Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin Siyasi Düşüncesinde Hakikat ve Maslahatın Yeri

Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin Siyasi Düşüncesinde Hakikat ve Maslahatın Yeri

Siyasi Ahlak ya da Siyasette Ahlakın Yeri Çok eskiden beri siyasette ahlak ve insani değerlerin yerinin olup olmadığı konusu tartışala-gelmiştir. Başka bir tabirle idarecilik ve yöneticilikte ahlaki ilkelere riayet etmek gerekli midir, yoksa ahlak sokak ve pazardaki sıradan insanlar için mi gereklidir ve siyaset sahnesinde yöneticileri ahlaki ilkelere riayete zorlayan bir gerekçe söz konusu değil […]

  • Mehdi Pişvai
Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin Siyasi Düşüncesinde Hakikat ve Maslahatın Yeri
Rate this post
about this book
  • overview

    Siyasi Ahlak ya da Siyasette Ahlakın Yeri Çok eskiden beri siyasette ahlak ve insani değerlerin yerinin olup olmadığı konusu tartışala-gelmiştir. Başka bir tabirle idarecilik ve yöneticilikte ahlaki ilkelere riayet etmek gerekli midir, yoksa ahlak sokak ve pazardaki sıradan insanlar için mi gereklidir ve siyaset sahnesinde yöneticileri ahlaki ilkelere riayete zorlayan bir gerekçe söz konusu değil midir? Bu konuda iki temel ekol ve görüş söz konudur: 1-    Makyavelist ekol 2-    Ahlak ve fazilet taraftarı siyasetçiler ekolü Makyavelizm taraftarları şöyle demektedirler: “Siyaset adamları için önemli olan tek şey kudret ve güçtür; şeref ve fazilet değil.” İkinci ekol taraftarları ise yöneticilerin ahlak, şeref ve fazilet ehli olması gerektiğini sa-vunmaktadırlar. Şimdi de sırasıyla bu iki ekol hakkında bir takım açıklamalar vermeye çalışacağız: Siyasi Makyavelist ekol Siyasi ekoller tarihinde Makyavelizm’in siyaset sahnesinden ahlaki değerleri tümüyle kaldırmayı amaçlayan bir ekol olduğunu ifade etmektedirler. Bu ekolü İtalyan siyasi filozo-fu, tarihçisi ve siyaset adamı olan Nikolodi Bernado Makyaveli adında birisi 16. yüzyılda tesis etmiştir. Ona göre yönetici insan sadece ülke ve devletin mimarı değil; ahlak, din, iktisat ve her şeyin mimarı durumundadır. Yönetici insan güce ulaşmak, kudretini artırmak ve korumak için zor, hile, aldatmaca, zulüm, cinayet ve benzeri bir çok kötülüklere de bulaşabilir. Güce ulaşmak ve gücünü korumak için yönetici insana hiç bir şey yasak değildir. Sadece büyük bir ustalık, zekilik ve kurnazlık gerektiği yerde bunu büyük bir gizlilik içinde yerine getirmeli ve beklediği sonuçları böylece elde etmeye çalışmalıdır. Makyaveli Şöyle diyor: “Ahlak, din ve diğer toplumsal düşünceler tümüyle yöneticinin güce ulaşması için bir vasıta konumundadır. Bunların siyaset, hükümet idaresi ve yönetici-likte hiç bir etkinliği olmamalıdır.” Hedef her türlü aracı meşru kılmaktadır Daha sonra gelen Marksistler de hiç çekinmeden hedefe ulaşmak için her türlü araçtan istifade edilebileceğini ve mücadelelerinde bu metottan bir ilke olarak faydalanılabileceğini ifade ettiler. Lenin ve diğer muhaliflerin Çar Rusyası ile mücadele ettiği ve Bolşevik partisinin faali-yetlerini yürütmek için daha fazla paraya ihtiyaç duyduğu 20. asrın ilk on yılında Lenin partinin gittikçe artan ihtiyaçlarını karşılamak ve silah almak için her türlü araçtan istifade edilebileceğini açıkça dile getirdi. Dolayısıyla silahlı soygun, banka soygunları ve benzeri bir çok hırsızlıklar partiye bağlı silahlı grupların sıradan, normal işlerinden sayılmaktaydı. Parti bu hırsızlık ve soygunları, “müsadere” (el koyma) olarak adlandırıyordu. Lenin bu tür davranışlara karşı çıkanların ahlaki tavsiyelerine asla önem vermiyor ve temsilcilerine bu işi sürdürmelerini emrediyordu. Lenin Bolşevikler teşkilatının sorumlularından birine açık bir şekilde şöyle demiştir: “Biz devrimimizi ahlaka feda edemeyiz. Ama ahlakı devrimimize rahat bir şekilde feda edebiliriz.”

  • details
    • Mehdi Pişvai
  • reviews