İkinci Fâtıma Hz. Mâsume

İkinci Fâtıma Hz. Mâsume

HZ. MÂSUME’Yİ ANMA KONFERANSI İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilir: “Doğrusu Kum beldesi bizim haremimizdir. Benim kızlarımdan Fatıma adında biri orada gömülecektir. Kim onu ziyaret ederse cennet ona farz olur.”[1] Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: “Ehl-i Beyt’in haremine Kum denildi. Zira bu şehrin halkı İmam Mehdi’nin etrafında toplanacak ve ona yardım etmek için kıyam edecektir.”[2] […]

  • Muhammed Muhammedî İştihardî
Rate this post
about this book
  • overview

    HZ. MÂSUME'Yİ ANMA KONFERANSI
    İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilir: “Doğrusu Kum beldesi bizim haremimizdir. Benim kızlarımdan Fatıma adında biri orada gömülecektir. Kim onu ziyaret ederse cennet ona farz olur.”[1] Başka bir rivayette şöyle gelmiştir: “Ehl-i Beyt’in haremine Kum denildi. Zira bu şehrin halkı İmam Mehdi’nin etrafında toplanacak ve ona yardım etmek için kıyam edecektir.”[2] Bundan böyle Kum toprağı arşa karşı etse iftihar Levh-i Mahfuz'u bulur belki kendine yar[3] Ehl-i Beyt dostu Şiî Eş’ariler, Emevîlerin, özellikle de Ubeydullah b. Ziyad ve Haccac b. Yusuf’un zulmünden kurtulmak için İran’ın şehirlerine dağılarak kendilerine sığınak aramaya başladılar. Kum halkı onları kucak açarak Kum’a gelmelerini ve buraya yerleşmelerini istedi. Halk onların üzerine safran serperek sevinç içerisinde bağrına bastı ve bütün imkanlarını onlarla paylaştı. Eş’arîlerin önde gelenleri, Peygamberimizin Medine halkıyla yaptığı gibi Kum halkıyla dostluk ve kardeşlik içinde yaşamak ve düşmanlara karşı birlikte savaşmak için ahitleşti. Böylece Hicrî I. yüzyılın sonlarında bu şehrin, Ehl-i Beyt velayeti üzerine temeli atılmış oldu. Neticede bu şehir, Emevî saltanatına karşı yenilmez bir kale hâline gelerek Alevîlerin ve talebelerin önemli bir merkezi oldu. Bu yüzden olacak ki İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Bizim bir haremimiz var, o da Kum’dur.”[4] “Kum şehri mukaddestir. Oranın halkı bizden biz de onlardanız.”[5] “Eğer Kumlular olmasaydı din yok olurdu.”[6] “Ahir zamanda fitne yayılırsa Kum’a sığının.”[7] Yedinci İmam da (a.s) Kum’u Ehl-i Beyt’in konaklama yeri olarak tanıtmaktadır.[8] II. yüzyılın başlarında Kum, İran halkının dini öğretiler merkezi durumuna geldi. Memun, şeytani düşünceleriyle İmam Rıza’yı (a.s) Tus’a gelmeye mecbur edince İmam'ın ailesi onu görmek için Medine’den İran’a hicret etmelerine izin vermesini istediler. İmam’ın olumlu cevabından sonra Hz. Mâsume, ailesinden bir toplulukla ağabeyini görmek için Tus’a hareket etti. Sâve’ye ulaşınca muhtemelen Memun’un gönderdiği bir zehirle zehirletilerek Horasan’a gitmeleri engellendi. Hz. Mâsume, Kum halkının Şia olduğunu ve bu konuda Resulullah’tan nakledilen rivayeti bildiği için halkın davetiyle bu azametli şehre gelerek Musa b. Hazrec’in evine yerleşti. Hâcetler kapısının kızı Fatıma Mâsume’nin varlığıyla bu şehrin çehresi mukaddesleşti ve gitgide manevî bir havaya büründü. Kum’un dinî, kültürel, iktisadî ve sosyal durumu dikkat çekici bir şekilde değişti.

  • details
    • Muhammed Muhammedî İştihardî
  • reviews