İslam kaynakları

    1. home

    2. article

    3. Şeyh Abbas Kummi’nin Hayatı ve Bir Keramet

    Şeyh Abbas Kummi’nin Hayatı ve Bir Keramet

    Şeyh Abbas Kummi’nin Hayatı ve Bir Keramet
    Rate this post

    Ölüm Yıldönümü Anısına…
    Şeyh Abbas Kummi’nin Hayatı ve Bir Keramet
    Şeyh Abbas Kummi’nin büyük oğlu şöyle anlatmaktadır: Hiç unutmuyorum bir gün Necef-i Eşref’te idik. 1357 yılında yani babamın vefatına iki yıl kala sabah saatlerinde uykudan uyanarak şöyle buyurdu: “Bugün gözlerim çok şiddetli ağrıyor.
    Öyle ki ne mütalaa edebiliyorum ne de yazabiliyorum.” Oldukça huzursuz gözüküyordu. Öğlen eve döndüğümde babamın yazı yazmakla meşgul olduğunu gördüm.
    Dedim ki: gözlerinin ağrısı geçti mi? buyurdular ki: ağrılarım tamamen geçti. Dedim ki: nasıl tedavi ettin? Buyurdular ki: abdest alarak kıbleye doğru oturdum ve “Usul-u Kafi” kitabını gözlerime sürdüm. Gözlerimin ağrısı tamamen geçti…
    Zilhicce ayının 22’inci günü bilge âlim, büyük bilim adamı, allame, muhaddis ve hüccetul İslam hacı şeyh Abbas Kummi’nin vefat günüdür. Muhaddis Kummi, Müslümanlar ve özellikle Şialar arasında Mefatihul Cinan dua kitabıyla tanınmaktadır.
    Halihazırda bütün camilerde, mescitlerde, vakıflarda ve imamların haremlerinde bulunan,Kuran-ı Kerim’den sonra en fazla baskısı olan ve birçok yabancı dillere tercüme edinilen, Müslüman’ın en çok faydalandığı kitaplar arasında yer almaktadır.
    Doğum yeri Kum şehri olan Muhaddis Kummi 1290 H. yılında dünyaya gelmiştir. Babası Hacı Muhammed Rıza Kummi iyi bir esnaf olup, halk arasında dinine olan düşkünlüğü ve takvasıyla tanınırdı. Annesi ise mümine ve takvalı bir bayan idi.
    Muhaddisi Kummi kendisi annesini anlatırken, o namazlarının fazilet vaktine riayet etmede, nafile ve gece namazlarını kaçırmamakta ve çocukluğunda abdestsiz kendisine süt vermediğini zikretmiştir. Muhaddis Kummi’nin elde etmiş olduğu makamının aslında annesinin çekmiş olduğu zahmetleri karşılığında kendisine verilen bir ödül olarak görüyordu.
    Ahlaki Özellikleri
    Muhaddisi Kummi’nin olağan üstü özelliklerinden Allah’ın huzurunda huzu ve huşu içerisinde olması, insanlar arasında ise alçak gönüllü olmasıdır. Yıllarca ikamet ettiği Meşed şehrinde, Kum şehrinden gelen ruhani alimleri ve talebeleri ziyaret eder ve hatta bir günlük dahi olsa kendi evinde onları ağırlardı.
    Bazen bununla da yetinmeyip gelen misafirlerin maddi ihtiyaçlarını karşılayarak İmam Rıza’nın (a.s) misafirlerine hizmet etme şerefini elden vermek istemiyordu.
    O hiçbir zaman fakiri geri çevirmezdi. Maddi durumunun çok iyi olmamasına rağmen, bazen meyve satın alarak yanına gelen fakirlere boş dönmemeleri için meyve takdim ederdi. Seyitlere özel sevgi ve saygı gösterirdi. Seyitlerin huzurunda ayaklarını bile uzatmazdı, bu konuda büyük ve küçük diye ayrım yapmazdı. Sade elbiseler giyerek sade ve az yemekleri tercih ederdi. Hayatını iyi bir zahit gibi yaşardı.
    Hadis ve rivayet yazdığında devamlı abdestli idi, hadisleri mütalaa ederken dizleri üzerine çöküp kıbleye doğru otururdu. Hatta abdestsiz İmamların (a.s) isimlerini söylemezdi. Muhaddis Kummi’nin yine en belirgin özelliklerinden
    biri Peygamber (s.a.a) Efendimizin ismini yazdığı zaman, kısaltma veya kodlama harfleri kullanmazdı. Aksine Peygamber (s.a.a) Efendimizin isminin yanına “sallallahu aleyhi ve alihi” diye yazardı ve yine aynı şekilde imamlardan (a.s) birinin ismini yazdığı
    zaman imamın isminden sonra “aleyhis selam” diye yazardı. Kodlama harflerle selamların yazılmasını yeterli görmeyip ve buna da şiddetle karşı çıkardı.
    Merhum Şehit Sani “Minyetul Murid Fi Adabıl Mufid Vel Mustefid” kitabında bu konuya riayet etme meselesinde şöyle naklediyor:
    İlk olarak “sallallahu aleyhi ve alihi” yerine “sad” veya başka kısaltma harfleri ve kodları kullanan kimse bir çeşit hastalığa yakalanarak kolları kesilmiştir. Bazı büyüklerin görüşlerine göre bu kodlama metodu kullanıldığı takdirde birçok Müslüman gizli olan salâvatın sevabından mahrum kalacaklardır.
    Şeyh Abdurezak ve Ahiret Menzilleri Kitabı
    Merhum Muhaddis Kummi büyük oğlu için şöyle naklediyordu: Ahiret Menzilleri kitabını yazıp, yayımlamıştım. Bu kitap o zamanın meşhur hatiplerinden olan Abdurezak’ın eline geçmişti. Babam şeyh Abdurezak’a karşı özel bir ilgisi vardı,
    devamlı Şeyh’in meclislerinde hazır bulunurdu. Şeyh Abdurezak Ahiret Menzilleri kitabının üzerinden mecliste bulunan insanlara okuyordu. Bir gün babam o meclislerin birinden eve döndüğünde, bana dedi ki: Şeyh Abbas keşke sende Şeyh Abdurezak gibi bir hatip olsaydın. Minbere çıkıp o kitabı sen bizlere okusaydın.
    Birkaç defa cesaretlenip söylemek istedim, o okuduğu kitap benim eserim diye fakat söylemedim. Sadece dua etmesini istedim. Dedim ki dua buyurun Allah bana da Tevfik nasip buyursun.
    Eserlerinin Yazımındaki İhlâs
    1356 H. yılında Mefatihul Cinan kitabının yayınlanma sırasında yayıncı telif hakkı olarak Muhaddis Kummi’ye o zamanın parası 1000 tümen teklif edince Muhaddis Kummi şöyle cevap verdi: Bu kitabı maddi kazanç sağlamak için yazmadım, amacım herkes bu kitaptan her açıdan yararlanabilmesidir. Herkes bu kitabı baskıya verebilir.
    Nefis Tezkiyesi
    Muhaddis Kummi nefis tezkiyesinde iyi bir yol kat etmişti. O öğle ve ikindi namazları için Kuherşad mescidinde imamlık yapıyordu. Bir gün öğle namazını tamamladıktan sonra yanındaki arkadaşına yönelerek ikindi namazını kıldıramayacağını
    söyleyip mihraptan ayrıldı. Bir yıl boyunca mescide gelmedi. Bunun nedenini araştıran arkadaşlarına verdiği cevap şöyleydi: Hakikatte ben o zaman öğle namazının dördüncü rekâtında iken cemaatten ya Allah ya Allah innellahe mea sabirin sözlerini duyduğumda cemaatin çokluğu bende eser etmiş ve hoşuma gitmişti. İşte o zaman anladım ki benim cemaat imamı olma ehliyetimin olmadığını bu yüzden gelmedim.
    Muhaddis Kummi’nin Üstatları
    Muhaddis Kummi çocukluk yıllarında mukaddime, fıkıh ve usul ilimlerini Kum şehrinde büyük üstatlardan ve özellikle merhum Ayetullah Mirza Muhammed Erbab Eşragi’nin yanında tamamladı.
    Daha sonra Necef şehrine hicret ederek 1316 H. yılında Mirza Hüseyin Nuri’nin derslerine katıldı. 1318 yılında bu büyük üstattan rivayet iznini aldı ve 1332 H.K yılında ise Meşhed şehrine hicret edip, burada 12 yıl boyunca
    Ayetullah Hacı Ağa Hüseyin Kummi’den yararlandı. Ve yine buradan da Ayetullah Kummi ile birlikte Necef’e dönüş yapıp ömrünün sonuna kadar orada yaşadı.
    Eserleri
    Muhaddis Kummi’nin telifleri ve eserleri oldukça fazladır. Kendi tabiriyle 40 yaşına ulaştığında 70 eseri, 74 ciltte yazmıştır. Elbette bu kadar fazla kitabın yazılımı öyle bir zamanda imkânların kısıtlı olduğu bir dönemde insanı hayrete düşürüyor.
    Bazı eserleri
    Envarul Behiyye, Beytul Ehzan Fi Mesaibu Seyyidetun Nisvan, Bagiyatus Salihat, Meşedname, Çehil Hadis, Hikmetu Baliğe Vemahu Kelimetu Camie, Eddurul Azim Fi Luğetil Guranıl Azim, Sefinetu Ve Medinetul Hukmi Vel Asar, Şerhi Sahifeyi Seccadiye,
    Ziyafetul Eğvan, Gayetul Gusva, Mefatihul Cinan, Menazilul Ahire Vel Metalibul Fahira, Muntehal Amal Fi Zikri Mesaibun Nebi Vel Aali , Nefesul Mehmum….vb.
    Şeyh Abbas Kummi 1359 H. yılında Zilhicce ayının 22’sinde yakalanmış olduğu istiska hastalığının etkisiyle artık bedeni yorulmuş, halsiz bir şekilde oturarak akşam ve yatsı namazlarını kıldıktan sonra istirahata çekilmişti. Yatağında imamların (a.s) isimlerini zikrederken,
    gece yarısı hakkın davetine icabet etti. 65 yaşlarında bu dünyadan ayrıldı. Cenaze namazını Ayetullah Seyit Ebul Hasan İsfahani kıldı. Cenaze merasimine dönemin büyük üstatları, öğrenciler ve halkın çoğu katılarak Hz. Ali’nin (a.s) hareminde kendi üstadı Muhaddis Nuri’nin yanına defnedildi.
    Şeyh Abbas Kummi’nin Ağrıyan Gözü Nasıl İyileşti
    Şeyh Abbas Kummi’nin büyük oğlu şöyle anlatmaktadır: Hiç unutmuyorum bir gün Necef-i Eşref’te idik. 1357 yılında yani babamın vefatına iki yıl kala sabah saatlerinde uykudan uyanarak şöyle buyurdu: “Bugün gözlerim çok şiddetli ağrıyor. Öyle ki ne mütalaa edebiliyorum ne de yazabiliyorum.” Oldukça huzursuz gözüküyordu.
    Ben o zamanlar eğitimimi sürdürüyordum. Derse gittim. Öğlen eve döndüğümde babamın yazı yazmakla meşgul olduğunu gördüm.
    Dedim ki: gözlerinin ağrısı geçti mi? buyurdular ki: ağrılarım tamamen geçti. Dedim ki: nasıl tedavi ettin? Buyurdular ki: abdest alarak kıbleye doğru oturdum ve “Usul-u Kafi” kitabını gözlerime sürdüm. Gözlerimin ağrısı tamamen geçti.
    Şeyh Abbas Kummi, o günden sonra ömrünün sonuna kadar göz ağrısı çekmedi. Şeyh Abbas Kummi’nin gözlerine çektiği Usul-u Kafi kitabı, “Vafiye” kitabının yazarı ünlü fakih “Molla Abdullah Tuni”nin el yazmasıyla yazılmıştı.