22. Konu el-İmamet (3) el-İmamet-i Hasse (2) (2) Ümm’ul-Eimme Hz. Fatıma (a.s)

Özel İmamet Hz. Fatıma

el-Bihar, 43/2-236, Tarih-u Seyyidet-i Nisa’il Alemin
Kenz’ul Ummal, 13/674-687

bak.
et-Teşebbuh 257. Konu

195. Bölüm
Fatıma Peygamberin Bir Parçasıdır

1.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Fatıma benden bir parçadır. Onu sevindiren, şüphesiz beni sevindirmiştir. Ona kötülük eden, şüphesiz bana kötülük etmiştir. Fatıma benim için insanların en azizidir.”
2.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Fatıma benim bir parçamdır, gözümün nurudur ve kalbimin meyvesidir. Ona kötülük eden, bana kötülük etmiştir. Onu sevindiren beni sevindirmiştir. Şüphesiz Ehl-i Beyt’imden bana ilk katılacak olan Fatıma’dır.”

196. Bölüm
Fatıma Alemlerin Kadınlarının Efendisidir

3.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah-u Teala kadınlardan dört kişiyi seçmiştir: “Meryem, Asiye, Hatice ve Fatıma”
4.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hasan ve Hüseyin benden ve babalarından sonra yeryüzü ehlinin en hayırlısıdır. Anneleri de yeryüzü ehli kadınlarının en üstünüdür.”
5.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kızım Fatıma alemdeki kadınların efendisidir.”
6.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kızım Fatıma baştan sona kadar, alemdeki tüm kadınların efendisidir.”

197. Bölüm
Fatıma Gazablanınca Allah da Gazablanır.

7.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Fatıma gazablanınca Allah da gazablanır. O razı olunca Allah da razı olur.”
8.    Resulullah (s.a.a) kızı Fatıma’ya (a.s)şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah senin gazabınla gazablanır ve senin rızanla razı olur.”

22. Konu el-İmamet (3) el-İmamet-i Hasse (2)
(3) İmam Hasan ve Hüseyin (a.s)

Özel İmamet
İmam Hasan ve Hüseyin

    el-Bihar, 43/237, Ebvab-u Tarih’il İmameyn’il Humameyn, el-Hasan ve’l-Hüseyin (a.s)
    Kenz’ul Ummal, 13/658-671, Fezl’ul Heseneyn (a.s)

bak.
    Tarih-u Dimeşk, Tercümet’ul İmam Şehid, el-Huseyn b. Ali (a.s)

198. Bölüm
İsimlerinin Seçiliş Niteliği

9.    İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hasan dünyaya gelince adını “Harb”koydum. Resulullah geldi ve şöyle buyurdu: “Oğlumu bana gösterin. Onun adını ne koydunuz?”Ben, “Harb”deyince şöyle buyurdu: “Hayır, o Hasan’dır.”Hüseyin dünyaya gelince, adını “Harb”koydum. Resulullah (s.a.a) geldi ve şöyle buyurdu: “Oğlumu bana gösterin, adını ne koydunuz?”Ben, “Harb”deyince Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Hayır, o Hüseyin’dir.”
10.    İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Fatıma (a.s) Hasan’ı (a.s) dünyaya getirince Ali’ye (a.s), “Adını koy.”dedi. Ali (a.s), “Ben Peygamber’den önce bir isim vermem.”dedi. Peygamber (s.a.a) geldi ve Ali’ye (a.s), “adını koydunuz mu?”dedi. O, “Ona ad koymada senden öne geçmek istemedik.”deyince Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben de ona ad koymada Allah’tan önce geçmek istemem.”Sonra Allah Tebarek ve Teala Cebrail’e şöyle vahy etti: “Muhammed’in bir oğlu olmuştur. Git ona selam söyle ve kutlayarak şöyle de: “Ali senin için, Musa’ya Harun gibidir. O halde Harun’un çocuğunun adını ver.”Cebrail inerek aziz ve celil olan Allah tarafından Peygamberi kutladı ve şöyle buyurdu: “Yüce olan Allah sana, bu çocuğa Harun’un çocuğunun adını vermeni emrediyor. Peygamber, “Harun’un çocuğunun adı neydi?”deyince Cebrail, “Şubber”dedi. Peygamber, “Benim dilim Arapça’dır”diye buyurdu. Cebrail şöyle dedi: “Onu Hasan olarak adlandır.”Peygamber de onun adını Hasan koydu. Daha sonra Hüseyin dünyaya gelince Cebrail (a.s) yeniden nazil oldu. Allah tarafından doğumunu kutladı ve şöyle buyurdu: “Ali senin için, Musa’ya Harun gibidir. O halde bu çocuğa Harun’un çocuğunun adını ver.”Peygamber (s.a.a), “Onun adı nedir?”diye sorunca Cebrail, “Şubber”dedi. Peygamber, “Benim dilim Arapça’dır”deyince Cebrail şöyle buyurdu: “O halde adını Hüseyin koy.”Peygamber de onun adını Hüseyin koydu.”
11.    Resulullah (s.a.a), Ali’ye (a.s), “Oğlumun adını ne koydun?”diye sordu. Ali (a.s), “Ey Resulullah! Sizden önce ona ad vermem. Ama adını Harb koymak istedim.”deyince Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben de Rabbimden önce ona ad vermek istemem.”
bak. Tarih-i Dimeşk, İmam’uş Şehid biyografisi; 15, 19

199. Bölüm
Cennet Ehli Gençlerinin Efendisi

12.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hasan ve Hüseyin cennet ehli gençlerinin efendisidir. Babaları onlardan daha hayırlıdır.”
13.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hasan ve Hüseyin cennet ehli gençlerinin efendisidir.”
14.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Hasan ve Hüseyin cennet ehli gençlerinin efendisidir.”

200. Konu
Hasan ve Hüseyin’i (a.s) Sevmek

15.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim beni severse bu iki çocuğumu da sevsin. Zira Allah bana onların sevgisini emretmiştir.”
16.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! Hasan ve Hüseyin’i sev ve onları seveni de sev.”
17.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Hasan ve Hüseyin’i severse şüphesiz beni sevmiştir ve her kim ikisine buğzetmişse şüphesiz bana buğzetmiştir.”

201. Bölüm
Peygamber’in Hasan ve Hüseyin’e Hediyesi

18.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben Hasan’a azamet ve ilim hediye ediyorum. Hüseyin’e ise cömertlik ve rahmet (iyilik ve nimet) hediye ediyorum.”
19.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Azametim ve büyüklüğüm Hasan’ın; cesaretim cömertliğim ise Hüseyin’indir.”
20.    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hasan’a azamet ve hilim hediye ediyorum. Hüseyin’e ise cömertlik ve rahmet hediye ediyorum.”
21.    Ebu Rafi’nin kızı Zeyneb’ten, Resulullah’ın (s.a.a) kızı Fatıma hakkında nakledildiği üzere değerli babası vefatıyla sonuçlanan hasta yatağına düştüğünde Hasan ve Hüseyin’i yanına götürdü ve şöyle buyurdu: “Ya Resulullah (s.a.a)! Bu ikisine bir miras bırakıyor musun?”Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Hasan’a azamet ve büyüklüğümü; Hüseyin’e ise kahramanlık ve cömertliğimi miras bıraktım.”

202. Bölüm
Hasan ve Hüseyin’in İmameti

22.    İbn-i Şehraşub Menakıb’inde şöyle yazıyor: “Peygamber’den (s.a.a) 12 İmam’ın imameti hususunda birbirinden farklı iki yoldan rivayet edilmiş olması Hasan ve Hüseyin’in imametinin delilidir. O ikisinin imametinin delillerinden biri de gelip bizzat imamet iddiasında bulunmalarıdır. Onlar zamanında Muaviye ve Yezid dışında hiç kimse bu iddiada bulunmuyordu. Onların ise fıskı, hatta küfürleri sabittir. Dolayısıyla imamet Hasan ve Hüseyin’in hakkıdır.
Başka bir delil ise Ehl-i Beyt’in (a.s) icmasıdır. Zira onlar Hasan ve Hüseyin’in imameti hususunda icma etmişlerdir. Onların icması ise hüccettir.
Hakeza bu rivayetin meşhur oluşudur. Nitekim Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İster kıyam etsinler, isterse de otursunlar, bu iki oğlum imamdır.”


more post like this