seni gerçekte kınamaktadır.”

5756.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: مِن أخلاقِ الأنبياءِصلّى اللّه‏ُ علَيهِم حُبُّ النِّساءِ ‏ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Kadınları sevmek Peygamberlerin -Allah’ın selavatı onlara olsun- ahlakındandır.”

5761.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام ـ لَمّا سُئلَ عَنِ المُروءَةِ ـ: لا تَفعَلُ شيئا في السِّرِّ تَستَحيي مِنهُ في العَلانِيَةِ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) kendisine, “Mürüvvet ve yiğitlik ne iledir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Açıkça yapmaktan utandığın bir şeyi gizlice yapmamanladır.”

5780.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: عائدُ المَريضِ يَخوضُ في الرَّحمَةِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Bir hastayı ziyaret edenler Allah’ın rahmeti içinde bulunurlar.”

5789.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لايَستَكمِلُ عَبدٌ حَقيقَةَ الإيمانِ حتّى يَدَعَ المِراءَ وإن كانَ مُحِقّا :

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her ne kadar haklı da olsa çekişmeyi bırakmadıkça kulun iman hakikati kemale ermez.”

5790.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أورَعُ النّاسِ مَن تَركَ المِراءَوإن كانَ مُحِقّا

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en çok günahlardan sakınanı, her ne kadar haklı da olsa çekişmeyi terkeden kimsedir.”

5803.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: يا عليُّ، لا تَمزَحْ فيَذهَبَ بَهاؤكَ، و لا تَكذِبْ فيَذهَبَ نورُكَ :

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Şaka yapma.   Şaka değerini ve saygınlığını ortadan kaldırır.   Yalan da söyleme ki nuraniyetini yok eder.”

5822.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: حَقٌّ علَى المَلِكِ أن يَسوسَ نفسَهُ قَبلَ جُندِهِ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Ordusunu terbiye etmeden önce kendisini terbiye etmesi hükümdarın üzerine bir haktır.”

5836.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إذا ماتَ أحَدُكُم فَقد قامَت قِيامَتُهُ، يَرى ما لَهُ مِن خَيرٍ و شَرٍّ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Sizden biri ölünce kıyameti kopmuş olur.   Böylece iyiliklerini ve kötülüklerini görür.”

5865.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: عَجِبتُ لمَن يَرى أ نّهُ يُنقَصُ كلَّ يَومٍ في نفسِهِ وعُمرِهِ وهُو لا يَتَأهَّبُ للمَوتِ !

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hergün can ve ömrünün azaldığını gördüğü halde ölüme hazırlanmayan kimseye şaşarım.”

5906.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: ما أخشى علَيكُمُ الفَقرَ، ولكنّي أخشى علَيكُمُ التَّكاثُرَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ben sizler için fakirlikten korkmuyorum.   Sizler için fazlalık talep ederek övünmekten korkuyorum.”

6096.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: يَجِبُ لِلمؤمنِ علَى المؤمنِ النَّصيحَةُ لَهُ في المَشهَدِ والمَغيبِ ‏ ‏

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Müminin mümin için huzurunda veya gıyabında hayrını dilemesi farzdır.”

6118.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: أنصَفُ النّاسِ مَن أنصَفَ مِن نَفسِهِ مِن غَيرِ حاكِمٍ علَيهِ .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en adili ve insaflı olanı başka bir hakimin müdahalesi olmaksızın kendiliğinden insaflı davranan kimsedir.”

6120.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: حَسْبُ المَرءِ.  .  .   من عَقلِهِ إنصافُهُ مِن نَفسِهِ.  .  .   ومِن إنصافِهِ قَبولُهُ الحَقَّ إذا بانَ لَهُ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “İnsanın insaflı olması… akıllı olması için yeterlidir ve insanın kendisi için açıkça ortaya çıktığında gerçeği kabullenmesi de insaflı olması için yeterlidir.”

6151.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنَّ اللّه‏َ طَـيِّبٌ يُحِبُّ الطَّيِّبَ، نَـظيفٌ يُـحِبُّ النَّظافَةَ .   ‏

Resulullah (s.  a.  a.  ) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah temizdir ve temiz kimseleri sever.   Allah paktır, pak olanları sever.”

6163.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: تَـنَظَّفوا بكُلِّ مـا استَطَعتُم ؛ فإنَّ اللّه‏َ تـعالى بَنَى الإسلامَ علَى النَّظافَةِ، ولَن يَدخُلَ الجَنَّةَ إلاّ كُلُّ نَظيفٍ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kendinizi mümkün olan her vesileyle temizleyiniz.   Zira Allah-u Teala İslam’ı temizlik üzere bina etmiştir ve cennete temiz olanlar dışında hiç kimse giremez.”

6177.  الإمامُ الهادي عليه‏السلام: ألقُوا النِّعَمَ بحُسنِ مُجاوَرَتِها ؛ والَتمِسوا الزِّيادَةَ فيها بالشُّكرِ علَيها، واعلَموا أنّ النَّفسَ أقبَلُ شيءٍ لِما اُعطِيَت، وأمنَعُ شَيءٍ لِما مُنِعَت

İmam Hadi (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Nimetler için iyi komşular olun.   Nimetlere şükretmekle nimetleri artırın.   Biliniz ki nefis kendisine verilen şeyi rahatlıkla kabul eder ve kendisinden alınan şeyler karşısında şiddetle direnir.”

6183.  الإمامُ الكاظمُ عليه‏السلام: مَـنِ اقتَصَدَ وقَنَعَ بَـقِيَت عـلَيهِ النِّعمَةُ، ومَن بَذَّرَ وأسرَفَ زالَت عنهُ‏النِّعمَةُ

İmam Kazım (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim tutumlu ve kanaatkar olursa nimet kendisi için baki kalır ve her kim de savurganlık ve israfa sürüklenirse ondan nimetler zail olur.”

6218.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَـن خالَفَت سَريرَتُهُ عَلانِيَتَهُ فـهُو مُـنافِقٌ كائنا مَن كانَ .   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Kim olursa olsun batını zahiriyle uyumlu olmayan kimse münafıktır.”

6228.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: ذو الوَجهَينِ في الدُّنيا يأتي يَومَ القِيامَةِ ولَهُ وَجهانِ مِن نارٍ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Dünyada ikiyüzlü olan kimse kıyamet günü de ateşten ikiyüzlü olarak haşrolur.”

6229.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: الصَّلاةُ علَيَّ وعلى أهلِ بَيتي تَذهَبُ بالنِّفاقِ ‏ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Bana ve Ehl-i Beytim’e selavat (rahmet) göndermek nifakı ortadan kaldırır.”

6259.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إيّاكَ والَّنميمَةَ ؛ فإنّها تَزرَعُ الضَّغينَةَ وتُبَعِّدُ عنِ اللّه‏ِ والنّاسِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Söz taşımaktan sakının.   Şüphesiz söz taşımak kin ve düşmanlık doğurur.   Allah’tan ve insanlardan uzak düşürür.”

6326.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: يا أبا ذرٍّ، لِيَكُن‏لَكَ في كُلِّ شَيءٍ نِيَّةٌ صالِحَةٌ، حتّى في النَّومِ والأكلِ .   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ebuzer! Her işinde uyku ve yemekte dahi temiz bir niyet içinde olmalısın.”

6351.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: يا أبا ذرٍّ، إيّاكَ وهِجرانَ أخِيكَ ؛ فإنَّ العَمَلَ لا يُتَقَبَّلُ مِن الهِجرانِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Ey Ebuzer! Kardeşinle küsmekten sakın.   Zira küskünden amel kabul edilmez.”

6370.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: لاَءن اُهدِي لأخِي المُسلِمِ هَدِيَّةً تَنفَعُهُ أحَبُّ إلَيّ مِن أن أتَصَدَّقَ بمِثلِها .   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Eğer Müslüman kardeşime kendisine fayda verecek bir hediyede bulunacak olursam bu benim nezdimde o hediyenin benzerini sadaka vermekten daha sevimlidir.”

6382.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: يَهرَمُ ابنُ آدَمَ وتَشِبُّ مِنهُ اثنَتانِ: الحِرصُ والأمَلُ.

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İnsanoğlu yaşlandığı halde onda iki şey gençleşir: İhtiras ve arzu.”

6411.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن‏كانَت هِمَّتُهُ ما يَدخُلُ بَطنَهُ، كانَت قِيمَتُهُ ما يَخرُجُ مِنهُ ‏ ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kimin tek derdi karnına giren şey olursa değeri de karnından çıkan şey kadar olur.”

6425.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: رُبَّ شَهوَةِ ساعَةٍ تُورِثُ حُزنا طَويلاً

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Nice şehvet bir an bile sürmediği halde çok uzun hüzünlere sebep olur.”

6434.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن أطاعَ نَفسَهُ في شَهَواتِها فَقد أعانَها على هُلْكِها

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim nefsine şehvetler hususunda uyarsa ona helak olma hususunda yardım etmiş olur.”

6491.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الوَرَعُ الوُقوفُ عِندَالشُّبهَةِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Sakınmak şüphelerle karşılaştığında durmaktır (ihtiyat etmektir).”

6517.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: ما يَنبَغي لامرئٍ مُسلمٍ أن يَبِيتَ لَيلَةً إلاّ ووَصيَّتُهُ تَحتَ رأسِهِ ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir Müslümana vasiyeti başının altında olmaksızın bir geceyi geçirmesi yakışmaz.”

6537.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنّ أفضَلَ النّاسِ عَبدا مَن تَواضَعَ عَن رِفعَةٍ .   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İnsanların Allah’a kullukta en üstün olanı büyük olduğu halde tevazu gösteren kimsedir.”

6555.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: التَّواضُعُ يَنشُرُ الفَضيلَةَ، التَّكبُّرُ يُظهِرُ الرَّذيلَةَ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Tevazu fazileti yayar, tekebbür ise rezaletleri açığa çıkarır.”

6581.  الإمامُ الكاظمُ عليه‏السلام: إذا وَعَـدتُـمُ الصِّـغارَ فأوفُوا لَهُم ؛ فإنَّهُم يَرَونَ أنّكُم أنتُمُ الّذينَ تَرزُقونَهُم، وإنّ اللّه‏َ لايَغضَبُ بشَيءٍ كغَضَبِهِ لِلنِّساءِ والصِّبيانِ

İmam Kazım (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Çocuklara bir şeyi söz verdiğiniz zaman onunla amel ediniz.   Çocuklar sizin kendilerine rızık verdiğinizi sanır.   Şüphesiz Allah kadınlar ve çocuklar için gazaplandığı gibi başka hiçbir şey hakkında gazap etmemektedir.”

6594.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: إنَّ اللّه‏َ سبحانَهُ لَم يَعِظْ أحَدابمِثلِ هذا القرآنِ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz münezzeh olan Allah hiç kimseye Kur’an gibi (başka) bir şeyle öğüt vermemiştir.”

6600.  الإمامُ العسكريُّ عليه‏السلام: مَن وَعَظَ أخاهُ سِرّا فَقَد زانَهُ، ومَن وَعَظَهُ عَلانِيَةً فَقَد شانَهُ

İmam Askeri (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her kim kardeşine gizlice öğüt verirse onu süslemiş olur.   Herkim de başkalarının yanında öğüt verirse onu lekelemiş olur.”

6668.  الإمامُ زينُ العابدينَ عليه‏السلام: لا حَسَبَ لِقُرَشيٍّ ولا عَرَبيٍّ إلاّ بِتَواضُعٍ، ولا كرَمَ إلاّ بِتَقوى ‏

İmam Seccad (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir Kureyşlinin bir Arab’a tevazu dışında soy üstünlüğü yoktur ve takva dışında bir yücelik söz konusu değildir.”

6682.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: تَمامُ التَّقوى أن تَتَعلَّمَ ما جَهِلتَ وتَعمَلَ بِما عَلِمتَ.   ‏

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Takvanın tümü bilmediğin şeyi öğrenmen ve bildiğin şeyle amel etmendir.”

6687.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أتقَى النّاسِ مَن قالَ الحَقَّ فيما لَهُ وعلَيهِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan en takvalı olanı lehine ve aleyhine olan şeylerde hakkı söyleyen kimsedir.”

6720.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: لا تَتَّكِلْ إلى غَيرِ اللّه‏ِ فيَكِلَكَ اللّه‏ُ إلَيهِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Allah’tan başka hiç kimseye dayanma.   Aksi taktirde Allah seni o kimseye havale eder.”

6742.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: البَنونَ نَعيمٌ والبَناتُ حَسَناتٌ، واللّه‏ُ يَسألُ عَنِ النَّعيمِ ويُثيبُ علَى الحَسَناتِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Erkek çocukları nimet, kız çocukları ise iyiliktir.   Allah nimetlerin hesabını sorar, iyilikler için ise mükafat verir.”

6751.  الإمامُ الرِّضا عليه‏السلام: بِرُّ الوالِدَينِ واجِبٌ وإن كانا مُشرِكَينِ، ولا طاعَةَ لَهُما في مَعصِيَةِ الخالِقِ

İmam Rıza (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Her ne kadar müşrik de olsa anne babaya (itaat) farzdır ama Allah’a isyan hususunda onlara itaat etmemek gerekir.”

6770.   الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: تَجِبُ للوَلَدِ على والِدِهِ ثَلاثُ خِصالٍ: اختِيارُهُ لِوالِدَتِهِ، وتَحسينُ اسمِهِ، والمُبالَغَةُ في تَأديبِهِ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Çocuğun baba üzerinde üç hakkı vardır: Kendisi için iyi bir anne seçmesi, kendisine iyi bir isim bulması ve onun terbiyesi için çalışmasıdır.”

6773.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: أدِّبوا أولادَكُم على ثَلاثِ خِصالٍ: حُبِّ نَبيِّكُم، وحُبِّ أهلِ بَيتِهِ، وقِراءةِ القرآنِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınızı üç haslet üzere terbiye ediniz: Peygamberi sevmek, Ehl-i Beyt’i sevmek ve Kur’an okumak üzere.”

6784.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: مَن وَلِيَ مِن أمرِ المُسلِمينَ شيئا فغَشَّهُم فهُو في النّارِ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Müslümanların işlerinden birinin sorumluluğunu üstlenir ve onlara hıyanette bulunursa o ateştedir.”

6808.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: الغِنَى الأكبَرُ اليَأسُ عَمّا في أيدي النّاسِ.   ‏

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “En büyük zenginlik insanların elinde olan şeyden ümidini kesmektir.”

6812.  رسولُ اللّه‏ِ صلى‏الله‏عليه‏و‏آله: إنّ في الجَنَّةِ دارا يُقالُ لَها: دارُ الفَرَحِ، لايَدخُلُها إلاّ مَن فَرَّحَ يَتامَى المُؤمنينَ

Resulullah (s.  a.  a) şöyle buyurmuştur: “Cennette daru’l ferah (ferahlık yurdu) diye adlandırılan bir yurt vardır ve oraya sadece müminlerin yetimlerini sevindiren kimseler girer.”

6827.  الإمامُ الصّادقُ عليه‏السلام: إنّ العَمَلَ الدّائمَ القَليلَ‏علَى اليَقينِ أفضَلُ عِندَ اللّه‏ِ مِن العَمَلِ الكَثيرِ على غَيرِ يَقينٍ

İmam Sadık (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Yakin ile birlikte olan az ve sürekli olan amel Allah nezdinde, yakin ile birlikte olmayan çok amelden daha üstündür.”

6834.  الإمامُ عليٌّ عليه‏السلام: مَن تَيَقَّنَ أنّ اللّه‏َ سبحانَهُ يَراهُ‏وهُو يَعمَلُ بِمَعاصيهِ فَقَد جَعَلَهُ أهوَنَ النّاظِرينَ

İmam Ali (a.  s) şöyle buyurmuştur: “Münezzeh olan Allah’ın kendisini gördüğüne yakin ettiği halde Allah’a isyan eden kimse, şüphesiz Allah’ı bakanların en düşüğü saymıştır.”


more post like this