TAM İLMİHAL

TAM İLMİHAL

RAHMAN VE RAHİM ALLAH’IN ADIYLA Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Allah’ın salât ve selâmı yaratıkların en üstünü Hz. Muhammed (s.a.a) ve tertemiz Ehlibeyti’ne, lâneti ise kıyamete kadar onların bütün düşmanlarına olsun. TAKLİT HÜKÜMLERİ Hüküm 1- Müslüman’ın Usûl-i Din (dinin temel inançları) hususundaki inancı basiret ve delile dayalı olmalıdır. Dinin temel inançlarında taklit edemez. Yani temel […]

  • SEYİT ALİ HÜSEYNİ SİSTANİ
Rate this post
about this book
  • overview

    RAHMAN VE RAHİM ALLAH'IN ADIYLA Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Allah'ın salât ve selâmı yaratıkların en üstünü Hz. Muhammed (s.a.a) ve tertemiz Ehlibeyti'ne, lâneti ise kıyamete kadar onların bütün düşmanlarına olsun. TAKLİT HÜKÜMLERİ Hüküm 1- Müslüman’ın Usûl-i Din (dinin temel inançları) hususundaki inancı basiret ve delile dayalı olmalıdır. Dinin temel inançlarında taklit edemez. Yani temel inançlarda başka birinin sözünü, o söylediği için kabul edemez. Ama bir kimsenin Hak İslami inançlara yakini olur ve bunu da açıkça söylerse, bu inanç basiretle olmasa bile, o şahıs Müslüman ve mümin sayılır. Bütün İslam ve iman hükümleri de onun hakkında geçerlidir. Ancak dinin zarurî [=Müslümanların hepsinin kabullendiği tartışma götürmeyen kesin] hükümleri dışında ya müçtehit olup hükümleri delillerden çıkarabilmeli ya bir müçtehidi taklit etmeli; yani onun emirlerine göre hareket etmeli ya da üzerine düşen görevini yerine getirdiğinden emin olabilecek bir şekilde ihtiyat yoluyla amel etmelidir. Örneğin müçtehitlerden bazılarının görüşüne göre haram, bazılarının görüşüne göre de haram olmayan bir ameli yapmamalı ve yine bazılarına göre farz ve bazılarına göre müstehap bilinen bir ameli de yapmalıdır. Böylece müçtehit olmayan ve ihtiyata uyamayan kimselerin bir müçtehidi taklit etmeleri gerekir. 2- Hükümlerde taklit etmek; bir müçtehidin fetvalarına göre amel etmek demektir. Taklit edilecek müçtehit erkek, bulûğ çağına ermiş, akıllı, Şia-i İsna Aşeriyye (=İmamiyye Şiası), helâlzade, yaşayan ve adil olmalıdır. Adil ise; üzerine farz olan farizeleri yerine getirip, ona haram olan şeylerden sakınan kimsedir. İnsanın görünüşte adil olması bunun belirtisidir; öyle ki onunla aynı yerde yaşayan halktan, komşularından veya onunla ilişkili olan kimselerden onu sorduklarında, iyi bir insan olduğunu tasdik ederler. İhtiyaç duyulan meselelerde müçtehitler arasında görüş farklılığı olduğu bilindiği taktirde, insanın taklit ettiği müctehit a'lem olmalıdır. Yani Allah'ın hükümlerini anlamada kendi zamanının müctehitlerinin hepsinden daha bilgili olmalıdır. 3- Müçtehit ve müçtehitler arasında en bilgili olanını üç yolla tanımak mümkündür: a) İnsanın kendisinin bu hususta kesin bilgi edinmesi; meselâ, kendisi ilim ehlinden olup müçtehidi ve müçtehitler arasında en bilgili olanı tanıma gücüne sahip birisi olması gibi. b) Müçtehidi ve müçtehitler arasında en bilgili olanını tanıma gücüne sahip iki adil ve âlim şahıs, bir kimsenin müçtehit veya müçtehitler arasında en bilgili olduğunu tasdik etmeleri ki, bu da diğer iki adil âlimin onların sözlerine karşı çıkmaması şartıyla olur. Hatta daha güçlü görüşe göre, bir kimsenin müctehit ve a'lem oluşu, insanın güveni olan bir tek kişinin sözüyle de ispatlanır. c) Müçtehit ve müçtehitler arasında en bilgili olanını tanıyabilecek güçte olan ve sözleri insana güven veren bir grup ilim ehlinin [=ulemanın] bir kimsenin müçtehit veya müçtehitler arasında en bilgili olduğunu tasdik etmesiyle.

  • details
    • SEYİT ALİ HÜSEYNİ SİSTANİ
  • reviews